İçeriğe geç

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 23 · 4 dk okuma

Peşimdeki Tehlike // FanFiction

Bölüm 23

23🩹Travma

NOT: Lütfen önce şarkıyı izleyip dinleyin.☺️

🩹2 Gün Sonra...🩹

Kayıt Stüdyosu

Ellerim titriyor.

Ellerimin arasına aldığım o kulaklık zangır zangır titriyor ve ben onu bir türlü kulaklarıma götürüp takamıyorum.

Olmuyor...

Felix benim bu hâlimi görünce kaşlarını çattı ve kendi kulağına taktığı büyük kulaklıkları çıkararak boynuna astı.

"Mi Yeon-ah? İyi misin?" diye sordu.

Cevap veremedim. İyi olmaya çalışacaktım ama gerçekten bu göründüğü gibi değildi. Çok zordu, çok...

"İyi olacağım, merak etme Felix," dedim ve ellerimin arasında bulunan kulaklığı başımdan geçirerek kulaklarıma yerleştirdim.

Ona dönerek buruk bir tebessüm gönderdim. Tatmin olmasa da aynı şeyi yapıp kulaklığı yeniden kulaklarına götürdü.

Önümüzde duran şarkı sözlerine bir kere daha baktık.

Şimdi stüdyodaydık ve Felix ile beraber içeri girmiştik.

Karşımızdaki boydan boya camın arkasında ise stüdyodaki personellerin yanı sıra tüm Stray Kids üyeleri, menajerleri ve JYP'nin kurucusu vardı.

Hepsi de kollarını birbirine bağlamış, merakla bizi seyrediyordu.

Biz ise bize gönderilecek en ufak bir işareti beklemekteydik.

Sonunda o işaret geldi.

İşaret gelir gelmez derin bir nefes alıp verdim ve gözlerimi kapatarak şarkımızın girişini yaptım.

İşte şimdi... Dünyadan soyutlanmıştım.

Sadece ben ve kulaklarıma dolan kendi sesim vardı.

Yıllar önce şarkı söylerken hissettiğim o huzur, o neşe, o güzel duygular daha giriş yapar yapmaz ele geçirdi bütün bedenimi.

Kendimi her ne kadar uzaklaştırmaya çalışsam da şarkı söylemek gerçekten beni en mutlu eden şeydi.

Yıllarca bir pişmanlık ve o kötü anılar beni kovalamış, ben ise mutluluğumdan kaçmıştım.

Kendi kısmım bittiğinde durdum. Gözlerimi açmadan bu sefer de Felix'in sesine kulak verdim. 'Anı yaşa' dedikleri şeyi yaparak anı yaşamaya çalışıyordum.

Kulaklarımı dört açtım ve Felix'i o eşsiz deep sesiyle beraber takip ettim. Birkaç dakika sonra ona eşlik edeceğim kısım gelir gelmez araya girerek devam ettim. Şimdi ikimizin sesi de bütünleşmiş şekildeydi.

Şarkımıza son noktayı koyduğum esnada kapalı olan gözlerimin önüne bazı sahneler hücum etti.

Annemin güzel yanağından süzülen bir gözyaşı.

Babamın hayal kırıklığıyla, dolu dolu bakan mahzun gözleri.

Kardeşimin burnundan solurken aynı zamanda gözlerinin içinde gördüğüm duygusal ifade.

Sonra paramparça bir araba.

Cam kırıkları... Arabamızın parçaları...

Kan... Ailemin kanı...

Benim çığlıklarım, çırpınışlarım.

Sonra yangın...

Ve yine... Ve yine benim acıyla yıkılışlarım.

Buna, bu görüntülere daha fazla dayanamayarak ellerimi kulağımda bulunan kulaklığın da üzerine kapattım.

Bu kulaklık... Müzik... Her şey bu yüzden oldu! Her şey ama her şeyin sebebi müzik!

Bir süre sonra kulaklığı kendime hâkim olamayarak bir çırpıda çıkardım ve bir köşeye fırlattım.

Gözlerimi açtığımda ancak o zaman fark edebildim gerçekten ağladığımı.

Yanaklarımdan aşağı hıphızlı yol alarak süzülen gözyaşları hiç durmaksızın akmaya devam ediyordu.

Başlarda sadece ellerimde olan titreme şimdi resmen tüm vücudumdaydı.

Bu işkenceye daha fazla dayanamayacaktım.

Bu ortamda daha fazla duramayacaktım!

"Mi Yeon-ah?! Ne oldu?! İyi misin Mi Yeon-ah?!"

Felix'in endişeyle çıkan sesini işitsem de buna aldırış etmeden beni giderek bunaltan ve artık nefesimi kesen o boğucu ortamdan koşarak uzaklaştım.

Kapıyı açtım ve hiç durmadan koşmaya devam ettim.

Arkamdan seslenenleri yine dinlemiyordum tabii.

Koştum.

Aklıma düşen tek düşünceyle sadece koştum. İleride asansör vardı. Kapıları da açıktı. Kapanmadan önce koşarak yetiştim ve asansöre bindim. En üst kata bastım.

Evet, bitsin artık bu işkence. Hem... Hem artık beni engelleyebilecek bir psikopat da yok nasıl olsa?

Nefes nefese soluklanırken aynı zamanda sesli sesli ağlıyordum. Asansöre sırtımı yaslayıp yere doğru kaydım ve dizlerimi kendime doğru çektim. Başımı ellerimin arasına alıp ağlamaya devam ettim.

Çok zorlanıyordum.

Ama şu an o zorluğu, çektiğim o acıyı nasıl anlatabilirim, nasıl kelimelere dökebilirim bilemiyordum.

Aklıma düşen anılarla acılar yeniden nüfuz etti. O olaylar yaşandığı zaman nasıl acı çekiyorsam şimdi de resmen aynı acıları tekrardan çekiyordum.

Asansörden geldiğimize dair bir ses çıkınca ağır ağır kalktım. Başım dönüyordu. Arkamdaki cama tutunarak destek aldım. Sarsak adımlarla bir sarhoş gibi ilerledim ve asansörden dışarı adım attım.

Çıkar çıkmaz yüzüme doğru esen sert rüzgârla bir an ürperdim.

Uyuşan vücudum ve yanan gözlerim bu rüzgarı hissedince hiç iyi olmadı. Gözlerimden zaten hiç durmaksızın yaş akıyordu lâkin rüzgarı hissettikçe sulanması daha bir artıyordu.

Saçlarım rüzgârın etkisiyle şiddetli bir şekilde arkama savrulup arada bir de ters yöne eserek yüzümü kapatıyordu.

Burnum, hissettiğim soluğun etkisiyle akıyordu ama umurumda bile değildi.

Üzerimde aniden koşarak fırladığım için bu soğuk kış gününün ayazında hiçbir şey yoktu. Tek bir kazakla duruyordum. Vücudumda hissettiğim ürperme giderek yayılıyor ve dişlerimi bile takır takır birbirine değdiriyordu.

Nasıl olsa...

Bitecekti az sonra.

Sadece bu üşüme değil; tüm acılarım, tüm hayatım son bulacaktı.

İlerlemeye devam ettim çıktığım teras katında. Çıktığım bu katta en uca kadar ilerleyerek ellerimden destek alarak biraz yüksekliği bulunan çıkıntının üzerine çıktım.

Dengemi sağlayarak tam ayakta durdum. Gözlerimle hafif altımda kalan şehre baktım.

O kadar yüksekteydim ki, aşağı bakınca midemin bulanması ve başımın dönmesine engel olamadım.

Her ne kadar bu işi çok istesem de bir yandan deli gibi korkuyordum. Çok canım yanar mıydı? Çok uzun sürer miydi yere düşüşüm? Ya düştüğüm zaman anında ölmez ve acı çekmeye devam edersem? Ama... Ama bu yükseklikten atlayıp da ölmemek mümkün olmazdı her hâlde?

Ahh! Bir insanın canına son vermesi gerçekten kolay değilmiş.

"Mi Yeon-ah!"

Duyduğum ses üzerine başımı hafif yana çevirdiğimde bana doğru koşan bir adet Seungmin ile karşılaştım. Nefes nefese kalmış ve gözlerini dehşet içerisinde irileştirebildiği kadar irileştirmişti.

...

Bölüm sonu

1 yorum

  • Her cümlede nasıl?! Hayır! Diye diye okudum ayyy

    1Yanıt