Bütün üyeler tam teçhizat oturma odasındaki koltuklara kurulur kurulmaz ayağa kalktım ve mutfağa gitmek istedim.
Sonuçta özel bir konu olmalıydı. Her şeyi duymamam gerekiyordu.
"Sorun değil kızım, oturabilirsin."
Menajer böyle söyleyince ben de kalktığım gibi ağır ağır yeniden oturdum. Aslında omzumun sızısı için ağrı kesicimi içsem iyi olacaktı ama şu an merakım acıma ağır basıyordu.
Ben oturduktan sonra menajer gözlerini üzerimden çekti. Ardından Stray Kids üyelerine, özellikle de Felix'e dönerek konuşmaya başladı.
"Müdür 3 gün içerisinde parçanı hazır etmeni istedi Felix."
Felix o kadar merak ettiği konunun bu olduğunu duyunca rahatlamış gibi bir tepki verdi ve sırıtarak tebessüm etti.
"Ya bu muydu menajerim? Hazır zaten. Sadece kayıt stüdyosunda kayıt yapacağız," dedi.
Ama menajer yutkundu. Derin bir nefes alıp verdi. Galiba söyleyeceği şey bu değildi. Çünkü daha çok... Nasıl desem? Nasıl söyleyeceğini bilemez gibi bir hâli vardı.
Bir süre sonra dudaklarını yalayarak sıkıntılı bir sesle yeniden söze girdi. Tam da tahmin ettiğim gibiydi.
"Sadece bu değil Felix."
Gözlemlerim bir kere daha doğru çıkıyordu. Felix kaşlarını çattı bu sözlerden sonra.
"Ne o zaman?" diye yeniden sordu.
Menajer parmaklarıyla oynamaya başladı. Gözlerini Felix'ten kaçırarak yere bakarken hızla, bir çırpıda söyleyiverdi.
"Kısa kesecek olursam düet yapacağın kişi sözleşmeyi fes ederek caydı ama bu animenin müziği için düet şart. Bizden istenen bu yönde."
Felix'in yüzündeki tebessüm anında soldu. Ben de yüzümü ekşitmekten alıkoyamadım kendimi.
Felix, sıkıntıyla ayağa kalktı.
"İnanmıyorum," dedi şaşkınlıkla. Ardından sinirle sözlerine devam ederek sesini yükseltti. Aynı zamanda bir çare de bulmaya çalışıyordu.
"Bu güne kadar durup durup da neden şimdi cayıyor?! Tek başıma yapayım o zaman?"
Menajer bir kere daha hızlıca herkesi şoke eden sözler söyledi.
"Kız yazdığın şarkının sözlerini internete düşürdü."
"Ne?! Benim sözlerimi?! Nasıl?!"
"Dava açtık merak etme ama senin 3 gün içerisinde hem animeye uygun bir söz yazman hem düet yapacak birini bulman hem de bir an önce stüdyoda kayıt yaptırman gerek."
"Bunu yapmam imkânsız."
"Ben de öyle söyledim ama müdür hiçbir bahane dinlemek istemediğini söyledi. 3 güne hazır olmasını da üstüne basa basa ekledi."
"Olamaz. Ben... Ben ne yapacağım şimdi? Sözleri bir şekilde beraber yazsak sözlere uygun bir beste de gerekecek. Of! Ne yapacağım cidden?"
Derin derin düşünmeye başladı. Herkes susmuş Felix için bir şeyler düşünmeye çalışıyordu ama bir türlü bu işin içinden çıkamıyorlardı.
Ben... Çok istiyorum aslında. Ona yardım edebilmek ve sıkıntısından kurtarabilmek de elimde sayılır.
Ancak...
Hayır, bunu yapamam! Bir daha bunu yapabileceğimi zannetmiyorum.
Bu işe karışmamalıyım.
Ama Felix'in dolan gözlerinin içine baktıkça bir yandan da vicdanımın sızlamasına engel olamıyorum.
Onu kurtarabilirim bu derdinden.
Hem... Bana yaptıkları iyiliklerin karşılığını da böylelikle ödeyebilirdim belki.
Ahh, hayır! Bilmiyorum! Bilmiyorum! Ben gerçekten şu an ne yapacağımı bilmiyorum!
Kafamda tonlarca düşünce var. En kötüsü bu düşüncelerin içinden çıkamamak ve kararsız kalmak.
Ahh!
Pekâlâ! Şöyle yapalım o zaman. Kendimi bu olaya dâhil etmeyeyim.
Evet, bir dakika! Bu sorunu çözeceğim.
Ayağa dikkatli bir şekilde kalktım ve birkaç adım atarak ilerledim. Jeongin merak içerisinde, "Nereye noona?"diye sorduğunda ona tebessüm ederek cevap verdim.
"Geliyorum hemen."
Daha sonra merdivenleri çıkmaya başladım. Merdivenleri çıktıktan sonra karşıma çıkan koridorun en sonuna giderek sağ taraftaki odanın kapısını açtım.
Burası benim için ayrılan odaydı. İçeri girdiğimde gözlerim hemen hazırladığım bavulu buldu.
Yanına gittim.
Yerdeki bavulun başına iki dizimi de yere dayayarak eğildim.
Fermuarını açtım.
İçine doldurduğum birkaç ufak tefek kıyafeti çıkarıp yerdeki halının üzerine koyarken kıyafetlerin en altına koyduğum kilitli defterimi elime aldım.
Aslında kilidiyle vs. daha çok bir günlüğü andırıyordu ama defterdi işte. Zaten boyutu bile bir günlüğe oranla yeterince büyüktü.
Elime aldım kilitli defterimi. Bu kilidi en son birkaç sene önce kilitlemiş ve o günden sonra bir daha hiç açıp dokunmamıştım.
Daha doğrusu... Bunu yapmaya bir türlü cesaret edememiştim.
Şimdi onu açabilecek olmak dahi garip hissettiriyordu.
Garip... Ama en büyük korkularımdan biri bu defter olmasına rağmen, kilidini birkaç sene evvel o kötü olaylardan sonra kilitlesem ve bir daha hiç açmasam dahi hâlâ küçük anahtarını boynumda taşıyordum.
Elimi boynuma attım.
Parmaklarım küçük anahtarı hissetti. Onu tuttuğum gibi başımdan geçirerek boynumdan çıkardım. Ardından elimin titremesini dahi umursamadan defterin kilidine yaklaştırdım.
Ah, hayır!
Yine oluyor aynı şeyler işte. Yine nüfuz ediyor beynime o kötü anılar.
Omzum dayanıyor lâkin kalbim bu acıya daha fazla dayanamayacak.
Sanırım yapamayacağım.
Elim bir müddet daha havada öylece kalakaldı.
Her ne kadar yapamayacağım desem de bir yanım gerçekten bunu yapmayı çok istiyordu.
Sakin olmalıydım.
Sonuçta ben değil, bu defterden faydalanacak olan Felix olacaktı. Bana yaptıkları iyiliklere karşılık bu az bile kalırdı. Cesaretimi toplamalı ve artık bu korkumu da yenmeliydim.
Gözlerimdeki yaşları sol elimin tersiyle sildikten sonra gözümün önündeki bulanık perde kalktı.
Anlık bir cesaretle parmaklarımın arasındaki küçük anahtarı deliğine soktum ve defterimin kilidine yerleştirdim. Sağa doğru çevirdiğimde ufak bir 'tık' sesi işittim.
Açıldı.
Müzik defterim...
Bir zamanlar en heyecanlı ya da en üzgün zamanlarımda açarak içimdeki her şeyi notalara ve sözlere döktüğüm biricik defterim...
Hayatımın geri kalanını kâbusa döndüren o olaya ve olaylara neden olan defter...
...
