Not: Bu bölüm önemli atlamayarak okuyunuz katile yüzleşme bölümü gibi düşünün . Bölüm sonunda katile tanışacağız.
Şimdiki zaman Akel
Bir kadın, bir adam ve kötü olan vardı. Ben burada kötü olandım. Geçmişim, şimdim ve geleceğim bunla şekillenmişti. Ben hiçbir zaman sevilen olmayacaktım. Akay ne kadar kötü birisi olsa da kazanan oydu her zaman kazanan o olmuştu ve beni zalim yapan şey de buydu. Bu hayata zalimler kazanırdı, bana her şey bunu öğretmişti. O benim kardeşimle çıkarken, ben her geçen saniye onu istiyordum. Başlarda bunun bir elde etmeme oyunu olduğunu sandım, ama öyle olmamıştı. O kadını ilk defa öpmüştüm, biraz olsun sakinleşmesi gereken arzularım daha da tepetaklak olmuştu. Artık o kadını düşünmek günlük rutinim haline gelmişti. Gözlerimi yeniden kapadım, Hare'yi öptüğümü düşündüm. Dudaklarının her köşesini bana ait kılıyordum, sonra yavaşça siyah geceliğinin askısını indirip bütün bedeninin benim olduğunu düşündüm. Onu yatağa yatırıp üzerine çıktım. Bedenini tamamen kendime hissettirdim, sonra yavaşça bacaklarını okşadım. Ha siktir! Kadın asla aklımdan çıkmıyordu, o kesinlikle benim olmalıydı.
Akay'ın annesi için bende şüpheli durumdaydım. Kim isterdi ki kocasının akıl hastanesini boylayan metresinin oğlunu. Bu işin en garip yanıysa babamın iki çocuğuna da benzer isim koymasıydı. Akay ve ben babaları ortak olan anneleriyse farklı olan iki kardeştik ama ben hiçbir zaman onu kardeşim olarak görmemiştim. Onu benim yasamam gereken hayatı yaşayan bir piç kurusu olarak görüyordum. Annesi yanındaydı,babası yanındaydı. Tıp fakültesi 2. sınıf öğrencisiydi, annesi her zaman üzerine düşerdi babamlaysada hergün tartışmalarına rağmen onu çok severdi bense bu evde kalan bir sığıntı gibiydim. O kadına kocasının metresinin oğlunun kendisiyle yaşaması zaten ona ağır geliyordu. Şimdiyse benim onlarla kalmamam için güzel bir sebep bulmuştu. Babamın aklına Akay'ı benim öldürme ihtimalimi sokarak beni bu evden atmaya çalışıyordu annemin onun yüzünden akıl hastanesinde kalması yetmiyormuş gibi şimdiyse benimle uğraşıyordu. Anneme ne acılar çektirdiyse benim nur yüzlüm o siktiğimin hastanesinden çıkamıyordu. Sırf annesi yüzünden Akay'ı defalarca öldürmek istemiştim çünkü o benim gibi zor bir hayata sahip değildi o benim yaşamam gereken hayatı yaşayandı onu öldürme bu fırsatı defalarca yakalamama rağmen ona zarar vermemiştim. Annemi yakın zamanda yeniden ziyarete gitmeye ihtiyacım vardı. Beni iyi bir duruma getiren sadece iki yüz vardı. Birisi annemdi diğeriyse oydu. Odamın kapısı açıldığında annemin fotoğrafını yastığımın altına koydum, babamın içeriye girişiyle bakışlarımı ona sabitledim.
Evimden defol demesini bekliyordum ama o beni şaşırtacak bir şey yaparak ayak ucuma oturdu .
"Akel oğlum." diye mırıldandığında gözümden bir damla yaş süzüldü. "Sen Alara'nın kusuruna bakma bilirsin o çenesini tutmakta pek iyi değildir." Vicdanının rahatlatmak için Şefkatli babayı oynuyordu.
Madem onun için değerliydim, o zaman neden annem ile yıllarca tek yaşamıştım. O yanımızda olsaydı annem o adamla evlenmezdi. Üvey babayla büyümüştüm. O zamanda gelip karşıma çıkmamıştı. Üvey babam annemle beni darp ederken kimse durdurmamıştı. Hatta işleri ilerletip her gece beni taciz etmeye çalışırdı.
Yaşıtlarımın çoğunun yaşadığı zorluklardan daha beterini yaşamıştım. Her gece o evdeyken azap çığlıkları atardım. Öz babamsa bunu hiç hissetmeyip mutlu ailesiyle zaman geçirirdi. Üvey babamsa pislik kelimesine yakışan biriydi. Hâlâ onun o pis ellerini bedenimde hissediyordum. bunu en yakın arkadaşım Ares dışında hiç kimseyle paylaşmamıştım. Neden o kadar kişi içinden ben?
Kendime hep bu soruyu sorardım. Annem başlarda bana inanmamıştı. Ona bunu kanıtladığımda ise yaşananları kaldıramamıştı. Sonra o kadın geldi. annemle görüşmeye bir süre sonraysa her ne olduysa annem akıl hastanesine düşmüştü. Annemin akıl hastanesinde olma sebebi bendim.
Babama ulaşmaya çalışan ve o kadına ulaşan bendim annem o geldikten sonra hasta olmadığı halde orada benim yüzümden kaldı daha sonrasındaysa gerçekten aklını yitirdi. İki buçuk sene boyunca o yok iken ben çocuk yurdunda kalmıştım. Defalarca koruyucu aile değiştirmiştim. Her defasında beni geri postalamışlardı. Onlarda da suç yoktu.
sorunlu olan bendim mutlu bir çocuk gördüğümde onu mutsuz etmek için çaba gösterirdim.
Onların çocuklarıyla iyi anlaşmak yerine hep sorun çıkarmıştım. Ben eksiktim onlarında eksilmesini isterdim. 17 yaşımdayken de gerçek babam gelmişti ama benim için çok geçti. Sorunlu bir zorbaya dönüşmüştüm. Beni oradan alıp kurtardığını sanıyordu ama parçalandığımı görmüyordu. Babam beni eve getirdiğinde eşi beni sevmiyordu.
Kendi oğlu benden daha sorunlu olmasına rağmen evde en sorunluyu ben olarak görmüştü. Hatta Akay'ı bozanın bile ben olduğunu söylüyordu. Tam tersiydi, zaten bozuk olan beni Akay daha da bozuk hale getiriyordu. sonuç olarak babam iki çocuğuna da babalık yapamamıştı.
" Sürekli kusura bakma demekten vazgeçsen, sonuçta o da haklı. Kim ister ki kocasının metresinin oğlunu?" Diye mırıldandım.
"Akel, kendinle ilgili öyle konuşmaktan vazgeç. Sen benim oğlumsun, o da bunu kabullenecek." dedi kendinden emin bir tonla. İşte buna kıçımla gülebilirdim. "Ağladın mı sen, Akel?" diye sorduğunda, bakışlarımı küçük bir çocuk gibi yere diktim.
"Birazcık, ama tabi senin umurunda değildir bu."
Yüzü düştü. "Akel, sen benim oğlumsun. Bir oğlumu kaybettim ama seni kaybetmeyeceğim." gözleri doldu. "Biraz geç anladım ama olsun. Aşık olduğun bana bahsettiğin kadın Hareydi." Dedi. Daha yeni fark etmiş olmasına şaşırmamıştım, o her şeyi geç anlardı. Bakışlarımı ona diktim ve nefesimi dışarı üfledim.
""O beni sevmiyor." Gözlerim dolmaya başladı. "Bu yüzden bu konuyu konuşmamıza gerek yok." dedim. Babam elini destek olurcasına elimin üzerine koyup canımı yakanı söyledi.
"Onun seni sevmemesi aslında daha iyi sonuçta o kardeşinin sevgilisiydi..." Sözünü yarıda kestim bilerek canımı yakıyordu, benim üzülmem herkes gibi ona da zevk veriyordu. "Akel, o kız seni sevmiyor artık, bu sevdadan vazgeçmen senin için daha iyi. Bilseydim sevdiğin kızın o olduğunu sana hiç tavsiye vermezdim. Bu aşk acısı aslında benim de suçum." dedi. Boğazım düğümlenmişti. Biliyordum onun beni sevmediğini veya ölen kardeşimle çıktığını ama elimde değildi. Ondan hoşlanmak benim hesapladığım bir şey değildi, kalbim onu seçmişti.
"Canımı acıtma artık. "diye fısıldadığımda babam acıyan gözlerle bana baktı.
"Akel bak oğlum ben o kızın sana bakışlarını maçta gördüm. Akay bizi tanıştırırken gördüm oğlum o kız seni sevmiyor bunu bakışlarıyla bile belli ediyor ben bunları üzülmemen için söylüyorum Akel." Gözleri doluyordu. "Akel senin birisi tarafından sevilmeni yemin ederim ben de istiyorum oğlumun mutluluğunu görmek isterim ama seni mutlu edecek o kız değil bunu anla artık biliyorum bunları söylediğim için bana kızıyorsun ama oğlum bunları demek zorundayım."
Güçlükle yutkundum. "Ben onu çok seviyorum onun beni sevmesi için her şeyi yaparım baba ."
"Bu sevgi değil Akel bu sadece takıntı."
"Ben takıntılı değilim sadece onu seviyorum takıntılı olsaydım Akay gibi sürekli onu üzerdim ama ben onu hep mutlu etmek istiyorum mesela onunla aynı masada otururken saçmada olsa espriler yaparım çünkü onun gülüşünü görmek için mesela baba bana yeni yıl çekilişinde o çıktığında kitaplardan hiç anlamama rağmen onun seveceği tarzda kitapların listesini yapıp aralarından en güzellerini ona aldım bir tane değil set halinde kutuyla aldım baba ben sen beni anlamıyorsun çünkü hayatında hiç aşk acısı çekmedin."
"Bende anneni geçmişte çok sevmiştim ama olamadık seni en iyi ben anlarım."Dedi. Dudaklarımdan sinirden kıkırdama döküldü.
"Madem annemi sevdin o zaman neredeydin baba ? Biz acılar çekerken sen karının yatağında olmak dışında neredeydin ?"Hıçkırıklarım ağlamaya dönüşüyordu. "Dur karının yatağı ve oğlunla PlayStation oynamak dışında neredeydin ? "Dudaklarımdan aniden dökülenler onun gözlerinde kederin hakim olmasını sağlıyordu.
"Baba Akay'ı öldürmek için en çok sebebi olan benim ama bunu ben yapmadım ben sadece onun sevgilisine aşık oldum." Babam yüzümü avucunun içine aldığında bıkkınlıkla ofladım. "Vicdanının rahatlatmak için beni umursuyormuş gibi yapma beni umursasaydın hep yanımda olurdun yaşarken ölü gibi yıllarca davranmazdın." konuşmaya devam ettim.
"Akel sen benim yemin ederim umurumdasın geçmişten dolayı çok pişmanım her şeyi telafi etmek istiyorum." Dedi. Neredeyse yeniden gülecektim madem umurundaydım o zaman neden bana siktiğimin hayatını yaşatmıştı. O her konuştuğunda tepem atıyordu .'' O zaman neden Akay onu severken bir numaralı destekçiydin asla aşkından vazgeçme diyordun madem bende senin umurundayım o zaman neden Hare'ye olan sevgimde bana destek olmuyorsun."
"Aynı şey değil ."Diye mırıldandı." Hare ve Akay birbirlerini çok seviyorlardı karşı çıkamazdım karşılıklı bir aşktı onlarınki."
Kaskatı kesildim kendimi çok değersiz hissediyordum. "Beni hiç kimse sevmiyor ben o zaman kiminle mutlu olacağım annem bile yanımda değil baba beni hiç kimse sevmiyor herkes benden nefret ediyor." Göz pınarlarımdan akan yaşlar yanaklarımı sırılsıklam etmişti gözlerimin şu an kıpkırmızı olduğuna yemin bile edebilirdim." Baba ben hiç sevilmedim bıktım artık sevilmeyen olmaktan keşke Akay yerine ben ölseydim hem sende çok mutlu olurdun."
Derin bir soluk verdi. "Akel böyle bir şey beni mutlu etmezdi bana kalsa ikinizi de yaşatmak isterdi..."Sözünü kestim.
"Sen beni değil onu yaşatmak isterdin senin yıllarca yanında olduğun oğlun o."
Babam yeniden bıkkınca nefes verdi. "Akel ne düşünüyorsan düşün ben sana ne anlatsam boş seni seviyorum ama beynin bir türlü dediklerimi anlamıyor Akay ve sen benim için eşitsiniz ikiniz de benim oğlumsunuz ve ben ikinizi de kendi canımdan çok seviyorum."
"Sen beni anlayamazsın ki zaten karısının sözünden çıkamayan aciz bir adamsın." Dudaklarımdan aniden çıkanlar onu sinirlendirmişe benziyordu. "Kadın seni kukla gibi oynatıyor baba gerekirse ben de bir kukla olurum Hare'yi elde etmek için her şeyi yaparım o ne başkasının hakkı ne de toprağın altındaki Akay'ın bu sefer sevilen ben olacağım." Babam beni kendine çekerek sıkıca sarıldı .
"Bırak da gideyim."
"Nereye ?"diye sordu.
"Kendi evime."
"Akel sana orayı tutuğuma beni pişman etme evde kal artık ben oğlumu görmek istiyorum."
Tek kaşımı havaya kaldırdım. "Malum şahısın psikolojisi düzelene kadar ben yokum." dedim ve kapıya doğru ilerleyerek gürültülü bir şekilde çarparak çıktım. Rüzgar tenimle buluştuğunda twitter hesabıma girip yine bir tweet paylaştım Hare'nin de ana sayfasına düsecekti çünkü birbirimizde ekliydik.
Düşmanım olma bebeğim ,konum at 🤫 sana geleyim😋😋
Ares'ten anında yanıt geldi.
Arestow:Gitme konuma yanar buralar abiciğimmm🤭🤭
-Edepsizlik yapma Ares.😏
Arestow:Ben olgun severim ama tavuk gibi olmamalı 🤫
-Ben onu severim anladın😜
Ayazyumru:Ben de cola severim😅
İdilyarkınn:Benimkini sev sadece.
Ayaz Yumru:Ben mi?
Arestow:Yok o Akel'e diyor.😚😚🤑
İdil'in profiline girdim her zamnki gibi aynıydı cinselliğini kullanarak herkesi elde etmeye çalısıyordu Hare ile aralarindaki fark buydu işte Hare ne kadar iyiyse İdil o kadar iticiydi canlı yayınlar yapar iç çamaşırlarını çıkartıp para için show yapar sonra gelip bana benden hoşlandığını söylerdi.
İdilYarkınn:Kıyafetlerimi çıkar ve yatırımım ol.🤑🤑😜
İdilYarkınn:Bu yatak bu beden senle güzel.
İdil'in cinsel tweetlerini okuyup retweetlerine baktıktan sonra yükseldiğimi hisssettim garip bir şekilde Hare zihnimde iç çamaşırlarıyla canlanmaya başlamıştı. Onu tam şu an o kadar çok istedim ki nefesim kesiliyordu o kadını her şeyden çok istiyordum o benim olmalıydı. Telefonumun ekranında bir bildirim belirdiğinde mesajın tanımadığım bir numaradan geldiğini gördüm.
"Azrail senin için gelecek" Mesajı yeniden okuduğumda gülüp geçtim bu kişi her kimse sadece benimle kafa buluyor olmalıydı. Telefonumuda aniden Akay çağrısı belirdiğinde soktuğumun çağrısını açtım. "Her şeyi biliyorum." Gür ve kalın sesi duyduğumda küçük bir kahkaha attım.
"Neyi biliyorsun bay psikopat?"
"Akay öldüğünde evde değildin bunu ikimizde iyi biliyoruz." diye fısıldadı. "Oradaydın Akel."
"Ne sikim saçmalıyorsun?"
O gün kafayı bulduğunda olan her şeyi hatırlamıyor gibi yapmaktan vazgeç" Bir şeye vuruyormuscasına bir ses geldi. "Her şeyi hatırlıyorsun senin gibiler bunu unutmaz ve Hare'de her şeyi hatırlayacak." Neyden bahsettiğini bilmiyordum. Hare neyi hatırlayacaktı ben olay yerinde bile değildik sadece yakınlarında uyanmıştım. Akay'ı öldürmek için oraya gidecektim yakalanırsam eğer de kafamın yerinde olmadığı bahanesiyle cezam azaltılırdı düşüncesiyle otele gitmiştim ama içeriye girmeyip geri dönmüştüm uyandığımda ise otelin yakınlarındaki çamlıkta gözlerimi açmıştım.
"Korkma benden tavşancık bu cümle sana bir şey hatırlatıyor mu?" diye sordu üstüne basa basa.