İçeriğe geç

Perdenin Arkasında Kalanlar

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Perdenin Arkasında Kalanlar

Bölüm 3

2. Bölüm "Birçok kalp içinde tek kalandım"

Nisa Aydın'ın anlatımı

Daha önce hiç birinden hoşlanmamış, hiç sevgilisi olmamış birisiyim. Bana kalırsa bu yılda da bir ilişki içine girmeyi düşünmüyorum. Hem benimle kim sevgili olmak isterdi ki? Alışmıştım zaten kimsenin beni istememesini

Asıl ben onları istemiyordum be!

Okulun bahçesinde sevgilileri gördüğümde aklımdan geçen düşünceler bunlardı. Düşüncelerimden kaçarken Batuhan'ı gördüm. Hemen yanına giderek elimi omuzuna attım. Evlerimiz birbirine yakın olduğu için beraber eve gitmemizde bir sakınca yoktu. Hatta bizim sınıftaki birisi parti organize etmişti. Eğer annem Batuhan ile gitmemize izin verirse beraber gideceğiz. Hem onunda kafası dağılırdı. Beraber yürürken kafamı ona doğru çevirerek "Bugün akşam parti var. Gidecek misin? Gideceksen beraber gidelim mi?" dedim.

Batuhan biraz düşündükten sonra "Benim gitmem iyi olmayacak. Yine dayak yerim büyük ihtimalle. Biliyor musun Nisa? Artık hiçbir şeye hevesim kalmadı. Ne okumaya ne de yaşamaya." deyince onun yardıma ihtiyacı olduğunu anladım.

"Sen gitmezsen bende gitmem. Lütfen beraber gidelim. Benim senden başka kimsem yok ki?" diyerek ona sarıldım. Yüzüne küçük bir tebessüm kondurarak "Tamam ama sırf benim olduğum karanlığa seni de çekmemek için yanında geliyorum." deyince çok sevindim ve Batuhan dan ayrıldım.

Benim evimin önüne gelince Batuhan'a el sallayıp içeri girdim. Evde ses soluk yoktu. Salona girerek etrafa baktım. Babam koltukta uyuyordu. Annem de kardeşimle mutfakta bilmediğim bir konu hakkında konuşuyorlardı. Zaten konuların hiçbiri beni ilgilendirmediği içi bu konuyu da umursamadım. Mutfağa girdim ve "Anne sınıftan arkadaşlarla kütüphane de ders çalışacağız. Gidebilir miyim?" dedim tatlı olduğunu düşündüğüm bir ses tonuyla. O ise umursamaz bir şekilde "Ne yaparsan yap ama on birde evde ol." dedi.

Hemen odama gidip hızlıca üstüme bir şeyler giydim ve telefonu elime aldım. Batuhan dan bir mesaj gelmişti.

'Evin önünde seni bekliyorum.'

Mesajı okuyup koşarak dışarıya çıktım. Karşımdaki Batuya hayranlıkla baka kaldım. Aşırı yakışıklı olmuştu. "Batu çok yakışıklı olmuşsun, şuan sana hayran kaldım." deyince 'ne sandın' der gibi baktı bana.

Yolda yürürken aklıma gelen ve canımı çektiren fikri hemen Batuya anlattım. "Batu, dondurma alalım mı?" Bana cevap vermeden yanımızdaki markete girdi ve iki dondurma alıp yanıma geldi. En sevdiğim vişneli dondurmayı bana uzatırken mahcup bir şekilde konuşarak dondurmayı elinden aldım.

"Ben ödeseydim keşke."

Bana cevap vermeden yürümeye başladı. Benimle aynı olan dondurmayı yerken bende daha fazla dayanamayıp dondurmayı yemeye başladım. Sessiz geçe bir yolun ardından partinin olacağı yere gelmiştik. Sakin adımlarla içeri girerken yoğun müzik sesini ve boğukta olsa insanların sesleri duyuluyordu.

Evin arka bahçesine geçtiğimizde boş bir masaya geçtik ve eğlenen insanları izlemeye başladık. İki katlı bir evdi, bahçedeki herkes çalan şarkıya eşlik ediyordu. evin içinde de içecek ikramında bulunuyorlardı. Çoğunlukla alkol olduğu için içecek almayıp direkt arka bahçeye geçmiştik. Yanımda yavaş hareketlerle dans eden bedene baktığımda içimden ona bir sürü teşekkür mırıldandım. Yine yanımdaydı, hep yanımdaydı.

Yazar Anlatımı

Hatalar yapılırdı, birçok insan hata yapardı ama önemli olan o hatalardan ders çıkarabilmekti. Kardelen dört yıl önce bir hata yapmıştı, hiç olmaması gereken bir yerde ve hiç olmaması gereken bir zamanda bulunmuş geleceğini mahvedecek o adımı o sokağa girerek atmıştı. Hissediyordu, şuanda da olmaması gereken bir yerde ve zamanda olduğunu ama zorundaydı, yaptığı o hata yüzünden zorundaydı.

Bakışları etrafta gezinirken neden herkesin bu kadar abartılı giyindiğini düşünüyordu. Kızlar simli ve yaşlarına göre fazla açık olan elbiseler giymişken erkekler beyaz gömlek ve siyah pantolon giymişlerdi ki masanın üstüne çıkmış dans eden bedenle kısa bir göz göze gelmeleriyle istemsizce bedenine bakmıştı, bir şey görememesiyle ufak bir şaşkınlığı maruz kaldı. Üzerinde sadece bol, kısa bir şort vardı, onu gören bazı erkeklerde üzerlerindeki gömlekleri çıkarırken etrafta ki insanları biraz daha izlerse kusacağım kanısına varmış olacak ki açık kahverengi gözlerini bu seferde kendi üzerine çevirmişti.

Siyah ispanyol paça pantolonu ve üzerimdeki siyah deri ceket, ceketin altına giydiği boğazlı dar badiyle buraya ait değil gibi hissediyordu ama bunu umursamadı. Aykırıydı o, her zamanki gibi.

"Daha ne kadar bekleyeceğiz?" diyen çocuğa kaydı bakışları. Çok küçük diye düşünmeden edemedi. Bu kötülüğü ona yapmak istemedi. Umursamamak istedi ama daha on iki, on üç yaşlarındaki bir çocuğa hap satacak kadar kötü birisi değildi.

"Sana hap satmayacağım." diyen Kardelen çocuğa bir şey demesine izin vermeden arkasını döndü ve lavaboya gitmek için eve doğru ilerlemeye başladı. Bir süre sonra bastığı parke taşlarına bakmaya ve ayaklarını tek bir taşa sığdırmaya çalıştı, bir amacı yoktu.

O kendince bir oyun oynarken yanımdan geçen Alp'i farketmemişti ama Alp yanından geçen kızı farketmiş incelemeden edememişti. Uzun açık kahverengi saçlar, hatlarını kapatan cekete rağmen belli olan ince bel, çatılmış ince kaşlar, üzülmüş pembe dudakları ve tam göremese de saçlarıyla aynı renkte olan gözleriyle çok güzeldi. Farklı ve güzel. Kızla tanışmak için tam ağzını açıyordu ki koluna giren kız kardeşiyle dışarıya çıkmak için can atan kelimeleri çıkamadan dudaklarında asılı kaldı.

Kız kardeşine güzel bir gülümseme sunup saçlarını karıştırmıştı ki Arya anında ciyaklayarak abisinin kolundan çıktı, saçlarını düzeltmeye çalışırken bir yandan da homurdanıyordu. "Off abi ya!" Alp kardeşinin uğraşına bir son vererek dağıttığı saçları düzeltti.

"Ağlama kız, düzelttim işte."

Arya abisin emin olmayan bir bakış attı ama abisine güvenmeyi seçerek tekrar koluna girdi. "Abicim, benimle iki dakika eve gelir misin? Birkaç içecek alalım." yalvarıcı bakışlarını atarken Alp tam kabul edecekken birkaç masa ötede ki arkadaşlarını görmesiyle kardeşine tereddüt dolu bir bakış atsa da başka bir şey söyledi.

"Arya tek başına gitsen olmaz mı? Bizimkilere bir selam vereyim."

Arya, titrek bir nefes alıp etrafta dolaşan bakışlarını en sonunda abisine çevirirken tereddütlü bir bakış attı. Alp alnına derin bir öpücük bırakıp "Sen git, bende birkaç dakika sonra yanına geleyim. Olur mu?" derken Arya ne kadar istemese de tamam anlamında başını aşağı yukarı sallayınca Alp kardeşinin tekrar bir öpücük daha bıraktıktan sonra arkadaşlarının yanına doğru ilerlemeye başladı. Arya ise içindeki sıkıntıyı görmezden gelerek eve doğru ilerledi ve ilerlerken yanında geçtiği masadaki arkadaşlarına selam veriyordu.

Selam verdiği kişilerden biri olan Nisa ve Batuhan kimin daha güzel olduğu hakkında puanlama yaparken Arya'ya ufak bir baş selamı verip tekrar yorumlama işine dönmüşlerdi. Nisa bir süre sonra çok sıkıştığı için "Batu lavaboya gidelim mi?" diye sorduktan sonra Batuhan'ın onu onaylamasıyla beraber masadan ayrılarak eve çıkmak için merdivene doğru ilerlediler. Merdiveni çıktıktan sonra uzun uğraşlar sonucunda buldukları lavaboya Nisa hızla girereken Batuhan da etrafına öylece bakınıyordu ki gördüğü bir aynayla hızla kendisine bakarken alnına düşmüş küçük saçını düzeltti ve kıyafetlerinin kırışmış yerlerini düzeltirken Nisa lavabodan çıktı.

O sırada arkadaşlarıyla sohbet eden Alp, Karan'ın "Arya nerede kaldı?" sorusuyla içten içe kendisine küfür ederek hızla masadan ayrıldı. Onum tepkisiyle Karan da eve doğru koşarken Keskin ise öylece etrafa bakınmış sonra o da arkadaşlarına ayak uydurarak eve doğru koşmaya başlamıştı. Bu tepkilerin sebebi Arya'nın birkaç aydır sürekli tedirgin olması ve yalnız bir yere gitmemesiydi. Soruyorlardı ama aldıkları tek cevap Arya'nın hıçkırarak ağlaması oluyordu. Onlarda ister istemez korumacı oluyordu ama bugün uzun bir zaman sonra ilk defa onu yalnız bırakmışlardı.

Karan, Alp ve Keskin evin geniş koridorunda koşarken karşılarına çıkan iki bedenle durmak zorunda kaldılar. Batuhan ve Nisa ise karşılarında duran üç adama bakarken ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. En başından beri duvara yaslanmış, sigara içen Kardelen'i ise kimse farketmemiş birbirlerine öylece bakarlarken bir çığlık sesi duyuldu.

Bir kadın çığlığı, Arya'nın çığlığıydı.

Bu çığlık onları kendilerine getirirken üç adam aynı anda koşmaya başladı, çığlık sesleri çoğalırken Nisa ve Batuhan da sesin geldiği yere doğru hızlı adımlarla ilerliyorlardı ki bir süre sonra koşmaya başladılar. Her şeyi gören Kardelen ise çatık kaşlarla dudağındaki sigarayı yere atıp botuyla gezdikten sonra sakin adımlarla üst kata çıkmaya başladı. O böyleydi, tepki vermeyi uzun süre önce bırakmıştı, o yüzdendi bu sakinliği.

Evin çatı katına çıkan herkes dona kalmıştı, kan vardı, her yerde kan vardı.

İlk şoku atlatan Alp hızla koşup evin çatı katında aşağıya baktı, gördükleri karşısında şok oldu. Kardeşi yerdeydi, kanlar içinde yerdeydi. Şoku atlatan herkes Alp'in yanına hızla gelirken Kardelen yavaş ve etrafa temkinli bakışlar atarak ilerlemişti.

Bu oyunun bir başlangıcıydı. Bu altı genç ya sahneye çıkıp oyun oynayacaklar ya da perdenin arkasında kalıp izleyeceklerdi.

H.U & E.N.Ö

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.