İçeriğe geç

Perde Arkası🎭

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Perde Arkası🎭

Bölüm 7

7.Perde:Aşk ne ki?

Kulüp odasının havası boğucuydu. Herkes kendi köşesinde sessiz bir kaos içindeydi; masalar yamulmuş, dekor parçaları etrafa dağılmış, yerlerde not defterleri ve kağıtlar vardı. Ama asıl kargaşa, odada duran bizlerin kafalarında dönüyordu. Ben, Tunay, artık sessiz kalamazdım.

“Yeter artık!” diye bağırdım, sesim boş odada yankılandı. Herkes bir anda bana döndü. Liva, Zeynep ve Baran şaşkın bakışlarla bana bakıyordu. “Her şeyin böyle olmasına izin vermem! Bu… bu saçmalıkların içinde ben mi çekmek zorundayım?”Bir de güya abim başkandı.Yıllardır geçinen ve hayalim olan bu kulüp aptal aşıklarla dolmuştu.Aşk neydi ki?Birini güzel bulursun,tamam ama her güzel bulduğuna aşık mı olacaksın.Aşk boş.Ben Tunay Tolga Küçük ve evet hayatımda hiç aşık olmadım.Bu aptalların kaosları yüzünden üç haftadır dizilerime vakit kalmıyor!Şaka yapmıyorum.7'de bitecek prova 1'de bitiyor.Ben gayet ciddiyim.

Herkesin yüzünde karışık bir ifade vardı; kimisi korkuyor, kimisi şaşkın, kimisi de öfkeyle bana bakıyordu. Ama artık umursamıyordum.Ne abimin ablam olacak Zeynep'i ne de can dostum Baran'ı.“Atlas, sen… Zeynep, sen… Baran, sen…” Her birini tek tek işaret ettim. “Siz, kendi aşk dramalarınızı çözmek için burayı kullanıyorsunuz, kulübü değil! Ben, ben sürekli sizin kafanıza uymak zorunda mıyım? Sizin oyunlarınıza sahte gülümsemelerle katlanmak mı benim işim? Hayır!”Daha önce hiç onlara. bağırmamıştım.

Zeynep yüzünü kapatıp titriyordu. Baran ise kaşlarını çattı ama hiçbir şey söylemedi. Atlas… Atlas ise öfkeyle bakıyordu, ama bir adım bile yaklaşmadı.Knedini bir şey sanmanın da bir sınırı vardı.

“Ben bu kulübü yönetmek, sorumluluk almak, herkesin dağınık fikirlerini toplamak zorunda mıyım? Siz kendi iç dramalarınızı çözün, ama benim başım ağrısın, kalbim sıkışsın, ben mi bunu yaşayayım? Ben artık dayanamıyorum!Hepiniz rezilsiniz.Abi sana abi demeye utanıyorum!Sen Baran,aptalın tekisin.Zeynep?Senin kontrol edemediğin duyguları çekmek zorunda mıyız!..Liva"Liva'ya döndüm.Herkesin aksine o bana gerçkenten "abla" gibi bakıyordu.İçimdeki yansıtamadığım çaresizliği görmüştü.

"Söyle Tunay."dedi

"Teşekkürler"dedim sadece."Bu kadar sakin kalman mükemmeldi.Ve hayır Zeynep'in düşündüğü gibi sen bir fazlalık değilsin.Sen kaptansın."Dedim ve Atlas'a bakarak sürdürdüm sözlerimi"Gerçek bir kaptansın Liva."

Sözlerimi duyanlar durakladı; sessizlik odanın içine çöktü. Ama bu sessizlik bana yeterli gelmedi. Ayaklarımı yere vurup, çantamı kaptım. “Bu kadar yeter” dedim.

Çantamı sahnenin tam ortasına fırlattım. Çantanın çarpmasıyla eski cam parçalara ayrıldı; cam kırıkları yerlere saçıldı ve bir an için sessizliği parçalayarak çıtırtılarla yankılandı. Herkes bir adım geri çekildi. Liva, Zeynep ve Baran birbirlerine baktı. “Tunay” dediler ama sesleri titrek ve güçsüzdü.

Ben bir adım daha attım, nefesim düzensiz, kalbim deli gibi atıyordu. “Artık ben yokum. Bu dramaların içinde kaybolmayacağım. Benim sınırlarım var, bunlar artık aşıldı"

Odadan çıktım. Koridorun soğuk havası yüzüme çarptı; adımlarım hızlı ama kararlıydı. Merdivenlerden aşağı inerken kalbim hâlâ öfke ve özgürlükle çarpıyordu. Dışarı çıktığımda yağmur başlamıştı. İlk damlalar yüzüme çarptı, sonra bir anda üzerimde bir gök gürültüsü gibi hissedilen sağanak başladı.

Yağmur bana dokundukça, üzerimdeki ceketin ıslak kumaşı yapıştı, saçlarım suyla ağırlaştı, ayaklarım suyla dolu caddede yürüyordu. Hiçbir şey düşünmüyordum; sadece var olmak, yürümek, nefes almak… ve isyanımın yankısını hissetmek istiyordum.

Durağa geldiğimde pantolonum ve ceketim neredeyse sırılsıklamdı, ayakkabılarım çamurla karışmış su içindeydi. Otobüs gelene kadar beklemek zorundaydım. Her damla yağmur yüzüme vuruyor, ellerimi cebime sokuyordum ama üşüyordum. Derin bir nefes aldım, gözlerimi kapattım; yağmurun sesi tek başına bana eşlik ediyordu.

Tam o anda, gözüme bir silüet takıldı. Durakta duran bir kız, şemsiyesiz, başını kaldırmış, yağmurun altında bekliyordu. Gözleri… bir anda aklımı keskin bir ışık gibi deldi. Onun duruşunda bir şey vardı; sakin, ama dikkat çekici bir enerji, sanki tüm karmaşayı ve kaosu kendi içinde taşıyordu.

Ben durup bakakaldım. Yağmurun altında, ıslak saçları ve titrek elleriyle bana bakıyor gibiydi. Zaman bir an için durdu. İçimde bir sarsıntı hissettim, bir merak, bir şaşkınlık ve… belki de bir umut kırıntısı.Bana bakıyordu.Harbi bana bakıyordu

Otobüsün uğultusu uzaktan geliyordu, ama ben onu izlemeye devam ettim. O durakta, yağmurun altında bekleyen bu yabancı kız… sahne böyle sona erdi. Ben, Tunay, ıslak ve yorgun ama özgür, sadece ona bakarak durdum.

Ve o an, yağmurun altında sessizliğin içinde bir hikâye başlamıştı.Abartıyordum.Dediğim gibi birini gördüm ve beğendim bu aşk değil.Aşk boş.

Bölüm sonu

1 yorum