“Babanın olduğu yere gidiyoruz.”
Mihrimah'ın bu sözleri odada yankılandı.
Nergis birkaç saniye boyunca hareket edemedi.
Babası…
Yıllardır öldüğünü sandığı Şehzade Murad…
Hayattaydı.
Ama nerede?
Neden bütün bu yıllar boyunca kendisinden saklanmıştı?
Nergis, Mihrimah'ın peşinden gitmek üzereyken annesinin kolunu tuttu.
“Anne.”
Kadın durdu.
“Bana şimdi doğruyu söyle.”
Annesi kızının gözlerine baktı.
Nergis'in sesi bu kez öfkeyle değil, kırgınlıkla çıkıyordu.
“Babam gerçekten hayatta mı?”
Annesi birkaç saniye sustu.
Sonra başını yavaşça salladı.
“Evet.”
Nergis'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Bunca yıl…”
“Biliyorum.”
“Beni neden ona götürmedin?”
Annesinin sesi titredi.
“Çünkü seni götürseydim, seni de öldürürlerdi.”
Nergis'in yüzü değişti.
“Kim onlar?”
Annesi cevap vermeden önce Mihrimah araya girdi.
“Bunu burada konuşamayız.”
Kapının dışından yeniden ayak sesleri geliyordu.
Mihrimah elindeki kandili söndürdü.
“Şimdi beni dinleyin.”
Üçü karanlıkta duvarın diğer tarafına geçti.
Mihrimah, taş duvarın üzerinde gizli bir noktaya bastı.
Duvar sessizce açıldı.
Dar bir geçit daha ortaya çıktı.
Nergis şaşkınlıkla baktı.
“Bu sarayın altında kaç tane geçit var?”
Mihrimah hafifçe gülümsedi.
“Babanın sakladığı sırların sayısını bilmiyorsun bile.”
Üçü hızla geçide girdi.
Taş kapı arkalarından kapandı.
Uzun süre sessizce yürüdüler.
Nergis, Mihrimah'a bakıyordu.
Onu ilk kez görüyordu.
Ama garip bir şekilde yabancı hissetmiyordu.
Sanki yıllardır tanıyormuş gibiydi.
Sonunda dayanamadı.
“Mihrimah.”
Kadın durdu.
“Efendim?”
“Beni neden hiç aramadın?”
Mihrimah'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Aradım.”
“Ne zaman?”
“Senin hatırlamayacağın kadar küçükken.”
Nergis şaşırdı.
“Beni gördün mü?”
“Bir kez.”
Mihrimah gözlerini yere indirdi.
“Beş yaşındaydın.”
Nergis'in aklına belirsiz bir anı geldi.
Büyük bir bahçe…
Pembe bir kurdele…
Ve kendisine uzanan bir el.
Nergis'in gözleri büyüdü.
“Sen…”
Mihrimah başını salladı.
“O bendim.”
Nergis'in gözleri doldu.
“Hatırlıyorum.”
Mihrimah'ın gözleri de dolmuştu.
“Ben seni unutmadım.”
Geçidin sonunda büyük bir demir kapıya ulaştılar.
Mihrimah kapının önünde durdu.
“Buradan sonrası yalnızca Nergis için.”
Annesi şaşırdı.
“Hayır.”
Mihrimah başını salladı.
“Babamız böyle istedi.”
Nergis kapıya baktı.
“Babam içeride mi?”
“Evet.”
Nergis'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
Mihrimah cebinden küçük bir anahtar çıkardı.
Kapıyı açtı.
İçerisi karanlıktı.
Nergis yavaşça içeri girdi.
Kapı arkasından kapandı.
“Anne?”
Cevap yoktu.
“Mihrimah?”
Yine sessizlik.
Nergis birkaç adım attı.
Odanın sonunda tek bir kandil yanıyordu.
Kandilin yanında yaşlı bir adam oturuyordu.
Saçları kırlaşmıştı.
Yüzü yılların yorgunluğunu taşıyordu.
Fakat gözleri…
Nergis o gözleri daha önce görmüştü.
Çocukken saklanan eski bir portrede.
Adam başını kaldırdı.
İkisi uzun süre birbirlerine baktılar.
Sonra adam ayağa kalktı.
Nergis'in dudakları titredi.
“Baba…”
Adamın gözleri doldu.
“Geldin.”
Nergis olduğu yerde kaldı.
Yıllardır kurduğu hayalin gerçek olduğunu anlamakta zorlanıyordu.
“Sen…”
Bir adım attı.
“Gerçekten hayattasın.”
Şehzade Murad başını eğdi.
“Evet, kızım.”
Nergis'in gözlerinden yaşlar boşandı.
“Beni neden bıraktın?”
Murad'ın yüzü acıyla değişti.
“Ben seni bırakmadım.”
“Öyleyse neden?”
“Çünkü seni hayatta tutmanın tek yolu, öldüğümü düşündürmekti.”
Nergis başını iki yana salladı.
“Annem de aynı şeyi söyledi.”
“Annen doğru söyledi.”
“Peki ya Mihrimah?”
Murad sustu.
Nergis'in yüzündeki ifade değişti.
“Onu da mı sen sakladın?”
“Hayır.”
Murad'ın sesi ilk kez sertleşti.
“Mihrimah'ı benden aldılar.”
Nergis şaşırdı.
“Kim?”
Murad masanın üzerindeki eski bir belgeyi aldı.
“Beni öldürmek isteyenler.”
Belgeyi Nergis'e uzattı.
“Bu isimleri daha önce gördün.”
Nergis belgeye baktı.
Listedeki isimler arasında tanıdığı biri vardı.
Damat Selim.
Nergis'in gözleri büyüdü.
“Selim?”
Murad başını salladı.
“Hayır.”
Nergis şaşırdı.
“Listede onun adı var!”
Murad belgeyi elinden aldı.
“Bu, Damat Selim'in babasının adı.”
Nergis dondu.
“Babası mı?”
“Evet.”
Murad derin bir nefes aldı.
“Ve yıllar önce ailemize ihanet eden kişi oydu.”
Nergis'in aklına düğün gecesi geldi.
Selim'in sağ elindeki yüzük…
Babası…
Mühür…
Mektup…
Her şey birbirine bağlanıyordu.
“Peki Selim neden bana yardım ediyor?”
Murad'ın yüzü ciddileşti.
“Çünkü babasının yaptığını öğrendi.”
Nergis sustu.
Tam o sırada kapının dışından bir ses geldi.
“Murad!”
Şehzade Murad bir anda ayağa kalktı.
Nergis onun yüzündeki korkuyu görünce irkildi.
“Kim o?”
Murad cevap vermedi.
Kapı üç kez vuruldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Murad Nergis'in önüne geçti.
Sonra fısıldadı:
“Beni buldular.”
Kapının arkasından bir erkek sesi yükseldi.
“Yıllardır saklandın, Murad.”
Murad'ın yüzü bembeyaz oldu.
Nergis o sesi tanıyordu.
Damadın düğün gecesinde kendisine yardım eden adamın sesiydi.
Ama neden şimdi onun peşindeydi?
Kapı yavaşça açılmaya başladı.
Ve karanlığın içinden biri göründü.
Nergis'in nefesi kesildi.
Çünkü gelen kişi…
Damat Selim değildi.
Siyah kaftanlı adamdı.
Ve elinde Nergis'in annesine ait olan eski bir hançer vardı.