İçeriğe geç

PÂYİDAR

Bölüm 2 · 10 dk okuma

PÂYİDAR

Bölüm 2

2. Bölüm

"Ömer ben hamileyim..."

Birden ağzımdan çıkan kelimelerle kendime şaşırmıştım, onun ise bakışları donmuştu. Ellerimi tutan elleri gevşemişti, başını önüne çevirmiş ve söylediğimi sindirmeye çalışıyor gibiydi. Bu konuda onu asla suçlamıyordum bu ikimizin hatasıydı. Fakat eğer beni gerçekten seviyor ve önemsiyorsa yanımda olmalıydı çünkü buna muhtaçtım. Ellerini ellerimden çekti ve içimi büyük bir korku kapladı, kalbim korkuyla ve şiddetle çarpıyordu artık, istemeyecekti.

Gözlerimi yumdum ve bir yaş akmasına izin verdim, aradan birkaç saniye geçti ve karnımda bir hareketlilik hissettim. Gözlerimi açtım ve şaşkın bakışlarıyla ellerini karnıma saran Ömer'e baktım. İçimde umut yeşermeye başlamıştı, sanırım yanılmıştım. Tüm odağımı Ömer'in gözlerine ve hareketlerine vermiştim.

Hâlâ tuhaf ve şaşkın bakışlarla bakıyordu karnıma.

"Sen- sen ciddi misin?" Diye sordu. Gözümden yine bir yaş akmasına izin verdim.

"Evet Ömer. Ben- ben ne yapacağımı bilmiyorum, lütfen yardım et bana." Diyerek üstümdeki ellerine ellerimi sardım, yalvaran bakışlarla ona baktım.

"Gökçe, bu... Bu çok..." Hâlâ şaşkınlığını üzerinden atamamıştı.

"Ömer..." Bakışlarım değişmemişti. Ömer derince yutkunmuştu.

"Gökçe ben baba mı oluyorum, burada ikimize ait bir bebek mi var şimdi..."

"Evet Ömer." Elleriyle karnımı okşamaya ve hafif hafif masaj yapmaya başladı, bu hoşuma gitmişti.

"Ben ikinize de bakarım, canım pahasına severim ve korurum sizi, asla bırakmam." Kararlı çıkan sesiyle bu sefer mutluluktan ağladım ve boynuna sarıldım.

"Ömer, nasıl olacak bu. Ailem daha bilmiyor ve eğer öğrenirlerse ben mahvolurum biliyorsun. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum lütfen yardım et."

"Gökçe, güzelim sakin ol ben her zaman yanında olacağım ve sana yardım edeceğim, şimdi bana baştan anlat her şeyi." Dedi yatıştırıcı ve sakin bir sesle.

"Biliyorsun o geceyi... Ertesi gününde ilaç kullanmıştım ama son günlerde bulantılarım olmaya başladı, belirtiler kendini gösterdi bende şüphelendim eczaneden birkaç test aldım ve hepsi... Hepsi pozitif çıktı..." Sonlarda zorlanarak anlattım, "Bekle." Diyerek odama doğru adımladım ve çekmecenin en derin köşesinde sakladığım testleri alıp tekrar döndüm.

Salona girdiğimde Ömer düşünceliydi. Yanına oturana kadar beni fark etmemişti. Elimde duran 5 adet pozitif olan hamilelik testlerini ona uzattım. Büyük bir şaşkınlıkla koca elleriyle yavaşça elimden aldı.

"Hepsi pozitif..." Şaşkınlığını gizlemeden konuşmuştu.

"Ömer ben bilmiyorum ne yapacağımı." Çaresizlikle söyledim.

"Gökçe... Bak güzelim, sen bu bebeği istiyor musun, istemiyor musun buna karar ver önce. Ben vereceğin tüm kararlarının yanında olacağım bunu bil. Sen kararını verdikten sonra ben her şeyi halledeceğim ve her şey yoluna girecek, sana yemin ediyorum." Sözleri yüreğimi bir büyük ölçüde rahatlamıştı. Ömer, sevdiğim çocuk ne olursa olsun yanımda olacaktı. Rahat bir nefes verdim. Fakat bir karara varmamıştım. Onu aldıramazdım çünkü reşit değildim ve bu yüzden yanımda ailemi isteyeceklerdi ama ben aileme söyleyemezdim bunu. Bir yandan da onun elinden yaşama hakkını almayı hiç istemiyordum, o daha küçücüktü bunu hak etmiyordu ama bende daha reşit bile değilken nasıl bakacaktım ki ona? Nasıl bu denli büyük bir sorumluluğu bu yaşta üstlenebilirdim ben? Çok kararsızdım ve bu kararsızlık beni yıpratıyordu.

"Ömer, eğer aldırmak istesem olmayacak, ailemi isteyecekler. Ama aldırmasam nasıl bakacağım ben ona? Ailem beni kabul etmez, nerde nasıl bakarım ki ben ona. Bu sorumluğu nasıl üstleneceğim ben, nasıl geçineceğim?" Çaresizce tüm düşüncelerimi anlattım ona. Burnumu çekip bir soru ekledim, "Peki ya sen istiyor musun onu?" Diyerek merakla ona diktim bakışlarımı, gerçekten çok merak ediyorum. Az önce söylediklerinin arkasında olacak mıydı?

Önce derin bir nefes aldı, "Ben çok şaşkınım, planlarımın arasında yoktu fakat 2 ay önce, o geceden sonra aklıma düşmüştü ve hoşuma gitmişti bu fikir ama gerçekleşeceğini hiç düşünmemiştim açıkçası ve şimdi olmuşken sizden vazgeçmeye, bırakmaya niyetim yok. Sana ve bebeğimize sahip çıkacağım ve çok seveceğim sizi, bundan emin olabilirsin güzelim. Evet belki yaşımız çok genç, özellikle de sen... Seni bu duruma düşürmek istemezdim sana yemin ediyorum. Ama bırak telafi edeyim..." Çok içten bir şekilde konuşmuştu ve benim yine gözlerim dolmuştu.

"Gökçe... Lütfen onun yaşama hakkını elinden almayalım olur mu?" Ardından masumca bu cümleyi ekledi ve benim yüreğim parçalandı. Daha şiddetli ağlamaya başladım. Ömer elindeki testleri bırakıp kollarını sıkıca etrafımda sardı, başını başıma yasladı ve kısık sesle konuştu,

"Özür dilerim güzelim, hepsi benim hatam. Çok özür dilerim, affet beni"

Kollarımı boynuna sardığımda beni kolları arasındayken kucağına doğru çekti ve sanki bebeğimiyşim gibi sevdi beni, ailemden görmediğim şefkati hep onda görüyordum ben. Biz geçen sene tanışmıştık, 11. Sınıfta. O bana hep güven vermişti. Sevgisini şefkatini merhametini asla eksik etmemişti benden. Çok güzel seviyordu. Ailemle olanları biliyordu ve kötü olduğum anlarda hep yanımda olmuştu, başımı okşamıştı. Birlikte ders çalışırdık, eğlenirdik, gezerdik...

Ömer 2 yıl önce ailesini kaybetmişti bu yüzdende okuluna ara vermişti ve benden büyüktü. Ama bu asla bir engel olmamıştı bizim için. Bende hep onun yanında olmuştum zor zamanlarında, hep destek olduk birbirimize ve yine aynı şey olacaktı.

Ömer tek başına yaşıyordu, ailesinden kalan bir miktar parayla idare ediyordu bir ara fakat o şekilde devam edemeyeceği için okul çıkışları, hafta sonları ve tatillerde hep farklı işlerde çalışıyordu. Çok yoruluyordu, ona asla kıyamıyordum. Onu öyle çok seviyordum ki... Başta geçici sanmıştım ama zaman geçtikçe her şey farklı bir hâl almıştı.

"Ömer," diyerek akan burnumu önce çekip sonra Ömer'in omzuna silmiştim hâlâ sarılırken.

"Şimdi biz sana yük olacağız dimi." Diye masumca sorup yüzüne bakmak için çekilmiştim biraz.

"Kurban olurum ben size, ne yükünden bahsediyorsun sen güzelim. Gerekirse okulu bırakırım gecemi gündüzüme katarım yinede size bakarım ben, öyle düşünme asla." Diyerek yanağımı koklayarak ve içine çekerek öpmüştü, belimdeki elleriyle de olduğu yeri okşuyordu.

"Ya Ömer," hafifçe omzuna geçirdim.

"Zaten yeterince yoruluyosun çalışırken, birde biz çıktık başına daha fazla çalışıp yorulmanı istemiyorum ve üstelik ne demek okulu bırakmak ya asla izin vermiyorum." Diye azarladım onu. Gerçekten haklıydım şu an, okulu bırakmasını asla istemiyordum.

"Gökçe, güzelim... Zannediyorum ki sen bebeğimizi kabul ettin ve bundan sonra benim sorumluluğumdasınız. İkinize ben bakacağım, ben ilgileneceğim. Kısa sürede kendi evimize geçeceğiz ve hayatımıza orda devam edeceğiz." Konuşurken aynı zamanda saçlarımla uğraşıyordu yavaşça."Birlikte okulumuza gidip geleceğiz ve ben aynı zamanda çalışmaya devam edeceğim, bu konuda da endişen olmasın birikmiş param var boşuna çalışmıyorum ben güzelim, içini rahat tut lütfen." Şefkatle söyledikleri beni rahatlatmıştı, boşuna sevmiyordum onu. Burukça gülümsedim söylediklerine karşı.

"Ailem beni kabul etmez zaten Ömer, mecbursun bize bakmaya." Alayla söylemiştim bunu fakat Ömer ciddiye almış gibi kaşlarını çatmıştı.

"O ne demek Gökçe? Şartlar ve durumlar nasıl olursa olsun seni hep yanıma alırdım ben anlıyor musun? Zaten bu durum işime geldi, artık seni hep koynuma alabileceğim." Diyerek sinsice sırıttı. Bende dediklerine karşı sesli gülmüştüm. Çok fırsatçıydı. 2 ay öncesine kadar gerçekten istediği bir şeydi bu, sürekli söylerdi 'keşke seni koynuma alıp uyutabilsem geceleri' aslına bakarsak benimde çok istediğim bir şeydi bu fakat bu şekilde gerçekleşmesi kötü olmuştu...

"Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi, Ömer." Sevgiyle gözlerine bakarak ve ellerimi hafif çıkmış sakallarına koyup severken konuşmuştum.

"Biliyorum güzelim benim, bende seni çok seviyorum." Diyerek az önce büzdüğüm dudaklarıma dudaklarını sertçe bastırıp geri çekildi. "Güzeller güzelim." Diyerek tekrar sertçe dudaklarımı öptü. Bana göre hava hoştu, beni öpmesine bayılıyordum.

"Ömer ya, ben nasıl söyleyeceğim annemlere."

"Neyi söyleyeceksin bebeğim?" Diye bilmemezlikten geldi. Gıcık.

"Ömer bilmemezlikten gelme ya! Şeyi işte."

"Neyden bahsettiğini anlamıyorum güzelim." Diye sırıtarak konuştu, bu çocuk beni delirtecekti.

"Of Ömer! Bebeğimiz, bebeğimiz nasıl söyleyeceğim?" Masumca bakışlar attım.

"Ömer bebeğimize kurban olsun!" Yüksek sesle konuşup hızını alamayıp burnumu ısırması bir oldu.

"Ya Ömer off! Burnum acıdı ya!"

"Öpeyim de geçsin."

"Öp o zaman." Fırsattan yararlanmayalım mı yani. Dediğimi yaparak burnumu öpmüştü, asla kaçırmazdı.

Beni o berbat ruh halinden çıkarıp yine mutlu etmişti. Ömer'in benim üzerimde ki muhteşem yeteneklerinden biriydi bu. Bakışlarımı saate çevirdim ve neredeyse öğlen dört olduğunu fark ettim, bakışlarımı hızla Ömer'e çevirdim.

"Ömer gitmen gerekiyor! Annem birazdan burada olur!" Telaşla konuştum.

"Peki güzelim, ama unutma en yakın zamanda yanıma seni ve bebeğimizi alacağım. Sen ne zaman tamam dersen." Anlayışlı bir şekilde konuşmuştu.

"Anlaştık, yarın tekrar konuşuruz o zaman." Diyip kucağından kalkıp ayağa geçtim. Ömer'de benim kalkmam ile birlikte ayağa geçmişti ve birlikte kapıya gelmiştik. Ömer önümde diz çöküp iki elini de belimin etrafına koyup başını karnıma gömüp derince öptü.

"Ben yokken bebeğime iyi bak güzelim, sizi çok özleyeceğim yarına kadar." Üzüntüyle konuşmuştu.

"Ne yani ben kendime iyi bakmayım mı?" Diyip kurduğu cümleyi farklı anlayıp gözlerimi doldurmuştum hemen.

Ayağa kalkıp şaşkın ve endişeli bakışlarla bana bakıp konuştu, "Güzelim o ne demek? Tabiki kendine de iyi bakacaksın. Doldurma o güzel gözlerini yoksa sizi de alıp giderim."

"Ömer ya." Diyip boynuna sarıldım ve kokusunu içime çektim. Bende çok özleyecektim onu.

"Gökçe'm." İçi giderek söylemişti. Benimde içim gitti sesine. "Söz ver bana Gökçe'm, kendine ve bebeğimize iyi bakacaksın değil mi?" Ona bir şey yapmamdan korkuyordu.

"Güven bana, Ömer. Sensiz öyle bir karar alamam, ben ne kadar annesiysem sende onun babasısı oluyorsun. İkimize de iyi bakacağım sen gelene kadar. Hadi oyalanma bak annem gelir şimdi."

Kapıyı açtı ayakkabılarını giyip boynuma uzanıp hafif bir öpücük kondurup, "Yarın görüşürüz güzelim."

"Görüşürüz." Diyerek bende yanağını öptüm. Zor bela Ömer'i kapıdan gönderip içeri geçtim ve derin bir alıp konuştuklarımızı tekrar düşünmeye başladım. Ömer haklıydı. Onunla konuşmak omuzlarımdaki yükü hafifletmişti.

Bir diğer zor kısım olan annemle babam vardı...

Kendimi daha strese sokmak istemedim ve uyumaya çalıştım saatin erken olmasını umursamayarak fakat çalan kapıyla kalkmak zorunda kalmıştım.

Kapıyı açınca karşımda annemi gördüm. Neyse ki tam vaktinde göndermişim Ömer'i.

"Nerde kaldın kız! Bir kapı açmak 2 saat sürer mi!" Dediklerine karşı o görmeden göz devirdim. Annemle aramız pek iyi değildi, babamla ise daha beterdi.

"Ne dikiliyorsun kapının önünde, yürü git yemek yap baban gelir birazdan! Tüm gün yattın zaten!" Diye beni azarladı ve koltuğa uzandı. Bıkmıştım, yemek falan yapmak istemiyordum çok halsiz ve yorgun hissediyordum kendimi fakat babam geldiğinde yemeği göremezse benim için daha kötü olurdu. Kendisi çok öfkeli biriydi.

Kendimi fazla yormadan bir makarna birde çorba yapıp odama geçtim. Bir süre sonra kapı çaldı ve babamın sesini duydum.

"Gökçe! Gelde sofrayı kur!" Annemin sesiyle oflayıp mutfağa doğru adımladım ve sofrayı kurmaya başladım, o sırada içeri annemle babam girdi ve oturdular.

Önlerine yemeklerini koyup odama doğru gidiyordum ki, "Nereye gidiyorsun lan!" Babamın sesiyle durdum. Ardından cam kırılma sesini duydum.

"Kaç gündür aynı yemek! Yeter be! Başka bildiğin bir şey yok mu! Doğru düzgün yemek pişir çabuk!" Yemek dolu tabağı yere atıp bana bağırmış ve gitmişti.

"Kız senin aklın yerinde mi! Bilmiyor musun babanın bu konudaki hassaslığını! Ben sakinleştirmeye gidiyorum sende adamakıllı şeyler pişir çabuk akşam oldu!" O da babamın arkasından gitmişti. Sinirle güldüm. Bunlar beni ne sanıyordu ya!

Ben kimsenin hizmetçisi değildim! Bana annelik babalık yaptıklarını mı düşünüyorlardı bu şekilde! Çok yanılıyorlardı!

Sinirle inledim ve ayağımı yere geçirdim. Başka çarem yoktu. Burayı temizleyip yeniden yemek yapmam lazımdı. Kollarımı sıvayıp istemeyerekte olsa başladım işe. Önce yerleri temizleyip farklı bir yemek yaptım ve olana kadar mutfak masasına oturdum. Şuan Ömer'in yanında olsaydım bunları yaşamazdım ki ben. Ömer bana böyle davranmazdı asla. Zoruma gidiyordu ailemin bana bu şekilde muamele etmesi ve onların yapmadıklarını başka bir adamın yapması. Onların beni sevmemesi ama başka bir adamın beni çok sevmesi zoruma gidiyordu. Gözlerim yine dolmuştu. Yaşadıklarım adil değildi.

Masanın üstünde ki telefonumun titremesiyle dikkatim dağıldı. Ömer arıyordu. Bekletmeden açtım.

"Güzelim..." Sevgiyle ve özlemle konuşmuştu. Tam ihtiyacım olduğu zaman aramıştı.

"Ömer..." Dedim bende ağlamaklı ve özlemle. Görüşeli birkaç saat olsa bile birbirimize doyamıyorduk.

"Nasılsın, iyi misin- bir dakika ya, düzeltiyorum. Nasılsınız iyi misiniz bebeklerim?" Bu tatlı hallerine kıkırdadım. Çok tatlıydı bu çocuk.

"İyiyiz biz, sen nasılsın?" Onun sesini duyunca artık iyiydim, biraz önceden eser kalmamıştı.

"Sesini duyunca daha iyi oldum." Dedi iç çekerek.

"Güzelim, darlamak gibi olmasın ama ne zaman seni koynumda uyutabilceğim?"

"Biraz sabretmeliyiz, Ömer."

"Pekâlâ, seni bekleyeceğim." Kocaman gülümsedim. Arkadan Ömer'e seslenildiğini duydum.

"Kapatmam gerekiyor güzelim, en ufak şeyde arıyorsun beni. Anlaştık mı?"

"Anlaştık sevgilim, görüşürüz."

"Sevgilim diyen dilini... Görüşürüz güzelim." Deliydi bu çocuk.

Telefonu kapattıktan sonra yemeğin hazır olduğunu gördüm ve annemleri çağırmaya gittim.

Salona girip, "Yemek hazır,"

Birlikte mutfağa geçip yine önlerine yemeklerini koydum ve odama doğru adımlıyordum ama babamın sesi yine durdurdu beni.

"Nereye gittiğini sanıyorsun! Son zamanlarda gözüme batmaya başladın sen iyice! Sinirimi bozma geç otur şuraya!"

"Hiç sorma Mehmet, son zamanlarda iyice saldı kendini. Baksana şu tavırlarına bu kızda bir değişiklik va-"

"Susta yemeğini ye kadın! Senin çeneni çek

emem ben! Zaten bugün yeterince paramı kaybettim!" Allah bilir yine ne yapıp kaybetti. İlk defa işime gelmişti babamın kızması.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.