Öncelikle merhaba. Yeni kurguma hoş geldiniz. Bu kurguyu hem kendimi geliştirmek adına hemde uzun zamandır aklımda kurguladığım bir hikayeyi hayata geçirmek amacıyla yazıyorum. Yazım yanlışlarım, mantık hatalarım olabilir. Bu yüzden şimdiden özür dilerim. Kitap bittiğinde kurguyu tekrardan düzenleyeceğim. Olaylar ve karakterler değişmese de büyük ihtimalle yazım yanlışları ve dili epey değişecektir. Keyifli okumalar.
Vote ve yorum yapmayı unutmayın.
Ruh eşi. Sadece iki sözcük bir insan için ne kadar önemli olabilirse benim için o kadar önemliydi.
Her zaman, bir ruh eşimin olduğuna ve onunla kitaplar, filmler hatta dizilerdeki gibi tanışacağımı düşünmüştüm.
Hani derler ya 'Beyaz atlı prensini bekliyor' diye. İşte bende 'Beyaz atlı prensimi arıyordum'.
"Mila, duyuyor musun beni!"
Kafamı kitabımdan kaldırmadan cevap verdim.
"Hayır, duymuyorum."
"Salak salak konuşma. Hem sen ne ara diğer kitabı bitirdin? Sabah elinde başka kitap vardı."
Kitabımı kapatarak yanıma koydum.
"Seri akıcıydı. Hem şuan dördüncü kitaptayım yani sabahtan beri dördüncü kitabım"
İlk önce gözlerini sonuna kadar açtı. Sonrasında da kaşlarını çattı.
" Sen şaka mısın? Sabahtan beri DÖRT KİTABI nasıl okumayı başardın? Gözlerinde mi ağrımadı?"
Umursamazca bir cık sesi çıkarınca yanında ki kırlenti kafama fırlattı.
"Gerizekalı! Sabahtan beri sana dışarı çıkalım diyorum sen diyorsun ki 'kitabı bitirmem lazım'. 'Bu kitap bitince çıkarız'. Dördüncü kitaba geçmişsin yaa"
"Tamam, çıkalım."
"Hayır yani bird- çıkalım mı? Hemen çıkalım."
Koşturarak içeriye girdi.
"Kalk hazırlan Mila. Çabuk ol."
"Ya Mila sence pembe mi, mor mu?"
İçeriden bağıran Orkide'ye gülümsedim.
Deli dolu bir kızdı. Onunla kalacak bir ev ararken tanışmıştık.
Aynı üniversitede farklı bölümlerde okuyorduk. Ben hukuk okurken o da eczacılık okuyordu.
Tesadüfen sitelerde ev ararken yorumuna rastlamıştım. Ev arkadaşı aradığını, Evin okula yürüme mesafesinde olduğunu yazmıştı. Bıraktığı telefon numarasından konuşmuş ve anlaşmıştık.
İki yıla aşkın beraber yaşıyorduk. Bu süre zarfında çok iyide birer arkadaş olup çıkmıştık.
Orkide sarışın, uzun boylu alımlı ve çekici bir kadındı. Dişil enerjisi o kadar yüksekti ki bazen hayret ediyordum.
Bense onun aksine kumral, orta boylu ve çok dikkat çeken biri değildim.
Üzerime siyah dar pantalonumu, bej rengi boğazlı kazağımı giyerek kahve tonlarında olan kabanımı üzerime geçirdim.
Salona geçtiğimde Orkide beni çoktan hazırlanmış bir şekilde bekliyordu.
Üzerinde siyah deri pantolon, beyaz bir crop ve peluş pembe kabanı vardı.
Yan yana durduğumuzda o kadar zıt görünüyorduk ki bir an keşke hiç ağzımdan dışarı çıkalım kelimesi çıkmasaydı diye düşündüm.
Orkide, gülümseyerek kolunu omzuma attı.
"Yeni bir kafe açılmış bence oraya gidelim. Hem kim bilir belki yeni mekanımız orası olur."
Gülümsedim.
"Kim bilir belki. Belki de yeni mekanımız orası olur."
İlk bölümümüzün de sonuna geldik. Umarım keyifli geçmiştir.