Yeni bir güne gözlerimi açmıştım.
Yanımda beni izleyen Alpaslan'ı beklemiyordum.
Çalan telefonum ile gözlerimi çektim gözlerinden.
Menajerim Ceren arıyordu telefonu açmıştım.
"Günaydın güzelliğim" diye her zaman ki gibi enerji doluydu.
"Günaydın" dedim ve yataktan doğruldum.
"Çıktın mı" diye sordu Ceren.
"Nereye" diye sordum anlamayarak.
"İstanbul konserin var ya hani Pınar" dedi Ceren.
"O bugün mü" diye sordum .
"Bugün" dedi Ceren.
"Tamam dur ben bir kendime geleyim döneceğim sana" diyerek kapattım.
"Ne oldu" diye soran Alpaslan ile yataktan kalktım.
"İstanbul'a gidiyorum" dedim.
Ceren: Uçak bileti baktım yok nasıl geleceksin.
Ceren: 800 bin bilet satıldı Pınar.
Siz: Tamam araba ile geleceğim.
"Pınarım" diyerek konuşmaya başladı.
"Dinlenmen lazım" dedi Alpaslan.
Çoktan kendime küçük bir bavul hazırlamıştım.
"Arabamı o evden getirsinler rica ediyorum" diyerek elimdeki kıyafetler ile duşa girmiştim.
Sıcak bir banyo yapmıştım öyle iyi gelmişti ki gerçekten.
Siyah bir tayt beyaz boğazlı bir kazak giymiştim.
Saçlarımı kuruttum ve banyodan çıktım.
Parfüm sıktım saçlarımı at kuyruğu olarak topladım.
Evimden buraya gelmişti valizler çocukların valizini aldım.
Ardından kapının önüne koydum.
Çocuklara çıkardığım eşofman takımını giydirdim.
"Nereye gidiyoruz anne" dedi Aslan uyku sersemi.
"İstanbul'a gideceğiz annecim" dedim çoraplarını giydirdim.
"Babam gelecek mi" diye sordu.
Hemen arkamda kapının önündeydi.
"Baban gelmeyecek oğlum" dedim siyah montunu giydirdim ve Kaplanı da giydirdim hızlıca.
Ardından ise ayağa kalktım ve Alpaslana döndüm.
"Beni böyle mi cezalandıracaksın" diye sordu.
"Cezalandırdığım falan yok kafan da kurma" dedim çocukları kapının önüne göndermiştim.
"Düşük riski var sen söyledin bir süre beni strese sokan şeylerden uzak duracağım" dedim yanından geçerken kolumu tuttu.
Yapma işte yapma.
Kendimi zor tutuyorum lütfen yapma.
"Ben sensiz ne yapacağım burada"
"Senin olmadığın yerde benim ne işim var" dedi.
Derin bir nefes verdim ve boğazımı temizledim.
"4 sene önce de bizim ilişkimize sürekli zarar veren senin ailendi, benim ailem onaylamadı ama zarar da vermedi" dedim.
"Bizi ayırmaya çalıştıklarının farkındayım, bunun sende farkındasın ama onlardan vazgeçemiyorsun"
"İşte aramızdaki tek fark bu Aslan. Ben ailemi senin için karşıma aldım senin yanında durduğum için beni sildiler"
"Sen bunca olan şeye rağmen benim için, oğulların için ve doğacak çocuğun için bunu yapamıyorsun"
"Çünkü sen de babam gibisin ailesine bağlı küçük bir çocuk"
"Annemle babam bu yüzden ayrıldı Aslan. Annemi kabullenmediler babam da sadece sustu."
"Annem düşük yaptı babamın ailesi yüzünden babam bunu biliyordu ama sustu."
"Annem dayanamadı boşandı babamdan ki en doğru karar verdi. Ve çocuklarına baba olmayı beceremeyen adam yerine çok güzel bir baba olan ailesine sahip çıkan bir adam ile evlendi" dedim.
"Bilmem anlatabildim mi" dedim ve kolumu çektim.
Montumu giydim ve kapıyı açtım.
"Kızlar, annelerinin kaderini yaşarmış Aslan" dedim son kez yüzüne baktım ve evden çıktım.
Ardından ise önümde duran arabadan Uğur ve Seyran indi.
Valizleri bagaja koyacakken Uğur almıştı elimden.
"Ben de geliyorum sizinle" dedi Seyran.
"Herkesten, her şeyden uzaklaşmak bana da bebeğime de iyi gelecek" dedi Seyran sesini yükselterek.
Ardından ise Aslan ve Kaplanı çocuk koltuğuna oturturdum ve sürücü koltuğuna geçtim.
Seyran yanıma oturmuştu kemerlerimizi taktık ve kapının önünden bize bakan adama baktım ardından ise Uğurun benim tarafımdan bana bir zarf uzatması ile kaşlarımı çattım.
"Abim verdi yenge" dedi Uğur.
İçinde ki karta baktım siyah karttı limitsiz kart.
Zarfı aldım elinden ve umursamaz şekilde bıraktım ve camı kapattım.
Ardından ise yavaş bir şekilde arabayı sürmeye başladım.
Arkamda kalan adama bakıyordum dikiz aynasından.
Durma Pınar, sakın durma.
Ona sarılmak istiyordum şu an kokusunu içime çekmek istiyordum.
Uzaklaşınca bu isteğimi gerçekleştiremedim elbette ki.
-
-
"Ay Ceren geliyoruz ya" dedi Seyran.
Sabahtan beri en az 500 kere arayan Ceren ile artık Seyran dayanamamıştı.
"Sus kız sen" dedi Ceren.
"Bir nakarat söyle bakayım çabuk" dedi Ceren.
"Sen de videoya al Seyran paylaşacağım hesabımda hadi" dedi Ceren.
"Çekiyorum" dedi Seyran.
"Sen benim gibi seven bulamazsın
Tanrım bu rüyadan hiç uyandırmasın
Ömrün vefası yok korkum aşkımdan çok
Gönlüm sensiz kalmasın.
Korkulu rüyam gülen bahtımsın
Sen benim sen benim sen benim.
Dünyamsın"
"Tamam bunu bana at hadi Seyro" dedi Ceren ve telefonu kapattı.
-
İstanbula geldiğimizde ben direk hazırlanmak için kulise geçmiştim.
İstanbul biraz daha sıcak geldi bana.
Bursa buz gibiydi ama İstanbul nedense böyle daha ılıktı.
Kırmızı saten bir elbise giymiştim uzun kollu altıma da gümüş bir topuklu giydim.
Doğal bir makyaj yapmıştık ama kırmızı rujumu sürmüştüm.
"Seni mutsuz eden ne varsa hepsini yok et aklından. Kendini düşün sonra çocuklarını" dedi Seyran.
Yanağımı öptü ve gülümsedi.
"Seni çok seviyorum" dedim ve sahneye çıkmıştım.
Anında 800 bin kişiden alkış ve bağırma geldi.
Çok büyüleyici gözüküyordu ve gerçekten uzun zaman sonra konser veriyordum.
"Alınırım, seni tam üzerime alınırım (alınırım)
Darılırsam anca kendime darılırım (darılırım)
Dayanamam diye bi' şey yok, dayanırım (dayanırım)
Gerekiyorsa yalancının birine sarılırım"
"Git hadi sen, nereye gidersen
İçimden(içimden) geliyorsun
Tarifi zor sözlerle ama sen
Gözümden biliyorsun"
"Seni benden alan kader
"Ölsem vermem", diyo'
Yalandan yangınların (-ların)
Bi' yanıyo', geri iki sönüyo'
Seni benden alan kader
"Ölsem vermem", diyo' (diyo')
Yalandan rüzgârların (-ların)
Bi' esiyo', nefesimi kesiyo'"
"Alınırım, seni tam üzerime alınırım (alınırım)
Darılırsam ben anca kendime darılırım (darılırım)
"Dayanamam" diye bi' şey yok, dayanırım (dayanırım)
Gerekiyorsa yalancının birine sarılırım
Git hadi sen, nereye gidersen
İçimden geliyorsun
Tarifi zor sözlerle ama sen
Gözümden biliyorsun"
Mikrofonu uzattım ve 800 bin kişi aynı anda söylemeye başladı.
"Seni benden alan kader (kader)
"Ölsem vermem", diyo' (diyo')
Yalandan yangınların (-ların)
Bi' yanıyo', geri iki sönüyo'
Seni benden alan kader (kader)
"Ölsem vermem", diyo' (diyo')"
"Yalandan rüzgârların (-ların)
Bi' esiyo', nefesimi kesiyo' (nefesimi kesiyo')
Seni benden alan kader (kader)
"Ölsem vermem", diyo' (diyo')
Yalandan yangınların (-ların)
Bi' yanıyo', geri iki sönüyo'
Seni benden alan kader (kader)
"Ölsem vermem", diyo' (diyo')
Yalandan rüzgârların (-ların)
Bi' esiyo', nefesimi kesiyo'"
-
Sabah uyandığında Seyran vve çocuklar dışarı çıkmıştı.
Pınar ise üzerine siyah boğazlı bir body giydi altına gri mini şort etek giydi.
Ve uzun siyah çizmelerini giymişti.
Dışarı çıkıcaktı birazdan hava almak iyi gelecek diye düşünüyordu.
İstanbul'un eşsiz mavisini gören bir evde oturuyorlardı.
Canı çok yanıyordu ama güçlü durmak zorundaydı çünkü anneydi.
2 çocuğa aynı anda bakıyordu.
Evet anne olmak çok güzel bir duyguydu onun için.
Ama bir çocuğa daha bakabilir mi zannetmiyordu.
Düşünmüyordu, korkuyordu....
Daha gerçekleri öğrenemeden, ondan her şeyi saklayan adamın 3. çocuğunu taşıyordu karnında.
Derin bir nefes verdi ve içine giren sıkıntı ile yutkundu.
Aşağıda gördüğü tanıdık araba ile kaşları çatıldı.
İçinden ise Alp Aslan çıkmıştı.
Öfke ile baktı sakin kalmaya çalışıyordu ama becerebileceğini pek sanmıyordu.
Hormonlar çok çabuk etki etmişti.
Kapıyı açtığında ise karşısındaki adam ile kapıdan çekildi ve içeri geçmesine müsaade etti.
"Pınarım" dedi Alpaslan.
Pınar salona geçmişti arkasından gelen adam ile gözlerini kapattı.
"Ben çok yoruldum Aslan"
"Artık içimden böyle yaşamak gelmiyor"
"Ben herkesten soğudum, herkesten nefret ediyorum. Ben kendimden bile nefret ediyorum" dedi Pınar gözünden yaşlar dökülüyordu.
"Aslan sen bana öyle büyük bir acı verdin ki beni hayattan soğuttun"
"Sen benim yaşama hevesimi elimden aldın beni öldürdün sen" dedi Pınar.
"Aslan ben yaşamak istemiyorum, ben bu bebeği de istemiyorum ben kimseyi istemiyorum" dedi Pınar.
"Pınarım haklısın" dedi Alp Aslan.
Derin bir nefes verdi Pınar ve Alpaslan'a döndü.
"Haklı olduğumu biliyorum zaten Aslan merak etme" dedi Pınar.
"Canım yanıyor kimse görmüyor ya" dedi Pınar.
"Pınar ne istiyor, ne düşünüyor kimsenin umurunda değil"
"Ben çok sıkıldım artık saklanan şeylerden" dedi Pınar.
"Ben olmak istemediğim kişiyi oldum Aslan, olmak istemediğim kişi ve olmak istemediğim haldeyim ben" dedi Pınar.
"Çok yoruldum ben senin için herkesi her şeyi karşıma aldım" dedi Pınar.
"Niye yaptım Aslan bunu ben"
"Ben aşık oldum ama yüzüstü bırakıldım ya"
"Ben seni bırakmadım" dedi Alp Aslan.
"Doğru ailen sana yalan söyledi sen inanmak istedin yoksa kafayı yerdin gibi gibi" dedi Pınar.
"Ben dışarda kafayı yedim biliyor musun?"
"Ailen benim adımı oruspuya çıkarttı Aslan bundan haberin var mı"
"Senden zorla hamile kalmışım, sen aldır demişsin ben diretmişim para avcısı bir oruspunun tekiymişim ben"
"Ben 4 sene içinde her gün öldüm Aslan"
"Ailen beni her gün öyle bir şekilde öldürdü ki ben toparlanamadan başka bir şey daha çıkıyordu ortaya"
Ardından sustu ve koltuğa oturud ve Aslana bakmaya başladı.
"Sen de babam gibisin" dedi Pınar.
"Babam da böyle kandırmış annemi, annem abime hamile kalmış babam cezaevine girmiş"
"Çıktığında ise evleneceğiz demiş annem bu sefer diğer abime hamile kalmış babam ile büyük bir kavga etmişler ve evlenememişler"
"Neden biliyor musun? Babamın ailesi yüzünden"
"Yine barışmışlar bu sefer evlenmişler 4 sene sonra bize hamile kalmış annem"
"Artık babamın ailesine katlanamamış ve boşanmış başka bir adam ile evlenmiş"
"Adam ile öyle iyi anlaşmış ki, adamın ailesine söz hakkı tanımamış ben evleneceğim isterseniz kabul edin yanımda durun, isterseniz kabul etmeyin umurumda değil diyerek rest çekmiş ailesine"
"Ve annem ile çok mutlu hayatları var şu an. 2 tane daha çocuk yaptılar"
"Annemin kendisi dedi bunu bana seninle nişanlanacağım gün" dedi Pınar.
"Sen bu adam ve ailesi ile asla yapamazsın anne sözü dinle demişti bana"
"Ben dinlemedim çünkü sana kör kütük aşıktım, cezaevine düştün ve annemin bana dediği ilk cümle ne oldu biliyor musun?"
"Kızlar annelerinin kaderini yaşar, senin de sonun benim sonum gibi olacak dedi bana"
"Ama haklıymış annem fazlası ile" dedi Pınar.
Alp Aslan ise hiç kesmeden dinliyordu Pınarı.
"Pişman mısın" diye sordu Alp Aslan alacağı cevaptan o kadar çok korkuyordu.
"Değilim Aslan" dedi Pınar.
"Sadece sen ailene söz geçirene kadar ne bana yaklaş ne de çocuklarıma" dedi Pınar.
"Ben karnımdakini aldıracağım" dedi Pınar kararsızlıkla.
"Pınar yapma" dedi Alp Aslan oturduğu yerden kalktı.
"Pınar bunu bana yapma her şeyi yap bunu yapma" dedi Alpaslan.
Pınar kararsızlık ile baktı gözlerine.
"Aslan ben yapamam" dedi Pınar.
"Ben üçüncüye bakamam" dedi Pınar.
"Ben varım Pınar, biz birlikte olduğumuz sürece her şeyi yaparız" dedi Alp Aslan.
"Sen var mısın Aslan gerçekten" dedi Pınar.
"Bana tekrardan o dört duvara girmeyeceğine söz verebilecek misin" dedi Pınar.
Aslan sustu konuşmadı.
"Ben de öyle düşünüyordum Aslan" dedi Pınar.
"Ben artık İstanbul'da yaşayacağım istediğin zaman gelip görebilirsin çocuklarını" dedi Pınar.
Alp Aslan öylece Pınara baktı.
"Bitti mi" diye sordu.
"Biz çoktan bitmedik mi zaten Aslan" dedi Pınar.
"Bitmedik biz bitmedik sen şu an hamile olduğun için saçmalıyorsun" dedi AlpAslan.
"Sen ilk önce aileni zapt et onlardan ayrıl sonra bana laf yap Aslan"
"SIkıldım ben senin ailen ile yaşamaktan duydun mu"
"Ben artık İstanbulda yaşayacağım dersen eğer birlikte yaşayacağız ama dördümüz"
"Ben senin ailenin her konunun içinde olmasından sıkıldım"
"Ailenden kopabilecek misin benimle burada yaşayabilecek misin"
Alp Aslan sustu cevap veremedi.
"Sen cevabını ver Aslan ama unutma ki, vereceğin cevap hem karnımdakini hem de aşkımızı yaşatacak" dedi Pınar Alp Aslanın gözlerine bakarak.
Alp Aslan ise arkasını dönerek gitmişti.
Vereceği cevabı çok iyi biliyordu.
Kabanını ve çantasını alarak evden çıktı ardından ise Öncel ailesinin yalısına gitmişti.
Boğazın üzerinde ve denize sıfır olan yalı.
Arabasını park etmiş ve içeri girmişti hızlıca.
Kabanını ve çantasını hizmetçi kadın almıştı.
"Pınar" diyerek annesi Nazar Öncel oturduğu koltuktan kalkmış ve kızının karşısında durmuştu.
Annesine sıkıca sarılmıştı Pınar.
Ardından ise kış bahçesine geçmişlerdi.
Bahçede ki serada yanan odun sobası içeriyi sıcacık etmişti ve üşüdüğünü şimdi anlamıştı.
Annesine her şeyi anlatmıştı ne yapacağını bilemez şekilde bakıyordu annesine.
"Bana bir çıkış yolu göster anne ne yapayım ben" dedi Pınar.
"Seviyor musun onu" diye sordu Nazar Öncel.
Pınar sustu ve kış bahçesini inceledi.
Krem rengi bir L koltuk.
Siyah odun sobası yerde kırmızı ve desenli bir halı.
Hemen sağ tarafında kalan büyük 10 kişilik yemek masası ve büyük yılbaşı ağacı.
Camların led ışıklar ile süslenmesi.
Öyle güzel bir hava katmıştı ki buraya.
"Sigaranın sana zarar verdiğini bile bile içersin, bağımlısı olursun ve bırakamazsın çünkü sana iyi geldiğini sanırsın anne" dedi Pınar dudaklarını ıslatarak.
"Ben Aslanı seviyorum ama-"
"Ama annecim o baban gibi bir adam ben bunu sana 8 sene önce de söyledim" dedi Nazar Öncel.
"Anneler hisseder kızım, anneler her şeyi bilir ve hisseder"
"Eğer sana yapma diyorsam yapma sözümü dinle"
"Karnındakini istiyor musun" diye sordu Nazar Öncel.
"Bilmiyorum anne.. ama üçüncüye bakabilecek güçte olduğumu düşünmüyorum, ama suçsuz bir cana da kıymak istemiyorum" dedi Pınar.
"Bu karar senin için çok önemli annecim" dedi Nazar Öncel.
"Onun sana zarar verdiğini anlaman çok güzel bir gelişme" dedi Nazar Öncel.
"Uzaklaş buradan al çocuklarını da yurt dışına git ben sana destek olurum" dedi Nazar Öncel.
"Kendine gel toparlanana kadar orada kal hatta orada yaşa" dedi Nazar Öncel.
"Aslan" diye sordu Pınar."
Onu da unutacaksın, sigarayı bırakmak için tedavi oluyorlar sende uzaklaşarak tedavi olacaksın" dedi Nazar Öncel.
"Çocuklar babalarını görmek isteyecek, daha yeni bulmuşken onları ayıramam" dedi Pınar.
"Onlar şu an anne kuzusu emin ol oradaki yaşantılarında babalarını unutacaklar" dedi Nazar Öncel.
"Hem onlar daha 4 yaşında kızım" dedi Nazar öncel.
"Onların sadece sana ihtiyacı var, sne iyi ol ki çocukların iyi olsun" dedi Nazar Öncel.
"Al çocuklarını git Amerika'ya orada ben sana güzel bir ev ayarlarım, çocuklarını güzel bir koleje yazdırırız sen de orada mesleğini yaparsın" dedi Nazar Öncel.
"Bak her şey çok kolay olacak diyerek seni kandırmayacağım çünkü her şey çok zor olacak bunu kaldırabilir misin" diye sordu Nazar Öncel.
"Bana gelip her şey senin yüzünden oldu, sen beni gönderdin demezsin dğeil mi" dedi Nazar Öncel.
"Düşünüyorum anne bana biraz zaman ver lütfen" dedi Pınar.
"2 gün Pınar ona göre orayı hazırlayacağım" dedi Nazar Öncel.
"Aslana ne diyeceğim peki" dedi Pınar.
"Çocuklarım ile Amerika'ya gidiyorum orada kendime yeni bir hayat kuracağım. Bana iyi gelmiyorsun, çocukların ile telefonda konuşursun belirli günler gelip görebilirsin diyeceksin"
"Ha velayetleri senin üzerinde değil mi" dedi Nazar Öncel.
"Evet" dedi Pınar.
"Tamam" dedi Nazar Öncel.
Ardından ise kış bahçesinden çıkmış ve eve girmişlerdi.
"Oo Pınar kızım hoş geldin" dedi Ufuk Öncel.
"Hoş buldum Ufuk abi" diyerek sarıldılar birbirlerine.
"Seyran nerede" diye sordu Ufuk Öncel.
"Buradayız Ufuk abi" dedi Seyran çocuklar ile birlikte salona girmişti.
Aslan ve Kaplan anında Pınarın bacaklarına sarılmıştı.
"Hoş geldiniz" dedi Ufuk Öncel.
"Hoş bulduk" dedi Seyran ve sofraya oturmuşlardı.
Pınar iki yanında oturan oğullarına yemek yediriyordu.
"Hoş geldin Barış geleceğini söylemedin" dedi Ufuk Öncel.
"Geçiyordum uğradım amca" dedi Barış Öncel.
"İyi yapmışsın otursana" dedi Nazar Öncel.
"Ebru hanım bir servis açar mısınız" dedi Nazar Öncel.
"Kızlarım, Pınar ve Seyran" dedi Nazar Öncel.
"Pınarın ikizleri Aslan ve Kaplan" dedi Nazar Öncel.
"Memnun oldum" dedi Barış Öncel
"Ben de öyle" dedi Pınar ardından ise domates çorbasından bir yudum aldı.
"Eşin nerede" diye sordu Barış Öncel.
Pınar duraksadı ve annesine baktı.
"Kusura bakmayın geç geldim trafik işte" dedi Alp Aslan elindeki tatlı ve çiçeği hizmetliye vermişti.
"Baba" diyerek Kaplan babasının kucağına atlamıştı.
Pınar ise oğluna ve Alpaslana bakıyordu.
"Hoş geldin Alp Aslan" dedi Nazar Öncel.
"Hoş buldum Nazar Hanım" dedi Alp Aslan ve oğlunu kucağına alarak Pınarın yanına oturdu.
"Geleceğini niye söylemedin" dedi Pınar sessizce.
"Aradım açmadın. Seyranı aradım burada olduğunu söyledi" dedi Alp Aslan.
"Duymadım kış bahçesindeydik" dedi Pınar ve çatalını tavuk sotesine batırdı.
Pesto soslu tavuk ve soslu tavuk.
Tavuğu çiğnemeye başladı.
Ardından ise oğlunun çatalını tavuğa batırdı.
Önüne döndüğünde ise Barış Öncel ile göz göze geldi.
Minik bir tebessüm gönderdi.
Yemek yenmiş ve kış bahçesine geçmişlerdi.
Hizmetli kadın kahveyi önüne bırakacakken konuştu.
"Ben almayayım teşekkürler" dedi Pınar.
"Niye içmiyorsun çok severdin kahveyi" dedi Ufuk Öncel.
Annesine baktı Pınar.
"Pınar hamile Ufuk abi ondan içmiyor" dedi Alp Aslan.
Pınar yavaşça bir nefes verdi ve koltuğa çıkıp kucağına oturan oğluna baktı.
Aslan kucağına çıkmıştı bir elini sol göğsüne koymuştu kafasını da omuzuna koymuştu.
Pınar sağ elini Aslanın sırtına koymuştu.
Kaplan ise Ufuk Öncelin kucağından indi ve Pınarın yanına oturdu.
Sol koluna sıkıca sarılmıştı ve kafasını koymuştu.
"Kıskandı" dedi Ufuk Öncel gülerek.
"Gün içinde sürekli böyleyim, peşimden ayrılmıyorlar" dedi Pınar gülerek.
"Üçüncüye bakacak güçte misin peki" dedi Barış Öncel.
Pınarın gülüşü yavaşça soldu.
O güçte miydi bilmiyordu.
İçten içe istiyordu minik bir bebeği olsun.
Ama üç çocuk ile nasıl yaşayıp hayatını devam ettirecek bilmiyordu.
O sorumluluğu kaldırabilecek miydi?
Alp Aslan olmadan yaşayabilecek miydi?
Ardından ise cızırtı sesi geldi ve sonra ise Kamuran Akkor'un Bir Ateşe attın beni çalmaya başladı pikaptan.
Dışarda yağmaya başlayan yağmur ise güzel bir atmosfer katmıştı.
'İleride 4 tane çocuğumuz olsun. 1 erkek 3 kız olsun'
'Hayır ya sevgilim 4 çocuğu ne yapacağız 2 tane yeter de artar'
'1 erkek olacak ilk önce abi olacak kız kardeşlerini koruyacak'
'Ben kız istemiyorum erkek istiyorum'
Kollarını sıkıca sardı Alp Aslan, Pınara.
Pınar da kafasını omuzuna koydu
'Ben erkek istiyorum oğlumuz olsun 4 tane'
"Bilmiyorum" dedi Pınar.
"Ne okudun" diye sordu Barış Öncel.
"İç mimarlık okudum, iki senelikte aşçılık okudum" dedi Pınar.
"Sen ne okudun" dedi Pınar.
"Mimarlık okudum" dedi Barış.
"Ne güzel" dedi Pınar gülümseyerek.
-
"Teşekkürler, her şey çok güzeldi" dedi Seyran gülümseyerek.
"Ne demek kızım ama keşke burada kalsaydınız" dedi Ufuk Öncel.
"Evet kızlar hem değişiklik olur size de lütfen kalın" dedi Nazar Öncel.
"Peki madem çok ısrar ettiniz" dedi Seyran gülerek.
"Alp Aslan gelsene oğlum sen de" dedi Ufuk Öncel.
"Yok Ufuk abi sağ ol ben Bursaya dönüyorum" dedi Alp Aslan.
"Evde bir kaç sıkıntı çıkmış gitmem gerekiyor" dedi Alp Aslan.
Pınar, Alp Aslana baktı.
"Babanız gidiyor annecim yolcu etmek ister misiniz" dedi Pınar.
Aslan ve Kaplan ise sadece el sallamış ve içeriye girmişti.
Pınar kollarını göğsünde birleştirdi ve tam önünde durdu.
"Kararını vermişsin" dedi Pınar.
"Pınarım yapma böyle lütfen" dedi Alp Aslan.
"Bende bir karar verdim" dedi Pınar.
"Ne kararı" diye sordu Alp Aslan kaşlarını çatarak.
"Yarın öğrenirsin iyi yolculuklar" diyerek arkasını döndü.
Alp Aslan kolundan tutup kendine çekmişti.
Dudaklarını sertçe öpmüştü ardından ise anlını öptü ve sıkıca sarıldı.
"Bebeğimizi aldırmak gibi bir hata yapma sevgilim" dedi ve ayrıldı.
Arabaya binmesini izledi ardından gitmesini.
"Seni unutacağım Alp Aslan Güçlü"
"Sen madem aileni seçiyorsun, bizi siliyorsun ben de seni sileceğim"
Eve girdiğinde ise derin bir nefes verdi ve salonda oturuyorlardı.
Tekrar Pınarın kolları altına giren çocuklar ile gülümsedi Pınar.
"Size bir şey sorabilir miyim" diye konuştu Pınar.
"Sorabilirsin anne" dedi Aslan.
Pınar annesine baktı, Nazar Öncel kafasını olumlu anlamda salladı.
"Hani şu sizin çok sevdiğiniz şekerler vardı ya" dedi Pınar.
"Dayınız getirmişti size" dedi Pınar.
"Evet" dedi Kaplan mavi gözleri annesine bakıyordu heyecan ile.
"O şekerlerin yapıldığı yere gidelim mi" dedi Pınar.
"Evet, evet" dediler aynı anda.
Pınar gülümsedi ve yutkundu ardından dudaklarına ıslattı.
"Peki, orada yaşayalım mı temelli" dedi Pınar.
"Hiç geri gelmeyecek miyiz" dedi Aslan.
"Gelmeyeceğiz annecim" dedi Pınar.
"Babanız da olmayacak yanımızda sadece siz ve ben olacağım" dedi Pınar.
"Bir de ben" dedi Seyran.
Pınar, Seyrana baktı.
"Hemm seni tek bırakamam hem de bana yalan söyleyen adamın kucağına hiç bir şey olmamış gibi çocuk veremem" dedi Seyran sessizce.
"Sonra konuşacağız bunu" dedi Pınar.
"Babanız olmayacak, gelmeyecek de yanımıza" dedi Pınar çocuklarına baktı.
"Olur mu" dedi Pınar.
Aslan ve Kaplan, Nazar hanıma baktı.
"Ufuk dedem ve Nazar anneannem de mi olmayacak" dedi Aslan.
"Oy senin dedem diyen ağzını yerim ben aslan parçası" dedi Ufuk Öncel gülerek.
"Anneannem biz geleceğiz ama arada" dedi Nazar Öncel.
"Teyzem de olacak mı" dedi Kaplan.
"Ben tabi ki de olacağım sizi bırakır mıyım ben hiç" dedi Seyran.
"O zaman gidelim şekerlere" dedi Aslan gülerek.
"Gideceğiz annecim" dedi Pınar iki oğlunun da yanağını öptü.
"Hadi bakalım uyku vakti" diyerek Seyran teyzelik görevini fazlası ile yapıyordu ve çocukları alıp yukarı çıkarttı.
Pınar annesine baktı ardından ise karnındaki eline.
"Pasaportlarımız eşyalarımız Bursa'da" dedi Pınar.
"O zaman yarın bir kendimize geliyoruz alışveriş yapıyoruz. ve diğer gün Bursa'ya gidiyoruz ve eşyalarınızı alıyoruz ve buraya geliyoruz" dedi Nazar Öncel.
"Çocukları da götürecek misin" diye sordu Ufuk Öncel.
"Alp abi tepkisini merak ediyorum ben" dedi Seyran yanına oturdu.
"Çünkü Pınara fazlası ile bağlı Alp abi yani" dedi Seyran.
"İzin vermeyecek" dedi Pınar önündeki orta sehpada bulunan bibloya bakıyordu.
"Sen ne yapacaksın" dedi Nazar Öncel.
Pınar bakışlarını annesine çıkardı ve konuştu.
"Bir şekilde ikna edeceğim olmaz ise eğer korktuğu şeyi yapacağım" dedi Pınar.
"Kendini mi öldüreceksin" dedi Seyran şaşkınlıkla.
"Hayır ya saçma spaan konuşma" dedi Pınar.
"Karnımdakini aldırmak ile tehdit edeceğim" dedi Pınar.
"Pınarcım" dedi Ufuk Öncel.
"Ben her zaman senin arkandayım kızım, ne olursa olsun neye ihtiyacın olursa olsun her zaman buradayım" dedi Ufuk Öncel.
"Teşekkür ederim Ufuk abi" dedi Pınar gülümseyerek.
Daha fazla konuşmamışlardı ve herkes uyumaya dağılmıştı.
Pınar iki oğlunun arasına girdi ve anında annelerine sarılmıştı iki kardeş.
Pınar oğullarının saçlarını severek kendini düşüncelerden uzaklaştırıp uykunun kollarına bırakmıştı kendini.