İçeriğe geç

Papatya Güzeli

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Papatya Güzeli

Bölüm 1

Program

Yıllar geçmişti yıllar genç kızı yıpratmış ve onu olgunlaştırmıştı.

Mahvoldu herkes gördü kimse bir yardım eli uzatmadı.

Onu televizyonda görmeyi değil canlı kanlı görmek istiyordu bir görüş odasında.

Koğuşta ki adamlar ona bakıyordu her gece resmine bakarak sabahladığı uğruna canını vereceği kadını herkes tanımıştı artık.

"Sen neyi affetmezsin Pınar" diye sordu kadın.

Kadın kırmızıya boyadığı dudaklarını ıslattı ve derin bir soluk verdi.

"Ben affetmem dediğim her şeyi içimde affettim" dedi kadın sesinde ki o dert gün yüzüne çıkmıştı.

"Ama sorarsanız ihaneti ve terk edilmeyi hiç affetmem" dedi kadın.

"Seninle o konuyu da konuşmak istiyorum eğer istersen" dedi sunucu kadın.

"Bence konuşalım yani tüm Türkiye merak ediyor" dedi sunucu kadın.

"İnci girme o konulara" dedi Pınar zorlukla gülerek.

"Aa girdim valla" dedi Sunucu kadın gülerek.

Kadın çaresizce ise derin bir nefes verdi.

"Pekala" dedi Pınar.

Televizyonun sesi açıldı biraz daha.

"Onu hala seviyor musun?"

Pınar öylece ekrana baktı dudaklarında acılı bir tebessüm ile sunucu kadına bakıyordu.

"Ben onu 16 yaşımda tanıdım" diyerek söze girdi kadın.

"Ben ailem ile o zamanlar çok anlaşamıyordum ve sıkıntılar vardı herkeste olduğu gibi"

"Onunla tanıştığımda 23 yaşındaydı bizim mahalle de bir tepe vardı o tepede tanıştık biz"

"O gün aşık oldum ona çocukluk aşkım. Kız çocuklarının ilk aşkı babası olur derler benim ilk aşkım ise o oldu"

"Aramızda ki yaş farkı uyuşmamıştı ama kader ağlarımızı ilk karşılaştığımız an bağlamış biz sürekli karşılaşmaya başlamıştık işte öyle öyle sevgili olduk sonra"

"Tabi araya bir kaç arkadaşı da girince öyle sevgili olduk yani"

Derin bir nefes verdi kadın ardından ise dolan gözlerini kırpıştırdı titreyen ellerini masanın altına sakladı.

Bekledi bir süre göz pınarını sildi ve devam etti.

"Tüm zorluklara rağmen ayrılmadık kimse de ayıramadı bizi. Araya 3. kişiyi asla sokmamıştık"

"Birbirimize canımızı verecek kadar bağlı ve aşıktık. Ben kalabalığın için kimsesizdim ve o bana aile oldu arkadaş oldu eş oldu"

"Nişanlandığımız gün" dedi ve duraksadı ağırca yutkundu.

"Biz aramıza 3. kişiyi almışız ve ben bunu fark etmemişim o gün fark ettim ki aramızdaki 3. kişiyi"

"Saklanan gerçekler bir bir ortaya çıktı. Tüm gerçekler tüm çıplaklığı ile ortaya döküldü"

"Yaralarımı sarmasına izin verdiğim adam bana sarılmayacak bir yara verdi ve 4 duvarın arasına girdi"

Kadın gözünden düşen yaşı hızlıca sildi.

Adam ise yutkunarak baktı ekrana.

Kadın röportaj veriyordu kendi evinde.

"Kaç sene oldu peki ayrı kaldığınız sene yani"

"4 sene oldu" dedi kadın tebessüm ederek.

"Peki bu hayata nasıl atıldın" dedi sunucu.

"Çok çalıştım fazla çalıştım ve buralara kadar geldim. Acı bana hırs yaptırdı"

"Yani geçen sefer biraz araştırdım ve bir fotoğrafını gördüm ben ve gerçekten birbirinizi sevdiğiniz gözlerinizden okunuyordu. Senin yüzünde ki huzur ve mutluluk beni çok etkiledi" dedi kadın ekranlara gelmişti.

Adamın üzerinde siyah polo yaka ve altında siyah kot pantolon vardı.

Kadının üzerinde beyaz bir crop altında siyah pantolon vardı.

Adam kolunu kızın omuzuna atmıştı kadın sarkan elini tutmuştu ve adama gülerek bakıyordu adam da ona gülümseyerek bakıyordu.

Kadın sadece gülümsemişti kadının cümlesine.

"Yeterli bence bu kadar" dedi kadın gülümseyerek ve kayıt kesilmişti.

"Evet bu gün ünlü starın evini gezdik ve hayat hikayesini kısaca dinledik"

"Pınar Sayman'ın çocukluk aşkı Alp aslan Güçlü ile nasıl tanıştığını anlattı"

Ardından büyük villanın odaları gösteriliyordu.

"İkiz oğlu olan Sayman 4 yaşında ki oğulları bu odada kalıyor ve görüyorsunuz ki bebişler uyuyor"

Alp Aslan Güçlü ise vücudundaki uyuşukluk ile gözlerini televizyondan çekti.

Çocukları olduğunu biliyordu ama ilk defa onları görmüştü.

"Yıkıla yıkıla yaşayan benim

Geceler boyunca kahrolan benim

Ah edip inleyen, yıpranan benim

Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan

Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan"

Ve birden yükselmişti nakaratta.

Genç kadının konseri ekrandaydı şu an

"Hayatım karanlık yerlerde geçer

Yüreğim kırılmış kadehe benzer

Yüzüme nefretle bakmayın yeter yeter

Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan

Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan"

Kısa kısa söylediği şarkıların nakarat kısımları verilmişti ekrana

"Hem beni öldürdün hem bendeki seni

Böyle olsun istemezdim

Ben mağlubum ama sen de kaybettin

Ben hayatı, sen de beni

Lanet olsun bana seni bu kadar çok

Niye bu kadar sevmişim

Sana hiç değmezmiş tertemiz duygularım

Geç de olsa öğrendim

Kapanmaz yarayım, gece gündüz kanarım

Göz göre göre yandı yıllarım

Gönlümde açan gonca, gül olmadan kırıldı

Senin eserin bu yorgun yıllarım"

"Uygar Doğanayın- Sensiz Yapamıyorum şarkısını söyleyen Sayman bu şarkıyı cezaevindeki sevdiğine mi söyledi"

"Yine bana zindan kara geceler

Yine dilim ezber seni heceler

Sana öyle hasret deli yüreğim

Gözüm yine uykulardan bihaber

Sana öyle hasret deli yüreğim

Gözüm yine uykulardan bihaber"

Yakın çekim uygulanmıştı net bir şekilde yüzü gözüküyordu Pınar Sayman'ın.

Gözleri kapalı yerden vuran hava saçlarını hafif şekilde uçuruyordu.

İçten ve nağmeli söylüyordu.

Bu şarkı her ses uymazdı ama Pınara cuk diye oturmuştu adeta.

"Kilitli pencerem, kapılarım paslı

Sen gittikten sonra kapandı, kimse açmadı, sormadı

Çok ağladım senin için

Çok geceden sabahlara selam yolladım

Çok gözyaşı döktüm, çok haykırdım, lanet ettim

Ama yine de

Ama yine sensiz yapamıyorum

Sen yokken ben hep ağlıyorum

Kör olası gözlerim her yerde seni arıyor

Sensizim dön gel, çıldırıyorum

Ama yine sensiz yapamıyorum

Sen yokken ben hep ağlıyorum

Kör olası gözlerim her yerde seni arıyor

Sensizim dön gel, çıldırıyorum"

Mavi gözlerini açtı ve gözünden süzülen yaşları net bir şekilde algıladı kamera.

Kadının gözünden dökülen yaş adamın kalbini bir kor gibi yakmıştı.

"Yine bana zindan kara geceler

Yine dilim ezber seni heceler

Sana öyle hasret deli yüreğim

Gözüm uykulardan yine bihaber

Sana öyle hasret deli yüreğim

Gözüm yine uykulardan bihaber"

Boro renge boyadığı tırnaklarına bile özlem duyuyordu Alp Aslan Güçlü.

Kadın göz yaşlarını sildi.

"Yar yar yanıyor yüreğim

Yar hasretinin yarası çok çok derin

Alev gibi yanıyor, közü yok

Sızım sızım sızlıyor, yarası yok

Acısı çok, ismi yok, cismi yok"

Bu nakaratta ise yükselmişti desibeli.

Gözünden akan yaş tekrar akmıştı.

"Ama yine sensiz yapamıyorum

Sen yokken ben hep ağlıyorum

Kör olası gözlerim her yerde seni arıyor

Sensizim dön gel, çıldırıyorum

Ama yine sensiz yapamıyorum

Sen yokken ben hep ağlıyorum

Kör olası gözlerim her yerde seni arıyor

Sensizim dön gel, çıldırıyorum"

Gelen alkış sesleri ile video gitmişti.

Adam ise omuzları çökmüş gözleri acıklı şekilde dolmuştu oturduğu yerden kafasını çevirdi ve babası ile göz göze geldi.

4 senedir bu 4 duvarın arasındaydı babası ile Alp Aslan Güçlü.

Nişanlandığı gün babası ile birlikte bu dört duvara düşmüştü.

O gün sevdiği kadının o korku dolu olan bakışları aklından çıkmıyordu.

Karar verildiğinde ise kadının 'Ben sensiz nasıl yaşarım' diye bayılmadan önce bağırması ise her gece beyninden çıkmıyordu.

Bir kez olsun görüşe gelmemişti onu herkese soruyordu.

Herkesten ise çok mutlu, çok iyi seni unuttu diyorlardı ona.

Ama adam görmüştü sevdiği iyi değildi yıkılmış ve tükenmişti.

Bunu o duruşundan ve gözlerinin en derininde olan acı ve özlemi çok net görmüştü.

Adı geçince büyüyen göz bebekleri ve hemen dolan gözleri onu ele vermişti.

Adam onun her zerresini ezbere biliyordu. Her zerresini adı gibi biliyordu.

Ne zaman çıkacağı bilinmiyordu avukatlar çalışıyordu çıkarmaya kaç senedir.

Adam ranzasına geçti ve ışıklar söndü.

Ranzanın demirinde duran fotoğrafa baktı.

Alt katta kendisi üst katta ise kardeşi yatıyordu.

Her sabah gördüğü ilk yüz sevdiği

Her gece gördüğü son yüz sevdiği oluyordu.

4 senedir sadece ilaçlar ile uyumuştu veyahut 1-2 saatlik uyku ile geziyordu ortalıkta.

Kadın televizyonun karşısında öylece kala kalmıştı.

Güçlü ailesinin evindeydi ve çocuklarını getirmişti Alp Aslanın kız kardeşi çok yalvarmıştı onun için getirmişti.

Kitlenmiş kalmıştı ne nefes alabildi ne hareket edebildi.

Evet bu röportajı kendisi vermişti onda sıkıntı yoktu ama fotoğrafı görünce öylece kala kalmıştı.

Kendini evden dışarı attı gözünden yaşlar süzülüyordu elini kalbinin üzerine koydu .

Giydiği kazağın yakalarını çekiştirdi nefes alamıyordu.

Arkasından çıkan Alp Aslan Güçlünün babaannesi Seher Güçlü genç kadını kendine çekmişti.

Yere düşen kadın ile Seher Güçlü de dizlerinin üzerine düşmüştü.

Kaç dakika öylece durdular kaç dakika sırtını sıvazladı ya da kaç saat.

Göz yaşlarının hiç bitmeyeceğini bilmesine rağmen dinmesini bekledi Seher Güçlü.

Pınar Sayman ise yaşlarını yaşlı kadının omuzlarına dökmüştü.

Gözünden yaş akmıyordu artık.

"Kızım güzel yavrum" dedi Seher Güçlü titreyen sesi ile.

"Yapma böyle nereye kadar kendini de onu da yıpratacaksın" dedi Seher Güçlü.

"Ona kızgınsın, kırgınsın biliyorum ben seni anlıyorum kızım. Benim de kocam düştü mahpusa ben 5 aylık hamileyim girdi Halil 12 yaşındaydı çıktı" dedi Seher Güçlü.

"Ben seni anlıyorum güzel yavrum benim. Haklısın da ama böyle olmaz annem"

"Oda baba sürekli seni soruyor çocuklarını soruyor. Onun da hakkı değil mi be kızım çocuklarını görmesi onun da hakkı değil mi güzle yavrum" dedi Seher Güçlü hala genç Pınarın saçlarını okşuyordu.

"Korkuyorum" dedi Pınar Sayman sessiz akıttı bu sefer yaşlarını yaşlı kadının göz yaşlarına baktı.

"Ben istemez miyim çocuklarım babasının kokusunu solusun onu görsün ama yapamıyorum"

"Ben çok korkuyorum niye korkuyorum onu da bilmiyorum"

"Bilinmezlik beni çok yoruyor"

"Yorar kızım yorar, için içini yer de dışarıya bir şey belli etmezsin" dedi Seher Güçlü.

"Onun da hakkı be annem. Yapma etme bak yarın görüş günü gel gidelim be kızım" dedi Seher Güçlü.

"Kendi de onu da daha fazla yıpratma. Onun için de zor o dört duvarın arasında hiç bir şey yapamıyor" dedi Seher Güçlü.

"Ha kızım gel vazgeç şu inadından gidelim yarın" dedi Seher Güçlü.

Pınar Sayman ise kararsızlık ile baktı ardından kafasını çevirdi ve büyük cama baktı salonu görüyordu oğulları ellerini cama yaslamış kendisine bakıyordu.

"Bu sabilere de yazık" dedi Seher Güçlü.

"Görsünler babasını tanısınlar be kızım" dedi Seher Güçlü.

Pınar gözlerini oğullardan çekti ve yutkundu gözlerini kapattı ve burnunu çekti.

Sonra ise zapt edemediği bir haykırış ağızından fırlamıştı gerisi ise hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.

Seher Güçlü gözünden düşen yaş ile Pınarı kendine çekti ve sıkıca sardı sarmaladı.

Camdan göz göze geldiği gelini ile kafa salladı sadece.

Gelini ise kocaman gülümsemişti dolan gözleri ile.

Saatlerce ağlamıştı ardından ise Hamit Güçlü abisinin sevdalı olduğu kadını yani yengesini kucağına almış ve eve götürmüştü ardından ise odaya.

Pınar ise oğullarına sarılarak ağlaya ağlaya uyuya kalmıştı.

Adam orada kahrolurken kadın burada kahroluyordu.

İki aşık ne olursa olsun birbirinden vazgeçemiyordu.

-

-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.