İçeriğe geç

PAPATYA

Bölüm 4 · 35 dk okuma

PAPATYA

Bölüm 4

3. Bölüm

PAPATYA ELİF KAYA

Tuvalette Nursele hiç bişi anlatamadım çünkü inanmayabilirdi sapık olduğumu falanda düşünebilirdi. Zaten hakkımda iyi şeyler düşündüğünü zannetmiyorum. Sanırım dahada kötü düşünmeye başliycak birkaç hafta sonra.

Derse giderken bana çok üzgün bakıyordu. Acaba yerinimi beğenmemişti arkada diye? Hiç konuşmamıştık o hazır hissedene kadar zorlamıycaktım *zorlasan zaten hiç konuşmazdı* pff

Ceren bana kızgındı yanında oturduğum için derste anlatma şansım oldu. *tabiki sanal arkadaşım falan demedim* Ümmühan hocanın dediklerini anlatıp elimizde olması iyi olur dedim. Çok inanmış gibi durmuyodu ama yapıcak bişi yoktu.

Dersin bitmesine iki üç dk kalmıştı Cerene “bahçeye çardağa inelim” dedim. O çardak benim yerim gibiydi okulda keko çocuklar ben okulda olmasam bile oraya oturmaktan korkarlardı.

“tamam” dedi sonra “o kızıda getir tanışalım bizde” biz derken Efe Mert ve Demirden bahsediyordu. Hepsi yakın arkadaşımdı ama demirle beraber büyümüştük her şeyimi bilen tek kişiydi.

Nurselden onada kapıda kısaca bahsettim “ne çeviriyosun Papatya yine oynama kızla” dedi. Ders boyunca soğuk bakışlarını üzerimden çekmedi. Büyük ihtimalle ondan hoşlandığımı düşünmüştü ama öyle bişey olamazdı bende iki yaş küçük korkak bi kız ve benim öncesinde başkasıyla yüzleşmem gerkiyordu. *karşılaşmayız umarım*

Ve zil çaldı Cerene “çardağa inin geliyorum hemen” dedim.

Yanımızdakiler bön bön bakıyolardı Mert “obaa noluyo yine ya”

Efede benzer bi tepki verdi “evet abi ne kaşırdık biz” çok bişi kaçırmadınız ama ben gitmezsem 9. Sınıf bi kızın inancını kaçırıcam.

Of çekip “inin işte çardağa geliyorum ben” diyip yansınıfın önüne gittim.

İlerde çok tanıdık bi sima gördüm ama bakmadım otarfa direk sınıfa daldım. Nursel beni görünce gülümsedi yanına gidip. “bahçeye çıkıcaz seni birileriyle tanıştırmam lazım” yüzüme baktı gitmek istemiyo gibiydi. “gel hadi bişey olmaz” dedim bana güveniyor gibiydi.

Gömleğimin kolundan tuttu neden bilmiyorum ama hep böyle yapıyordu. Ve arkamdan yürüyodu en azından birazda olsa bana güveniyordu.

Hava güzeldi ama üzerinde ceketi yoktu elini hiç tutmamıştım sıcakmı yoksa soğuk kanlı biri mi bilmiyordum.

Çardağa geldiğimizde Efe “sonunda geldiniz artık Papatyasız 4 kişilik bi gurup mu olsak diyoduk” dedi.

Nurseli yanıma oturtup “ geldik işte be ne var” dedim.

Ceren ve Demir ise başka bi dünyadaydı tip bakışlarını doğrudan Nursele gönderiyolardı. Bende aynı tip bakışı attığımda Ceren göz dvirdi ama Demir vazgeçmemişti “ee Nursel nerden geldin? Ne zaman geldin? Niye geldin?” diye peş peşe soruları sıraladı.

Sinir olmuştum tabiî ki kız zaten konuşmayı sevmiyor bide üstüne daha çok soğutuyolardı. Ve Demir asla hiçbi göndermemi dikkate almıyordu Nursel yine gömleğimin ucunda tuttu.

Yardıma Mert yetişti “niyemi” diye sordu “niye ne lan”

Ama Nursel daha çok korkmuş gibiydi. “saçma sapan sorular sormayın işte kız konuşmayı sevmiyor” dediğimde vermek istedğim mesajı aldı.

Sonunda Ceren ateşkes yapmış gibiydi “ hoş geldin Nursel” dedi sonra devam etti “okulumuz çok büyük değil bahçede çoğunlula burada oturuyoruz başka kimse gelmiyor, 5. Tenefüs öğle arası yemek almaya gidiceğiz kantindede bi yerimiz var orayıda görürsün zaten” dedi teşekkür etmem gerekiyordu benim yanıma geçtiği için.

Nurselde Cerene gülümsedi. Memnun olmuştum anlaşabilmeleri iyiydi.

Mert ise bambaşka bi ağlemdeydi “ne yiyoruz gençler öğlen”

Yüzümü ekşittim “ anamızın karnından beraber mi çıktık ne yiyoruz ne ya ne istiyosanız onu yiyin” dedim.

Ceren atlayıp “sende ananın karnından döner yiyerek doğmuşsun o zaman” dedi. Klasik bi zevkim vardı hep aynı şey olmak zorundaydı.

Mert de ona katıldı “he ya ne yiyceği belli zaten neden soruyorsam?” Nurselinde güldüğünü duydum *haha çok komik*

Efe “bak lan kız bile güldü gerçek demekki” oda fark etmişti.

“yaaa” diyerek yalandan tirip attım.

Çardaktaki herkes güldü Demir hariç o doğrudan bana bakıyordu. Bende ona aynı bakışı attığımda bana değil benim arkama baktığını fark ettim. Neye bahıyon gardaş der gibi başımı salladım oda bana baktı arkama bakmamam gerektiğini anladım.

Diğerleri gülüşmeye devam ediyordu. Kimse fark etmemişti iyiki. Özellikle Nursel çünkü daha hıçbirimizi tanımıyordu ve saçma bi olaya dahil olmasına gerek yoktu.

Zil çaldı. Nöbetçi öğretmen herkesi yukarı çıkartırken bize dokunmamıştı. Ama bizimde çıkmamız lağzımdı.ayağa kalktım nurselde benimle birlikte kalktı.

Diğerlerinin kalkmaya niyeti yok gibiydi “e hadi” dedim.

Ceren oflayarak “kimyacının dersi hiç geçmiyoo” dedi. Dersi ekmek istiyordu. Ama Nursel istemeyebilirdi sonuçta bi ders onu tuvalette tutmuştum.

Mert “gitmeyek işte derse yemek yiycez zaten birazdan” dedi o kadar yiyip formunu nası koruyor o çocuk?

Demir ilk defa konuşup “papatya sen normalde dersi ekmek istersin noldu şimdi…”

Sözünü kestim çünkü yeterdi “çıkıyorum ben gelen gelsin” dedim Nurselin kolundan tuttum yukarıya çıktık. önce onu sınıfına bıraktım yine.

Hepsi ders başlamadan sınıftalardı. Demir Cerene bişey söyledi ve yanıma geldi büyük ihtimalle derste burada oturucaktı. Zaten arkamızda oturuyolardı ne gerek vardıki?

Çantamdan eskiz defterimi çıkarttım kafamı sıraya koyup bişeyler karalamaya başladım.

Demir sakin kalmama şaşırmıştı ama onunla uğraşmaya mecalim yoktu. *Hayat dersini çekememem şimdi* göz teması bile kurmadım. Hoca ders anlatırken sadece resim çizdim. Sonra Demir eskiz defterimi kendine doğru çekti ve bişi yazdı.

“seninkinin nasıl baktığını gördünmü?”

İstediği kadar bakabilir sonuçta yanımda oturuyordu ve tek beni tanıyor sayılırdı.

“sen öyle bakarken tabiî ki bana bakıcak yanımıza yeni geldi”

Yazdım bana daha kötü baktı

“?” yazdı ilk başta sonra

“seninki diyice artık onu mu anlıyorsun?”

Bianda kafama dank etti. Benimki derken Nurselden değil çok daha başka birinden bahsediyordu *sıçtık* vallahi sıçtık *ne açıklama yapıcaksın acaba Papatya?* ve neden yazıştığımızı da anlamış olduk arkadakiler hayla ne yiyceklerini konuşuyolardı.

“sabahtan beri onunlayım ne biliyim kimden bahsediyosun ya?”

Umarım bu cevap yetmiştir. Ve o neden bana bakıyorduki sonuçta 207 gün gibi bir süredir konuşmamaktayız *evet gün sayıyorum deli gibi*

Şuanki durumdan beni ancak zil kurtarabilirdi ama hayla 16 dk vardı. Kafamı sıradan kaldırınca demir kulağıma yaklaşıp tek benim duyacağım şekilde “o kızdan olmaz” dedi.

Alakasız ve saçma bişey söylüyordu onu sevmiyordum tabikide “demir” dedim “ sen gerizekalımısın?” diye sorup durumu açıkladım.

Ama oda hazırcevaptı tabikide her zamanki gibi “onun sana baktığını bile görmemişsin benmi gerizekalıyım?” uzatma artık görmedim işte.

Klasik bi cevap verdim “arkamda kalıyodu işte baksamıydım?”

Sadece soruyla iletişim kuruyorduk “ bakmasan bile fark ederdin şimdi ne değişti?” bişey değişmemişti sadece bikaç günlük bi kızla takılıcaktık. Alışana kadar.

Döngüyü kırmalıydım “önemli bişey yok Demir işte ne taktın ya” diyip geçiştirdim. Sonra elimi kaldırıp “tuvalate gidiyorum” dedim öğretmene.

Şimdilik sınıftan kaçmış olmuştum. Demir beni akşam elbet yakaliycaktı. Ama şimdi zil çalmasına az kalmıştı.

Nurselin sınıfının önünde beklemeye başladım. İçeriye girip onu almam gerekiyordu. Sonrada yemek yiycektik.

Gözüm karşı sınıfta takılı kaldı.

Onun sınıfı.

Adını bile söyleyemediğim o kişi.

Zil çaldı bütün kapılar hızla açılıp sınıflar boşalmaya başladı bense hoca bile sınıftan çıkmadan içeriye dalıp nurselin yanına gittim “Gidelim mi?” dedim.

Başını hafifçe salladı.

Kalabalığa karışırken yine gömleğimin kolundan tuttu. Sanki bırakırsa kaybolacakmış gibi. Bırakmaktan korkuyordu. Kantine doğru yürürken o da arkamdan geliyordu. başını yere eymiş şekilde. Yine. Büyük ihtimalle insanların bakışlarından rahatsız olmuştu. İğrenç bakıyolardı çünkü çoğunlukla bi kızla bu şekilde takılmazdım. Bütün okulda onu unutamadığımı biliyordu belkide.

Arkadan sesler geldi.

“Papatyaaa”

Efeydi. Yanında Mert, Ceren ve Demir vardı. *ahanda mahvolduk şimdi* Demirle göz göze gelmemek için önümüze baktım ama varlığını hissetmemek mümkün değildi.

“Bak bak” dedi Ceren, “kantine giderkende kızı almak zorundamıydın Papatya? Kendi ayağı yokmu” *yok belki ne karışıyonuz ya zaten panik kız*

“seninde elini tutiyimmi Ceronimom” dedim. Ona dediğimiz tatlı bişeydi Ceronimim. Sadece yakınlarımız bilirdi.

Herkes güldü Nursel hariç. *demiri söylememe gerek yok tersinden kalkmış* Kalabalık arttıkça Nurselin eli kolumda biraz daha sıkılaştı.kalabalığı sevmiyor olabilirdi yada gürültüyü.

“İstersen arkada duralım” dedim. Rahatlatmak için birazda olsa.

Başını bu sefer hayır anlamında salladı. Yanımda kalmak istiyordu.

Kantine giriş yaptığımızda herkes yolumuzdan çekilmeye önümüzü açmaya başladı. Bizim için gayet normal olsada nursel garipsemiş gibiydi. Alışmalıydı.

Mert öne fırladı. “abla bi kumru ikide ayran” dedi. Bu çocuğun yeme aşkı bi gün başımıza iş açacaktı ama. *ğağ*

Ceren ve Demir köfte almıştı Efe nerdeydi bilmiyorum ama hayra alamet biyerde olmadığını biliyorum. Ceren Nursel’e baktı.

“Sen ne yiyorsun genelde?” diye sordu. Bunu sormakda zaten sana düştü Ceren ya.

Nursel bir an durdu. Sonra bana baktı.

Omuz silkti.

“Gördün mü” dedim. “Karar verme işini bana bırakmış.” Dedim göz devirip buz dolabını açtı. İçecek alıyordu.

Sesizce “tavuk döner olurmu?” dedim. Gülümsedi başını evet olarak salladı.

Mert araya atlayıp “abla bize iki döner daha koyarmısın” dedi. Kimsenin bizi duymadığından emindim.

“Sen niye herkes adına konuşuyorsun?” dedim.

“Liderlik doğuştan” dedi. Göz devirdim lider olmak için fazla açtı.

Nurselin cebine uzandığını gördüm para vermeye çalışıyordu.

Benim olduğum masada ödeyemezdi “hayır” dedim. Gözlerime baktı *korkutmuşsun yine lan* gülümsedim “sorun yok hallederim ben” dedim.

Onu buz dolabının önüne götürüp “ne içersin?” diye sordum. Hayla konuşmamaya yeminliydi “seç kendin al” dedim

Elmalı soda aldı. Elmalı soda en sevdiğim ve klasiğimdi tekte bulmuştu kendimede ondan aldım.

Yemekleri alıp kantinin arka tarafındaki masaya geçtik. Orası bizim yerimizdi zaten.

Nursel otururken etrafına baktı. Gürültüden artık rahatsız olmuyor gibiydi. Sadece erkek çoktu.

“Alışırsın” dedim.

Bana baktı. Gülümsedi gülümseyince çok tatlı oluyordu.

Oturduğumuzda yine bi konuşma dönüyordu ne olduğunu anlamasamda Efenin yokluğu dikkatimi çekti. “Efe beyler neden katılmadı?” diye sordum.

Demir göz ucuyla biyeri işaret etti “tam olarak orda bi kızla konuşuyordu kaşlarımı havaya kaldırıp baktım.

Ceren “tabi haberiniz yok Papatya hanım” dedi.

Efe normaldede pek çok kıza asılırdı ama bu şekilde ortada değil.

Mert çoktan yemeğini bitirmişti.

“Bir tane daha alıyorum” dedi. *oha ayı*

“miğdeni temizletmen gerekicek yakında” dedi Demir. Sonunda sohpete katılması iyiydi.

Herkes güldü Nurselde dahil. Sanırım bizi biraz anlamaya başlamıştı.

“Param var yiyorum sizinde olsun sizde yiyin kardeşim” diye güldü. Ve sipariş vermeye gitti.

Demir “bu kızda gülmese sesinin çıktığını unutucaz” dedi. Anında susması gerektiğinin mesajını ona gönderdim. Bir ara bakışlarının Nursel’e kaydığını fark ettim. Uzun uzun baktı. İnceler gibi.

Nursel fark etti mi bilmiyorum ama eli tekrar koluma geldi.

O sırada dahada kötü bişey oldu.

kantine bi gurup giriş yaptı.

Sabahtan beri kaçtığım kişi gelmişti. Yanında Yiğit vardı. Bir de onlara pek yakışmayan, fazla kalabalık bir grup keko çocuk. Normalde kendi yerlerine geçerlerdi. Hep aynı masa. Hep aynı düzen.

Alışıktım.

Bu sefer öyle olmadı.

Yiğitin kulağına bişeyler fısıldadığını gördüm. Yiğit kaşlarını çattı. Sonra kabul etmek zorunda kalmış gibi baktı. *ne konuştukları umurumda değil* bize bakıyorlarsa umrumda.

Sonra hiç yapmadığı bir şey yaptı bizim masaya yakın yan masaya oturdu.

Yan masa.

Benden rahatsız olan kişi o değimliydi? Şimdi neden buradaydı? Gitmelimiyiz?

Rahatsız olmuştum o tarafa bakmamaya çalıştım. Efe kızın yanından hızlıca ayrıldı ve Merte bişey söyledi. sonra beraber yanımız geldiler.

Ceren rahatsız olduğumu hissetmişti benim kadar olmasada oda onu tanıyordu sonuçta ve bize *bana* yaptıklarını unutmamıştı.

Nurselde o tarafa bakmıyordu benim gibi.

Ama Demir baktı. Uzun uzun.

Nursel’in eli kolumdaydı. Bu sefer daha sıkı. Başını biraz daha eğdi.

Kalabalığın içinde küçülüyordu. Kesinlikle bende böyle yapmak istiyordum, ama dik durmalıydım.

Buket sandalyeye otururken kahkaha attı. Fazla yüksek, fazla rahat. Buradaydım biliyordu

Yiğit masaya yayıldı. Çocuklardan biri sandalyeyi ters çekti. Gürültülü şekilde.

Buket başını çevirip etrafına baktı.

Beni görmedi. Görmek istemedi. Ya da gördü ve yok saydı. Daha kötüsü buydu zaten.

Efe ve Mert imdadıma yetişip beni yan masadan ve demirin bakışlarından kurtardılar. Efe hemen atladı “gençler çardakta yiyelim daralmaya başladım” dedi.

Onların duyacağı şekilde. Aynı onların yaptığı gibi.

Ceren de “evet burası bi boğucu olmaya başladı nedense” dedi. Doğrudan karşıya bakarak.

Demir kıpırdamadı.

Ben de.

Nursel başını kaldırdı, bana baktı. Soru yoktu gözlerinde. Sadece gitmek ister gibi bir bakış.

Ceren ayağa kalktı. Sandalyesini sesli şekilde itti.

“hadi” dedi.

Demirin doğrudan bana “ gidiyomuyuz Papatya?” dedi kaçtığımı düşünüyordu. Ama haklıydım.

Yan masadan bir kahkaha daha yükseldi.

Onun kahkahasıydı.

Sandalyemi çektim. “hava güzel topu da alırız” dedim.

Nurselin GİRİŞ:

Bulutlu bi gündü, rüzgar kadının saçlarını ordan oraya savururken o karşısındaki binaya bakıyordu. Ne kadar olmuştu hatırlamıyordu.Ama bundan sonra hiç bişey olmayacağını çok iyi biliyordu zaman durmuş çiçek solmuş ve onu bırakıp gitmişti. Nereye gitmişti napıyordu acaba, şu an bunu düşünmenin ne yeri ne zamanıydı aslında. Yavaşça kendini doğrulttu ve büyük kapıyı iki kere çaldı,kapıyı açan kadının onu görünce anında gözleri büyüdü onu görmeyi beklemiyordu.

Şaşkınlıkla “Aybüke” diyebildi onu en son 7 yıl önce daha 16 yaşındayken görmüştü. Nerdeyse tanıyamıycaktı mavi gözlerinden onun olduğunu anlamıştı.

“Girebilirmiyim” diye sordu, kadın onu içeri aldı ve arkasından kapıyı kapatı.

İçeriye onun odasına gitti “Esma hanım Aybüye hanım geldi” dedi “oturma odasında sizi bekliyor” sesizlik oldu

“Aybüke?” adını uzunun zamandır duymanıştı, nasıl gelmiş olabilirdiki buraya.

O sırada Aybüke oturma odasına geçip beklemeye başladı çok geçmeden içeri uzun boylu koyu kahve dalgalı saçları olan güzel bi kadın girmişti. aslında çocuklukları birlikte geçmişti fakat şu an ikiside birbirinin suratına iki yabancı gibi bakıyordu. Esmada karşısına geçip oturdu. “Taylandda olduğunu sanıyodum” dedi, Esma

“evet bu sabah seninle konuşmak için döndüm” Esma onu çok özlemişti aslında onu hep düşünüp durmuştu ama Aybüke gitmeye mecburdu hatta büyük ihtimalle yine gidecekti.

Dümdüz sarı saçlarını kestirmiş ve kısacık yapmıştı ve üstüne koyu kumrala boyatmıştı ona hiç yakışmamıştı “hayla peşindelermi?” diye sordu Esma

Aybüke sadece gözlerinin içine bakmakla yetindi bu bir evetti. En sonunda dayanamayıp “yardıma ihtiyacım var” diyebildi bencil biri değildi Aybüke ve hiç olmamıştı ama ona yardım etmeyi defalarca denemişti zaten ve bu yüzdende çok zarar görmüştü nasıl hayla ondan yardım nasıl veya hangi konuda yardım istiyordu ki.

Aybüke “ben” dedi “benim bi kızım var”diye tamamladı kendni.

Esma “Ne” diye bozuk bi sesle sordu o kadar şeyin üstüne birde bebekle nasıl uğraşıyordu.

“adı Papatya 9 aylık”bi an durdu. Ağır ve hiç almaması gereken bir sorumluluğu doğrudan onun omuzlarına atıcaktı “ona sen...” bir anlık duraksadı Esma onu ilk defa bu kadar çağresiz görüyordu “çok şey istediğimin farkındayım ama lütfen”

Esma korkmuştu, bebek için korkmuştu ve bunun için Burağa bile sormadan kabul etmişti. Zaten vakit olmadığınıda biliyordu.İşlemler başladı ve onu sanki yurttan almışlar gibi eve getirdiler.

Ve bu bir hataydı, hayatlarının hatasını yapmışlardı, bir sürü hata, daha önce temeli atılmış birden fazla hata ve en önemlisi bu hata birine birilerine çok büyük zarar vermişti yada vericekti.

1.BÖLÜM:

15 yıl sonra…

PAPATYA ELİF KAYA

Tam uykumun en güzel yerindeydim ki salak bi alarm sesiyle uyandırldım. Mağlesefki yine.

*Neden?*

Saçma sapan bir okul günü için.

*Saçma mı?*

EVET.-biraz değil belki-

*Şuanda kalkmalımıyım?*

Evet hemen.

*Kalkıyomuyum?*

Hyr

Yavaş yavaş toparlanmaya başlamam hatta sabah rutinlerimden birini atlamam lazım çünkü saat 07.11 *daha 19dk var boşver* çok fazlaymış ya sağol(!) *tabi her zaman*

Hava karanlık ve vijudumun her zerresi ağrıyoken okula gitme hevesimi fazla sorgulamyın lütfen.

Tuvaete gidip işimi bitirdikten sonra odama gittim. Telonumu çıkartıp instagram dm’lerime baktım

34 yeni mesaj

86 mesaj isteği

47 yeni takip isteği

Hiçbirini umursamadan sabitteki üç kişiye baktım.

Kedoşuuuumm(m)*

İnstagram kullanıcısı*

İnstagram kullanıcısı*

En üsttekine tıkladım, mesaj yoktu yine en son konuşmamızın üzerinden 1 ay geçmişti “papatyam taşınma sürecinde telefonumu alacaklar konuşamıyacağız özür dilerim” sonrasında bidaha aktif olmadı, defalarca mesaj atsamda bakmadı. Ankaraya dedesinin olduğu şehre taşınıcaklardı yani buraya ama hangi okula nasıl gidiceğini bilmiyodum. Durumları ayleminki kadar iyi değil o yüzden klasik Anadolu liselerinden birine giderdi büyük ihtimalle.

Nurselle mlbb de tanışmıştık baya iyi oynuyodu o. Benden küçük ama olgun biri konuşmak güzel oluyodu bazen ama yüzümüzü hiç atmamıştık. Aslında özgüveni çok yok o atmak istemedi bende hiç sormadım.

Aşşağıdan yine bağırış sesleri geliyordu büyük ihtimalle emir yine babamdan para istemeye çalışıyodu ama daha dün aldığını görmüştüm. Ama onu fazla şımarık yetiştirmeleri onların suçuydu. Böyle bir tartışma olduğu zaman genelde babam bağırır kızar ama en sonunda verirdi oda bunu bildiği için daha çok isterdi. Saçma şekillerde konuyu büyütüyodu bazen Emir. Ama kötü bi çocuk değildi hiçbir zaman insanlara sıcak ve kibar davranırdı *keşke bizede öyle davransa* evdeyken her istediğini yapabiliceğini sanıyodu.

Aynanın karşısına geçtim dün gece geç yatmanın bedelini ödeme zamanıydı resmen yüzüm bozuk yoğurt kabına benziyodu *o ne* bilmem benziyo işte çok karıştırma orayı. 180W elektirikle çarpılmış gibi duran saçlarımı tarayıp acil çıkmam gerekiyodu çünkü saat 07.28di. *evet an itibariyle geç kaldık*

Çantamı alıp çıktım hava soğumaya başlamıştı yavaş yavaş montumu almalımıydım *akşam taşımak istiyosan neden olmasın* çok mantıklı gidek. Aşağıda kahvaltı yapıyolardı her zamanki gibi. Ben çok sabah bişeyler yemeyi sevmezdim bildikleri için benide beklemezlerdi. *zaten zamanımızda yok*

En sonunda annemle göz teması kurduğumuzda gülümsedi “günaydın” annemin gülümsemeleri çoğunukla samimi değildi onu gerçekten gülerken görmek bi ayrı güzeldi.

Bende “günaydın” dedim. Çıkmamız lazım olmasına reğmen oyalanıyolardı “çıkmıyormuyuz?” diye sordum en sonunda. Yumurta salatası ve krep yiyolardı *yumurta kötü kokuyo*.Evet.

Babam telefondan saati kontrol ettikten sonra Emire baktı. Sanırım çıkıyoduk *akılını falan okumasını bekliyo heralde Emirde o yetenek varmı?* sence. Yok.

-yaklaşık 8dk sonra-

Evden anca çıkabildik çünkü hayla kavga ediyolardı. Okul yakın olsa asla bu kaosu çekmezdim. Kulaklığımı taktım en onunda arka koltuğa geçip. Tuanamı yoksa Robin mi *Robin*. mantıklı. DÜZ DÜNYA.

Sonunda okuldaydık Emirin bi iki arkadaşıyla kapıda karşılaştık birnin bana baktığını gördüm *gülümsiycekmiyiz?* yo niye gülümsiyelimki. Tipbi bakış attım gözlerini hemen kaçırdı komik duruyolardı sadece üst sınıftaki kızlara bakarken. Okula geleli daha bikaç ay olmuştu. *biz geçen sene çok mu normaldik* sus. Yürümeye devam et.

Kapının önünde final boss’u Hz. Ümmühan SARI vardı.ve bilin bakalım nereye bakıyo *tam bize*

Pfff

“Papatya Elif KAYA” diye carladı her zamanki gibi. Ğağ

Cevap verme cevap verme cevap verme

Sorun yok ya sakinnn “efendimmm canım hocammm” *ne istiyo bizden makyaj bile yapmadık* ne biliyim be ben. Mabyak sabah sabah. öğk.

“Sen benimle bi odma gelsene” dedi bitaraftanda elini omzuma attı. *ıyyyy*

Aşırı sevecen davrandı *onluk değilllll* bu havada sabah dışaı çıkıp ergen bi öğrenciyi bekliyecek tek kaçık falandı *kesin bişi istiycek* yada yaptığımız bişi ortaya çıktı *o zaman sıçtık* hemde çok fena çünkü böyle davranıp sarılması inan normal değil.

Odasına geldiğimizde sandalyesine oturdu burada çok kalıcağımızın farkındaydım. Çantamı çıkartıp sandalyeye savurdum, karşıdaki masanın üzerine oturup eteğim açılmasın diye bacak bacak üstüne attım. Bikaç dakiyka süratına öylece bön bön baktım. *ne bok yiyo ya bu karı?* karşıda bişilerin yerini değiştirip bilgisiyara bakıyodu. *arkadan candy crush oynuyo kesin* aynen. Aslında burada oturmaya rağzıydım dersten kaçıyodum.

Bi anda bana baktı *nereye bakıyo la o* kesinlikle göğüslerşme bakıyodu. “şu önündeki düğmeleri bi ilikle” dedi. Göz devirdim önüm açık falan değildi her zamanki gibiydi neden laf etti yine.

“bunun için mi çağırdın beni buraya? konuya gir, kantine çıkıcam” dedim. Baya netti bencemsiii.

Gözlerime baktı bu sefer “bu gün okula bi kız gelicek düzgün biri ve zorbalığa uğramaması lağzım, ayrıca aylesi benim için önemli insanlar…”

Sözünü kestim “sen istiyosun diye bebek bakıcılığı mı yapıcağım?” belikli aylesi zengin buda gözlerine girip telfi falan alıcak diye.

Kukla mı olucağım? HAYIR kocaman bi hayır.

Okuldaki kızların hepsini tanıyordum zaten az kız vardı. Çoğunlıkla bu okul erkek lisesi olarak geçerdi. İtibarı çok iyi değil falan diye. Mesela bizim sınıfta sadece 4 kız vardı. Feminist ve erkek düşmanı biri olarak canımı sıkıyodu genel olarak.

Gülümsedi. Gülümsememeliydi. “örnek olucaksın okulu falan gezdir” yağ niye böyle bişey yapiyim been “zor bişey değil yaparsın peşinde gezmene gerek yok” hayır.

Ofladım yapmiycaktım zaten ama “hangi sınıfta bu kız diye sordum” oturduğum masadaki sınıf listelerine bakarak.

Yapmiycağımı anlasada “9-B” dedi.

Ne. O sınıf yerin altında zorbalığa uğramama ihtimali 0’a düşmüştü. Ümmühan SARI ve mükkemmeeeeelllll sınıf seçimleri.

Gözüm listenin son sırasına kaydı.

Nursel KILIÇ

Ney o olabilirmiydi gerçekten? Nası ya? Görmeden inanmam.

“ismi ne şu kızın” sordum düşünmeden.

“nursel olması lağzım gidicekmisin yanına?” durdu düşündü biraz ve sonra “eğerki onunla ilgilenirsen istediğin şeyleri ypmana izin vericem”

Pardon? Sen kim izin vememek kim? izin alan mı var? Ama isim ilgimi çekti kabul ediyorum onu ama o olma ihtimali çok az 1 ayda taşınıp okulamı gelicek üstüne. Saçmalama Papatya. *baksak bişi kaybetmeyiz bence* evet aslında bir tenefüs kaybetmeye değmezdi.

“gidip yanına bakıcam sadece ablası olup sahip çıkacak falan değilim”

Zil çaldı 40 dk ne ara geçmişti ya. Çantamı fırlattığım yerden aldım. merdivenlere doğru giderken koşan salak bi çocuk gördüm çantamı verip sırama koymasını söyledim *rica etmedim tabiî ki* çocuk korkup götürdü. Başka napıcaktıki zaten. Aşağı kata indim benden önce davrananlar vardı.

Karşı sınıfta Yiğit diye bi çocuk vardı eskiden arkadaşımdı. En önde oturan kızın sırasına vurup yanındaki embesillerle gülüyolardı. Bağırdığı için kız korkuyodu daha önce görmemiştim yani o kız olmalıydı. Çok güzel bakımlı duruyodu aşırı güzeldi siyah düz saçları gece gibi mavi gözleri vardı. Hiç bişey söylemiyodu bakmıyordu bile. Keşke kapının oraya baksada benide görseydi *nedenki* onu kurtarmaya geldik çünkü. Yani sanırım.

“ yağ palamut kafa” diye bağırdımbi anda konuşan herkez sustu bana baktılar. Kız hariç herkez baktı o hayla önüne bakıyodu *ne var bu önünde altına falanmı sıçtı*

Gidip sabahtan beri vurduğu masanın üzerine vurdum “benim çevremdeki insanlarla konuşmaman gerektiğini ne zaman öğreniceksin lan?” yüzüme anlamamış gibi bakıyordu anlasa iyi olurdu “bu kız benim” durdum neyim? Bu kız benim neyim? Arkadaşım? Kardeşim? Veya hiç yüzünü görmeyip sanaldan tanıştığım(?) bı kız? Kim lan bu?

Yiğit elini omzuma atıp “sen naaptığının farkındasın dimi?” diye sordu.

Kız ayağa kalktı bikaç adım geri çekildi başka bi kızın kulağına bişeyler söylediğini gördüm. Kızın yüzü daha çok aşağıya düştü. Diğer kıza iğneleyici bakışlar gönderdim ve baya uzak dur dedim almış gibi bence mesajı, yüzü düştü. Güzel.

Yiğitin yüzüne döndüğüm zaman bana “pişman olucaksın” dedi. Iwıwıwıwıwı yeteerrrrr git artık ya.

Sınıftan sürü gibi çıktılar. keko sürüsü. Iyy. O da benim gibi iğrenmiş gibiydi.

Kolundsn tuttum nazikçe elini çekmeye çalıştı ama o kadar güçlü değildi beni takip etmek zorunda kaldı. Yolda yine birini durdurup “kantine çık bi su al 2. Kattaki kızlar tuvaletine getir” dedim sorgulamadan yaptı. O sırada sınıftan üç kız kapının ağzından doğrudan bize bakıyodu. Ceren bizim peşimizden gelirken kızla tuvalete girdik.

Kapıya vurup “herkez dışarı hadi kardeşim sonra sıçarsınız” diye bağırdım okulda zaten az kız var demiştim.

Hepside en hızlısından çıkarken Ceren tuvalete dalıp “papatya” diye bağırdı “kime tiriplisin lan yine sal kızı gitsin işte” diye bağırdı. Baya kızmıştı ona haber vermedim diye.

Zil çaldı. Kız çıkmaya çalışınca “ bekle” dedim net bi şekilde. Bu lız neden her değim şeyden koruyo bilmiyorum ama yine korktu. sonra cerene yaklaşıp “sınıfa geçermisin güzelim anlatırım ben sana sonra” dedim.

Göz devirdi ama dediğimide yaptı *yine tirip yiycez* kesinlikle. Mükemmel.

Çocuk istediğim suyu getirdi kız duvara yaslanmıştı ellerini dizlerine koymuş derin derin nefes alıyordu büyük ihtimalle ağlamamya çalışıyodu. Aslında onun yerinde olsam bende benden korkardım. “sakin ol” dedim elimdeki suyu uzatıp “al iç” dedim yüzünü gömüyodum ama korkmasın diye saçlarınıda aralayamıyodum. Gözlerinden yere damlalar akıyodu eteğini çekiştirip asla suratıma bakmamakta ısrar ediyordu.

Suyu eliyle itti. Sesizce ağlamasını tutmaya çalışıyodu ama ağlıyodu işte tutmasına gerek yoktu yargılamazdım.

Elimle saçlarını düzeltmeye çalıştım ama onu da itti *tanımadığın bi kıza dokunmak işte şimdi sıçtın içine* “özür dilerim” dedim suyu açıp yanına bıraktım “kimse gelmez merak etme ağlamanı tutmana gerek yok”

Tam anlamıyla yere çöktü ve sesli bi şekilde ağlamaya başladı. Bu kız ne yaşadı lan böyle yada gerçekten prenseste buradakiler fazlamı geliyo ona.

Pffff bizene ya ana konuya geçelim neden bi kızı merak etikti şuanda? “7 aralık 2011” dedim.

Kafasını ilk defa kaldırdı mavi gözlei sınıfta gördüğümden daha güzeldi, keşke ağlamasalrdı o gözler. “ne” diye bi ses çıkarttı konuşup konuşmadığı bile belli değildi.

“doğum günün mü” *kafasını kaldırdı lan kız ilk defa sence değil mi?*

Başını evet anlamında salladı.

Hassssssss gerçekten oymuş.

2. bölüm

Nursel kılıç

Mersinden Ankaraya tam olarak taşınmamıştık bile ama okula gitmek zorundaydım. Gittiğim okul özel okulmuş ama hakkında asla iyi konuşulmuyor. Ayrıca erkeklerden nefret ederim erkek lisesine gitmem ne kadar mantıklı?

Otobüs telefondan baktığım yön tarifiyle inmem gereken durakta durdu. Okulu bulmak sorun değildi aslında ama okulun içi sorun olabilirdi okula baktığımda o kadar bakımsız durmuyordu aksine güzeldi.

Montumun şapkasını kapatıp okula doğru girerken kapıda uzun boylu güneşte parlayan sarı saçları olan bi kız gördüm. iyi okulda kızlarda varmış yüzü tam gözükmüyodu ama fiziği çok iyiydi. O tarafa çok bakmamam gerektiğini fark edip yürümeye devam ettim.

Sınıfımın yerini bilmiyordum ve etrafta hiçbir hoca yoktu bi çocuk bana sertçe çarptı sonra arkasını dönüp bana baktı “ sen yeni mi geldin lan” diye bağırdı. Cevap vermedim sadece kafa salladım. Güldü sonrada “9-B aşağı katta zaten tek sınıf var görürsüz zaten” diyip koşarak gitti.

Çocuğun tarifleriyle sınıfı buldum, teşekkür etmeliydim işimi kolaylaştırmıştı. Sınıf, küçüktü ve benim dışımda iki kız daha vardı. Çoktan kaynaşmışlardı ve bana göz devirip durdular ders boyunca. Umursamadım aslında çok bana bulaşmasalar yeterdi.

Orta en ön sırada oturuyordum çok öndeydi rahat değildim zaten. Hoca geldiğinde beni fark etmedi bile direk derse başladık. Böylesi daha iyiydi.

Ders edebiyattı sözel dersleri sevmiyoum. Hoca tatlı bi kadına benziyor ama adını bilmiyorum.

Sınıf genel olarak karanlıktı ve diğer sınıflardan küçük olduğunu tahmin ediyorum. Onun dışında kesinlikle kötü değil daha kötü yerlerde gördüm.

Sonunda zil çaldığında baya sıkılmaya başlamıştım sonunda biraz nefes alabilirdim.

Hoca sınıftan daha çıkmadan içeriye büyük çocuklar doluşmaya başladı. Hocanın bişeyler diyip çıkartıcağını falan düşünmüştüm ama asla öyle bi havası yoktu oda hemen kaçmaya çalışıyodu. İki kızda kaçıp en arkaya geçtiler çocukları izlemeye başladılar. Umarım onları gerçekten yakışıklı bulmuyolardır. Çünkü hepsi tas kafa kekolardı.

ıyy

Aslında çok dikkat çeken biri değilim genel olarak. Yani beni görmezden gelip giderlerdi büyük ihtimalle. Yani öyle umuyordum.

Kocaman bi çocuk gelip tam sıramın önünde durdu. Ona bakmamaya çalıştım çünkü korkunçlardı bence. Umarım sadece geçip giderlerdi çünkü asla yüzlerine bakıcak durumda değildim. Umduğum gibi olsa şaşardım çocuk masaya titriycek şekilde sertçe vurdu.

Sorun yok

Sorun yok

“hoş geldin okulumuza” dedi iğneleyici bi tonla

Sorun var

Suratına bakmamalıydım çünkü zorbalık yaptığı apaçık belliydi.

Dikkatli bakınca sabah bana çarpan çocuğunda burada olduğunu gördüm. Demekki o yüzden gülmüştü öyle. Garipti. Ve ona içten içe teşekkür bile etmiştim.

Masaya vuran çocuk “hoş geldin hediyesi olarak bebeleree cici bebe getirdik” dedi harfleri uzatarak. Hayla masaya vurmaya devam ediyordu ve artık rahatsız ediciydi. Ortamdan gülüşmeler fazlalaştı sadace cocuğun söylediği şeyleri duyoyordum. Aklım geçmişe gidip duruyordu ve arkadaki kızlarında konuşmalarını duymaya başladım.

Masaya attığı şeylere baktım “böylede iyi bir okul başkanıyım” dedi. Gerçekten okul başkanımıydı bu zorba çocuk insanlar korkudan falan mı oy verdi yoksa? Dersleri iyide o yüzden mi seçildi?

Nası bi belaya nasıl bulaştım bilmiyorum ama çocuk bağırmaya devam ediyor diğer kekolarda oradan buradan laf atıyordu. Hoca bile bunlardan korktuysa beni kimse kurtaramazdı. Kurtarmazdı. Bende kurtulamazdım.

Başımı daha çok eydim. Ellerime baktım tırnaklarımla onamaya başladım. Nefes alışım bile bozulmuştu neler olduğunu bile bilmiyordum. Ama bi anda herkes sustu.

Bi ses

Kız sesi

“yağ palamut kafa” diye bağırdı.

Kim olduğuna bakamadım bile.

İçeri girdi ve çocuğun yaptığı gibi sırma vurdu. “benim çevremdeki insanlarla konuşmaman gerektiğini ne zaman öğreniceksin lan?” diye bağırdı. Sesi çok netti ve benim çevremdeki derken ne demek isediğini anlamadım. Kimseyi tanımıyordumki. Sonra devam etti “bu kız benim” diye bağırdı ama sonra duraksadı. Bu kız benim ne?

Çocuk kızın omzuna elini attı. Büyük ihtimalle eski sevgilili meselesiydi. Bunun asla parçası olmak istemiyodum. O çocuk benimle onu mu kıskandırmaya çalışıyodu? Boş bi düşünce taş gibi bi kız varken ben hiç bişeydim. O çok güzel ve uzundu ve benden daha özgüvenli.

Ama bende özgüvenimi toplamalıydım. Ani bi şekilde ayağa kalktım. Geriye doğru sınıfın boş kısmına yürümeye başladım arkama bakmıyodum.

Adını bilmediğim bi kız kulağıma yaklaştı bi anda “bu kız zorbanın teki asla rahat bırakmaz seni sıçtın” dedi. Hayır. Zayen erkek fobim varken bide bu olamazdı. Etraftaki sesler sustu. Beyinim bi anlağına dondu.

Sonra birinin bana dokunduğunu hissettim hemen elimi geri çektim ama başaramadım. Kolumdan tutup beni çekiyordu. Zorlamanın alemi yoktu. Birsürü kişi ondan korkuyor gibiydi ve şimdi beni nereye götürüyordu yolda herkez bize bakıyordu. Kıza bakma şansım olduğunda sabah kapıda gördüğüm kız olduğunu fark ettim. Durduk yolda biriyle konuştu aslında onuda çekiştirdi gibi, çocuk ağnında yukarı fırladı.

Tuvalete gelmiştik. Okul tuvaleti. Korkunç biyerdi ve benim durumumda ıslanma garantiliydi.

Kapılara vurmaya başladı “herkez dışarı hadi kardeşim sonra sıçarsınız” diye bağırdı. Kimse sözünü ikiletmedi hepsi kaçtı nerdeyse. Bi kız hariçben tuvaletin sonundaydım duvara yaslandım. Gözlerimin önü karardı, nefes alamadığımı hissettim. Konuştukları şey neyse duymadım.

Ama başka bi ses duydum. Zilin sesini.

Kurtulmuştum. Yada zavallı ben kurtuldum sanıyordu. Yazık. Çıkmaya çalıştım hazır konuşuyolarken yanından geçerken “bekle” diye bağırdı. Ellerim titredi geri duvara yaslanıp dizlerin üzerine eğidim. Nefes alışım yine hızlandı.

Bana yaklaştı “sorun yok” dedi sorun vardı ve tam olarak sorun oydu. Elindeki suyu bana uzattı “ al iç” dedi. O suyu asla içmezdim elimin tersiyle ittim. Ve gözümden bi damla. Evet ağlamaya başlamıştım. Artık asla durmazdı. Bi iki damla yere düştü ağladığımı fark etmişti büyük ihtimalle. Umrunda olduğunu düşünmüyorum.

Elini uzatıp bana dokunmaya çalışınca geri çekildim geri çekildiğimi fark edince direk geri çekildi “özür dilerim” dedi. Beklemiyodum. suyu açıp yanıma bıraktı “kimse gelmez merak etme ağlamanı tutmana gerek yok” dedi biraz bekledikten sonra.

Gereksiz şekilde rahatladım rahatlamamalıydım. Yere çöküp ağlamaya devam ettim. Eteyimin açılması umrumda bile değildi.

Baya öyle kalmama izin verdi bekledi. Birazda olsa sakinleşmiş oldum. Sonra “7 aralık 2011” dedi. Benim doğum günümdü. Nerden biliyordu? Niye biliyordu?

“ne” diye belli belirsiz bi ses çıkarttım ama belkide daha özgüvenli olmalıydım.

Direk “doğum gününmü?” diye sordu. Anlamamıştım ama kafa salladım nerden biliyorduki? Ve ona baktım ilk defa o kadar doğrudan. Çok güzel yeşil gözleri vardı teni açıktı ve daha öncede dediğim gibi fiziği çok güzeldi. Lavabonun üzerinde oturuyordu ve bana öylece bakıyordu.

Bi süre sesizlik oldu.uzun bi süre. Sonra kendini açıklama ihtiyacı hisetti büyük ihtimalle “okulda zaten az kız var yeni geldin zormalığa uğramanı istemiyorum” dedi sonra “yanlış anlama yani Ümmühandan öğrendiğim kadarıylada doğum günün aklımda kalmış” Ümmühan derken okul müdüründen bahsediyordu sanırım ne kadar rahattı.

Biraz bekledikten sonra konuşmaya devam etti “yok yazılmiycaksın merak etme sakinleş su falan iç 3. Dersin başında gideriz sınıfa benim yanımda olursan sana genel kimse bulaşmaz” neden beni koruyoduki? Tanımıyodu bile o kadarmı çağresiz görünüyodum. Öte yandan asla yok yazılıcağımı düşünmemiştim ilk ders yoklama alınmamıştı yazılma ihtimalim vardı.

Dersin sonuna kadar sesini bile çıkartmadı. Zil çalınca “gel” dedi yine kolumdan tuttu bu sefer elimi çekmeye falan çalışmadım.

Kapıda Ümmühsn SARI yazıyordu içeri girdi tabi bende peşinden “Nurseli A sınıfına al” dedi “benim sınıfa daha yakın” diye ekledi

Utanmıştım, gerek yoktuki gömleyini çekiştirdim bana baktı “ o sınıf daha aydınlık” diye fısıldadı.

Hoca “tamam götür oraya” dedi sonra bana bakıp “olurmu Nursel” bana baktı gülümsüyodu ve sakindi itiraz etmeye gerek yok gibiydi.

Evet anlamında kafa salladım. Odadan çıkıp bi sınıfa girdik sınıf gerçekten çok güzel duruyordu ve dediği gibi aydınlıktı cam kenarı 3. Sıradaki cantaları ayağıyla hiç dokunmaya tenezzül etmedn yere attı

Sonra birine seslendi “Emir” çocuk hemen yanına geldi kulağına bişiler söyledi.

Çocuk dinledi ve “tamam” dedi.

Sonra bana dönüp “beni burada bekle hemen gellicem” dedi. Gitmemeliydi giderse yine bana bulaşabilirlerdi o beni koruyordu en azından.

Başımı sallayıp gözlerine baktım lütfen gitme

“Emir benim kardeşim aynı sınıftasınız arkanda oturuyo bende yan sınıftayım 11-A aşağıdan çantanı alıp geliyorum hemen” dedi. İçim rahatlamadı Emir denen çocuğa baktım asla benzemiyodu ama gösterdiği yere oturdum.

Emirde yanıma oturdu “Papatya normalde kimseye böyle davranmaz” nasıl yani genel zorbalık görmemem için yaptığını söyledi bana özel değilki. Hem Papatya mı sanalda tanıdığım kızın imside Papatya ona ulaşmam lağzım ama isteğimi görüp bitürlü geridönüş yapmıyo. Ama dünyada tek bitane Papatya yok sonuçta hem o tanıştığım kız nazik ve komik biri asla böyle bi insan olamaz.

“nasıl tanıştınız” diye sorduğunda Papatya içeri girmişti bile.

çantamı masya koyup “ona saçma sapan sorular sorma konuşmak zorunda değil Aslı hocaylada konuştum bu konuyu” dedi.

Emir anında yanımdan kalktı Papatya yerine oturdu. “iyimisin” dedi sadece evet hayırla cevap verebiliceğim sorular soruyodu. Gülümsemeye çalışarak başımı salladım. Oda gülümsedi çok güzel bi kızdı gülümseyince. Gömleyinin ucundan tuttum yine.

Zil çaldı bu sefer zil çaldığına üzülmüştüm. Gidicekmiydi gitme desem gitmezdi belki. Ama diyemem. Gömleyini bırakmak zorunda kaldım. “tenefüste gelirim” dedi. Ve sınıftan çıktı.

3. BÖLÜM

PAPATYA ELİF KAYA

Tuvalette Nursele hiç bişi anlatamadım çünkü inanmayabilirdi sapık olduğumu falanda düşünebilirdi. Zaten hakkımda iyi şeyler düşündüğünü zannetmiyorum. Sanırım dahada kötü düşünmeye başliycak birkaç hafta sonra.

Derse giderken bana çok üzgün bakıyordu. Acaba yerinimi beğenmemişti arkada diye? Hiç konuşmamıştık o hazır hissedene kadar zorlamıycaktım *zorlasan zaten hiç konuşmazdı* pff

Ceren bana kızgındı yanında oturduğum için derste anlatma şansım oldu. *tabiki sanal arkadaşım falan demedim* Ümmühan hocanın dediklerini anlatıp elimizde olması iyi olur dedim. Çok inanmış gibi durmuyodu ama yapıcak bişi yoktu.

Dersin bitmesine iki üç dk kalmıştı Cerene “bahçeye çardağa inelim” dedim. O çardak benim yerim gibiydi okulda keko çocuklar ben okulda olmasam bile oraya oturmaktan korkarlardı.

“tamam” dedi sonra “o kızıda getir tanışalım bizde” biz derken Efe Mert ve Demirden bahsediyordu. Hepsi yakın arkadaşımdı ama demirle beraber büyümüştük her şeyimi bilen tek kişiydi.

Nurselden onada kapıda kısaca bahsettim “ne çeviriyosun Papatya yine oynama kızla” dedi. Ders boyunca soğuk bakışlarını üzerimden çekmedi. Büyük ihtimalle ondan hoşlandığımı düşünmüştü ama öyle bişey olamazdı bende iki yaş küçük korkak bi kız ve benim öncesinde başkasıyla yüzleşmem gerkiyordu. *karşılaşmayız umarım*

Ve zil çaldı Cerene “çardağa inin geliyorum hemen” dedim.

Yanımızdakiler bön bön bakıyolardı Mert “obaa noluyo yine ya”

Efede benzer bi tepki verdi “evet abi ne kaşırdık biz” çok bişi kaçırmadınız ama ben gitmezsem 9. Sınıf bi kızın inancını kaçırıcam.

Of çekip “inin işte çardağa geliyorum ben” diyip yansınıfın önüne gittim.

İlerde çok tanıdık bi sima gördüm ama bakmadım otarfa direk sınıfa daldım. Nursel beni görünce gülümsedi yanına gidip. “bahçeye çıkıcaz seni birileriyle tanıştırmam lazım” yüzüme baktı gitmek istemiyo gibiydi. “gel hadi bişey olmaz” dedim bana güveniyor gibiydi.

Gömleğimin kolundan tuttu neden bilmiyorum ama hep böyle yapıyordu. Ve arkamdan yürüyodu en azından birazda olsa bana güveniyordu.

Hava güzeldi ama üzerinde ceketi yoktu elini hiç tutmamıştım sıcakmı yoksa soğuk kanlı biri mi bilmiyordum.

Çardağa geldiğimizde Efe “sonunda geldiniz artık Papatyasız 4 kişilik bi gurup mu olsak diyoduk” dedi.

Nurseli yanıma oturtup “ geldik işte be ne var” dedim.

Ceren ve Demir ise başka bi dünyadaydı tip bakışlarını doğrudan Nursele gönderiyolardı. Bende aynı tip bakışı attığımda Ceren göz dvirdi ama Demir vazgeçmemişti “ee Nursel nerden geldin? Ne zaman geldin? Niye geldin?” diye peş peşe soruları sıraladı.

Sinir olmuştum tabiî ki kız zaten konuşmayı sevmiyor bide üstüne daha çok soğutuyolardı. Ve Demir asla hiçbi göndermemi dikkate almıyordu Nursel yine gömleğimin ucunda tuttu.

Yardıma Mert yetişti “niyemi” diye sordu “niye ne lan”

Ama Nursel daha çok korkmuş gibiydi. “saçma sapan sorular sormayın işte kız konuşmayı sevmiyor” dediğimde vermek istedğim mesajı aldı.

Sonunda Ceren ateşkes yapmış gibiydi “ hoş geldin Nursel” dedi sonra devam etti “okulumuz çok büyük değil bahçede çoğunlula burada oturuyoruz başka kimse gelmiyor, 5. Tenefüs öğle arası yemek almaya gidiceğiz kantindede bi yerimiz var orayıda görürsün zaten” dedi teşekkür etmem gerekiyordu benim yanıma geçtiği için.

Nurselde Cerene gülümsedi. Memnun olmuştum anlaşabilmeleri iyiydi.

Mert ise bambaşka bi ağlemdeydi “ne yiyoruz gençler öğlen”

Yüzümü ekşittim “ anamızın karnından beraber mi çıktık ne yiyoruz ne ya ne istiyosanız onu yiyin” dedim.

Ceren atlayıp “sende ananın karnından döner yiyerek doğmuşsun o zaman” dedi. Klasik bi zevkim vardı hep aynı şey olmak zorundaydı.

Mert de ona katıldı “he ya ne yiyceği belli zaten neden soruyorsam?” Nurselinde güldüğünü duydum *haha çok komik*

Efe “bak lan kız bile güldü gerçek demekki” oda fark etmişti.

“yaaa” diyerek yalandan tirip attım.

Çardaktaki herkes güldü Demir hariç o doğrudan bana bakıyordu. Bende ona aynı bakışı attığımda bana değil benim arkama baktığını fark ettim. Neye bahıyon gardaş der gibi başımı salladım oda bana baktı arkama bakmamam gerektiğini anladım.

Diğerleri gülüşmeye devam ediyordu. Kimse fark etmemişti iyiki. Özellikle Nursel çünkü daha hıçbirimizi tanımıyordu ve saçma bi olaya dahil olmasına gerek yoktu.

Zil çaldı. Nöbetçi öğretmen herkesi yukarı çıkartırken bize dokunmamıştı. Ama bizimde çıkmamız lağzımdı.ayağa kalktım nurselde benimle birlikte kalktı.

Diğerlerinin kalkmaya niyeti yok gibiydi “e hadi” dedim.

Ceren oflayarak “kimyacının dersi hiç geçmiyoo” dedi. Dersi ekmek istiyordu. Ama Nursel istemeyebilirdi sonuçta bi ders onu tuvalette tutmuştum.

Mert “gitmeyek işte derse yemek yiycez zaten birazdan” dedi o kadar yiyip formunu nası koruyor o çocuk?

Demir ilk defa konuşup “papatya sen normalde dersi ekmek istersin noldu şimdi…”

Sözünü kestim çünkü yeterdi “çıkıyorum ben gelen gelsin” dedim Nurselin kolundan tuttum yukarıya çıktık. önce onu sınıfına bıraktım yine.

Hepsi ders başlamadan sınıftalardı. Demir Cerene bişey söyledi ve yanıma geldi büyük ihtimalle derste burada oturucaktı. Zaten arkamızda oturuyolardı ne gerek vardıki?

Çantamdan eskiz defterimi çıkarttım kafamı sıraya koyup bişeyler karalamaya başladım.

Demir sakin kalmama şaşırmıştı ama onunla uğraşmaya mecalim yoktu. *Hayat dersini çekememem şimdi* göz teması bile kurmadım. Hoca ders anlatırken sadece resim çizdim. Sonra Demir eskiz defterimi kendine doğru çekti ve bişi yazdı.

“seninkinin nasıl baktığını gördünmü?”

İstediği kadar bakabilir sonuçta yanımda oturuyordu ve tek beni tanıyor sayılırdı.

“sen öyle bakarken tabiî ki bana bakıcak yanımıza yeni geldi”

Yazdım bana daha kötü baktı

“?” yazdı ilk başta sonra

“seninki diyice artık onu mu anlıyorsun?”

Bianda kafama dank etti. Benimki derken Nurselden değil çok daha başka birinden bahsediyordu *sıçtık* vallahi sıçtık *ne açıklama yapıcaksın acaba Papatya?* ve neden yazıştığımızı da anlamış olduk arkadakiler hayla ne yiyceklerini konuşuyolardı.

“sabahtan beri onunlayım ne biliyim kimden bahsediyosun ya?”

Umarım bu cevap yetmiştir. Ve o neden bana bakıyorduki sonuçta 207 gün gibi bir süredir konuşmamaktayız *evet gün sayıyorum deli gibi*

Şuanki durumdan beni ancak zil kurtarabilirdi ama hayla 16 dk vardı. Kafamı sıradan kaldırınca demir kulağıma yaklaşıp tek benim duyacağım şekilde “o kızdan olmaz” dedi.

Alakasız ve saçma bişey söylüyordu onu sevmiyordum tabikide “demir” dedim “ sen gerizekalımısın?” diye sorup durumu açıkladım.

Ama oda hazırcevaptı tabikide her zamanki gibi “onun sana baktığını bile görmemişsin benmi gerizekalıyım?” uzatma artık görmedim işte.

Klasik bi cevap verdim “arkamda kalıyodu işte baksamıydım?”

Sadece soruyla iletişim kuruyorduk “ bakmasan bile fark ederdin şimdi ne değişti?” bişey değişmemişti sadece bikaç günlük bi kızla takılıcaktık. Alışana kadar.

Döngüyü kırmalıydım “önemli bişey yok Demir işte ne taktın ya” diyip geçiştirdim. Sonra elimi kaldırıp “tuvalate gidiyorum” dedim öğretmene.

Şimdilik sınıftan kaçmış olmuştum. Demir beni akşam elbet yakaliycaktı. Ama şimdi zil çalmasına az kalmıştı.

Nurselin sınıfının önünde beklemeye başladım. İçeriye girip onu almam gerekiyordu. Sonrada yemek yiycektik.

Gözüm karşı sınıfta takılı kaldı.

Onun sınıfı.

Adını bile söyleyemediğim o kişi.

Zil çaldı bütün kapılar hızla açılıp sınıflar boşalmaya başladı bense hoca bile sınıftan çıkmadan içeriye dalıp nurselin yanına gittim “Gidelim mi?” dedim.

Başını hafifçe salladı.

Kalabalığa karışırken yine gömleğimin kolundan tuttu. Sanki bırakırsa kaybolacakmış gibi. Bırakmaktan korkuyordu. Kantine doğru yürürken o da arkamdan geliyordu. başını yere eymiş şekilde. Yine. Büyük ihtimalle insanların bakışlarından rahatsız olmuştu. İğrenç bakıyolardı çünkü çoğunlukla bi kızla bu şekilde takılmazdım. Bütün okulda onu unutamadığımı biliyordu belkide.

Arkadan sesler geldi.

“Papatyaaa”

Efeydi. Yanında Mert, Ceren ve Demir vardı. *ahanda mahvolduk şimdi* Demirle göz göze gelmemek için önümüze baktım ama varlığını hissetmemek mümkün değildi.

“Bak bak” dedi Ceren, “kantine giderkende kızı almak zorundamıydın Papatya? Kendi ayağı yokmu” *yok belki ne karışıyonuz ya zaten panik kız*

“seninde elini tutiyimmi Ceronimom” dedim. Ona dediğimiz tatlı bişeydi Ceronimim. Sadece yakınlarımız bilirdi.

Herkes güldü Nursel hariç. *demiri söylememe gerek yok tersinden kalkmış* Kalabalık arttıkça Nurselin eli kolumda biraz daha sıkılaştı.kalabalığı sevmiyor olabilirdi yada gürültüyü.

“İstersen arkada duralım” dedim. Rahatlatmak için birazda olsa.

Başını bu sefer hayır anlamında salladı. Yanımda kalmak istiyordu.

Kantine giriş yaptığımızda herkes yolumuzdan çekilmeye önümüzü açmaya başladı. Bizim için gayet normal olsada nursel garipsemiş gibiydi. Alışmalıydı.

Mert öne fırladı. “abla bi kumru ikide ayran” dedi. Bu çocuğun yeme aşkı bi gün başımıza iş açacaktı ama. *ğağ*

Ceren ve Demir köfte almıştı Efe nerdeydi bilmiyorum ama hayra alamet biyerde olmadığını biliyorum. Ceren Nursel’e baktı.

“Sen ne yiyorsun genelde?” diye sordu. Bunu sormakda zaten sana düştü Ceren ya.

Nursel bir an durdu. Sonra bana baktı.

Omuz silkti.

“Gördün mü” dedim. “Karar verme işini bana bırakmış.” Dedim göz devirip buz dolabını açtı. İçecek alıyordu.

Sesizce “tavuk döner olurmu?” dedim. Gülümsedi başını evet olarak salladı.

Mert araya atlayıp “abla bize iki döner daha koyarmısın” dedi. Kimsenin bizi duymadığından emindim.

“Sen niye herkes adına konuşuyorsun?” dedim.

“Liderlik doğuştan” dedi. Göz devirdim lider olmak için fazla açtı.

Nurselin cebine uzandığını gördüm para vermeye çalışıyordu.

Benim olduğum masada ödeyemezdi “hayır” dedim. Gözlerime baktı *korkutmuşsun yine lan* gülümsedim “sorun yok hallederim ben” dedim.

Onu buz dolabının önüne götürüp “ne içersin?” diye sordum. Hayla konuşmamaya yeminliydi “seç kendin al” dedim

Elmalı soda aldı. Elmalı soda en sevdiğim ve klasiğimdi tekte bulmuştu kendimede ondan aldım.

Yemekleri alıp kantinin arka tarafındaki masaya geçtik. Orası bizim yerimizdi zaten.

Nursel otururken etrafına baktı. Gürültüden artık rahatsız olmuyor gibiydi. Sadece erkek çoktu.

“Alışırsın” dedim.

Bana baktı. Gülümsedi gülümseyince çok tatlı oluyordu.

Oturduğumuzda yine bi konuşma dönüyordu ne olduğunu anlamasamda Efenin yokluğu dikkatimi çekti. “Efe beyler neden katılmadı?” diye sordum.

Demir göz ucuyla biyeri işaret etti “tam olarak orda bi kızla konuşuyordu kaşlarımı havaya kaldırıp baktım.

Ceren “tabi haberiniz yok Papatya hanım” dedi.

Efe normaldede pek çok kıza asılırdı ama bu şekilde ortada değil.

Mert çoktan yemeğini bitirmişti.

“Bir tane daha alıyorum” dedi. *oha ayı*

“miğdeni temizletmen gerekicek yakında” dedi Demir. Sonunda sohpete katılması iyiydi.

Herkes güldü Nurselde dahil. Sanırım bizi biraz anlamaya başlamıştı.

“Param var yiyorum sizinde olsun sizde yiyin kardeşim” diye güldü. Ve sipariş vermeye gitti.

Demir “bu kızda gülmese sesinin çıktığını unutucaz” dedi. Anında susması gerektiğinin mesajını ona gönderdim. Bir ara bakışlarının Nursel’e kaydığını fark ettim. Uzun uzun baktı. İnceler gibi.

Nursel fark etti mi bilmiyorum ama eli tekrar koluma geldi.

O sırada dahada kötü bişey oldu.

kantine bi gurup giriş yaptı.

Sabahtan beri kaçtığım kişi gelmişti. Yanında Yiğit vardı. Bir de onlara pek yakışmayan, fazla kalabalık bir grup keko çocuk. Normalde kendi yerlerine geçerlerdi. Hep aynı masa. Hep aynı düzen.

Alışıktım.

Bu sefer öyle olmadı.

Yiğitin kulağına bişeyler fısıldadığını gördüm. Yiğit kaşlarını çattı. Sonra kabul etmek zorunda kalmış gibi baktı. *ne konuştukları umurumda değil* bize bakıyorlarsa umrumda.

Sonra hiç yapmadığı bir şey yaptı bizim masaya yakın yan masaya oturdu.

Yan masa.

Benden rahatsız olan kişi o değimliydi? Şimdi neden buradaydı? Gitmelimiyiz?

Rahatsız olmuştum o tarafa bakmamaya çalıştım. Efe kızın yanından hızlıca ayrıldı ve Merte bişey söyledi. sonra beraber yanımız geldiler.

Ceren rahatsız olduğumu hissetmişti benim kadar olmasada oda onu tanıyordu sonuçta ve bize *bana* yaptıklarını unutmamıştı.

Nurselde o tarafa bakmıyordu benim gibi.

Ama Demir baktı. Uzun uzun.

Nursel’in eli kolumdaydı. Bu sefer daha sıkı. Başını biraz daha eğdi.

Kalabalığın içinde küçülüyordu. Kesinlikle bende böyle yapmak istiyordum, ama dik durmalıydım.

Buket sandalyeye otururken kahkaha attı. Fazla yüksek, fazla rahat. Buradaydım biliyordu

Yiğit masaya yayıldı. Çocuklardan biri sandalyeyi ters çekti. Gürültülü şekilde.

Buket başını çevirip etrafına baktı.

Beni görmedi. Görmek istemedi. Ya da gördü ve yok saydı. Daha kötüsü buydu zaten.

Efe ve Mert imdadıma yetişip beni yan masadan ve demirin bakışlarından kurtardılar. Efe hemen atladı “gençler çardakta yiyelim daralmaya başladım” dedi.

Onların duyacağı şekilde. Aynı onların yaptığı gibi.

Ceren de “evet burası bi boğucu olmaya başladı nedense” dedi. Doğrudan karşıya bakarak.

Demir kıpırdamadı.

Ben de.

Nursel başını kaldırdı, bana baktı. Soru yoktu gözlerinde. Sadece gitmek ister gibi bir bakış.

Ceren ayağa kalktı. Sandalyesini sesli şekilde itti.

“hadi” dedi.

Demirin doğrudan bana “ gidiyomuyuz Papatya?” dedi kaçtığımı düşünüyordu. Ama haklıydım.

Yan masadan bir kahkaha daha yükseldi.

Onun kahkahasıydı.

Sandalyemi çektim. “hava güzel topu da alırız” dedim.

Nurselin ve kendi sodamı elime aldım. Ekmeğide aynı elimle tutup Nursele taşıması için sadece kendi ekmeğini bıraktım. Yine gömleğimin kolundan tuttu.

Kantinden çıkarken arkamı dönmedim.

Dönseydim ne göreceğimi biliyordum zaten. Yiğitle sarılırken onu görmek isteyebiliceğim son şey falandı.

Ama o baktı. Hissettim.ve kendi sodamı elime aldım. Ekmeğide aynı elimle tutup Nursele taşıması için sadece kendi ekmeğini bıraktım. Yine gömleğimin kolundan tuttu.

Kantinden çıkarken arkamı dönmedim.

Dönseydim ne göreceğimi biliyordum zaten. Yiğitle sarılırken onu görmek isteyebiliceğim son şey falandı.

Ama o baktı. Hissettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.