Herkes evin bir köşesine dağılmış boya yaparken Ceren de bir odada tavanın boyanmamış kenarlarını boyuyordu. Merdivenin en üst basamağına çıkıp oturmuştu, bu şekilde tavana rahatlıkla ulaşabiliyordu. Aslında emin olamamıştı bu boyayı yapıp yapmamak konusunda ama sonunda yapmaya karar vermişti. Kararsız kalmasının sebebi ise korkusuydu. Yükseklik korkusu.
Belki korkumu biraz da olsa yenerim deyip denemeye karar vermişti. Abisi yapma demişti çünkü önceden deneyimliydi, başına gelecekleri biliyordu. Ama Ceren vazgeçmeyip denemişti.
Boya yaptığı süre boyunca oldukça gerdindi yine de bir kere bile aşağıya bakmamıştı. Yüksekte olmadığını hayal etmişti. Fakat bu konuda pek başarılı olamamıştı. Çünkü yavaş yavaş dizleri titremeye, kalp atışları hızlanmaya başlamıştı. Neyseki boyayacağı yer bitmek üzereydi.
Korkusunu kontrol altında tutmaya çalışarak boyayı tamamladı. Artık inebilirdi. Çekinerek bakışlarını aşağıya çevirdi. Aynı anda gözleri korkuyla kocaman açılmıştı. Şimdi anlıyordu Ceren.
Hata yapmıştı.
Nasıl inecekti buradan? Yüksekliği fazla olan bir evdi burası. Bu yüzden merdiven de normal olanlardan bir tık uzundu. Ceren de aptal gibi en üst basamağa çıkmıştı! Ama çıkarken bu kadar korkmamıştı. Çünkü ellerini tutup kendisini sakinleştiren abisi yanındaydı.
Merdivenin kenarlarına sıkıca tutunup korkuyla etrafına bakındı. Buraya çıkarken yanında olan abisi şimdi neredeydi acaba?!
Buradan asla tek başına inemezdi! Bir basamak bile inebileceğine inanmıyordu! Korkusunu yenmeye çalışmasa daha mı iyiydi acaba?
Yüksek sandığı ama oldukça kısık çıkan bir sesle seslendi. "Abiii!" Bu seslenişini abisi duymamıştı ama aynı saniyelerde odaya giren Egemen duymuştu.
Ceren abisini beklerken odaya giren Egemen'i görünce kendisine daha çok kızmaya başlamıştı. Rezil olacaktı şimdi!
Korkusundan dolayı hızlı hızlı atan kalbi şimdi sanki depar atıyordu. Kendisine yeni yeni itiraf ettiği duyguları kalbine üşüşmüştü. Derin bir nefes aldı. Sakin olmalıydı.
"Bir sorun mu var?" Egemen sorgular bakışlar attı Ceren'e. Oysa sorunu çoktan anlamıştı. Ceren'in o merdivene neden çıktığını hiç anlamamıştı. Yükseklik korkusu olduğunu biliyordu. Ceren oradan asla tek başına inemezdi. Yumuşadı bakışları, birkaç adımda merdivenin yanına geldi.
"Yok."diye mırıldandı Ceren. Bu hâlleri Egemen'in gözüne oldukça tatlı görünüyordu. Gerçi Egemen Ceren'i her durumda tatlı buluyordu ama neyse. Konumuz bu değildi.
"Niye çıktın sen oraya?" Egemen kendini gülmemek için zorlukla tutarken Ceren gerildikçe gerildi. Zaten yükseklikle baş edemiyordu bir de Egemen yanına gelmişti. Kalbi ne yapsındı şimdi?!
"Tavanın kenarlarını boyamak için."diyerek açıkladı durumunu. Ama bunun altında yatan sebep korkusunu yenmek istiyor olmasıydı.
"Tamam da sen niye yapıyorsun? Yükseklik korkun yok mu senin? Hem Yusuf nerede, o nasıl izin verdi senin oraya çıkmana?!" Egemenin biraz kızar gibi konuşmasıyla bakışlarını yere indirdi Ceren. Halbuki Egemen kızmamış sadece endişelenmişti. Eğer kızdıysa da kesinlikle Yusuf'a kızmıştı. Ceren'e engel olması gereken oydu.
Ceren yere indirdiği bakışlarını korkuyla kapattı. Yere baksa korkusundan bakamıyordu, bakışlarını kaldırsa karşısında Egemen vardı bu defa da heyecandan bakamıyordu. Ne yapacağını şaşırmış bir halde durdu öylece.
"Bitirmişsin zaten işini in hadi artık."dedi Egemen. Ceren zaten korkuyordu fazla üstüne gitmesem iyi olur diye düşündü. Hem böyle korkan gözlerle ona bakınca hiç kıyamıyordu. Kucağına alıp hemen indirmek istiyordu sevdiğini oradan. Korkusu hemen geçsin istiyordu. Ama eli kolu bağlıydı işte. Yapamıyordu. Tabi şimdilik.
"İnemiyorum."dedi Ceren mırıldanarak. Şefkatle baktı Egemen, kalbi ezildi sanki. Seni oraya çıkaran Yusuf'un aklına tüküreyim dedi, tabi ki içinden söylemişti.
"Yardım edeyim sana."deyip elini uzattı Ceren'e. Sevdiğinin elini tutmak için fırsat çıkmıştı, kaçırır mıydı hiç?
Kalbi göğsünü delip çıkmak ister gibi atmaya başlamıştı Egemen'in. Ceren de ondan farklı değildi. Kendisine uzatılan ele baktı. Elini yavaşça Egemen'in eline bıraktı. Kalbi birazdan kanatlanıp uçacaktı.
Egemen sıkıca tutmuştu ellerini. İçindeki korku hâlâ varlığını korurken dikkatle kalktı Ceren. Ayağa kalktığı için yukseklik iyice artmıştı. Derin bir nefes çekti içine. Tutunduğu el her ne kadar güven verse de hâlâ tedirgindi.
Bir basamak indi. Sonra dayanamadı oturdu basamağa. Bir evin tavanı neden böyle yüksek yapılırdı? İçten içe söylenip durdu kendine.
"Çok yüksek!"dedi ağlamaklı bir sesle. Gözleri de dolu dolu olmuştu zaten. Bu Egemen'in dayanabileceği bir durum değildi. Ne o ağlamaklı sesine ne de dolu dolu olan gözlerine.
Tedirgindi Egemen aslında. Yapsam mı yapmasam mı diye düşündü kısa bir an. Ceren ona kızar mıydı acaba? Sanırım bunu sormadan yapması uygun olmazdı.
"İstersen..."diye mırıldandı önce. Çekiniyordu, ama başka çaresi de kalmamıştı. Pekala Yusuf'u da çağırabilirdi ama bu seçeneği göz ardı etti.
"...seni kucağıma alarak indirebilirim?"diyerek sözünü tamamladı. Gözlerine bakmaya çekiniyordu Egemen. Bakışları duvarları taradı.
Ceren ise kocaman açmıştı gözlerini. Bu gerçekleşirse bu defa kesin kalpten giderdi. "Şey...yok ben inerim."dedi aceleyle. Sonra ayaklandı yeniden, inmesi lazımdı. Hâlâ elini tutan ellere sıkıca tutundu. Ayağını boşluğa uzattı. Ama diğer basamağa yetişemeden geri çekmişti. "Offf!"dedi dertli dertli. Oysa çözümü yanı başındaydı.
Bu böyle olmayacaktı. Egemen kendini cesaretlendirdi önce. Hadi Egemen dedi an bu an!
Ceren'in elini bıraktı önce. Ceren şaşkınca ona baktı. Beni böyle bırakıp gidecek mi diye düşündü. Ama Egemen'in planları bundan çok uzaktı. "Gel buraya."deyip bir kolunu kızın beline doladı. Diğer kolunu da dizlerinin altından geçirip bir çırpıda merdivenden almıştı Ceren'i.
Ceren beklemediği bu hareket karşısında korkuyla ellerini Egemen'in boynuna doladı. "Ne yapıyorsun Egemen?"dedi refleksle. Sonra saniyeler içinde kendine gelip "...abi."diye eklemişti.
Egemen'in hayatta daha çok heyecanlandığı bir an var mıydı? Hiç sanmıyordu. "Kurtarıyorum seni işte."dedi. Ceren havada olduğunu hissettiği için yine korkuyordu ama belinde hissettiği kollar bu korkuyu hafifletiyordu.
"Korkma, aç gözlerini." Ceren sımsıkı kapatmıştı gözlerini. Gülümsedi bu görüntü karşısında Egemen. "Merak etme bırakmam seni."dedi. Ama kendi içinde bu cümleye yüklediği anlam çok farklıydı. Ömür boyu bırakmam seni demek istiyordu.
Ceren gözlerini açtı. Boynuna dolandığı kolları sebebiyle yüzleri fazlaca yakındı. Yüksekte olduğunu falan unuttu bir an. Zaten bu gözlere bakarken hem de bu mesafeden, aklında hiçbir şey kalmazdı. Çaresizce çırpınan kalbini hissetti. Kırpıştırdı gözlerini.
Egemen can çekişiyordu karşılaştığı gözlerde. Kesinlikle yakından daha güzeldi. Nerede olduğunu unuttu, ne yaptığını unuttu. Bulunduğu zamana hapsoldu.
İkisi de birbirinin gözlerine dalmışken biraz sinirli bir ses doldu kulaklarına.
"Ne oluyor lan burada!"
Egemen duyduğu sesle kendine gelmişti. Sonunda bakışlarını Ceren'den çekip sesin geldiği yöne döndü. Yusuf kapıda dikilmiş sorgular bakışlar atıyordu.
Egemen Ceren'i yere bıraktı. Bu yakalanma hiç hoş olmamıştı. Daha bakacaktı Ceren'in o güzel gözlerine!
"Bir şey olduğu yok Yusuf! Kızı çıkarmışsın merdivenin başına sonra da gitmişsin! Bu kız buradan nasıl inecek demedin mi?!"
Yusuf şaşırdı kaldı. Kızması gerekenin kendisi olduğunu düşünüyordu ama bir anda azar işitmeye başlamıştı.
"Gelecektik heralde oğlum!"diye atıldı Yusuf. Gözlerini ikisinin üstünde gezdirdi. Ceren ona bakmıyordu, gözlerini yere dikmişti. Fakat Egemen sinirli sinirli bakıyordu. Bir tık haklı olabilirdi. Ceren'in yanından ayrılmamalıydı.
"Gelseydin o zaman! Sana sesleniyordu, inememiş merdivenden. Korkuyordu ben de yardım ettim."dedi Egemen sakin kalmaya çalışarak. Çaktırmasa da baya bir stres yapmıştı.
Yusuf'un şüpheli bakışları altında odadan çıktı Egemen. Ceren ise zorlukla kalbini kendine getirebilmişti. Abisinin yanından hızlı adımlarla o da çıkıp gitti.
Yusuf ise hâlâ odadan çıkan ikilinin arkasından şüpheyle bakıyordu.