Poyraz abiden gelen mesajı okuyunca gerçekten çok şaşırdım. Zaten uykuluydu, nasıl anlamıştı gözlerimin kızardığını?
Duygusal bir film izlemiştik de ondan biraz ağladım Poyraz abi.
Mesajı gönderdikten saniyeler sonra cevap gelmişti.
Ağlama.
Hemen ardından bir mesaj daha.
Film yani gerçek değil. Bu yüzden ağlama...
Sanırım Poyraz abi de tıpkı Pelin gibi düşünüyordu. Ama ben etkileniyordum. Öyle ağlama demekle olmuyordu yani. Ama azıcık ben de pişman olmuş olabilirdim çünkü gözlerim yanıyordu. Aşırı derecede sızlıyordu. Fena halde de uykum vardı. Ben bir şey yazmayınca yeni bir mesaj daha atmıştı.
İyi geceler Defne.
Cevap olarak ben de iyi geceler yazdım ve telefonumu kilitleyip bıraktım. Kafamı yastığa koyduktan saniyeler sonra uyuyakalmıştım.
•••
"Defne kapat şunu artık!"
Kulağıma ulaşan cırlamayla gözlerimi araladım. "Ne oluyor be?!" dediğimde Pelin yeniden cırlamıştı. "Kızım şu alarmı kapatsana duymuyor musun? Beynimi patlattı!"
Uykulu uykulu telefonumu alıp alarmı kapattım. Valla Pelin'in cırtlak sesi alarmdan daha etkiliydi. Alarmı duymamıştım ama onu duymuştum.
"Off yaa uyumak istiyorum!"diye söylendim. Uyumak çok güzeldi bence. Zaten her sabah bu rutini yaşıyordum. Yatağımdan çıkana kadar neden işe başladım diye kendime kızıyordum. Ama sonra uykum açılınca bu düşüncem geçiyordu.
"İzin koparayım mı sana abimden?" Yastıktan başını kaldırmış gülerek bana bakıyordu. "Gerçi bana da gerek yok sen yeter ki iste ama..."
Gözlerimi zorla açık tutarken kafamı kaldırıp ona baktım. "Ne diyorsun Pelin?"
Pelin elini havada sallayıp "Ohoo sen daha uyanamamışsın."diye çok doğru bir tespit yaptı. Tekrar alarm çaldığında bu defa hemen kapattım. "Sanırım artık kalkmam gerekiyor."deyip doğruldum.
"Ceren kalk hadi, sabah oldu!" Pelin bu defa Ceren'e sarmıştı. Ceren ona mırıltıyla Cevap veriyordu. Ve asla ne dediği anlaşılmıyordu.
"Kız kalksana!"deyip sonunda Ceren'i omzundan şiddetle sarstığında Ceren gözünü açtı. Önce bir şaşkın şaşkın baktı. Sonra da sinirlendi. "Pelin insan böyle mi uyandırılır be?!" diye çıkıştı. Haklıydı.
"Valla ben insan gibi seslendim sen kalkmadın."deyip ayaklandı. Ceren hâlâ ters ters bakıyordu.
"Neyse hadi kalkalım yoksa ben geç kalacağım." deyip yatağımdan çıkmıştım. Onlar da kalkınca hazırlanıp salona geçtik. Salona mis gibi kokular dolmuştu. Annem yine döktürmüş olmalıydı. Kızlarla birlikte mutfağa girdiğimizde annem fırından böreği çıkarıyordu. Bizi görünce kocaman gülümsedi.
"Günaydın kızlar."
Hepimiz anneme günaydın deyip ona yardım etmeye başladık. Tabi kalabalık olunca sofrayı kısa sürede hazırlamıştık. Hamarat kızlardık ne diyeyim.
Tam sofraya oturacakken zil çalmıştı. Gidip kapıyı açtım. Abim gelmişti. Suratı düşük, uykulu gibiydi. Erkek gecesi pek de iyi geçmemişti sanırım.
"Ooo abiciğim, hoş geldin."
Abim kafasını sallayıp içeri geçti. Yok yok enerjisi hiç yerinde değildi. Abimin arkasından salona geçtim. Annem abimi tutmuş "Gel oğlum gel kahvaltını yap. Tam zamanında geldin börek de fırından yeni çıktı." diyordu. O esnada elinde börek tabağıyla Ceren mutfaktan çıkmıştı. Abimin bir gözleri ışıldadı. "Tamam."dedi hemen. "Geleyim."deyip bir sandalye çekti ve masaya oturdu.
"Abim sizi kahvaltı yapmadan mı gönderdi? Hiç misafirperver değil görüyor musun?"
Pelin kendi abisine de laf söyleyerek yine boş durmamıştı. Poyraz abi bunu duysa kesin çok sinirlenirdi.
"Yok aslında atıştırdık bir şeyler."dedi abim. Sonra toparladı hemen. "Ben çok bir şey yemedim de börek de sıcak olunca yiyeyim dedim."
Ya ya tabi dedim içinden. Gülmemi zorlukla bastırdım. Ceren burada olduğu için demiyor da!
Sohbet ede ede kahvaltımızı bitirdik. Sofrayı topladıktan sonra kızlarla birlikte evden çıktık. Onlar evlerine giderken ben de kafenin yolunu tutmuştum. Kendimi çok yorgun hissediyordum. Sanırım uykusuzluk yüzündendi. Gece baya geç uyumuştuk. Başımda da hafif bir ağrı vardı.
Kafeye girdiğimde Cenk sandalyeleri düzenliyordu. "Günaydın."dediğimde bana dönüp "Günaydın Defne."dedi. Etrafıma bakındım. Göz ucuyla mutfağa da baktıktan sonra "Poyraz abi gelmedi mi?"diye sordum.
"Gelmedi daha."dediğinde o görmese de hafifçe başımı sallayıp mutfağa geçtim. Müşteri falan yoktu. Ne yapabilirim diye bakındım önce. Sonra da kek yapmaya karar verdim. Malzemeleri çıkardım. Birkaç dakika içinde malzemeleri karıştırıp hazırlamıştım. Ama kek kalıbını almayı unutmuştum. Bu yüzden üst dolabı açıp kalıba uzandım. Ama boşa çabalamıştım. Kim koymuştu bu kalıbı oraya? Boyum yetmiyordu.
Tam sandalye almak için içeriye gitmeye karar verdiğim anda başımın üstünden bir el uzanmıştı. Refleksle arkama döndüm. Yapmamalıydım. Çünkü şu an Poyraz abinin boynuyla aramda sadece milimler vardı. İyi ki başını yukarı kaldırmıştı. Yoksa...
Kalıbı dolaptan alıp yan tarafımdaki tezgaha bıraktı. Başını eğmişti. Göz göze geldik. Geriye gidemiyordum arkamda tezgah vardı. Başımı biraz arkaya çektim. Zira başını eğince zaten milimetrelerle hesaplanabilecek olan mesafe sıfıra çok yaklaşmıştı.
"Poyraz abi."dedim gözlerimi ondan kaçırmaya çalışırken. Sonra sustum kaldım. Ne diyeceğimi de bilememiştim. "Hm?"diye mırıldandı. Başımı yan tarafa çevirip söyleyecek bir şey aradım. Bulamadım. Beynim çalışmayı bırakmıştı sanki.
Birkaç saniye sonra elini çenemde hissettim. Başımı kendine çevirdi. "Sen bir film için niye bu kadar ağladın?"
"Hı?"dedim bir anda. Beklemediğim bir soruydu.
"Gözlerin hâlâ kıpkırmızı. Niye bu kadar ağladın diyorum."
Halbuki dün bu sorunun cevabını vermiştim. "Dedim ya duygusal bir filmdi işte."
Çenemdeki eli uzaklaşırken bu defa yanağıma düşen saç tutamını bulmuştu elleri. Saçımı kenara doğru çekerken "Küçücük kalmış gözlerin. Geç uyudun değil mi?"diye sordu. Saçımdaki eline göz ucuyla baktım. Sonra gözlerine döndüm yine. Ne yapıyordu?
"Eve git hadi." dedi saçımdaki elini çekerken. "Uyu dinlen."
Birkaç adım geri çekildi. "Yok Poyraz abi iyiyim ben."dediğimde kararlı bakışlarla baktı. "İtiraz istemiyorum Defne. İzinlisin bugün."
"Hiç gerek yok aslında."dedim tekrar şansımı deneyerek.
"Defne!"
Sanırım gerçekten itiraz etmek gibi bir şansım yoktu. Canıma minnetti aslında ama böyle de içim rahat etmiyordu. Kek kalıbını elime alıp "O zaman şu keki yapayım öyle gideyim."dedim. Birkaç adımda yanıma gelip elimden kalıbı aldı. "Ben yaparım keki. Yürü hadi Defne."
Kolumdan tutup beni mutfaktan çıkardı. Zorla izin veriyordu adam. Ben böyle patron görmemiştim!
Mutfaktan çıktığımızda Cenk bize döndü. Yerleri silerken anlamaya çalışır gibi şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Birkaç adım attıktan sonra hiç beklemediğim bir şey oldu. Bir anda ayağım kaydı ve kendimi yerde buldum. Ama koluma yapışan Poyraz abi de benimle birlikte düşmüştü. Ben olayın şaşkınlığı içindeyken o benim aksime hızlıca toparlanıp doğruldu. Zaten yakındı ama biraz daha yanıma kaydı. Endişeli gözlerle baktı bana.
"Defne iyi misin?" diye sorduğunda onaylarcasına başımı salladım. Derin bir nefes alıp kalkmaya çalıştı. Ama başaramadı tam kalkacakken bu defa onun ayağı kaymış ve üstüme doğru düşmüştü. Neyseki son anda ellerini iki yana koymayı başarmıştı. Yüzlerimiz arasındaki mesafeyi şu an ben de hesaplayamıyordum.
Yok denecek kadardı sanırım.

