Sorumu duyunca Poyraz abinin gözlerinden kısa bir şaşkınlık ifadesi geçmişti. Ben de neden sormuştum ki bunu? Beni niye kıskansın sonuçta? Çok saçma.
Ben sorduğuma pişman olmakla meşgulken o bana biraz yaklaştı. Aramızdaki mesafenin azalması biraz gerilmeme sebep olmuştu. Bir elini yandan tezgahın kenarına yasladı. Biraz diğer tarafa kaydım.
"Bilmem belki."dediğinde şaşkınca bakma sırası bana geçmişti. Beni kıskanıyor muydu yani? İyi de neden beni kıskansın ki? Yan taraftaki boşluktan geçerek ondan uzaklaştım. O ise olduğu yerde kalmıştı.
"Kızım hadi nerede kaldı çay?" Başımı mutfak kapısına çevirdim. Annem hafif sitemle bana bakıyordu. "Hazır sayılır anne."dediğimde mutfaktan çıktı. Gözüm Poyraz abiye kaysa da gidip çayın altını kapattım. Tepsiye bardakları dizerken hâla sessiz sessiz bıraktığım yerde duruyordu.
Sonunda sessizliği bozup "Defne?" dediğinde her şeyi hazırlamıştım. Çok şükürdü. Tepsiyi elime alıp ona döndüm. "Ben şu çayları götüreyim Poyraz abi." dedim. Yüzünü buruşturdu. Ben ise hızlı adımlarla arkama bile bakmadan mutfaktan çıktım.
Salona geçip çayları dağıtmaya başladım. O sırada Poyraz abi de salona gelip yerine oturmuştu. Herkesin çayını dağıttıktan sonra ben de yerime oturdum. Oturduğum yer ise gayet de salonun en ücra köşesiydi ama Ferit'in gözleri beni burada bile bulabiliyordu. Yerime oturur oturmaz yine gözlerini bana dikmişti. Poyraz abinin oyacağını iddia ettiği gözlerini.
Göz ucuyla Poyraz abiye baktım. O da dik dik Ferit'e bakıyordu. Sanki birazdan kalkıp Ferit'i dövecekmiş gibi bir havası vardı. Bakışlarımı önüme çevirip çayımdan bir yudum aldım ama neredeyse boğazımda kalacaktı.
"Selma'cığım sizin için de uygunsa çocuklar bir konuşsalar."
Ferit'in annesi tarafından söylenen sözleri duyunca çay boğazıma kaçmıştı. İstemsizce birkaç defa öksürdüm. Bütün bakışlar bana dönerken ben anneme dönmüştüm. Kafamı hafifçe iki yana salladım. Zaten istemiyordum ki! Niye konuşayım?
Şu an anneme melül melül bakan iki kişi vardı. Ben ve Ferit'in annesi.
Annem bir bana baktı sonra bakışlarını Neriman teyzeye çevirdi. Ve tekrar bana döndüğünde üzgünce bana bakarken "Peki madem."dedi kısık bir ses tonuyla. Bari bir kez reddetseydin be anne! Biraz yokuşa sürseydin bari be anne! Ah annem ah!
Ben kendi kendime ahlar vahlar ederken Poyraz abiden yükselen bir "Ahh!" nidasıyla ona döndüm. Elindeki boş bardağı tutarken gömleğini çekiştiriyordu. Sıcak çayı üstüne dökmüştü.
"Ayy oğlum ne yaptın sen?" Neriman Teyze hızla oğlunun yanına giderken ben de biraz endişelenmiştim. Umarım çay fazla sıcak değildir.
"Yandım annem yandım." derken bakışlarını bana çevirmişti Poyraz abi. Bir yandan da hâla gömleğini kendinden uzaklaştırıyordu. "Eve gidelim anne çok fena yandım. Başka zaman tekrar geliriz. O zaman konuşsunlar." Poyraz abi umutla annesine bakarken Neriman Teyze onun kolunu tutmuş ve sürüklemeye başlamıştı. "Gel bir bakalım önce umarım çok yanmamıştır."
Annesi onu çekiştirirken "Anne eve gidelim dedim ya!" diye hâla söyleniyordu Poyraz abi. Onlar salondan çıkarken herkes yerine oturmuştu. Bir süre herkes sessizce oturmuştu. Arada Ferit'in annesi anneme bir şeyler fısıldıyor bazen de bana bakıyordu. Bence beni çok beğenmişti. Ama çok umutlanmasa iyi olurdu. Çünkü benim evlenmeye hiç niyetim yoktu.
Neriman Teyze salona girdiğinde bakışlarım ona döndü. "Selma yanık kremi var mı canım? Çok kötü yanmamış bir krem sürsün yine de."
Annem hemen ayaklanıp "Tabi var hemen getireyim." dedi. Birkaç dakika içinde kremle birlikte geri dönmüştü. Neriman Teyze kremi alıp tam arkasını dönmüştü ki birden duyulan telefon sesiyle durmuştu. Birinin telefonu çalıyordu. Sanırım telefon Neriman teyzenindi. En yakınında ben olduğum için beni seçmiş olmalı ki kremi elime tutuşturup "Kızım bunu Poyraz'a götürür müsün? Lavaboda." demişti. Cevabımı beklemeden de hızlı adımlarla gitmişti.
Elimdeki kremle kısa bir süre bakıştıktan sonra lavaboya doğru yürüdüm. Kapının önüne geldiğimde birkaç defa kapıya vurdum. Kapı aniden açıldı. "Nerede kaldın anne? Yanıyorum burada!"
Poyraz abi annesinin yerine beni gördüğünde gözleri şaşkınlıkla büyümüştü. Ben ise hızlıca bakışlarımı çevirdim. Utanmıştım. Çünkü gömleğini çıkarmıştı ve üst kısmı çıplaktı. Kısa bir an vücuduna değen gözlerim hafif kızarıklık olan bölgeyi fark etmişti.
"Ben annem sandım, pardon." dediğinde kremi ona uzattım. "Sorun değil. Yanık kremi getirmiştim."
Uzanıp kremi elimden aldı. "Teşekkür ederim." diye mırıldandığında başımı aşağı yukarı salladım. Ve arkamı döndüm tam gitmek için adım atıyordum ki "Defne!" dediğinde adımlarım durmuştu. "Efendim?"deyip ona döndüğümde hâla bakışlarım onun dışındaki her yerdeydi.
"Ferit'le konuşmayacaksın değil mi?" dediğinde gözlerim kısa bir an gözlerine değdi. Bir de bu vardı değil mi? Annemin peki madem deyişi kulağımda yankılanırken üzüntüyle mırıldandım. "Konuşacağım sanırım."
"Niye?" diye atıldı hemen. "Zaten istemiyorsun ki! Konuşmana da gerek yok."
Evet öyleydi ama annem sağ olsundu. "Annem tamam dedi. Konuşurum ne yapayım?" dedim. Kabullenmiştim. Konuştuktan sonra da hayır diyecektim zaten. Bunu annem de gayet iyi biliyordu. Kim bilir ne düşünüp de kabul etmişti?
"Konuşma!" dediğinde sorgular bakışlarım ona döndü. "Yani istemiyorsan konuşmak zorunda değilsin."
Annem kabul etmişti. Şimdi kadını sözünden döndürürsem hoş olmazdı. Konuşmakla bir şey kaybetmezdim. Benim için değişen bir şey olmayacaktı.
"Benim için sorun değil. Sadece birkaç dakika konuşacağım." dedim ve birkaç adım geri giderken ekledim. "Gideyim ben." Arkamı dönüp uzaklaşırken o da kapıyı kapatmıştı, oldukça sert bir şekilde.
Salona döndüğümde herkes kendi halinde sohbetine devam ediyordu. Birkaç kişinin boş çay bardağını görünce onları tazelemiştim. O esnada kaynana adayım beni süzmeye devam ediyordu. Anladık beğendin ama yapacak bir şey yok be teyze! Başka kızlarda şansını denemen gerekecek.
İşim bittiğinde yerime geçerken Poyraz abi de salona girmişti. İkimizde yerimize oturduk. Ortamda oluşan sessizliği Ferit'in annesi bozdu.
"Çocuklar bir konuşsun mu artık Selma'cığım?"
Gülümseyerek sorduğu soru bir tek kendisini ve oğlunu mutlu ediyordu. Ben yüzümü buruşturmuştum annem ise asık bir suratla bana dönmüştü. Bunu sen istemiştin anneciğim.
"Anne çok sızlıyor bu! Kalkın gidelim ya! Bir hastaneye falan gidelim. Konuşacak gün mü kalmadı sanki?"
Poyraz abi ayağa kalkmış annesini çekiştirirken Neriman teyze söylendi. "Oğlum bir dur! Yanmamış o kadar hem abartma!"
Poyraz abi üzgün üzgün annesine baktı. Sonra kısa bir an bana döndü gözleri.
"Anne yanıyorum diyorum, gidelim diyorum. Niye anlamıyorsun?"
Neriman Teyze Poyraz abiyi kolundan çekip yanına oturttu. "Otur şuraya."
Poyraz abi küskünce etrafa bakarken yine malum ses duyulmuştu.
"Selma'cığım?"
Annem bıkkınlıkla Ferit'in annesine döndü. "Tamam konuşsunlar."dedi. Gerçekten bir konuşup kurtulsaydık artık.
Annemi duyar duymaz Ferit ayaklandı. Ne zamandır bu ânı bekler gibi neydi bu acele yani? İsteksizce kalktım yerimden.
"Kızım yan odaya geçin. Pelin de gelsin sizinle."
Anneme güzel güzel bakışlar atarken birkaç adım attım. Bakışlarım çok güzel(!) olsa gerek ki annem gözlerini kaçırmıştı. Annemi bir dahakine iyice tembihlemem gerekiyordu. Kimseyle konuşmak falan istemiyordum ben. Bu seferlik idare edecektim. Ben yürürken Ferit de arkamdan geliyordu. En arkadan ise Pelin bizi takip ediyordu. Odaya girdiğimde geçip karşıdaki tekli koltuğa oturdum. Ferit de gelip karşıma oturmuştu. Pelin ise kapıyı kapatıp yanımdaki koltuğa geçti.
Üçümüzün arasında gergin bir sessizlik oluşmuştu. Stresle Pelin'e baktığımda dudaklarında hafif bir gülümseme vardı. Komik miydi yani bu an?
"Defne hanım söylemeliyim ki ben sizi ilk gördüğüm anda çok beğendim. Hatta Neriman teyzeye minnettarım sizinle tanışmama vesile olduğu için."
Belliydi zaten beğendiği. Geldiğinden beri gözünü üstümden çekmemişti. Hoş bir davranış değildi. Ferit'in dışında her yere bakarken oldukça gerilmiştim. Bu kadar stres yapacak ne vardı? Hayır deyip çıkacaktım altı üstü şu odadan!
Sözcükleri zihnimde toparladıktan sonra tam konuşmak üzereyken bir anda odanın kapısı açıldı. Hepimizin bakışları kapıya dönmüştü. Kapıda ise Poyraz abi vardı.
"Pelin annem seni çağırıyor, acil bakman lazımmış."dedikten sonra odanın içine girdi. "Sen git ben buradayım."diyerek gelip Ferit'in yanındaki koltuğa kuruldu. Otururken Ferit'e ters ters bakışlar atmayı da ihmal etmemişti. Pelin ise şaşkın şaşkın abisine bakarken "Tamam." diye mırıldanıp yerinden kalkmıştı. Saniyeler içinde de odadan çıkmıştı.
Odada Poyraz abi, Ferit ve ben kaldığımızda daha fazla gerilmiştim. Ama Ferit oldukça rahat bir şekilde konuşmaya devam etmişti.
"Defne hanım bir şey söylemediniz?"deyip beklentiyle bana baktı. "Sormak istediğiniz bir şey varsa cevaplayabilirim."
Daha fazla uzatmamak adına tam konuşacakken söze benden önce Poyraz abi atılmıştı.
"Yok!" dedi bir anda yüksek sesle. Ona baktığımda "Yani soracak bir şeyi yok, değil mi?" dedi. Evet yoktu ama bunu ben de söyleyebilirdim. Yine de onu onaylayarak "Evet." dedim.
"Tamam, o zaman ben size sorayım." dediğinde yine Ferit'e dönmüştüm. "Dediğim gibi ben sizi çok beğendim. Yani benim cevabım olumlu. Peki siz benimle bu yola çıkmak ister misiniz?"
Bu sorunun cevabı benim için oldukça net ve belliydi. Ama cevap vermek bana nasip olmamıştı. Çünkü benden önce davranan bir Poyraz abi vardı.
"İstemez!"
Ferit tuhaf bakışlarla Poyraz abiye döndüğünde ben de ona bakmıştım. Ferit'in bakışları ikimiz arasında mekik dokurken Poyraz abi de durdu. "Ben Defne'ye sordum." dedi. Poyraz abi sinirle yerinde dikleşti. Bir elini Ferit'in omuzuna koyup sıktı. Ferit yüzünü ekşitmişti. Çocuğun üstünde gücünü mü deniyordu bu ne yapıyordu?
"Ferit şimdi kalkıp bu odadan çıkıyorsun ve anneni de alıp evine gidiyorsun. Sonra da kendine başka bir kız bul."
Ferit bana döndü. Anlamazca bakıyordu. Valla ben de bir şey anlamıyordum.
Boğazımı temizleyip söze girdim. "Ferit bey benim henüz evlilik gibi bir düşüncem yok. Bu yüzden teklifinizi kabul edemem."
Ferit Poyraz abinin elini omuzundan indirip gözlerini bana dikti. "Madem siz istemiyorsunuz o zaman söyleyecek bir sözüm yok." dedi. Siz kelimesinin üstüne basa basa söylemişti. Poyraz abinin düşüncelerini önemsemedigini belirtmeye çalışıyordu sanırım.
Ferit kalkıp odadan çıktığında Poyraz abiyle yalnız kalmıştık. İkimiz de birbirimize ters bakışlar atıyorduk. "Neden öyle davrandın Poyraz abi?"
"Nasıl davranmışım?"dedi sanki bilmiyormuş gibi.
"Kaba." deyip birkaç saniye sustum. Onu kırmayı hiç istemiyordum ama böyle de hoş olmamıştı."Ben kibar bir şekilde istemediğimi söyleyecektim zaten."
"Ben de gayet kibar davrandım bence. Bu kadar kibarlık yeter de artar bile."
Kendini dışarıdan görseydi eğer asla kibar olduğunu düşünmezdi. Ama Ferit'e karşı kibar olmak çok da umurunda değilmiş gibi görünüyordu.
"Adamı kovdun resmen!" dedim gözlerinin içine dik dik bakarak.
"Ne o? Bundan pek bir rahatsız olmuş gibisin. Onunla görüşmek istemediğini sanıyordum. Kurtardım işte seni." dedi ve kollarını dizine yaslayıp biraz öne doğru eğildi.
Oturduğum yerden kalkıp "Sorun yaptığın şeyde değil zaten üslubunda Poyraz abi." dedim. Bakışlarını bana çevirdiğinde sözlerime devam ettim. "Ama yine de teşekkür ederim."
Cevap vermesini beklemeyip odadan çıkmak için hareketlenmiştim ki sesini duydum.
"Ne demek her zaman." deyip kısa bir an duraksadı. "İstemediğin kişileri senden memnuniyetle uzaklaştırırım, her zaman."
