İçeriğe geç

P.İ.N

Bölüm 3 · 9 dk okuma

P.İ.N

Bölüm 3

p.i.n 3

İnsanın dünyası nasıl kararırdı? Hayallerindeki arabayı alamadığında mı? Aşık olduğu insandan ayrıldığında mı? Yoksa hayatı istediği gibi giderken her şeyin alt üst olmasıyla mı?

Herkesin dünyası ayrı bir karanlıktaydı. Kimi alaca karanlık, kimi zifiri karanlık..

Ama benim dünyam. Benim dünyamda bir ışık huzmesi vardı evet. O ışığa ulaşmak adına belirli adımlar atmaya çalışıyordum. Ne yazık ki o ışığa doğru adımlar atarken aslında o ışıktan daha çok uzaklaşıyordum.

Benim yönüm ona doğruyken, onun yönü bana doğru değildi. Ben o ışığın yönünü kendime çevirecektim..

-

"Hanım efendi iyi misiniz?"

Ani bir frenle arabayı durdurmuş, yanıma gelmişti arabanın sahibi.

Ya duramasaydı, ben aynı şeyleri mi yaşayacaktım? Aynı rüyaları farklı bir şekilde mi görecektim?

Peki o rüyalarda, o kara gözlere daha detaylı bakabilir miydim?

Arabanın sahibi kaç kez sarstığını bilmediğim kollarımı yeniden sarstığında bu sefer onu onaylar biçimde kafamı sallayabilmiştim.

Tedirgin bakışları hâlâ benim üzerimdeyken dibimde durmuş arabadan destek alarak ayağa kalktım.

"Teşekkür ederim." Dedim belli belirsiz çıkan sesimle. O an ne zamandır teşekkür etmediğimin farkına vardım. Belki de hayatımdaki insanların bana karşı pek bir iyiliği olmuyordur. Olamaz mı? Ben mi bana yapılan iyiliklerin farkında değildim yoksa bana iyilik adı altında kötülük mü yapılıyordu?

Zihnimde olan karmaşayı susturmak adına sarsak adımlarla karşıma çıkan ilk büfeden soğuk bir su aldım. Büfenin yanındaki banka oturup suyumu içerken bir yandan da derince soluklandım.

Yavaş yavaş suyumu içerken gözüm yoldan geçen insanlara takıldı. Herkesin ayrı bir telaşesi vardı. Sadece kendimize odaklanmış devam ediyorduk hayatımıza. Şu an geçmekte olan onlarca insanların ise apayrı dertleri, belki de o dertlerin altında saklanmış bir sürü hayalleri vardı.

Önümden geçen insanları bir süre daha izledikten sonra derin bir nefes daha aldım ve ayağa kalkıp yürümeye devam ettim. Saatime baktığımda randevuma zamanında yetişeceğimi fark ettim.

Kulaklığımı da takıp sevdiğim bir şarkıyı, bu dalgın yolumda kendime arkadaş yaptım.

Bazen bir insana dökmek istediğiniz onca kelime, onca duygu tek bir şarkının içinde gizli olabiliyordu. Bu gizlilik, şarkınız ve siz arasında bir dostluktu aslında. Şarkının sözlerini mırıldanırken bir yandan da derdiniz de dökülüyordu.

Peki kim bunun farkındaydı?

-

Psikoloğum evime yakın olduğundan on dakikalık yürüyüşün ardından polikliniğe varabildim.

Kapıyı tıklatıp içerden buyur edilme lafını duyduktan sonra aylardır aşınası olduğum Pelin Hanım ve terapi koltuğunda göz gezdirdim.

"Merhaba İnci."

"Merhaba Pelin Hanım." Dedim ve aynı diyalogları tekrardan kurmanın gereksiz olduğunu düşündüğüm için o beni yönlendirmeden koltuğa yarı uzanır bir şekilde oturdum.

"Evet İnci görüşmeyeli hayatında ne gibi değişiklikler olduğunu bana aktarır mısın?"

Pelin Hanımla birlikte gözlerimi tavana dikip daha rahat bir pozisyon aldım. Şu an doktorumun elinde kalemi ve not defteriyle gözlerinin bana diktiğinden emindim. Bu gözler beni rahatsız etse de artık alışmak zorundaydım.

Benim hayatımın rutini bu olmuştu.

Bu sefer gözlerimi tamamen kapatıp düşüncelerimden bir an bile çıkmamış olan kara gözlerle, son iki haftamda olanları anlatmaya başladım.

"Hâlâ aynı rüyayı süresi, işleyişi ve aklımda kalan ayrıntılarında bir değişiklik olmadan görüyorum. Sabahları aynı ruh haliyle uyansam da günümün geri kalanındaki duyguları kontrol etmeye başladım sanırım."

"Mesela bana örnek verebilir misin? Bu duygu değişimleri konusunda."

Derin bir nefes alıp doktorumun sorusuna odaklandım.

"Mesela bugün buraya gelirken hazırlanmak hoşuma gitti ve ben bu duyguyu bastırmadan ona sarıldım."

"Fark ettim çok güzel olmuşsun."

Pelin Hanımın övgüsüyle gülümsemeden edemedim. Çevremdeki insanlar benim ne derecede kötü olduğumu sorgulamaktan, ilerleme kat edip etmediğimi görmeye fırsat bulamıyordu. Bunu duymak hoşuma gitmişti.

"Okuluma uzaktan devam ediyorum hâlâ ama staj için bir yer ile görüşeceğim yani bu da beni bir süre oyalayacak." dedim. Gerçekten bu staj konusunda çok meraklıydım. Sanki yeni bir hayata atılacaktım.

"Anlıyorum canım, bu staj meselesiyle birlikte kafanın meşgul olacağını ve başka şeylere odaklanmanın sana yararlı olacağını düşünüyorum. Seninle olan randevumuz yeniden iki hafta sonraya ayarlıyorum ama bu süre içinde senden isteyeceğim bir şey olacak."

Pelin Hanımın sözleriyle uzandığım yerden doğruldum ve dağılmamış olsa da üzerimi düzeltirken bakışlarımı gözlerine odakladım.

"Bu süre içinde senden gördüğün rüyayı not almanı istiyorum."

"Nasıl yani ? Ben zaten size anlattım her detayını , ilk gün gördüğüm rüyayla şimdi gördüğüm rüya arasında hiçbir fark yok." Dedim şaşkınlıkla.

Gerçekten saçmalıktı. Bir yıldır gördüğüm rüyanın her şeyini ezbere biliyordum, not alınacak bir tarafı kalmamıştı.

" Şaşkınlığını anlayabiliyorum canım fakat hayatında yeni bir adım atacaksın , sen bunun farkında olamasan bile bu durum seni çok büyük değişikliklere sürükleyebilir. Bu değişiklikler sonucunda rüyalarında da değişim olabilir, sabahki ruh halin farklı olabilir. Bu detaylar bizim için çok önemli." Dedi sakin ve tane tane açıklayarak.

Daha demin ki şaşkınlığımın yerine sakince kafamı sallayarak yattığım yerden kalktım ve kapıdan çıkmadan önce Pelin Hanıma iyi günler dileklerimi ilettim.

Şimdi ise polikliniğin kapısında öylece durmuş, buradan çıktıktan sonra ne yapmam gerektiğini düşünüyordum.Telefonumdaki saate baktıktan sonra daha öğlen saatlerinin başı olduğunu gördüm.

Doktorumun dedikleri aklıma gelirken bunu bir ödev olarak görüp evimin yanındaki kırtasiyeyi rotam olarak belirledim.

Bu sefer daha dikkatli sağıma soluma bakarken, kafamdaki düşüncelerimin de odağımı bastırıp beni kendine çekmesine izin vermemeye çalıştım.

Kırtasiyenin süslü kapısı şıngırdarken kırtasiye görevlisi bakışlarını bana çevirmiş, içmekte olduğu çayı telaşla bırakıp bir koşuda yanımda bitmişti.

"Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?"

O an ne istediğimi düşündüm. Meğer not alacaktım, bunu da kendi tarzımla yapmalıydım değil mi?

"Ben siyah yapraklı kalın bir defter istiyorum." Dedim kırtasiye görevlisine. Bana memnuniyetle baktıktan sonra gerisin geriye yürüdü ve ilerdeki raflardan birine eğilip istediğim şeyi aramaya başladı.

Ben o sırada etraftaki renkliliği incelemeye devam ettim. Bu renklerle uzun süredir aramda bir mesafe vardı. Çünkü ben rengarenk bir hayat istemiyordum. Yani tam olarak önceliğim beyaza kavuşmaktı ama bu konuda bir sorunum vardı sanırım, beyaz içinde istemediğim tüm renkleri barındırıyordu.

Şu an karanlık hayatıma ne kadar renk eklersem ekleyeyim o kara boya, eklediğim renklere baskın gelecekti. Ama ben beyaza kavuştuktan sonra o karalığın gücü azalacak, ben istediğim rengi , istediğim derecede hayatıma katabilecektim.

"Buyurun efendim."

Kırtasiye görevlisin bana uzattığı kadife kapaklı ve yapraklarıyla birlikte tamamen kapkara olan deftere hayranlıkla bakındım.

"Beyaz kalem var mı acaba?"

Beyaz kalemimi de aldıktan sonra ikisinin ücretini ödeyip dükkandan ayrıldım.

-

"İnci?"

Kapıya gelmiş çantamdan anahtarlarımı ararken yan dairenin kapısından Polat bana bakıyordu.

"Efendim."

Polat eğilip kapısının arkasından anahtarını aldı ve yanıma koştu.

"Görüşmen kısa sürmüş."

Kafamı sallayıp Polat'ı onayladım.

"Şey diyecektim.."

Polat cümlesini tamamlamadan kapının açılma sesiyle konuşmasını bitirdi. Onun yarım bıraktığını cümlesini ben tamamladım.

"Polat şimdi yorgunum biraz dinleneceğim ben akşama yaparım ödevlerini."

"Aslında İnci ben onu söylemeyecektim."

Polat'ın gözlerinin ardındaki pişmanlık kırıntılarını görüp sorgular bakışlarımı gözlerine diktim.

"İnci ben seni kırmak veya üzmek istememiştim. Ödev de önemli değil hallettim ben onu, bizim arkadaşlığımız ödev adı altında değil sonuçta. Sen benim en yakın arkadaşımsın seninle aramızda küslük olsun istemem."

Polat'ın bir nefeste söylediği cümlelerle aklıma ilk andan beri sorgusuz sualsiz yanımda olduğu geldi. Gerçekten bu süre zarfında da bana bir kere 'of' dememiş her sıkıntımda yanımda olmak istemişti.

Polat'la üniversite hazırlıkta tanışmıştık. Üniversiteye başlarken birilerine güvenmek, arkadaş olmak konusunda tedirginliklerim çoktu. Çünkü lise hayatımda kurduğum arkadaşlıklar iyi gitmemiş , hep bir arkadan iş çevirmelere maruz kalmıştım.

Polat arkadaşlığımızın başlarından itibaren tedirginliklerimi anlayışla karşılamış, buna rağmen koşulsun şartsız yanımda olmuştu. Bazen davranışları o kadar ilgiliydi ki Beren Polat'ın bana aşık olduğunu düşünmüştü.

Polat bunu duyduğu ilk an deliye dönmüştü, o zamandan beri Beren' i pek sevmezdi. İki en yakın arkadaşım birbirinden hoşlanmıyordu. Bu yüzden ortayı bulmak eskiden çok zor olsa da benim durumumdan sonra aynı ortamda bulunmak zorunda kalıyorlardı.

Polat meraklı bakışlarıyla bana bakarken içim ısınmıştı.

"Tamam maviş, önemli değil olur öyle." Dedim.

Polat söylediklerimle derin bir nefes almış elini kalbine götürmüştü.

"Bir an hiç affetmeyeceksin sandım İnci be." Söyledikleriyle kıkırdarken kapıda biraz geri çekilip içeriye onun geçebileceği kadar mesafe bıraktım.

"Gelsene."

"Markete gitmem gerek evde hiçbir şey kalmamış. Sonra görüşürüz." Dedi üzgün yaptığı suratıyla.

"Tamam öyleyse." Dedim elimi sallarken.

Kapıyı kapatıp üzerimdeki yüklerden kurtuldum. Odama gidip ev kıyafetlerimi giydikten sonra odama biraz çeki düzen verdim.

Komodinimin üzerindeki birikmiş su bardaklarını ve boş sürahiyi alıp mutfağa götürdüm. Kirlileri bulaşık makinesine dizdikten sonra unutmadan temiz bir bardak ve dolu sürahiyi geri komodinime götürdüm.

Bunu aklımdan çıkarmamam gerekirdi, sabah uyanır uyanmaz su içmek bir nebzede olsa beni rahatlatıyordu.

Evimi topladıktan sonra gelişi güzel bir film seçip onu açtım. Filme odaklanmaya çalıştım fakat galiba film biraz sıkıcıydı. Romantik komedi türünde bir filmdi. Bu kadar saf bir aşkın olacağına inancım pek yoktu aslında. Ondan sevememiştim bu filmi de.

Mutfaktan gelen telefon melodimle filmi durdurmaya bahanem olmuştu. Yoksa filmi bitireceğim diye ömrümden ömür gidecekti.

Ablam arıyor..

"Efendim abla." Dedim heyecanla. Birkaç gündür ablam nişanlısıyla düğün planları yapmaya başlamıştı ve yoğunluğundan dolayı konuşamaz olmuştuk.

"Nasılsın İncim."

"İyiyim abla nasıl olayım , sen nasılsın."

"Yorgunum ablam, seni de arayamadım kusura bakma Mertle koşturuyoruz işte."

Ablamın mahcubiyet dolu sesine sanki görecekmiş gibi anlayışla gülümsedim.

"Yok abla, önemli değil."

Bugün ne çok önemli değil demiştim.

"Şey İncim.."

"Efendim abla." Dedim ablamın güçsüz çıkan sesine karşı güçlü durmaya çalışarak.

"Ablam rüyaların.. Rüyaların ne alemde, aynılar mı?

Ablamın dedikleriyle gözlerimin önüne yeniden gelen bir çift kara gözle mutfak mermerine sıkıca tutundum.

"Aynı abla." Dedim daha deminki güçlü çıkmaya zorladığım sesim, benden hızla uzaklaşmıştı.

"İnci ben özür dilerim hatırlatmak istemezdim." Dedi ablam pişman olduğu her halinden belliydi.

"Önemli değil abla" dedim bugün üçüncü kez demiştim ve bu canımı sıkmaya başlamıştı. İnsanlar artık özür dilemek yerine, özür dilenecek şeyler yapmamaya özen göstermeliydi.

Neyse dedim kendim kendime.

"Abla ben şimdi kapatayım sonra konuşuruz olur mu? Bugün biraz yorucuydu dinlenmem gerek."

"Tamam İncim." Dedi ablam ruh halinin durgunlaşmış olduğunu sesinden belli olurken.

Telefonu kapattıktan sonra önce bilgisayarımı sonra da hole bıraktığım çantamdan not defterimi, beyaz kalemimi alıp balkona çıktım.

Onları masaya yerleştirirken esmekte olmaya havaya karşın odamdan bir şal alıp balkonda geri döndüm. Masaya oturup bilgisayarımı açtım ve müzik listemden bir şarkı seçtim. İşte şimdi yazmaya hazırdım.

'Esir olduğum bu karanlık dünya beni gün geçtikçe kendine mahkum ettiğini daha fazla belli ediyor. Buradan kaçmak, bir el olsun ona tutunmaya ihtiyacım var. Çevremdeki insanların bana uzatmaya çalıştığı eller beni buradan çıkaracak kadar güçlü değil. Ben o elleri tutmak istemediğimi biliyorum. Beni anlamıyorlar, anlamayacaklar. Benim ulaşmaya çalıştığım ışık, onlarda saklı değil. Bu duruma bu kadar emin olmak üzmeye başlıyor. Yeni bir insan hayatıma nasıl girer, nasıl kurtarır beni bu durumdan? Çevremdeki insanlar kurtarıcım değil evet. Peki kurtarıcım olacak insanı ben nasıl anlayacağım? Hissedecek miyim? İnsanların aşk diye tanımladığı durum bu hisse mi karşılık geliyor? Benim kurtulmak için aşık mı olmam lazım?'

Doktorumun dediğinin aksine ilk sayfama gördüğüm rüyayı yazmadım. Sanırım yazdıklarım görmek istediğim rüyadan ibaretti. Peki ben bu rüyayı görürsem nasıl uyanacaktım?

Düşüncelerimle birlikte kalemi bıraktım ve kalemi defterin tel kısmında kalmış boşluğa sıkıştırdım.

Şalı da katlayıp içeri geçmek adına ayağa kalktım.

Bilgisayarımın ekranını da kapatacakken, ekrana düşen mail bildirimiyle kalktığım sandalyeye geri oturdum.

Gelen Kutusuna tıklayıp mailimin açılmasını bekledim ve gördüğüm mesajla kalbimin hız değiştirmesine odaklanmamaya çalışarak, yeni hayatımın ilk adımına merakla bakındım.

ERDEMOĞLU HOLDİNG

Merhaba İnci Hanım,

Başvurduğunuz pozisyon sonucunda değerlendirme sürecini tamamladığımızı ve sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağımızı belirtmek isteriz. Kesinleştirmek amacıyla aşağıda bulunan iletişim seçeneklerinden biriyle irtibat sağlayabilirsiniz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.