İçeriğe geç

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 7

Fiona'nın sesi ile bütün stüdyo ona dönmüştük.

" Evet gençler. Dans yarışmasından haberi olmayanlar için anlatıyorum. Ülkemizde ve dünyada her yıl yüzlerce dans yarışması yapılıyor ama yazın bu zamanında yapılan bu dans yarışması bütün dünyayı ve bütün dans türlerini kapsıyor. Bu yüzden en kapsamlı olan yarışma bu . Dolayısıyla en önemlisi de bu. Yarışmaya her ülkeden dansçılar katılıyor. Tabi ki öncesinde ülke içerisinde olan yarışmalar ile ülkenin en iyi dansçıları gönderiliyor uluslararası yarışmaya. Partnerli ve ya tek olarak katılabilirsiniz bu yarışmaya. Geçen yıllardan bir şampiyonumuz var . Andreas Giménez. 2022 yılında Uluslararası birincilik alan dansçımız."

Fiona sanki yabancı biri gibiymis gibi Andreas'ı anlatırken ben de gözlerim parlayarak dinliyorum onu. Aynı anda düşünüyordum. Stüdyo olarak nasıl katılacağız, ben nasıl katılacağım?

" Bu yıl hepinize özgür bir şekilde katılma hakkı veriyorum. İsterseniz tek başınıza, isterseniz partneriniz ile , isteğiniz şekilde yarışmaya katılabilirsiniz. Adımızı dünyaya duyuracağınızdan en ufak bir şüphem dahi yok. Kendinizi gösterin bakalım."

Fiona'nın sözlerinden sonra derin düşüncelerim ile stüdyodan ayrılıp stüdyonun hemen yanında bulunan ünlü bir kafeye gitmiştim.

Tek başıma bir sandalyede oturmuş ne yapacağımı düşünüyordum. Partner ile birlikte katılmak istersem eğer iki partnerim tek vardı. Biri Kayra biri Luis' di ki Luis'in partnerlik için benden çok daha iyi seçenekleri vardı. Kayra'yı da kendim ile kısıtlamak istemiyordum. Tek başıma katılmak ise beni korkutuyordu. Sonuçta dünya çapından dansçılar geliyordu ve onlarla karşı şansım yok denecek kadar azdı.

Derin düşünceler içerisinde daldığım boşluktan uyanmama sebep olan şey karşımdaki sandalyenin çekilmesiydi.

Kafamı kaldırıp karşıma baktığımda sandalyemi çeken kişinin Andreas olduğunu görmüştüm.

Şaşkın gözlerim ile ona bakarken o konuşmaya başlamıştı.

" Derin, derin ne düşünüyorsun Füsun."

Karşımda içten gülümsemesi ile oturmuş benden cevap bekliyordu. Ben ise yanıma geldiği için sudan çıkmış balık gibi suratına bakıyordum. Tam ne kadar yakışıklı olduğunu düşünmeye başlamıştım ki çok kaba göründüğümü düşünüp söze daldım.

" Ben dans yarışmasını düşünüyorum. Ne yapacağımı,nasıl yapacağımı, çok kararsızım açıkçası, partner ile mi tek başıma mı. Ya da katilabilevek kadar iyi dans ediyor muyum?"

Gozlerini kısıp yüzüme bakarak konuşmaya devam etti.

" Katılmayı düşündüğün bir partner var mı?"

" Aklımda Luis ve Kayra vardı ama ikisi de başka partnerler isterler diye korkuyorum ve onları kendim ile aşağı çekmek istemiyorum. Çünkü ikisi de mükemmel dansçılar ve benden çok daha iyisine layıklar ama tek başıma katılmak için de yeterince özgüve-"

- Benimle katıl.

Lafımı bölerek söylediği şey ile şok olmuştum. Benimle katıl derken. O nasıl? Benimle birlikte ile mi katılmak istiyordu. Ama çok iyi bir dansçıydı hem de birinciliği vardı. Şimdi benimle katılarak kendini aşağı çekmiyormuydu? Ayrıca stüdyoya da benden çok daha iyileri vardı. En basit örneği verecek olursam Fiona vardı. Onunla katılabilirdi . Şimdi ne diye durduk yere benimle katılarak kendini aşağı çekiyordu ki. Kafamda derin düşünceler ile boğuşurken yüzümü ona doğru çevirdim. Güven verici gözleri ve güzel gülümsemesi ile bana bakıyordu. Bana güven dercesine.

Herhangi bir sebebi olmak zorunda değildi. Ben bu kadar şüpheci olmak zorunda değildim. Her ne sebepten olursa olsun benimle katılmak istemişti. Bütün kaygılarımı ve ön yargılarımı bir kenara kaldırarak sadece ona güvenmek istedim. Evet belki şuan düşündüğüm şeyler güven değildi ama yine de onunla olmak istedim. Çünkü onunla olmak benim başarı yüzdemi çok daha artıracaktı. Evet kolay değildi. Evet o ünlü biriydi ve ben belki de onun yanına yakışmıyordum bile ama , her ne olursa olsun eğer o beni yanında görmek istiyorsa onun yanında olacaktım. Hem onun benden istemesi fazlası ile hoşuma gitmişti, hem de onunla olmak bana başarı getirecekti. Buna olan inancım çok fazlaydı.

Onun umut vadeden gözlerine, ben de kendimden emin bir şekilde baktım.

" Peki. Ama neden? Neden ben?"

" Çünkü seni dans ederken gördüğüm ilk andan beri karar vermiştim bu yarışmaya seninle katılacağıma. Hayatımda ilk defa bir kadın ile dans ettim Füsun. Bunu düneyin görmüşsündur zaten. Yalan haber değildi. Dünya beni ilk defa bir kadın ile beraber dans ederken gördü ve ben bu yarışmaya o kadın ile katılmak istiyorum. Benimle var mısın?"

Söylediklerinin şokunu atlatır atlatmaz- ki bu çok da kısa bir zaman değildi- ona cevap verdim .

" Varım. Kazanacak mıyız?"

"Kesinlikle kazanacağız."

Kafede bir süre daha birlikte oturup konuştuktan sonra tekrardan stüdyoya gelmiştik.

İlk işimiz yarışmaya birlikte katılacağımızı Fiona'ya söylemek olmuştu. O ise duyar duymaz mutluluktan havalara uçmuştu. Kayra' ya söylediğimde ise sevinçten beni kucağına alarak döndürmüştü. Bütün stüdyoya bir şenlik havası hakimdi şimdi. Çünkü Andreas önceden kazanmıştı ve şimdi yeniden stüdyoya birincilik getireceğinden herkes çok emindi. Bir süre sevincimizi onlar ile paylaştıktan sonra ben Andreas ve Fiona bir odaya çekilip plan yapmaya başlamıştık.

Bugün 17 Temmuz' du ve ilk yarışma yani İspanya temsilcilerinin seçileceği yarışma 31 Temmuz günüydü. O zamana kadar kısıtlı bir zamanımız olduğu için harıl harıl çalışacağımız bir program yapıyordu Fiona ve Andreas. Ben ise sadece susarak onları onaylıyordum. Şarkı, kıyafet koreografi seçmek gerçekten zor olacaktı ama birlikte yapacağımıza emindim. Onlar uzun uzun programı ayarlamak için tartıştılar. Ben de uzun uzun seçeceğimiz şarkıyı düşündüm kendi kafamda. İspanya' da birinci olacağımız kesindi. Bundan Fiona da Andreas da emindi. Ama ben yine de kendi içimde fazlası ile düşünüyordum hangi şarkı olması gerektiğini. Aklımda şarkı ve hikâyesi vardı aslında ama bunu onlara söylemeye çekinmiştim. Yarın prova sırasında yalnızken Andreas' a söylerdim nasılsa. Şimdilik çenemi tutabilirdim.

Fiona ve Andreas uzun konuşma sürelerinin ardından programı güzelce hazırlamışlardı. Bu program sabah 6'dan akşam 6' ya kadar olan 12 saatlik uzun bir çalışma temposuydu. Fiona ilk gün için yanımıza gelmeyeceğini söylemişti. Çünkü ilk gün koreografinin detaylarını ve şarkıyı falan konuşacaktık.

Fiona program bittikten sonra yanımızdan ayrılmıştı. Andreas'da yarının yorucu bir gün olacağı bahanesi ile beni eve dinlenmeye göndermek istemişti. Aslında hiç de kötü bir fikir değildi. Teklifini kabul etmiş stüdyodan çıkmıştım.

Küçük bir çocuktum şimdi sokaklarda yürürken. Ruhum benden öndeydi. Sadece kendisinin bildiği bir şarkı ile sadece kendisinin bulduğu bir ritim ile dans ediyordu. Rengârenk hareleri vardı ruhumun. Etrafından saçılan simleri vardı ruhumun. Yüzünde büyük bir gülümsemesi, elinde umutları, gözlerinde geleceği vardı ruhumun. Sımsıkı inançları vardı ruhumun. Sokaklarda sığmıyordu şimdi içim . Dolup taşıyordum kaldırımlardan . Camlardan yansıyan görüntüme bakıyordum.

Küçük bir kız çocuğuydum İspanya sokaklarında. Elinde umutlarından başka hiçbir şey olmayan bir kız olarak çıkmıştım bu yola. Yıllarca gördüğüm eziyet, işkence ve herşey son bulmuştu kaçtığım gün. Umutlarım ve hırslarım ile ortaya gençliğimi koyarak atılmıştım yepyeni bir yola. Şimdi ise ellerimde yüreğime sığmayan başarılar ve gururum ile yürüyordum yarının aydınlık sahnelerine. Yanlışlıkla çıkardıkları bu sahnede vazgeçmek yerine parlamayı tercih ettiğim an anladılar ancak. Ben yanlışlık değildim. Ben özeldim ve beni karalamak için yaptıkları haraketlere pişman etmiştim onları. Dünya benden her ne kadar vazgeçmiş olsa da ben kendimden vazgeçmemiş dimdik durmuş ve kendimi severek çiçekler çizmiştim yürüdüğüm yollara. Ben şimdi karda açan kardelenler gibi bütün zorlukların arasında çiçekler açmış ve herşeye rağmen gülmeye devam etmiştim. Şimdi meyvesini toplama zamanıydı çektiğim zorlukların.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.