İçeriğe geç

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 2 · 11 dk okuma

Özgürlük Dansçısı

Bölüm 2

Kısa bir moladan sonra yeniden çekimi yapmak için hazırdık. Luis ile konumumuzu aldık ve başladık.

Dans ettikçe, rüzgarı vücudumda hissettikçe, yaptığım her sert hamlede, parmaklarımda ve zihnimde özgürlüğümü hissettikçe, ruhumu kanatlandırıp gökyüzüne uçuyormuşum gibi hissediyordum. Her zaman söylerdim, bana herşeyi yapabilirsiniz ama asla tutsak edemezsiniz diye. Bedenimi, ellerimi, ayaklarımı bağlasanız, ağzım susmaz özgürlüğünü haykırır, ağzımı bağlasanız, zihnim durmaz kendi içinde haykırır özgürlüğünü. Özgür olmak için kaçmıştım. Özgür olmak için kendime sürekli yeni yollar bulmuştum. Şimdi ise kollarında dans ettiğim adam ile birlikte her hareketim ile nefes alıyormuşum gibi hissediyordum. Bu öyle bir histi ki sanki balık olmuşum da okyanusu fetih etmişim gibi. Sanki kuş olmuşum da semaya varmışım gibi.

Küçükken kar yağdığı zamanlarda dışarı çıkabildiğim sayılı anlarda yolda gördüğüm katları avucuma doldururdum, kirli ve ya temiz olması umrumda olmazdı, ellerimi iyice doldurduktan sonra yüzümü kar ile boğardım. Soğuk yüzüme çarpardı ve boğulurken nefes aldığımı hissederdim. Benim için yaşamak buydu. Benim için dans etmek buydu.

Dansın son kısımlarına yaklaşmıştık artık. Bu kısımda ben abartılı tülleri ile masmavi bir elbise giymiştim. Luis ise simsiyah bir takım elbise. Romantik bir dans videosu çekecek gibi giyinmiştik ama aslında nasıl savaştığımızı anlatıyorduk.

Ve nihayet son kısıma gelmiştik. Yapmamız gereken en zor kısım buydu. Luis beni kucağına alıp ,havaya atıp, döndürdükten sonra tutması gerekiyordu. Beni tuttuktan sonra kucağında kalıp, başımı omzuna yaslayacaktım ona güveniyormuşum gibi, o da beni alıp döndürdükten sonra arkasını dönüp gidecekti. Böylece hem anlattığımız hikaye hem de savaşımız bitiyordu.

Son kısmı çekmeden önce bir ara daha vermiştik. Bu kısım tehlikeliydi.

" Bana güven ve kendini sadece bana bırak. Ben bize güveniyorum."

Çekici sesi ile İspanyolca konuştuğunda döndüm ona.

Gözleri güven vermek istermiş gibi bakıyordu. Dans konusunda ona zaten güveniyordum. Bunun tekrarını defalarca kez yapmıştık. Tabiki salondayken minderler üzerinde ve ekipman ile çalışmıştık. Beni düşürmesi halinde ciddi bir sakatlanma yaşayabilirdim. Ama düşürmeyecekti.

" Biliyorum bend e sana güveniyorum. Sen beni taşımaya bak ağırımdır."

" Benim gibi çelimsiz birine göre bile ağır değilsin Füsun, kendini aşağılama. "

" Lan ne aşağılaması ." Bunu Türkçe söylemiştim. Üzerimiz de ki stresi atmak için ortamı yumuşatmaya çalışıyordum. Alıngan İspanyol nolcak sanki.

Türkçe konuştuğum için yine anlamaz gözlerle bakıyordu.

" Saçmalama Luis asla kendimi aşağılamam, sadece ortamı yumuşatmak için küçük bir şakaydı. "

" Şaka olmasına sevindim."

Araya samimiyetsiz bir sessizlik girince bitmesi adına ayağa kalktım ve elimi uzattım ona doğru.

" Hadi bitirelim bu işi."

Elimden tutmuş ve ayağa kalkmıştı. Çekim için kameranın önüne geçmiş ve konumumuzu almıştık.

3..2..1...

Ve yeniden başlamıştı herşey.

Ellerimi omzunun etrafında gezdirerek etrafında bir tur dönmüş ve hızlı bir şekilde kucağına atlamıştım. Defalarca yaptığımız gibi kucağına alıp havaya atacaktı beni. Kalbim hızla atmaya başladı. Saniyeler sonrasında havada rüzgarı hissederek dönüyordum. Hissetmem gereken şey Luis' in kollarıyken yere düştüğümü hissetmiştim.

Başımda, bileğimde korkunç bir ağrı ve üzerimde ki ağırlık ile nerden geldiğimi şaşırmıştım.

Bir anlık nefes alamadığımı hissetmiştim. Gözlerimi açamıyordum, kafam bulanıktı. Üstümde ki ağırlık beni dsha çok zorluyordu.

Üstümdeki Luis' ti . Kendine gelince üstümden hızla kalktı.

" Füsun iyi misin ? "

Hala kafam yerinde değil gibiydi. Gözlerim açıktı ama konuşamıyordum. Başımda korkunç bir ağrı vardı. Neden düşmüştük.

Elimi başıma atıp gözlerimi kapattım. Sanki acı geçip gidecekmiş gibi. Luis' in ellerini üzerimde hissediyordum. Birşeyim olup olmadığını kontrol ediyordu. Olmuştu.

Gözlerimi açıp baktım ona .

Bileklerimden tutarak yavaşça kaldırdı beni. Düştüğüm yerde oturuyordum şimdi. O sıra gözüm yerde oturup başını tutan başka bir erkeğe takıldı .

Lan bu mu çarpmıştı bize? Hayvan herif. Bide başını tutuyor. Benim başım kırıldı benim. Camış, davar, odun, hödük. Hadi bizi görmedin o kadar kamera arkadaşım vardı onları da mı görmedin kör. Düştüğüm için hem sinirim hem de acım tepemdeydi.

Kayra'nın koşarak yanıma geldiğini gördüm. Hızla ellerini yüzüme koymuş kontrol etmeye başlamıştı beni.

" Güzelim iyi misin? Canım acıyor mu ? Neren ağrıyor? Konuş lütfen."

" Çok iyi olduğum söylenemez ama siz yine de abartmayın. "

İyi falan değilim hem de hiç değilim. Beyin sarsıntısı falan geçirdim heralde. Kafamda kazan varmış gibi ağrıyor. Ayağım da alttan alttan vuruyordu.

Çaktırmak istemiyordum aslında. Çekimi bugün bitirmek istiyordum. Sakatlandığımı söylersem asla bugün devam etmeme izin vermezlerdi. Ama bugün bitmesi gerekiyordu. Luis' in ciddi bir şeyi yoksa eğer hemen bitirmeliydik güneş batıyordu çünkü.

Ben yerde otururken diğer arkadaşlarım yanıma gelmiş beni kontrol etmişlerdi. Ne kadar iyi olduğumu söylesem de üzerime düşmeye devam ediyorlardı. Buz almaya gitmişlerdi bile . O sıra kontrol etmek için Luis' e döndüm.

" İyi misin ?"

" Ben iyiyim. Asıl sen iyi misin ? Çok sert düştün Füsun."

" İyiyim hiç merak etme. Hadi kalk bu çekimi bitirmemiz lazım."

Tam kalkacağım sırada bir kolumu Kayra bir kolumu Luis tutmuştu. Kalkmama izin vermemişlerdi.

" Füsun çekimi unut. Hastaneye gidiyoruz."

Yeşil gözleri ile gayet ciddili bir şekilde bakarak konuşmuştu. Bakışlarından tırsmıştım ama bu geri adım atacağım anlamına gelmiyordu. Füsun Yıldız' dım ben o çekim bugün bitecek diyorsam biterdi.

" Ne ? Hayır saçmalamayın . İyiyim ben bitirelim bu işi hadi kalkın. Luis yoksa bu kadar dayanıksız mısın cidden?"

Kayra beni tanıdığı için hiç ısrar etmemiş ama çekim bittikten sonra hastaneye gitme sözü almıştı. Tabiki hastaneye gidecektim. Canım çok tatlıydı benim için. Ama önceliklerim farklıydı tabiki.

Luis hala beni ikna etmeye çalışırken yerde gördüğüm ikinci adamın bana doğru geldiğini gördüm. Yanıma geldiğinde oturduğum yere diz çöktü ve dikkatle bakmaya başladı bana .

" Hanımefendi çok özür dilerim. Çok acil işlerim vardı ve koşuyordum. Sizi gerçekten farketmedim . Gerçekten istemeyerek böyle bir duruma yol açtım. İzin verin sizi hastaneye götüreyim. "

Çok sert bir mizacı vardı. Korkmuştum. Kahverengi saçları tel tel alnına dökülmüştü. Çene kasları onu daha da korkutucu yapmıştı.

" Lan çekil gözümün önünden dağ ayısı acelesi varmış. Hadi oradan görmemişmiş. Hadi beni görmedin küçük bir şeyim zaten okey ama ulan adamın kucağındaydım iki insandık. Nasıl camış gibi geldin çarptın .

Bu uzun soluklu cümleyi Türkçe söyleyince herkes tuhaf bakmıştı tabiki. Kayra kahkahalar ile gülüyordu halime. Adam ise deli birine bakar gibi bakıyordu. Ayarlarımı tekrar İspanyolcaya çevirip konuştum.

" Hayır istemiyorum. Şimdi çekilin önümden bitirmem gereken işler var."

Kimse kusura bakmasın bana hayvan gibi çarpan bu adama nazik olamazdım.

Luis' e dönüp beni kaldırmasını söyledim. Adam şaşkınlıkla izliyordu beni. Dağ ayısı hıh.

Luis elimden tutup beni ayağa çektiği sırada müthiş bir şekilde başım dönmüş geriye doğru sendelemiştim. Belimde hissettiğim kollar düşmeme engel olmuştu. Luis''ti beni tutan.

Bir kolu ile belimden bir kolu ile elimden tutarak beni sandalyelerden birine oturttu. Kayra bana su getirmişti. Suyu içtikten hemen sonra ona teşekkür edip Luis' e döndüm.

" Hadi bitirelim bu işi."

" Füsun saçmalıyorsun."

" Luis hayır önemli. Bugün bitirmemiz lazım lütfen. Çok önemli."

Etkili olduğunu düşündüğüm bakışlarım ile ona bakmıştım.

Ne kadar isteksiz görünsede ısrarlarım karşılığında kabul etmek zorunda kalmıştı. Hastaneye gitmek şartı ile. Anlaşmıştık.

Hızlı bir şekilde kendimi toparladıktan sonra dönen başıma ve ağrıyan bileğime aldırmadan yeniden geçtim kameranın önüne.

Luis kabul ettikten hemen sonra profosyenel bir şekilde kendine gelmiş ve hazırlanmıştı.

Yeniden hazırdık çekime.

Daha az önce yaptığımız hareketleri tekrarlayarak başladık. Beni havaya attığı kısıma gelince kalbim sıkıştı. Havadayken müthiş bir şekilde başım dönmüş olsa bile dengemi korumuştum. Bitmişti. Sadece arkasına dönerek yürüyecekti. Başımı omzuna yasladım. Buna gerçekten ihtiyacım vardı. Gözlerimi kapattım sadece.

Kısacık bir süre sonra sesi doldurdu kulaklarımı.

" Füsun iyi değilsin hadi çabuk hastaneye gidiyoruz."

Kayra' ya dönüp baktım bağırarak çekimin bitip gitmediğini sordum. Ondan onay aldıktan sonra hastaneye gidebilirdim. Kendi işime ne kadar güveniyorsam Kayra' ya aynı şekilde güveniyordum.

Luis beni yavaşça kucağından indirdi.

O sıra karşıma yine bize çarpan adam geçmişti. Çekim boyunca yanımızdan ayrılmamıştı. Amacı neydi bu dağdan inme ayının.

" İşiniz bittiğine göre inatçı hanımefendi artık hastaneye gidebiliriz. Şöyle buyrun."

Bana uzattığı koluna bakarken ne yapacağımı şaşırmıştım...

Karşımda bana kolunu uzatmış adama bakıyordum. Bu dağdan inme ayı düştüğümüzden beri yanımızdan ayrılmamıştı. Resmen çekimin bitmesini beklemişti hödük. Şimdi de utanmadan bana inatçı hanım diyebiliyordu. Bana laf edeceğine kendine bak sen be. Dağdan indiği yüzünden bile belli oluyordu. Yüzü gerçekten korkutucu görünüyordu , en azından benim için öyle görünüyordu.

Tabi ki teklifini kabul etmeyecektim. Tanımadığım bu adam ile hastaneye gidecek halim yoktu. Luis' e dönüp onun koluna girdim. Çünkü hem bileğimin hem de başımın ağrısı ile ayakta duracak halim kalmamıştı.

" Luis gidelim hadi lütfen."

Yanımda ki ayının sinirlendiğini görebiliyordum. Açıkçası çok da umrumda değildi. Kibarlığı bir kenara kaldırmıştım gerçekten. Adama aşırı gıcık olmuştum. Hareketleri beni rahatsız etmişti.

" Andreas bizi hastaneye bırakır mısın?"

Konuşan Luis ile birlikte gözlerimi belertip kafamı yavaşça ona çevirdim. Ne diyordu lan bu . Bu adamı nerden tanıyor. Ben hayır dememe rağmen ne diye kabul ediyor benim adıma. Şuan burda neler döndüğünü dair en ufak bir fikrim yoktu gerçekten. Luis''in dediklerinin şokunu atamamıştım üstümden. Resmen alçaklıktı bana bu yapılan.

" Ne diyorsun sen be."

Gerçekten kaba bir şekilde Luis' e bakarak konuşmuştum. O ise herhangi bir tepki vermemişti. O sırada yanımızda duran Andreas denen herif gitmişti. Hala şaşkın bir şekilde Luis'e bakıyordum.

" Ben bu adam ile hiçbir yere gitmiyorum. Siz istediğinizi yapabilirsiniz birlikte."

Girdiğim kolundan hızlıca kolumu çekip arkamı dönerek uzaklaşmaya başlamıştım. İki adım attığım sırada bileğime giren ani acı ile sendelemiştim. Yere düşmeyi beklerken yine düşmemiştim. Luis yine gelip beni tutmuştu. Belimi hızla onun ellerinden kurtarmıştım.

" Füsun lütfen bir kerecik de söz dinle . Bildiğim şeyler var. Korkmana çekinmene gerek yok gerçekten. Sadece beni dinle,bana güven.

Hah! Bana güvenmiş. Kendini ne zannediyor bu velet. O kimdi de ona güvenecektim. Ayrıca ortada bilmediğim şeyler varken asla kimseye güvenmezdim.

Tekrardan yürümeye başlayacağım sırada duyduğum korna sesi ile irkilmiştim. Arabasının camını indirip bize dönerek konuşmaya başlamıştı.

" Hadi ama sabaha kadar sizi bekleyecek halim yok."

"Sana bekle diyen yok zaten , defol git. " Diye sinirle konuştuğumda ikisininde şaşkın bakışları üzerimde dolaştı. Onlar bana bakarken Kayra yanımıza gelmişti. Kolumu tutarak beni kendine çekip kulağıma fısıldamıştı.

Bu adam ile gitmem gerektiğini söylüyordu sebebini sonra açıklayacakmış. Peeehhhh. Herkes bugün el birliği ile beni delirtmeye uğraşıyordu gerçekten. Kimdi bu adam gerçekten sinirlenmeye başlıyordum. Kayra durduk yere bana gitmemi söylemezdi. Kayra hiçbir zaman yapmak istemediğim her hangi bir şeyi bana yaptırmaya çalışmamıştı. Şimdi eğer git diyorsa bir bildiği vardı. Ne kadar isteksiz olsam da gidecektim.

Sendeleyen adımlarım ile birlikte Luis' i görmezden gelerek gidip arabanın arka koltuğuna oturdum. Küçük bir çocuk gibi ellerimi önümde bağlamış, yüzümü asmıştım.

" Küçük hanım niyahet yapılan iyiliği kabul etmeye karar vermiş."

" Bana çarpmasaydın herhangi bir şey yapmana gerek kalmazdı. Hem dönsene sen önüne."

Adam gülerek önüne dönmüştü. Sinirden kafamı yumruklamaya başlayacaktım gerçekten. Neye gülüyor bu odundan bozma.

Türk damarım tutuyordu. Tanımadığım bir adamın arabasında olmaktan hiç memnun değildim.

Arabaya Luis' de binince hareket etmeye başlamıştı. Onlar kendi aralarında konuşurken ikisi ile hiçbir şekilde muhattap olmuyor, küsmüşçesine arkada oturuyordum. Kısa bir süre sonra hastaneye varmıştık. Çekimleri zaten çoğunlukla şehrin ünlü mekanlarında yapardık. Bu yüzden hastaneye çok da uzak değildik.

Andreas denilen herif arabadan inip gelip benim kapımı açmıştı. Tabiki onun açtığı kapıdan inmeyecektim. Sağ tarafdan arabadan inip onları beklemeye başlamıştım. Yine kendi aralarında konuşuyorlardı.

" Bu kız kafadan çatlak biraz galiba ne işi var bizim stüdyoda."

" Sensin be kafadan çatlak." İkiside gülerek bakıyorlardı bana.

Bir anda durmuş ve dış dünya ile olan ilişkimi kesmiştim. Düşüncelerime dalmıştım. Ne yapıyordum ben , bu kadar çocukça davranmam aşırı saçmaydı. Gözümün önüne gelen anılar ile gözlerim dolacak gibi olsa bile buna izin vermemiştim. Şimdi olmazdı. Kendi kendime düşünürken çocukça tavırlarımı bir kenara bırakma kararı almıştım. Çünkü bu yaptıklarım bana zarar vermek dışında hiçbir işe yaramıyordu. Gerçekten inanılmaz ağrım vardı ve inatlaşmanın hiçbir anlamı yoktu şuan. Hastaneden çıktıktan sonra herkese teker teker hesap soracaktım, orası ayrı bir mevzuydu tabiki ama kendimi daha fazla yormamak adına bu saçma hallerden vazgeçmiştim.

Arabadan indikten sonra Luis'e seslenip koluna girmek için izin aldım. Yürüyecek mecalim kalmamıştı. Bize çarpan adam önden girerken biz de arkasından girmiştik.

Hastane ritüellerinde ayağımın röntgeni çekilmişti. Burkulduğunu öğrenmiştik. Sarılmıştı ve bir süre üstüne basmamam gerekiyordu. Sert düştüğüm için de , başımın ağrısı ve dönmesi için serum takmışlardı. Şimdi hastane odasında serumun bitmesini bekliyorduk. Hiçbir şekilde konuşmuyordum. Yorulmuştum. Mayışmıştım. Serum biter bitmez eve gidip uyumak istiyordum sadece.

Telefonumla Kayra' ya mesaj atmış olanları anlatmıştım. Endişelenip hastaneye gelmek istemişti ama onu reddetmiştim. O da bugün yeteri kadar yorulmuştu zaten. Bı de onu bunlar için yormaya gerek yoktu. Uzun süren serumun ardından çıkış işlemlerini halleden Andreas gelip eve bırakmak için teklif sunmuştu. Gerçekten aşırı yorgundum ve fazlası ile uykum geliyordu bu teklifi reddedemedim.

Luis ben ve Andreas yine arabadaydık. Luis evimin konumunu açmışken arka koltukta gözlerim kapalı duruyordum.

Eve vardığımızda dikkatli bir şekilde arabadan inmiştim. Andreas camını indirmiş bana dikkatli dikkatli bakıyordu. Teşekkür falan mı bekliyordu. Tabiki etmeyecektim. Yediği haltı düzeltmeye çalıştığı için teşekkür edecek halim yoktu. Hem sinirlerim çok bozuktu, bileğimin sakatlanması demek uzun süre dans edememek demekti.

İkisinin de yüzüne bakmadan arkamı dönmüş eve doğru ilerlemeye başlamıştım. Bir süre sonra arkamdan giden arabanın sesini duymuştum.

Kapıya vurarak Kayra' nın açmasını beklemiştim. Anahtarım vardı ama onu çantamda aramaya dahi mecalim yoktu.

Kayra ile birlikte iki katlı müstakil bir evde oturuyorduk. Kaçma planımız 15 yaşımızdan itibaren vardı bu sebepten de dil öğrenme, para biriktirme ve izimizi kaybettirme konusunda en ince ayrıntısına kadar araştırmıştık. İlk önce aklımıza kendimizi ölü gösterme planı gelmişti ama bu durumda ailemden intikam almamış gibi hissediyordum. Onlar bilmeliydi onlardan kaçtığımızı, onlar bilmeliydi kötü aile olduklarını ve çocuklarını kendilerinden bıktırdıklarını. İspanya'ya yerleşme kararını 16 yaşımızda almıştık. Ben ve Kayra ikimizde her adımımızı birlikte atmıştık, herşeye birlikte karar vermiştik ve şuan herşey gönlümüze göre olmuştuk. Mutluyduk huzurluyduk ve en önemlisi özgürdük.

Kayra benim bu hayattaki tek şansımdı, çocukluğumuzdan beri ailemizin yakınlığından dolayı birlikte büyümüştük. Onların amaçları çok farklıydı aslında. İkimizi evlendirmek istiyorlardı. Oysa biz hiçbir zaman birbirimize öyle bir gözle bakmamıştık. Kayra benim her şartta,her koşulda yanımda olmuştu . Bende aynı şekilde ona destek olmuştuk. Bunca yıllık hayatımızda sürekli birbirimizden destek alarak ilerlemiştik ve şuan olduğumuz yeri birlikte başarmıştık. Gelecekte de çok fazla şeyi birlikte başaracaktık.

Kapı kısa bir süre sonra açılınca karşımda Kayra'yı bulmuştum. Hiçbir şey demeden beni kucağına alıp salonda ki koltuğa oturttu. Sorar gözler ile bana bakınca olanları anlatmaya başlamıştım.

Kısa bir süre sohbet ettikten sonra uyuma kararı ile Kayra beni üst katta olan odama taşımıştı. Yatağa girer girmez uyumuştum.

~~~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.