Sınıfta kalorifere yaslanıp, etrafa bakıyordum. Yanıma gelen kız benimle tanışmaya çalışıyordu ama benim kimse ile tanışasım yoktu. Kız benden ismimi rica edince kıza baktım. "Defne, Defne Gök." Dedim, kız bana gülümseyip bakarken sınıfa esmer bir kız girdi. Bana bakarak konuşmaya başladı. "Senin benimkinin yanında ne işin var?" Kız üzerime doğru gelince istemsizce gülümsedim. Kızı tanımadığımdan için yakımdaki esmer kıza dediğini düşündüm.
"Ne olmuş?" Dedi yanımdaki kız, kız tam önüme gelince bana geldiğini anladım. Okula yeni gelen birine göre olaylara karışma hızım 120 galiba. "O arabada sen de vardın." Dedi kız, kızın sinirli tavrına karşılık hiç bir tepki vermeden kıza bakıyordum. "Ee?" Dedim sadece. Kız iyicene sinirlenirken bana iyicene yaklaştı. Öpecek mi bu beni?
"Burak'ların arabası ile neden okula geldin?" Diye sordu kız, kızın dediğine göre Burak'ın arabasıydı. O zaman arabayı süren de Burak oluyor. Daha isimleri yeni kafama oturtturmaya başlarken kız bana atar gider yapıyor. İstemsizce güldüm. Kıza cevap vermek yerine sadece kıza baktım. "Cevap versene bana!" Diye bağırdı kız, önceki okulumda çok salak olabilirim ama bu sefer öyle olmayacak. Kimseye ezdirmem artık kendimi. Ellerimi göğsümün orada bağlayıp tek kaşımı kaldırdım. Kızın bana yaklaşmasının yanında ben de kıza yaklaştım. "Sana ne?" Dedim kıza bakarak.
Kız bana cevap verecekken sınıfa biri girdi. "Oturun." Dedi öğretmen masasına geçerek. Kızın omzuna omzumu vurarak boş bulduğum sıraya oturdum. Öğretmen masasına geçen kişiye baktığımda yaşlı birer kişi olduğunu gördüm. Öğretmen olduğunu düşündüğüm kişi bana bakarak "Yeni misin?" Ayağa kalkıp gülümsedim. "Evet."
Öğretmen eliyle akıllı tahtanın önünü gösterince oraya geçtim. "Tanıt bakalım kendini." Dedi, gülümseyip sınıfa baktım. Demin bana bağıran kız benim oturduğum yere oturarak bana gülümsüyordu. Bana kitabın arkasından orta parmak gösterince güldüm.
"Defne Gök." Dedim, öğretmen konuşmaya başlayınca öğretmene baktım. "Bu kadar mı?" Dedi, kafamı olumsuz anlamda sağa sola salladım. Tekrardan sınıfa bakıp konuşacaktım ki sınıfın kapısı açılınca oraya baktım. Geldiğim arabayı kullanan kişiydi. İsminin Burak olması lazım. Burak bana bakıp "Güzelim yanlış sınıfa gelmişsin." Dedi. Boş boş Burak'a bakarken Burak yanıma gelip elimden tutup beni sınıftan dışarıya çıkardı. Tabi çıkarmadan önce o kıza öğretmenden gizli orta parmak gösterdim.
Sınıftan çıkınca Burak elimi bıraktı. "Telefonunu ver." Deyince telefonu cebimden çıkarıp verdim. "Şifresi ne?" Telefonu elime alıp parmak izimle telefonu açtım. Burak elimden telefonu alıp bir kaç numara kaydettikten sonra telefonumdan kendisine mesaj attı.
Telefonumu bana uzatınca telefonu alıp cebime koydum. Kendi telefonunu çıkarıp numaramı kaydederken bana baktı. "Defne dimi?" Dedi, kafamı olumlu anlamda aşağıya yukarıya salladım. Telefonuna beni 'Defne' diye kaydedip telefonu cebine koydu.
"Sınıfa geçelim mi?" Diye sordu, Burak'ın yüzüne baktım. Tepkisiz bir şekilde bana bakıyordu. "Geçelim." Dedim gülümseyerek. Burak ise tepki vermeyerek önden yürümeye başladı. Bu neden suratsız? Burak ilerleyince arkasından ilerlemeye başladım. Sınıf kapısına gelince bana baktı. Onun gibi tepkisiz kalmaya çalıştım ama istemsizce gülümsedim. Elimi tutup sınıfın kapısını açtı. Birlikte sınıfa girince etrafa baktım. Herkes rastgele bir yerde oturuyordu galiba ders boş.
Burak halen daha elimi tutuyordu. Beni Kerem onların yanına götürünce elimi bıraktı. Kerem sandalyede otururken Batu ve Efe olduğunu düşündüğüm kişi sıranın üstünde oturuyordu. Etrafa bakınca sabah gördüğüm o kişi -ki o galiba Ulaş- başka bir sandalyeye oturup sıraya kafa koyup uyuyordu. Burak Kerem'in yanındaki sandalyeye oturunca ona baktım.
Kerem Burak'ın omzuna vurup "Kıza yer versene." Dedi, "Gerek yok." Deyip sağ elimi sıraya koyup baktım. "Aynen böyle durunca uzun gözüküyor." Dedi Burak, göz devirip etrafa baktım. Aklıma geçen sınıftaki kız gelince Kerem'e bakıp "Geçen sınıfta sizden birini seven bir kız varmış." Batu söze atlayıp "Benim gibi yakışıklı biri varken, bu mallara aşık değildir." Dedi, gülmeye başlarken Efe Batu'nun kafasına vurdu. "Ya oğlum okulda sana aşık kişi yok anla şunu artık." Diye söylendi, gülmeye devam ederken Kerem'in bana ciddi bakışı ile Kerem'e baktım.
"Sen nasıl anladın aşık olduğunu?" Dedi Kerem, bi an aklıma kızı getirdim. Anlamamak mümkün mü? "Köpek gibi afkurmasından." Deyince hepsi bana baktı. "Bizim dışımızda kimse ile arkadaş olmaman gerektiğini hızlı anlamışsın." Dedi Burak, gülümseyip gömleğimin kolunu biraz katladım. Batu kolumu tutup "Ben yaparım." Deyip gömleğimi katlamaya başladı.
Dirseğimin biraz üstüne kadar gömleğimi katlayınca teşekkür niyetine gülümsedim. "Damardan mı alıyorsun?" Dedi Burak, anlamayarak Burak'a baktım. "Ne?" Burak’ın koluma baktığını gördüm. O koluma bakınca ben de baktım. Galiba kolumdaki morluktan bahsediyordu. "Uyuşturucu mu kullanıyorsun?" Bu sorunun karşısında kafamı kaldırıp Burak'a baktım. "H-hayır." Dedim kaşlarımı otomatikman çattım. "Niye morardı?" Dedi Burak, neyin sorgusu bu? "Serumlardan." Dedim, Burak tek kaşını kaldırıp "Niye serum verdiler?" Dedi, derin bir nefes alıp verdim. "Aç kaldığım için." Yanımızdakiler bir bana bir Burak'a bakıyordu. "Neden aç kaldın?" Tam cevap verecekken Kerem söze atladı. "Defne zor günler geçirdi sadece daha fazla soru sorma."
Sinirle yutkunup Burak'a baktım. Alt dudağımı yalayıp sinirimi yatıştırmaya çalışarak yere baktım. "Eteğini az aşağıya indir güzelim." Dedi Batu, ben eteğimi indirirken hepsi Batu'ya baktı. Batu'ya bakmaları bitince Kerem ayağa kalkıp "Hayırdır birader?" Dedi, dediği kişiye bakmak için arkamı döndüm. Kumral birer erkeğe diyordu galiba çünkü o buraya doğru geliyordu. Batu kolumdan tutup beni arkasına alınca boş boş baktım.
Burak ayağa kalkınca Kerem'in önüne geçip "Defne'ye mi bakıyordun sen?" Dedi, Batu bana bakıp gülümseyince ben de gülümsedim. Neden sürekli gülümsüyorum? Batu önüme gelen saçımı kulağımın arkasına götürürken "Az sonra kavga çıkabilir sessizce burada otur tamam mı?" Dedi sessizce, kafamı onaylarcasına aşağı ve yukarı salladım. Batu önüne dönünce Burak demin bağırdığı kişiye kafa atarak kavgayı başlattı.
Burak'ın demin oturduğu sandalyeye oturup, izledim. Burak kafa atınca kafa attığı kişinin arkadaşları da geldi. "Hayırdır lan?" Dedi biri, Efe Burak ve Kerem'in yanına gidip "Kardeşine sahip çık, kudurmuş köpek gibi oraya buraya bakmasın." Dedi Efe, kafa attığı çocuk tek kaşını kaldırıp baktı. "Orasını burasını açmasın o zaman amına koyduğumun kızı!" Diye bağırdı çocuk, durup duruken küfür yedim iyi mi? Çocuğun öyle demesi üzerine Burak çocuğa tekrar kafa atınca galiba şimdi başlattı kavgayı. Bir kaç kişi daha gelince birbirine girdiler. Esmer bir erkek Kerem'in yakasından tutuyordu ama Kerem yumruk attı. O sırada gözüm Efe'ye kaydı. Efe dayak yiyordu. Efe'ye gelen son kafa ile Batu olaya dahil olup Efe'ye kafa atan kişinin yüzüne yumruğunu geçirdi.
Efe ağzındaki kanı silerken Ulaş etrafa bakıp "Kardeşin bi uyumadınız he." Dedi, Ulaş gözünü silip etrafa baktı. "Ne oluyor lan burada!?" Diye sitem etti Ulaş. Yerinden kalkıp önüne gelen birine kafa attı. Tek sorun kafa attığı kişi kavgaya dahil değildi. O da benim gibi izleyiciydi.
Burak'a bakmamla yüzüne yumruk geldi. Bunlar böyle kavga ederken ben oturacak mıyım? Efe'nin başka biri tarafından dayak yediğini görünce ayağa kalkıp Efe'ye dayak atan kişinin sırtına atladım. Kolumu boynuna sarıp boğazını kollarımla sıkmaya çalıştım ama pek etkisi olmadı. Beni sırtından indirmeye çalışırken Efe çocuğun bacak arasına tekme attı. Çocuk acı ile hafif eğilirken saçını çektim. Efe kolumdan tutup beni onun sırtından indirince geri yerime oturtturdu.
Yerime oturmamla sınıfa öğretmenin gelmesi bir oldu. Keşke sırtındayken gelseydi. Okulun yeni bad kızı olurdum. Yoksa o bed miydi? Ped de olabilir bilmiyorum.
"Hepiniz çabuk müdürün odasına!" Diye bağırdı öğretmen. Hiç biri umursamadan kavgaya devam edince "Çabuk dedim!" Diye tekrar bağırdı. Hepsi yavaş yavaş ayrılınca yavaş yavaş sınıftan çıktılar. Hiç bir şey olmamış gibi etrafa bakıp telefonu elime aldım. Sanırsın her gün böyle bir olay yaşıyorum da hemen etkisinden çıktım(!) Aslında bu olay normal bir şeymiş gibi davranmaya çalışıyorum fakat şuan meraktan mesaj atmalarını bekliyorum. Acaba disipline mi gidecekler?
Derin bir nefes alıp verdim. Telefonumu parmak izimle kilitli ekranını açtım. Mobil veriyi açıp mesaj atmalarını bekledim fakat başka bir mesaj geldi.
Hayırdır Birader?
Bu gruba Kerem tarafından eklendiniz.
Kerem: Aldın mı kızı?
Efe: Bakkaldan meyve mi alıyor?
Batu: Bakkalda meyve yerine kız alabiliyor muyuz?
Kerem: Arada "Ben neden bu mallar ile arkadaşım?" Diye sorgulamıyorum değil.
Efe: Niye öyle diyorsunuz beyefendi? Alındım, gücendim.
Batu: Poncik kalbim çıt pıt yani Kerem'ciğim.
Burak: Geliyoruz.
Efe: Tamamdır komutanım!
Mesajları okurken istemsizce gülümsememe engel olamadım. Ciddi bir yüz ifademe geçip gruba mesaj attım.
Defne: Müdür bir şey dedi mi?
Telefonu bırakıp mesaj attıklarında anında bakmak için telefonu sesliye aldım. Telefonu masaya bırakıp etrafa baktım. Herkes benim gibiydi yani kimse kavgayı umursamamış sanki her gün böyle bir şey oluyor gibiydi. Telefonuma mesaj gelince heyecanla mesaja bakmak için elime aldım. Telefonu açıp mesaja baktım.
Hayırdır Birader?
Efe: Müdürcüğüme beni bir gördü tabi bir şoook! "Tamam Efe'cim sen çık." Dedi, hemen çıktım. İlâhi ben yaaa!
Kerem: Müdür boş espri yaptın diye seni odadan kovdu ya mal.
Efe: Salak mısın Cemile? Biz gözler ile anlaştık.
Gülümseyip mesajlara random atarken Burak özelden mesaj attı. Gruptan çıkıp Burak'ın masajına baktım.
Burak: Biz çıkıyoruz, haberin olsun.
Ne? Ne alaka şimdi?
Defne: Ne?
Yazmam ile mesajına cevap vermesi bir oldu. Hazırda mı bekledin ey çocuk?
Burak: Çıkıyoruz işte Defne.
Mesaj yolu ile çıkma teklifi etmek mi? Hayır hayır tabi ki böyle bir şey düşünmedim ama hani böyle çok saçma hayaller kurarsın ya hatta hayal bile değil böyle oldu zannedersin. Öyle saçma bir şey oldu demin işte. Peki, ben şu an değil mi yapıyorum? Halen daha boş boş mesaja bakıyorum. Ben mesaja bakarken bir tane daha mesaj geldi.
Burak: Kapıda bekliyoruz.
Mesajı okumamla gülümsedim. Kafamda olan saçma şeyleri bitirip sınıftan çıktım. Beklediklerini bildiğim için biraz hızlı yürüyüp bahçeye gittim. Kerem onları bahçenin orada görünce yanlarına gittim. "Bi an hiç gelemeyeceksin sandım." Dedi Ulaş, Ulaş'a cevap vermek yerine gülümseyip geçiştirdim. Herkes tek tek arabaya binerken ben 18 yaşına girmeden nasıl arabası olduğunu düşünüyordum. "Bu araba kimin?" Diyerek konuyu açmaya çalıştım çünkü bir şeyi merak edince onun cevabını almazsam uyumadan önce onu düşünüyorum.
"Burak'ın." Dedi Efe, Burak'a bakıp "On sekiz yaşından küçük değil misin?" Diye sordum, Burak beni takmak yerine arabaya anahtarı takıp çalıştırdı. Resmen arabaya anahtarı bile takıyor beni takmıyor. "Bir sene sınıfta kaldık ya, hepimiz doğal olarak on sekiz yaşından büyüğüz." Diye açıklama yaptı Kerem. Gülümseyip Kerem'e baktım. "Hepinizin arabası mı var?" Dedim, çok saçma soru oldu ama olsun.
"Evet kanka ya zaten on sekiz yaşına giren herkese devlet araba hediye ediyor nasıl bilmezsin(?)" Diye söyledi Efe, gülüp önüme döndüm. Araba hareket edince yola baktım. "Nereye?" Diye sordum, ne çok soru soruyorum ya.
Kimse cevap vermeyince yerime oturdum -ki arkada 4 kişi oturunca biraz sıkışık oluyordu- Kerem yanımda olduğu için Kerem'in omzuna başımı koyup onun telefonuna baktım. Bizi gören Batu birden bağırmaya başlayınca Batu'ya baktım. "Yeni çiftimiz de hayırlı olsun!" Dedi Batu, arabadaki herkes bize baktı. Hatta inanmayacaksınız ama Ulaş bile baktı. "Ne çifti lan? Defne kuzenim." Dedi Kerem, kuzen miydik? Ben de diyorum neden Kerem'in annesine ben teyze diyorum? Meğer kuzenmişiz. Zaten aile apartmanlarında oturduğumuza göre…
Kerem omzuma kolunu atarken Batu ve Efe arabanın üstünü açtırmak için Burak'a yalvarıyordu. "Kutsal kadınlar aşkına, açsana!" Diye söylendi Batu, Batu kızlara oldukça düşkün biri galiba. "Kaykaylarımdan birini sana veririm be." Dedi Efe, kaykay kullanmayı biliyor mu? Gülümseyip izlemeye devam ederken Burak arabanın üstünü açtı. Efe ve Batu ayağa kalkıp bağıra bağıra Yaşlı amca - Ve ben şarkısını demeye başladılar.
Çenemde oluşan elle kafamın çevrilmesi bir oldu. Kerem telefonu bırakmış bir eli omzumdayken bir eli çenemdeydi. Çenemdeki eli ile saçımı kulağımın arkasına götürürken onu izledim. "Annem demin mesaj atmış. Okul çıkışı senle alışverişe gitmek istiyormuş." Dedi Kerem, "Bana neden mesaj atmadı ki?" Dediğimde arka cebimden telefonu çıkarıp baktım. 14 mesaj vardı. Hepsi de Ayfer teyzeden. Gülümseyip mesajlara baktım.
Ayfer Teyzecim: Defne nasılsın?
Ayfer Teyzecim: Okulun nasıl geçti güzel kızım?
Ayfer Teyzecim: İlk günden akıllı durun.
Ayfer Teyzecim: Sizi seviyorum.
Ayfer Teyzecim: Derstesiniz galiba mesaja bakmıyorsun.
Ayfer Teyzecim: Defne ben diyorum ki-
Ayfer Teyzecim: Okul çıkışı alışverişe gidelim.
Ayfer Teyzecim: Hem eğleniriz,
Ayfer Teyzecim: Zaten uzun zaman oldu birlikte gitmeyeli.
Ayfer Teyzecim: Hem senin sevdiğin yere gideriz.
Ayfer Teyzecim: Annen de gelir.
Ayfer Teyzecim: Oradan starbucksuna gideriz.
Ayfer Teyzecim: Hem sen seversin starbuksu.
Ayfer Teyzecim: Tamam mı Defne?
Kerem ile gülerek mesajları okurken "Starbuks önemli tabi." Dedi Kerem, gülüp Ayfer teyzeye yanıt mesajı attım.
Defne: Okul çok güzel geçti Ayfer teyzecim. Hem gideriz tabi. Yeter ki sen iste :)
Mesajı yollamamla Kerem'in "Okul çıkışı Defne'yi eve bırakıyoruz." Demesi bir oldu. Batu tek kaşını kaldırmaya çalışırken "Niye?" Diye sordu Burak. "Annem onlar Defne ile alışverişe gideceklermiş." Diye yanıtladı Kerem, ben gülümserken aklıma Batu'nun bana bu gün verdiği kıyafetler falan geldi. "Batu üstümdekilerinin parasını vereceğim sana." Dedim, bunu dememle arabadaki herkes gülmeye başladı. "Aramıza hoş geldin hediyesi olarak düşün onları." Dedi Batu gülerek. Gülümsemeyle Efe elimi tuttu. "Az sonra ayağa kalkacağız hazırlıklı ol." Diye bana fısıldadı.
"Aç üstü üstad!" Diye bağırdı Efe, Burak arabanın üstünü açınca Efe ile ayağa kalktık. Batu da ayağa kalkınca ben, Efe ve Batu bağırarak şarkıyı söylemeye başladık. Araba durunca arabadan indik. Batu önüme geçip saçımı düzeltti. Sanki onlarla bu aralar değil önceden tanışıyormuşum gibiydi. Kerem omzuma kolunu atınca beraber yürümeye başladık. Telefonuma bildirim sesi gelince telefonumu çıkarıp baktım.
Melek: Kuzi annem onlar akşam alışveriş dedi beni tek bırakma valla ağlarım başına kalırım ölürüm cenazeme gelmene izin vermem dirilip seni keserim o derecee
Mesajı anlamak için iki kere okudum. Mesajın tehtid mesajı olduğunu anlayınca güldüm.
Defne: Sakinleş, geliyorum!
Mesajı yazıp Melek'e yolladım. Melek Kerem'in kardeşiydi. Benden bir yaş küçük ama hepimizden daha olgun ve aşır kafa bir kızdı. Bu zor zamanlarımda her akşam bizim evde kaldı yalnız hissetmemem için. "Otursana Defne." Diye Ulaş'ın sesine baktım. Sandalyeye oturdum. Birer kafeye gelmiştik. Yanımda Kerem oturuyordu, karşımda Batu ve Efe karşı karşıya oturanlar ise Burak ve Ulaş'tı.
Elimi masaya koyup kendi elimle uğraşırken garson bizim masaya geldi. "Her zamanki gibi yapacaktım ama kızı görünce ne yiyecek diye sormak istedim." Dedi garson, her zamanki mi? Hep buraya mı geliyorlar? "Ben bir şey yemek istemiyorum, teşekkür ederim." Dedim garsona kibarca. Arkama yaslandım konuşmam bitince. "Ona da Burak'ın menüsünden getir." Dedi Kerem, Kerem'e masum masum bakışlarımı attım. Kerem bana karşı biraz kaşlarını çatınca önüme döndüm.
"Ee ne haber Defne'cim?" Dedi Efe, gülümseyip "İyi sen?" Dedim, ben neden her şeye gülümsüyorum? Belki gülümseyerek acımı saklamaya çalışıyorumdur. "İyi valla." Dedi Efe, çok geçmeden siparişlerimiz gelmişti. Bu kadar erken gelmesine şaşırdım. Bunların da her yerde torpili vardı. Heyt yavrum havalara bak sanki ejderhaları var. Kendi düşünceme gülmemek için yanak içlerimi ısırdım.
Üzerimde hissettiğim bi çift göz ile başımı çevirdim. Burak'la göz göze gelmek beklemediğim bir şeydi. Ben bakınca başını çocuklara çevirdi. Efe ve Kerem maç hakkında konuşuyorlardı. İlgimi çekmediği için başımı yemeğime gömdüm. Acaba bunlar da mı beleşti? Sevmiştim yeni okul işini.
Yemeklerimiz bitince ben Ayfer teyzem, annem ve Melek ile buluşmaya gittim. Birlikte mağaza mağaza gezdik. Kıyafetler denedik ve hoşumuza gidenleri aldık. Annem ve Ayfer teyzem, bizimle arkadaş gibi olurlardı. Bazı anneler gibi katı kuralları yoktu. Çok yorulunca, bi cafeye oturmuştuk. Melek ve ben meyve suyu içmiştim ama annem ve Ayfer teyze Türk kahvesi içmişti.
Saatler su gibi akıp, giderken Melek ve evin yolunu tutmuştuk. Annemle Teyzemin bi işi varmış onlar bizle gelmiyordu. Taksi karanlık sokaklarda ilerlerken, başımı pencereye yasladım. Hava serinlemişti üzerimdeki deri cekete şükür ettim. Göz ucuyla Melek'e baktım. Telefonda biriyle mesajlaşıyordu. Yüzündeki aptal sırıtma tanıdık cinstendi. Aptal aşık olmuş, hey yavrum hey. O anlata kadar üzerine gitmeyecektim. Taksi aniden fren yapınca bedenim öne savruldu. "Ne oluyor lan?" Diye bi anda koptu dudaklarımdan. Orta yaşlardaki taksi şoförü bize döndü ve yolumuzu kesen, arabayı çenesiyle işaret etti.
Ha siktir.

