Salı
Dün Giray'ın konuşması üzerine Efe sözler vermişti. Şimdi ise okulda deli gibi her şeye gülüp eğleniyordu. Yada bize öyle gözüküyordu. "Hayır da ne alaka şimdi?" Diye konuşan kişi Burak'tı. Kerem ile beraber edebiyat sorusu üzerine tartışıyorlardı. Ulaş uyuyor, Efe ise telefondan video izliyordu. Artık canım sıkıldığı için ayağa kalktım. "Nereye gülüm?" Diye ses geldi, bunu diyen kişi Kerem'di. Bıkkın bir tonla "Yürüyeceğim biraz." Dedim, Burak bana gülümserken sınıftan çıktım. Koridorda tek başıma yürürken biri koluma girince ona baktım. Kızı ilk defa görüyordum ama kız bana karşı tamamen gülümseyip bakıyordu.
"Defne, seni ve sizinkileri partime davet etmek istiyorum." Dedi, kız benim isimi falan da biliyor. Kız hakkında hiçbir şey bilmiyorum diye sadece gülümsedim. "Tabi, geliriz. Ne zaman?" Sorduğum soruya bak. Sanki günü söylese kızın evini biliyor gibi davranıyorum. İsmini dahi bilmediğim kız kolunu çekip önüme geçti. Mecburen durup ona baktım. "Bu arada heyecandan ismimi demeyi unuttum, Gözde ben." Dedi, en azından kız onu tanımadığımın farkında. Uzattığı ele baktım. Ben eline bakarken kız elini geri çekti. "Batu'nun ölümünün ardından bunu demem yanlış galiba." Dedi, Batu olsa 'Kız varsa gidelim.' Deyip hepimizi tek tek ikna ederdi…
Kız gözlerini kaçırınca gülümsedim. "Ben teklifini bizimkilere derim, sana haber veririm." Dedim, kız gülümseyip baş sağlığı diledikten sonra yanımdan uzaklaştı. Kızın ardından ben de sınıfa geri girdim. Ulaş uyanıp Efe ile beraber video izliyordu. Yerime geçip dikkat çekmek için yalandan öksürdüm. Ulaş bana bakan ilk kişiydi. Diğerlerinin bakmasını beklemeden Ulaş'a bakarak konuştum. "Gözde isimli bir kız bizi partisine davet etti." Dedim, bu sefer diğerleri de bana baktı.
Efe gülümseyerek "Olur, bana uyar." Deyince içim bi acımadı değil. O kadar belli ki rol yaptığı. "Bana fark etmez, size uyarsa uyar." Dedi Kerem, Burak ve Ulaş'tan ses çıkmayınca parti mevzusu onaylandı. Peki ya ben bu kızı adres almak için bir daha nerede bulacağım ki? "Giray mesaj atmış, akşam geleceğini demiş." Dedi Burak. Giray dün akşam Burak'lar da kalmıştı. Sabah da erkenden babaannesinin yanına gitmişti. Yaşlı ziyareti önemli.
Ders başlayınca herkes yerine oturdu. Benim aklım hala kızı nasıl bulacağımdaydı. Tuhaf biriydi. Partisine davet etmişti ama adresini vermemişti! Ders boyunca boş defterimi karaladım. İçimde bir boşluk vardı ve bunun sebebini çok iyi biliyordum. Özlem, ben hiç geri gelmeyecek birini özlemiştim. Batu'yu.
Nihayet ders bitince yerimden kalktım. "Defne bu kez nereye?" Bu kez konuşan Burak'tı. Omuz silktim. "Ufak bir işim var." Dedim ve öpücük atıp sınıftan çıktım. Koridorda etrafıma bakınarak yürürken, koridorun sonunda isminin Gözde olduğunu öğrendiğim kızı gördüm. Bingo! Kızı görünce aniden durduğum için biriyle çarpıştım. "Çok pardon." Diye mırıldandım telaşla.
Çarptığım çocuk hafif kıkırdadı. "Sorun yok rahatla." Dedi kolumu hafif sıkarak. Kolumu tutan eline kaydı bakışlarım. Çarpışırken refleksle tutmuş olmalıydı. Zorla gülümseyip yerimde rahatsızca kıpırdandım. Çocuk rahatsız olduğumu anlamış olsa gerek elini hızla geri çekti. "Tekrar kusura bakma." Deyip ilerleyeceğim sırada söylediği cümleyle yerimde durup, ona baktım.
"Aras ben."
"Bende Defne."
"Memnun oldum Defne." Dedi içtenlikle gülümseyerek Eğlenceli birine benziyordu çünkü sürekli gülümsüyordu. "Bende Aras." Deyip gülümsedim ayıp olmasın diye. Çocuğu süzdüm. Okul forması yoktu ve bu dikkatimi çekmişti. "Yeni misin?" Diye sordum merak ettiğim için.
Aras başını yere eğip gülümsedi. "Çok mu belli oluyor? Müdürün odasını arıyordum." Diyerek göz kırptı. "Yanlış katta arıyorsun." Deyip Müdürün odasını tarif ettim ve yanından ayrıldım Aras'ın.
Gözde, iki kız arkadaşı ile duvara yaslanmış konuşuyordu. Ben yanlarına gidince hepsi susup bana döndü. "Selam Gözde. Partiye geleceğiz ama adresini vermedin." Gözde telefonunu açıp bana uzattı. "Numaranı yaz mesaj olarak atayım adresi. Bulamazsanız ararsınız beni hem." Dedi samimiyetle. Uzattığı telefonu alıp numaramı yazdım ve ona uzattım. Bir kaç saniye içinde Gözde mesaj attı adresi. Numarasını kaydedip teşekkür ettim ve yanlarından ayrıldım. Sınıfa girdim.
Burak'ın yanına oturdum. "Bu arada parti ne zaman?" Diye sordu Kerem, harbi ne zamandı ki parti? Kız o kadar heyecanlı konuştu ki ne zamanı ne mekânı hiçbir şey söylemedi. "Bilmiyorum." Dedim, Efe dediğime gülünce ben de güldüm.
"Kim bu davet etmeye çalışan kız?"
Hocanın içeri girmesi ile cevap veremedim. Hoca tahtaya yazılar yazmaya başlayınca deftere geçmemizi istedi. Neden deftere geçiyoruz ki? Zaten tahtada yazıyor. Dersin bitmesiyle içeriye bizi partiye davet eden kız girdi. Kız bana gülümseyip "Parti yarın akşam ben konumu Efe'ye atarım." Dedi cilveli bir ses tonuyla. Efe ise kafasını yerden kaldırıp kıza baktı. Kız gülümseyerek tekrardan sınıftan çıktı. Kızın sınıftan çıkması ile beraber sınıfı Aras girdi. Demek bu sınıfta. Aras bana göz kırpınca ona gülümsedim.
Neyse gülümsemem çok uzun soluklu olmadı çünkü Burak bana bakıp "O çocuk sana göz mü kırptı?" Diye sordu. Kafamı onaylarcasına sallarken "Arkadaşım." Diye cevap verdim ona. Bırak bir şey demeden yerine geçerken bu sefer Kerem konuşmaya başladı. "Ben seninle arkadaşlarının çoğunu biliyorum Defne, bu kim?" İstemsizce gözlerim kendiliğinden devrilmişti bile. "Yeni arkadaşım."
Ulaş çocuğu detaylı bir şekilde incelerken ben ise bir şey demeden telefonla ilgilenmeye başladım. Derse öğretmenin gelmesiyle resmi olarak derste başlamıştık. Dersin sonlarına doğru öğretmen iki kişilik bir proje ödevi vereceğini söyledi. Eşleri ise kendi belirleyecekti. Neyse ki bizden bir başkasıyla eşleşmedi. Burak Efe ile, Kerem Ulaş'la eşleşti. Galiba bir ben kaldım. Batu olsa onunla eşleşirdim.
"O zaman, Defne ile yeni öğrencimiz olan Aras eşleşsin." Öğretmenin bu dediğine Burak hızla itiraz etti. "Hocam ne alaka? Ben Defne ile eşleşirim." Burak Efe'ye bakınca susup yerine oturdu. "Ben Defne ile eşleşeyim, Kerem Aras'la." Bu cümleyi kuran ise Ulaş'tı. Kerem Ulaş'ın omzuna vurup "Defne benim kuzenim." Dedi.
Öğretmen bizimkilerin haline gülüp "Ben eşleşmeleri yaptım bunu değiştiremezsiniz çocuklar." Dedi. Arkamda oturan Burak'ın sessizce küfür mırıldandığını duydum. Kıskanç hali çok tatlı olsa da şu an gereksiz kıskançlık yapıyorlardı. Hem şu an Aras'tan daha büyük sorunlarımız var Efe gibi. “Hocam bana kiminle eş olduğum fark etmez, arkadaşlar isterse değişelim.” Dedi Aras, Kerem onlara kaş göz yaparken Kerem bana göz devirdi. “Hayır, konuları grubunuza atacağım, yarına kadar bitirmiş olun.” Dedi. Yarına kadar mı dedi? Kaşlarımı yukarıya kaldırıp baktım. “Hocam yarın geç değil m?” Efe’nin sorusu üzerine gülümsedim.
Öğretmenin sınıftan çıkması ile Aras yanıma gelip “Ben o grupta yokum, projenin konusunu sen söyler misin?” Diye sordu, kafamı onaylarcasına sallarken “Numaranı ver gruba ekleyeyim.” Dedim. Burak hızla söz atladı. “Bana ver sen numaranı ben eklerim.” Kerem Burak’ın kafasına vurunca Burak sinirle Kerem’e baktı. Aras ise “Bana fark etmez, grup için de teşekkür ederim.” Dedikten sonra numarasını verip yanımızdan ayrıldı.
Burak’a baktığımda telefona bakıyordu. “Çocuk iyi birine benziyor, kıskançlık yapmasan mı?” Diye sordum, Burak yalandan bir sırıtmayla “Kıskanmıyorum zaten.” Diye söylendi.
Telefonuma mesaj gelince telefona baktım. Öğretmen projelerin konularını yazmıştı. Şansa Aras ile benimki kolaydı. Aslında bakınca çoğu kolaydı. Sadece fotoğraf çekip bunlarla sunum yapmamızı istiyordu. Herkese bir renk vermişti. Bizimkisi maviydi. Mavi olan beş şeyi fotoğraf çekecektik. “Bana bilerek sarı verdi galiba.” Diye gülerek konuştu Efe. “Ee güneş değil misin sen?” Dedi Ulaş.
Ders zilinin çalması ile afalladım. Daha yeni teneffüs olmamış mıydı? Resmen bizimle alay ediyorlardı. Aras sınıfa girince kalkıp onun yanına geçtim. “Projeyi ne zaman yapalım?” Diye sordum, Aras kaşlarını hafifçe çatıp “Bilmiyorum, akşam işin yoksa halledelim.” Dedi. Acaba akşam işim var mıydı? Bizimkilere dönüp “Akşam işimiz var mı?” Diye sordum. Kerem tek kaşını kaldırıp “Giray’ın babaannesinin yanına gideceğiz.” Dedi.
Önüme dönüp Aras’a baktım. “Sorun değil, öğle arası iki dakikaya hallederiz. Hem gökyüzü mavi. Bir tane bulduk bile.” Dedi, gülümseyip anlayışı için teşekkür ettim. Burak’ın yanına geçip oturdum. Bana imalı bir şekilde bakarken dudağının yanını öptüm. “Sakinleş, sadece proje.” Dedim. Bana üstten bir şekilde bakarken “Neyse, Efe ile benimki de beyaz. Biz de gökyüzündeki bulutları çekmeye geliriz.” Dedi, bizi mi dinlemişti? Burak Efe’nin sırtına vurup “Dimi?” Dediğinde Efe arkasını dönüp bize baktı. “Bizimki sarı değil m-“ Konuşmasını Burak kafasına vurarak susturmuştu.
“Neyse Defi, güneş de sarı yani.” Dedi, öğretmenin gelmesi ile önüne döndü. Burak’a baktığımda “Ben bir şey demedim, Efe söyledi.” Diye mırıldandı. Göz devirip dersi dilemeye başladım.
Öğle arasına gelince Aras yanıma gelmişti. Bahçeye çıktığımızda çoğu öğrencinin bir şeyleri fotoğraf çektiğini gördük. Yani bu proje herkes içindi. Efe ve Burak güneşi fotoğraf çekmeye çalışırken ben gökyüzünü fotoğraf çekmiştim. “Yanında oturan kişi sevgilin mi?” Diye sordu Aras, telefondan galerimi açıp çektiğim fotoğrafa bakmaya başladım. “Evet.” Diye cevap verdim.
Havanın sıcaklığından dolayı hırkamı çıkarıp kenara koydum. “Hırkanı giysene.” Dedi Aras, kaşlarımı çatıp gülümseyerek ona baktım. “Mavi ya, fotoğrafını çekeyim.” Dedi. Harika, manken oldum! Hırkamı giyip Aras’a baktım. Gülümsememle fotoğrafımı çekti. Telefonuna bakınca “Güzel çıkmışsın.” Dedi. Yanına gelip çektiği fotoğrafa baktım. Gerçekten güzel çıkmışım. “Eğer projemiz yeşil olsaydı gözlerinin fotoğrafını çekerdik.”
Kafamı telefondan kaldırıp Aras’a baktım. Bana pür dikkat bakıyordu. Gözler mi dedi demin o? Efe’nin gözleri mavi! “Tabi ya!” Derken Efe onların yanına doğru ilerledim. Burak zaten bizi izliyordu Efe ise bir şeyler arayıp fotoğraf çekiyordu. “Efe gözlerinin fotoğrafını çekebilir miyim?” Sorumla beraber Efe bana bakıp güldü. “Bu kadar mı çok seviyorsun beni Defi?” Derken Efe’nin yanağını öpüp “Hadi nazlanma.” Dedim.
Efe gözlerini fotoğraf çekmeme izin verince ben de telefonumu çıkarıp fotoğraf çektim. Efe ile beraber fotoğrafa bakarken Burak yanımıza gelip “Bitmedi mi?” Diye sordu, Efe bıkkın bir şekilde bana bakıp “Bana hiç yardım etmiyor.” Dedi. Gülmemi tutarak “Bizim de iki tane kaldı.” Dedim ama Burak “Sen ve o çocuğun, sizin değil.” Diyerek cümlemi düzeltti.
Burak’a bakıp göz devirdim. Ardından Aras’ın yanına doğru yürüdüm. Yürürken Kerem ve Ulaş’a kaydı gözüm. İkisi de fotoğraf çekiyordu. Aras’ın yanına geçip “Üç oldu, buldun mu bir şey?” Dedim, Aras bana gülümseyerek baktı. “Sırası ile yaptığımızı bilmiyordum.” Dedi, yavaşça omzuna vurup güldüm.
Aras’ın telefonu çalınca “Kusura bakma.” Diyerek yanımdan uzaklaştı. Etrafa baktığımda Burak’ın bana baktığını gördüm. Elimle ona öpücük atarken o kaşlarını çatmıştı. Kendi omzunu gösterip kaşlarını yukarıya kaldırdı. Galiba Aras’ın omzuna vurmamdan bahsediyor. Bıkkın bir şekilde başka tarafa baktım.
Gri çöp kutusu, beyaz yol şeritleri. Karşıdaki kafenin tabelası maviydi. Telefonumu elime alıp tabelayı çekmeye çalıştım ama nafile. Çünkü çok uzaktı, fotoğrafın kalitesi bozuluyordu. Okulun dış kapısından çıkıp arabaların durması için kırmızı ışığı bekledim. Zaten araba gelmediği için yola atlama kararı aldım. Bir kaç adım adım attıktan sonra arkamdan “Defne!” Diye bir bağırma sesi duydum. Kolumdan çekilince kaldırıma geri döndüm. Demin yürüdüğüm yoldan hızla bir araba geçti.
Ne olduğunu anlamam çok uzun sürmedi. Kolumdan çeken kişiye baktığımda Aras olduğunu gördüm. “İyi misin?” Diye sordu. Kafamı onaylarcasına sallarken yanıma bizimkiler geldi. Burak, Kerem ve Ulaş bana bakarken derin bir nefes alıp verdim. “Kırmızı ışık diye bir şey var, biliyorsun değil mi?” Diye sinirle konuştu Ulaş. Aras kolumu bırakıp bana bomboş bir ifade ile baktı.
Yanımdakilere göz gezdirdim. Burak, Kerem, Ulaş ve Aras. Efe nerde? Etrafa bakınırken okul bahçesinde hareketsiz duran Efe’yi gördüm. Hızlı adımlarla onun yanına ilerledim. Dolu gözlerle bana bakıyordu. “Özür dilerim, yanlışlıkla oldu.” Diyebildim sadece, Efe ise bir şey demeden bana sıkıca sarıldı.
Burak onlar yanımıza gelirken Efe kulağıma “Sen de bırakıp gideceksin diye çok korktum.” Diye mırıldandı. Tüylerim diken diken olmuştu. Efe’nin hızlı bir şekilde alıp verdiği nefesini boğazımda hissediyordum. Geri çekilip Efe’ye baktım. “Özür dilerim.” Efe bana bir şey demeden gözlerini sildi. Burak onlar yanımıza gelince “İyi misiniz?” Diye sordu Burak, Efe bana gülümseyip “İyiyiz.” Diye cevap verdi.
Herkes normale dönünce ben Aras’ın yanına geri geçtim. “Teşekkür ederim.” Dedim, Aras bana gülümseyip “Ne zaman yola atlamak istersen, söylemen yeterli.” Dedi. Gülerek fotoğraf çekemine devam ettik. Mavi birer kalem ve mavi sınıf defterinin fotoğrafını çekmiştik.
Bizimkiler işini bitirmediği için yere oturup onları bekledim. Aras da yanıma gelince ona baktım. “Ne haber?” Diye sordu. Gülümseyip “İyi senden?” Dedim, yanıma yani yere oturunca “İyi galiba, dönemin yarısında gelme fikri hiç iyi değilmiş.” Kafamı ona çevirip baktım. “Neden ki?” Diye sordum, Aras derin bir iç çekerek “Herkesin birer arkadaşı falan var, ben tek geziyorum.” Dedi, istemsizce onun adına üzüldüm. “Benle takılabilirsin.” Dedim.
Aras gülümserken “Yarın parti varmış büyük ihtimalle orada arkadaş bulurum ama yine de sağol.” Dedi, ben de ona gülümserken Burak ve Efe yanımıza geldi. “Muhabbetiniz bitti ise, Defne işimiz var.” Dedi Burak tüm imasını kullanarak. Ayağa kalkıp Burak’a baktım. Bir şey demeden önden yürümeye başlayınca Efe omzuma kolunu atıp arkasından yürümeye başladık. “Bu Burak da çok kıskanç biri oldu.” Dedi Efe gülerek. Gülmesine karşılık verdim.
Burak’ın arkasından kantine kadar gelmiştik. Kantinde Ulaş ve Kerem birer masaya geçmiş bizi bekliyorlardı. Hepimiz masaya geçince Kerem’in önceden sipariş ettiği tostlar geldi. Hepimiz tost yerken konuşmaya başladık. Akşamleyin Giray’ın yanına babaannesinin yanına gitmemiz ve onu oradan almamız gerekiyormuş. Yoksa babaannesi Giray’ı ekmek almaya dahi yollamıyormuş. Resmen ev hapsi gibi bir şey.
Efe’nin telefonu çalınca telefonuna baktı. Ben tostumu yemeye devam ederken “Bu arada bizi partiye davet eden kişi var ya.” Diye söze atıldı Ulaş, Efe telefonu bırakıp Ulaş’a bakınca “Galiba Efe’den hoşlanıyor.” Diye cümlesini tamamladı. Efe sırıtarak arkasına yaslandı.
Efe’yi böyle mutlu görmeyi o kadar çok özlemişim ki. Onun mutlu olması ile mutlu oluyorum. Tostları bitirince hepimiz ayağa kalktık. Efe ile Ulaş önden konuşarak giderken Kerem telefonda Melek ile konuşuyordu. Burak bana bakıp dudağımın kenarını öpünce etrafa baktım. “Hocalar görecek, bir uzaklaştırma daha kaldıramam.” Dedim, Burak benim dediğimi sesini incelterek taklit ederken ben de göz devirdim.
Kerem telefonu kapatınca yanımıza geldi. Bu sefer benim telefonum çaldı. Telefona baktığımda Melek arıyordu. “Daha demin konuştuk, seni neden arıyor?” Dedi Kerem gülerek, bilmediğimi belli etmek için omuzlarımı hafifçe yukarıya kaldırıp indirdim. Telefonu açmamla “G-giray gelmiş mi?” Diye Melek’ten ses geldi.
