İçeriğe geç

OYUN

Bölüm 1 · 9 dk okuma

OYUN

Bölüm 1

Mevsim

1.Bölüm

2002

İzmir'in Çeşme İlçesinde mavi renkli bir apartmanın 2.katında bir bebek doğdu. Zengin bir ailenin bebeği olan kız şimdiden altınlarla donatıldı. Zengin aile her zaman haberlere çıkmıştı. Şimdiden çok iyi yetişmişti. Zerrin Hanım ve Berk Bey kızlarının adını Mevsim koymuştu. Yeşil gözlü olması güzelliğini kat kat arttırıyordu. Geleceğin yüzü Mevsim Boztaş olacaktı. Rüzgar havanın 30 derece olan sıcaklığını bastırıyordu. Zengin Boztaş ailesi bir çok kişi tarafından takdir edildiği gibi bir de bebek için ziyarete gelinmişti.

Bebeğin doğumundan 2 gün geçmiştiki ev bir anda dolmuştu. Zerrin Hanım ve Berk Bey hiçte mutsuz görünmüyordu. Onların bu zamana kadar tek amaçları paralarıydı. Zengin olmaları en büyük şansları gibiydi. Aslında gerçekten de bir şansdı.

4 yıl önceydi ki iki liseli arkadaştılar onlar. Beyaz bir ışık yüzlerine çarpıyordu. Bu ışık ormanın derinliklerinden bir yerinden geliyordu. Biraz daha ilerlemek isteselerde Zerrin Hanım ilerlemelerini doğru bulmuyordu. Her ne kadar böyle bir anlaşmazlık olsada en sonunda Zerrin Hanım'da ikna olmuş ve ormanın biraz daha ilerisine gitmiştiler.

Ormana yaklaştıkça turuncu bacası olan bir eve gittiklerini anlamıştılar. Havanın kararmasıyla bu eve gitmekte karar verdiler. Ev hurda bir eve benziyordu. Dışarısındaki boyalar dökülmüş ve camlar kırılmıştı. Bu evin perili bir ev olduğunu düşündükleride olmuştu. Aslına bakarsanız oldukça öyle düşünebilecekleri bir takım korkutucu sesler vardı. Etrafta kimsenin olmamasını fırsat kollayıp eve girmeye karar vermiştiler.

Eve girdiklerinde oldukça külüstür vardı. Örümcek ağları her tarafı sarmıştıki bu da baya korkutucuydu. Etrafta ısıtıcı vardı. Işıklarda koca bir ormanı aydınlatabilecek güçteydi. Ev 2 katlı bir malikane gibiydi. O evin ihtişamını sadece pisliği ve dökülmüş duvar boyaları bozuyordu. Onun dışında zengin bir aile oldukları belliydi. Evin merdivenleri kırmızı bir halıyla döşenmişti.

Evin her tarafının sıcak olupta evde kimsenin olmaması gariplerine gitmedi değil. Sesler gitgide artsa da onlar bu evden çıkmamaya niyetli gibiydi. Sanki buraya başka bir amaçla gelmiş gibiydiler. Ayrıca bu korkutucu seslerden korkmamaları için gelmeden önce bir kazan yürek yemiş olmaları lazımdı.

Amaçları dakikalar ilerleyince anlaşılmıştı. Etrafı aramaya başlamaları bir yerden altın bulmaları içindi. Bu evin bu kadar lüks olması onların zihninde bir yerde kilolarca altın vardır düşüncesinide getirmişti. Bu düşünceyle etraftaki uğultu seslerini duymamış gibi yaptılar. 1 saat kadar aramaya devam ettiler. 2.katta bitmişti ki Zerrin Hanım'dan bir ses duyuldu.

"Berk Berk buraya bak kilolarca altııııın"

Berk Bey hemen bu sesin ardına 2.katta olan yatak odasına daldı. Gizli bir kasa olan tablo ağzına kadar altın ve elmaslarla doluydu. Nereden geldiğini sorgulamayacak kadar para meraklılarıydı. Bu da onların bir gün çökeceğini haykırtıyordu. O paraları oradaki bir çuvala dolduruyordular. O çuvalın neden siyah renkli olduğunu öğrenmek istemediler. Zaten nasıl öğrenecektiler o bile belli değildi ki. Siyah renkli çuval oldukça genişti ve sağlamdı. İçine 2 ton konulsa bile kopmayacak gibiydi.

Paranın verdiği mutlulukla her şeyi unutmuştular. Gittikleri yerde bıraktıkları cüzdanları elbet bir gün başka birinin eline geçecekti. Kim bilir yine buraya amacı para olan biri gelirdi ve kimliklerini kullanarak yerlerine geçebilirdi. Bu tabi en basit olanak olurdu. İşini bilmiş bir seri katilin avları da olabilirdi öyle değil mi? Bu evin sahibi geldiğinde şuanda kullanmış oldukları serveti kaybedip bir de hapis yatabilirlerdi.

Onlar ise şuanlık hiç bir şeyi düşünmek istemedi. Gözleri para için görüyordu. Bu servetlerini kaybetmek onların maddi çöküşünden yana ruhsal çöküşe uğramalarına da neden olurdu. Bir aptal gibi davranmışlardı. Para ellerine geçince okulu da bırakmışlardı ve Zerrin Hanım 16 yaşındayken evlenmişlerdi. Para için her şeyi bu akışla devam ettirmişlerdi. O yıllarda Zerrin Hanım'ın 16 yaşında olduğunu söylersek Berk Bey 17 yaşında olmuş oluyordu.

Onlar her zaman ailelerinin gururu diye övülüyordu. Bu sebepten ötürü okuyacak olduklarına da çok inanılıyordu. Bundan aksi bir şeyi düşünmek olanaksız gibiydi ancak Zerrin Hanım ve Berk Bey çoktan evden kaçmışlardı. Başka bir İlçe'ye kaçarak evlenmişlerdi. Bir para uğruna okullarından, ailelerinden, çocukluklarından ve güzel kalan tüm anılarından vazgeçip öylece bir köşeye atmışlardı. Aileleri her ne kadar arasada bulunamamışlardı. Bir kez polisler şüphelenmişti ancak sonrasında başka bir haber polise iletildiği için polis başından savmıştı. Bu da onların hayatındaki 2.şansları olmuştu. Tüm bu servetin buralara dayandığını öğrenmek acı. Hırsızlık yaparak kazanılmış bir servetten ne kadar yararlanabilirdiler? 4 yıl yararlanmaları bu hayattaki harcadıkları tüm şanslardan kaynaklansada uzun sürmez yakalanmaları.

Şuan her ne kadar sevenleri olsada onlara düşman olanlar da oldukça fazlaydı. Ufak bir yerden açık yakalarsalar bu açığı polise vermekten hiç çekinmezler. Sevinçten uça uça verirler. Bazı yerlerde dedikoduları duyulmadı değil. Bazılarının konuşmalarında geçenler gerçeği baş baş bağırsada polisler uyanmıyor.

"Ben bunları eskiden beri tanırım. Bunlar en son küçücük bir evde yaşıyordu. Bu kadar zengin olmaları garip değil mi? "

Bazıları ise böyle konuşanların dalga geçtiğini düşünüyor çünkü bu derecede bir ailenin halktan biriyle tanışıyor olması akıla,mantığa yetmiyordu. Polisler nerede de hâlâ araştırılmıyorlar? Neden neden?

Halk feryat çığlıkları atıyordu. Onlarda bu durama isyan ediyordu.

"Bizde mi bir yerden kasa kasa altın çalmalıyız? "

"Bizde mi halka gülüp içerde yakalanırmıyız diye düşünelim? "

Bu söylentiler Boztaş ailesini tetiklemiyor. Endişe duyuları 4 yıl önce yok olmuştu. Artık o duyguyla karşılaşacaklarını sanmıyorlar. Bu böyle devam etmişti. Edeceğe de benziyordu.

Halk Mevsim'in doğmasıyla Boztaş ailesine daha da çok ilgi gösterince Boztaş ailesi Mevsim'e çok fazla ilgi gösterdiklerini göstermeye çalışıyordu. Bu paraya tapan ailenin içinde doğan Mevsim ise daha şimdiden para için yapamayacakları şey kalmayan insanlarla yüzleşiyor. En acısı ise bu insanların için babası ve annesinin de olmasıydı. Büyük bir kaosun ortasında doğan Mevsim'i nice acılar nice gözyaşları bekliyordu.

Bu Zerrin Hanım ve Berk Bey'in umrundamıydı? Her zamanki gibi değildi. Küçücük elleri ve yemyeşil gözleri olan bir kıza böyle bir hayat yaşatmaları inanılmazdı. Şimdi şanslı bir çocuk olduğunu söylüyorlar ancak Mevsim daha iyi anlayacaktı şanslı olup olmadığını.

Halk bu çocuğu istemiyoruz dese çöpe mi atacaklardı Mevsim'i. Başka bir aileye mi verecektiler bu küçük bedeni korkmuş bebeği? Gözlerindeki acımasız bakışlar bir bebek için bile merhamete dönüşemiyordu. Oysaki onlar lisede birbirinden hoşlanmayan birileriydi. Merhametleri ile tanılıyordu. Onlar şuan merhametle tanınmaktansa paralarıyla tanınmayı seçiyorlardı. Her şey bir okul gelişiyle başlamıştı ve böyle devam ediyordu.

Tv Yayın Son Dakika

Diğer haberlerden de aldığımız bilgilere göre

İzmir'in zenginlerinden olan Boztaş ailesi bir

çocuk mutluluğu ile karşı karşıya. Geçtiğimiz

aylarda yeni mağaza haberleriyle karşımıza

çıkan Zerrin Boztaş 9 ay önce bizlere hamile

olduğunu duyurmuştu. Hamile haberleri

sitelerimizden düşmezken cinsiyeti de

açıklanmıştı. Kız olduğu öğrenilen bebek

halkta büyük ilgi toplamıştı. 2 gün öncesinde

ise herkesin büyük bir ilgiyle beklediği

bebek dünyaya gözlerini açtı. Annesi gibi

yeşil gözlere sahip olan kızımızın adının

Mevsim olduğunu bugün halktan duyduk.

Bu mutlu çiftle röportaj yaptığımızı

duyurmak isteriz. Tv Yayın habercilik

olarak ekibimiz Zerrin Boztaş'ı iş çıkışında

yakaladık ve bir kaç soru sorduk. Gelin o

sorulara bakalım.

Basından bir kişi:"Zerrin Hanım Zerrin Hanım size bir kaç soru sormak istiyoruz. "

Zerrin Hanım iş çıkışında bir gazeteciye yakalanmıştı. Kameraya cilve yapmasındaki amacı her ne kadar ben çözemesemde bunu gazeteci de çözemiyordu. Çözmeyi bırakalı ne kadar oldu bilinmiyor. Bir kaç cilve yaptıktan sonra o son model arabasına binmek için arabanın kapısını açmıştıkı içinden bir ses

"Cevap ver lan" deyince o da cevap vermesi gerektiğini anlamıştı.

"Buyurun. Sorun bakalım sorunuzu. Ancak işlerim var biraz acale ederseniz. "

Gazeteci: " Tabi hemen soruyorum. Son zamanlarda bebeğiniz ile haberleriniz çıktı. Bebeğin şimdiden talipleri var. Siz ne düşünüyorsunuz? "

Zeynep Boztaş: " Puahaha şimdiden talipleri mi var kızımın? O biraz zor. Benim kızımı alamazsınız. Zor veririm. "

Kendini bilmiş tavrı hiç bozulmuyordu. Bir yandan gülüyor bir yandanda soru bekliyordu. Soruların gecikmesinin nedenini gazetecinin yüzüne baktığında anlamıştı. Gazetecinin yüzü dönüp kalmıştı. Yakından takip ettiği ünlünün bu tavrını hiç hoş bulmamıştı. Yeni bir soruya geçemeyecek gibi olsada nihayet geçti.

Gazeteci: " Zeynep Hanım bu servetinizi nasıl ayakta tuttunuz? Bu kadar büyük bir servete nasıl sahip oldunuz? Halk bunları çok merak ediyor. "

Zeynep Hanım önce bir duraksadı. Sonra yine kendini bilmiş tavrını konuşturdu.

Zeynep Boztaş: " Halk her şeyi merak etmesin. Fazla merak iyi değildir. "

Halbuki fazla meraktan dolayı o hurda eve girmişlerdi ve zengin olmuşlardı. Bu da demek oluyor ki o da biliyor gelen felaketi.

Gazetecinin yüzü düştükçe soru sorma isteği de düşüyordu. Zeynep Hanım'da bunu anlamıştı olacakki giydiği siyah topuklu ayakkabısını poz kestikten sonra arabanın içine çekti. Ayakkabı senden özür diliyoruz.

Eve geçtiğinde oldukça havalı bir şekilde arabadan inmişti. Havasını bir yerde unutma isteği duysa herkes rahatlardı. Boztaş ailesini sevenler onları değil paralarını seviyordu. Aynı Zerrin Hanım ve Berk Bey'in Mevsim'i gerçekten sevmemeleri sadece kazandırdığı ün sayesinde seviyormuş gibi yapmaları gibi.

Zerrin Hanım evinden içeri girdiğinde Berk'in telefona bakan sinirli yüzüyle karşılaştı. Telefonda bir şey görmüş olacakki bu siniri içinden küfür etmesine mani oluyordu. Zerrin Hanım'ın eve geldiğini duyan Berk Bey sinirli bir hâlde Zerrin Hanım'a doğru ilerledi. Karşısında dikildiğinde Zerrin Hanım'ın bir yutkunma sesi duyulmuştu. Kendisinden 20 cm uzun olan adama bakmak istemiyordu. Bu onun boynuna zarardı.

"Bu ne Zerrin? "

Berk Bey elinde tuttuğu telefonu Zerrin Hanım'a çevirmişti. Bu bir haber metniydi.

Tv Yayın Habercilik

Sizlerle de paylaştığımız bu röportaj sırasında halkın dikkatini çeken bir çok olay olduğu öne sürüldü. Bu olaylardan birinin Zerrin Hanım'ın içki içmiş olduğudur. Akşam saatlerinde işten çıktığını idda ettiği Zerrin Hanım önceki röportajlarımızda iş yerini göstermişti. Önceki röportajlarımızla bu röportajı karşılaştırdığımızda akşam Zerrin Hanım'ın gittiği yerin iş yeri olmadığı anlaşılıyor. Bu saatlerde dışarıda koruması olmadan gezen Zerrin Hanım yine gündemde. Röportaj sırasında konuştukları sözler ise halkın lincine uğradı. Baştan beri Zerrin Hanım'ın ünlü olmasının doğru olmadığını düşünen halk, Boztaş ailesinin fanı olan halkı kendi yönüne çekmeye başladı. Polisler ise devreye girmeye başladı. Bu işin arkası aranıyor. Boztaş ailesinin sakladığı olay ne? Hepsi ve daha fazlası Tv Yayıncılıkta.

Zerrin Hanım olanları ağzı açık okurken, Berk Bey bu işten nasıl sıyrılacaklarını düşünüyordu. Tek çare buradan kaçmaktı. Peki bebek ne olacaktı. Onu yanlarında götürmeleri zordu. Bebek ilk önce bir yetimhaneye bırakılacaktı. Dediğim gibi en başından beri para için bebeğe ilgi gösteriyorlardı. Bir kaç saat içinde buradan ayrılmazlar ise polis buraya baskın yapıp her şeye el koyabilirdi.

Bebek bir battaniyeye sarılmıştı. O yeşil gözleri ve büzülmüş dudakları neler olduğunu anladığını söylüyormuş gibiydi. 1 saat sonra evden çıkmıştılar. Hiç acımadan bir görevli kadınlarına bebeği verdiler ve yetimhaneye bırakmalarını istediler. Onlar ise bu ülkeden gitti. Geriye hayatını yıkmış oldukları bir bebek vardı.

7 yıl sonra

Mevsim yetimhanede büyümüştü. Oradakilere ayak uydurmuştu. Oradaki diğer çocuklar ise Mevsim'e kin besliyordu ve onu zorbalıyorlardı. İçlerindeki kızlar onu kıskanmıyor değildi. Bununla birlikte

"Ailen seni bıraktı kaçtı."

"Hırsızın tekisiniz."

"Annende senin gibi yeşil gözlüydü. Sen kesin ona çektin. Eşyalarımızı koruyalım. Sende çalarsın. "

gibi cümleler kuruyordular. Bu Mevsim'in hep ezilmesine neden olmuştu. O ise kendine bir söz vermişti. Ne olursa olsun annesi gibi olmayacaktı. Annesinden o kadar çok utanıyorduki o artık o yeşil gözlerini güneş gözlüğü ile saklama fikri almıştı. Yeşilimsi gözleri bir güneş tutulması yaşıyordu sanki. Hem de olup olmadık bir anne yüzünden.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.