Hoşgeldinizzzzz. *Mizantrop: insanlardan nefret eden kimse. Keyifli okumalar 🎀 Amok sendromum azmıştı yine. Ellerimi şakaklarıma masaj yapmak adına kaldırdım ama üşendiğim için vazgeçtim. Yarım saattir kurulun toplanmasını bekliyordum. Lale malı ve o çocuk hâlâ çıkmamışlardı. Oflayarak sırtımı duvara yasladım. Dik durmalı ve beklemeliydim. Cebimde titreyen telefonumu çıkarıp arayan numaraya baktım. Kimsenin numarasıokumalara kayıtlı değildi bende. Bilinmeyen bir numara daha. Sinirden ellerimin titrediğini anladığımda ise yumruklarımı sıkarak titremesine engel oldum. Telefonu açarak kullağıma yasladım. - .. - yazel sen misin? - hayırdır? - okul çıkışı ara sokağa gel. - geleceğimi düşündüren ne? - korkmuyorsan gelirsin. Telefonu suratıma kapattığında sinirle yumruğumu ısırdım. Sakin kalmalıydım. İçeriden çıkan göt lale'sine atılacağım zaman arakasından çıkan kişiye gözüm takıldı. Bu okulda onu ilk kez görüşümdü. Gerçi ben burada kimseyi tanımıyordum. Bazılarının ismi ise belli belirsiz vardı. Ama bu lale onu kara listeme almıştım. Kesinlikle bir gün güzel bir ders vermem gerekiyordu. Mustafa hocanın beni çağırdığına dair ses yükseldiğinde ikisine de göz devirerek içeriye girdim. Kim bilir benim hakkımda ne atıp tutmuşlardı. - hocam son durum ne? - kurul toplanıyor mu? - hayır yazel gidebilirsin. Olanları sormak için dudaklarımı araladığımda bundan vazgeçerek birbirine bastırdım. - benlik bir şey yoksa gideyim ben. - tamamdır. Son kez hocaya dönerek baktığımda önündeki kağıtları inceliyordu. Omuz silkerek dışarıya çıktım. Aklımda tek bir şey dolanıyordu. Ara sokağa gitsem mi gitmesem mi? Gidersem eğer muhtamelen sayıca fazla olacaklardı ve de erkek. Belki bir kaç tanesini döverdim ancak kalanı da beni döverdi. Bunu göze alabilirdim almasına da anne denen kadına ne derdim bilemiyorum. Bazen biraz baskıcı davranıyordu. Aslında bazen değil sürekli böyleydi. Kendimi bildim bileli baskıcı ve otoriterdi. Ona alıştım. Daha çok takmamayı öğrendim diyelim biz ona. Son karar gitmemekti. Gitmeyecektim. Anne denen kadına sövmek istesemde onun gibi olamıyordum. Herşeye rağmen ona küfür edemiyordum. Bu yüzdende sakinleşemiyordum. Okulun çıkışına ilerlediğimde eve yürüdüm. Adımlarım geri geri gidiyordu. O ev benim için ev dışında herşeydi. Gözlerim dolsada burun kemerimi sıkarak kendime gelmeye çalıştım. Lanet olası aileden kurtulamıyordum (!) Evin önüne geldiğimde üstümü başımı düzeltip kapıyı çaldım. İçeriden gelen topuklu ayakkabı seslerinin kadına ait olduğu açıktı. Derin nefes alarak ifademi toparladım. Kapı açıldığında onun suratını görmek bile sinirlerimi yıpratıyordu. Kenara çekilmesini bekleyerek kapının önünde dikildim. Ne hareket ediyordu ne de yüzüme bakıyordu. Gözleri arkamda bir yere takılmıştı. Kafamı çevirip neye baktığını öğreneceğim esnada sesi buna engel oldu. - içeri gir. Arkama bakmaktan vazgeçerek içeriye girip hızla odama ilerledim. Ne kadar hızlı odama gidersem o kadar çabuk kurtulmuş olurdum onlardan. Orası güvenli olan tek yerdi. Odama ulaştığımda kapıyı açıp içeri girerek kilitledim. Güvendeyim. Güvenli alan. Güvenli alan. Yatağımın altına girerek mp3 çalarımı ve birbirine dolanmış kulaklıklarımı alıp kulağıma taktım. Yine o bilindik şarkı çalıyordu. Bir tek şarkılar beni sakinleştirebiliyordu. Onca psikiyatrik destek işe yaramadığı gibi sadece beni yormuştu. Gözlerimi yumarak şarkının sözlerini mırıldandım. ... Keep your hands right there I popped two more, she's in my mind somewhere Won't let my mind go there I took too much, don't let me drive nowhere, oh Keep your eyes on mine And if you want, I'll tell you lies Tell you I'm yours for life And tell your friend she's next in line ... Bu şarkı ruhumu dinlendiriyormuş gibi hissediyordum. Benim için çok büyük bir önemi vardı. Önceki yıllarda çok şarkı dinleyen biri değildim ama sanırım artık bir bağımlıydım. Sırf şarkı dinlemek için bir an önce okuldan eve gelmek istiyordum. Okulda kimseye nasıl biri olduğumu göstermiyordum. Göstermeyecektimde. Dersle alakası olmayan biri gibi davranıyordum fakat derslerle aram iyiydi. Bugünü de böyle bitirecektim. Her zamanki gibi. Son kez telefonumdan Instagram bildirimlerini kontrol ederken osman hocanın mesajında duraksadım. Beş dakika önce atmıştı. İki yıldır antrenman yapmıyordum. Sadece kendimi korumak için boks yapıyordum ama antrenmanları yarıda bırakmıştım. Osman hoca önemli bir şey olmadığı sürece mesaj atmazdı. Osmankrm; yazel bugün burada olman gerekiyordu. Ne için? Haftada bir ya gider ya gitmezdim. Sebebini anlamadığım için sohbetten çıkmadan tek bir mesaj atmıştım. Siz; unuttuğum bir şey mi vardı? Sonrası ise yatağımdan çıkmak için kendimi motive etmekti. Zorlansamda kalkarak ayaklarımı sürüye sürüye gardıropun önünde durdum. Ayna yoktu. Gerekmedikçe kullanmazdım zaten. Üzerime siyah kapişonlu ve siyah bir eşofman alarak üzerime geçirdim. Bunlar tamamdı da ben nasıl çıkacaktım. Bizim evde saat 8'den sonra dışarı çıkmak yasaktı. Gerçi bu sadece benim için geçerliydi ya neyse. Camdan atlayabilirdim. Kendime sırt çantası hazırlayacakken spor salonunda bıraktığım eşyaları hatırlayarak vazgeçtim. Telefonumu ve kablosuz kulaklığımı alarak cebime sokuşturdum. Cama doğru adımlayarak perdeyi çekip etrafa baktım. Karanlıktı. Sokak lambaları bile çalışmıyordu bizim tarafta. Bu iyi bir şeydi. Camı olabildiğince sessiz bir şekilde açıp kendimi camdan aşağıya attım. Müstakil bir evimiz olduğu için canım çok yanmamıştı ancak hiç yanmadığını söyleyemezdim. Evimizden konuşma sesleri yükseldiğinde çok ses çıkardığımı farkederek kendimi çalılıkların içine sakladım. Camın açılma sesi geldiğinde ellerimi ağzıma kapatarak gözlerimi yumdum. - bir ses duydum sanki anne. - oğlum ne sesi? Ben bir şey duymadım. - bana öyle geldi herhalde. - hadi gel oğluşum gidelim anne-oğul film keyfi yapalım. Camın kapanma sesi geldiğinde çıkmadım. Sesleri uzaklaştığında nihayet çalılıklardan çıkabilmiştim. Saçım başım dağılsada önemsemedim. Koşar adımlarla durağa geldiğimde cebimdeki telefon titredi. Bildirimleri sessize almak mantıklı bir karardı. Kadın bana öyle güvenmiyordu ki bir bildirim sesi bile batıyordu ona. Cebimden çıkararak üstten baktım. Osman hoca olduğunu anladığımda ise hemen mesaja tıkladım. Osmankrm; bir işim vardı sen benim yerime yarım saatliğine burada duracaktın. Ben onu tamamen unutmuştum. Doğru kızının doğum gününde yanında olması gerekiyordu ancak neden ben? Benim bu işler hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Siz; hatırladım hocam da ben bu işleri pek anlamam. Neden ben? Osmankrm; insanlar senden çekiniyor yazel. Yani benden çekiniyorlar diye mi? Çok saçma geliyordu ama kurcalamadım. Osman hoca diyorsa bir bildiği vardır. Otobüs daha gelmemişti. Beklemeye sabrım kalmadığı için yürüyerek gidecektim. Çok uzak değildi bir on beş dakikalık yoldu. Madem bu kadar kısa mesafe neden bekliyorsun? Üşendim yürümeye ama beklemeye daha üşendiğim için yürümek daha cazip geldi. Bacaklarımı açmış olurdum neticesinde. Kulübün önüne geldiğimde dışarıda biraz soluklandım. Bu bile benim için başarıydı. Osman hocayı bekletmek istemediğim için içeriye girerek danışmana nerede olduğunu sordum. aldığım cevaba göre boks yapılan alanda olduğuydu. Adımlarımı o yöne çevirerek yürürken bir kaç kişi bana selam versede karşılık alamamışlardı. Hiç birini sevmezdim. O yüzdende selam vermedim. İçerde gelen boğuk seslerden anlaşılacağı üzere antrenman yapanlar vardı. Sorun yoktu. Osman hoca beni farkederek yanıma geldiğinde ortama göz gezdirmeyi bırakıp ona döndüm. - hocam merhaba. - merhaba yazel. Ben şimdi gidiyorum yarım saate dönmüş olurum. - peki. O çıkışa ilerlerken etrafa tekrar göz gezdirdim. Ağırlık kaldıran bir genç. Kendi aralarında dövüşen gençler. Herşey olması gerektiği gibiydi. Sadece biri herkesten kendini soyutlandırmış kum torbasına ard arda yumruklar indiriyordu. Gözlerimi çekmek istesemde bakma isteğime engel olamayarak gözlerimi çocuğa diktim. Olduğum yer rahatsız hisetmeme neden olduğu için -dinlenmek için konulan- koltuklara gelişi güzel oturdum. Halâ gözlerimi ona dikmiş her hareketini izliyordum. Yavaş ama bir o kadar seri hareketlerle darbeler indiriyordu kum torbasına. Vücudu heybetliydi. Gözlerimi sırt kaslarında gezdirirken çocuk bir anda arkasını döndüğü için gözlerimi kaçıramamıştım. Çatık kaşları bana döndüğünde bu çocuğun sabah okuldaki kişi olduğu gerçeği suratıma bir tokat gibi atılmıştı. Afallayarak gözlerimi kaçırdığımda tekrar önüne dönmüştü. Bu hareket hiç benlik değildi. Yönümü başka tarafa çevirdiğimde bir çocuğun cüssesinden fazla ağırlığı taşımaya çalıştığını farkeder farketmez koşarak taşımasına yardım ettim. - kardeşim dikkat etsene biraz. - bu ağırlık sana göre mi sence?! - bilemedim abla. Ona göz devirerek halterin bir kaç ağırlığını çıkartıp ona döndüm. Bu ağırlık ona uygundu. - şimdi dene. - tamam. Geri çekilerek kaldırmasını bekledim. Düşündüğüm gibi bu işte daha yeniydi. Toy olduğu için bu kadar ağırlığı bir anda kaldırmaya çalışmıştı. Az önce kalktığım koltuklara otururken o çocuğun orada olmadığını gördüm. Nerede olduğu umrumda değildi. Telefonumu açarak biraz keşfette gezindim. Buda beni kesmeyince soyunma odasına giderek eşyalarımı bıraktığım dolabı açıp kıyafetleri aceleyle üzerime geçirdim. Kimse yoktu şaşırtıcı bir şekilde. Saate baktığımda sekizi çeyrek geçiyordu. Daha çok vardı. Kadın benim evde olmadığımı farketmezdi. Tabi nefretini kusmadığı zamanlarda. Arkamdan gelen sesle irkildim. - daha ne kadar orada dikileceksin. Önüme dönerek cevabımı verecekken gördüğüm kişiyle ağzıma gelen tüm laflar ortadan kaybolmuştu. Ona bakmama rağmen bana bakmıyordu. Geri çıkmak için adımladığım zaman boynundan aşağıya inen dövmeye takıldı gözlerim. Çok güzel duruyordu. Kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimi def ettim. Telefonumu ve airpodsları sıkarak salona ilerledim. Belki hırsımı kum torbasından çıkarabilirdim. En arkada duran kum torbasının yanına geldiğimde kulaklıkları telefona bağlayarak şarkıyı açtım. Sözsüz bir şarkı tercih etmiştim. Maksat beni motive etmekti çünkü hiçbir şey yapmak gelmiyordu içimden. Sadece ot gibi yaşayıp gitmek istiyordum. (Çalan şarkı: After house ınstrumental) Kum torbasına sabit tutarak tek bir yumruk attım. Lale denen şerefsizi hayal ederek yumruk atıyor her defasında o burnunu kırmayı hayal ediyordum. Terlediğimi hissediyor ama durmuyordum. Değecekti. Bunca şeye katlandığım için kendimi tebrik ederek yüzüme yapışan saçlarımı çektim. Parmak boğumlarım kızarsada devam ettim. Lanet olası her insan için bir yumruk. O kadın için sert bir yumruk daha. O vasıfsız piç oğlu için ise tüm gücümü toplayarak en can acıtanından bir dirsek attım. Dirseğimden parmak uçlarıma kadar elim uyuşsada sinirlerime engel olamıyordum. Durduk yere çıkıyordu bu sinir. Nedenini hiçbir doktor anlamamıştı. Bende henüz anlamamıştım. Kafa yormamıştım. Bakışlarım istemsizce kapı eşiğine kaydığında osman hocanın bana gülümseyerek baktığını yeni yeni idrak ediyordum. Ne halt ediyordu o orada? Hani doğum günü- lanet pislik keltoş beni kandırmıştı. Hocaya ters bakışlar atarak yanına ilerledim. - hiç bakma öyle yazel. - derslerini aksatıyordun. - hocam çok büyük ayıp ettiniz. İçimden küfür ederek suratına karşı sakin kalmak çok zordu. Şeytan diyordu çak ağzına bir tane amel defterini dür ama gerçekler beni burada da yalnız bırakmadığı için onun eski boksör olduğu gerçeği yerli yerindeydi. - sana yazel antrenmana gel desem gelir miydin? Düşündüm. Gelmezdim. Haklıydı beni benden daha iyi tanıyordu keltoş piç. Burada kalıp daha fazla küfretmek istesemde evdeki canavar olayı çakmadan eve dönmem lazımdı. - gelmezdim. - hocam ben eve dönmeliyim. - seni bırakmamı ister misin? Lüzumu yoktu. Gizlice geldiğimi bilmediği için bu bacağıma sıkmak olurdu. Her şey yeterince kötüyken birde bu olay hayatımı cehenneme çevirirdi. - ben kendim gidebilirim. - iyi akşamlar hocam. Kıyafetlerimi değiştirmeden soyunma odasından kapişonlumu alarak çıktım... *Amok sendromu, kişinin yoğun strese maruz kalması, baskı ve travma sonucunda görülen, kontrolsüz bir biçimde şiddet hareketleri sergilemesine neden olan durumdur. Psikiyatrik hastalık olarak değerlendirilen amok hastalığı, ani ve sebepsiz öfke patlaması anlamını taşır. dövme temsili;  Heyoooooooeverivan canlarım. Bölüm nasıldı? Sizler nasılsınız? Yine ben yine sizlerleyim. Dediğim gibi gitmedim buradayım. Bölüm hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum. Oy ve yorum yapmadan gitmeyeceğine göre, aklında öyle birşey varsada çıkar aklından. Umarım beğenirsiniz bölümü. Seviliyorsunuz ❤️ *Şarkının adı: Renegade... 17.34 02.03.25 Bölümleri düzensiz olarak atacağımı belirtmiştim. Belki şuan bile beş numarayı yazmaya başlayabilirim vsfwgsvvs aklımda fikirler var ama bilemiyorum. Neyse kaçtımmmm. İyi akşamlar 🌠
Bölüm 2
Mizantrop
