Atlas elindeki telefona kararsızlıkla baktı. Neşe'nin dün akşam yazacağını düşünmüştü ama yazmamıştı. Nedendir bilmiyordu ama sabahı zor etmişti Atlas. Dün akşam neden yazmamıştı Neşe?
Şimdi ise kara kara düşünüyordu acaba ben mi yazsam diye. Daha önce ilk hep Neşe yazardı. Bu kadar çekinmesi nedendi?
Yazmaya karar verip bu defa ilk mesajı atan o oldu.
Atlas: Selam, nasılsın?
Neşe telefonundan gelen bildirim sesiyle gözlerini yeni açmıştı. Cumartesi olduğu için erkenden kalkmasına gerek yoktu ve o da önceki günün yorgunluğunu atmak için uzun bir uyku çekmişti.
Neşe: Günaydın, iyiyim
Neşe: Hatta baya baya iyiyim
Atlas: Yeni mi uyandın sen? Saat on bir!
Atlas: Hem niye baya baya?
Neşe: Tamam işte, tam haftasonu uyanma saati. Haftasonu da sabahın köründe kalkamam dimi
Atlas: Tamam tamam bir şey demedim.
Neşe: Hem baya baya çünkü sonunda istediğimi yaptım
Neşe: Derya'yı senin tabirinle vahşi Neşe'yle tanıştırdım
Atlas: Ne yaptın?
Neşe: Birkaç tutam saçından oldu ya fazla bir şey yok
Neşe: Biraz suratını falan da çizmiş olabilirim
Neşe: En son yüzüme dokunmaa diye bağırıyordu
Neşe: Yazık oldu tabi hergün dakikalarca yüzüne bakım yapıyordu
Neşe: Ama banane değil mi?!
Atlas: Ne diyeceğimi bilemedim.
Atlas: Sen iyi misin? Yani sana zarar verdi mi?
Neşe: O beni dövebilir mi sence?
Atlas: Bilmem?
Neşe: Atlas!
Atlas'ın az önceki gerginliği bir anda geçti. Gerilmişti çünkü kavga ettiğini duyunca acaba zarar görmüş müdür diye düşünmüştü. Şimdi ise gülümsüyordu belli ki zarar tek taraflıydı.
Atlas: Tamam tamam dövemez galiba.
Neşe: Galiba???
Atlas: Ne yapabilirim kızım? İkinizi de tanımıyorum. Belki Derya dövüş sporu yapıyor ben nereden bileyim?
Neşe: Yok be ne spor yapacak o?!
Neşe: Tırnağı kırılsa oturur ağlar
Neşe: Of ne çok konuştuk şu gereksizlerden sabah sabah
Neşe: Başka bir konu aç Atlas
Atlas: 0! ve 1! değerleri neden birbirine eşit biliyor musun?
Neşe: Sıfırın ve birin yanına niye ünlem koydun?
Neşe: Ne yapıyoruz oraya gelince yüksek sesle mi okuyoruz?
Atlas: Ciddi değilsin değil mi?
Atlas: Lütfen bana şaka yaptığını söyle Neşe!
Neşe: Ne şakası Atlas? Düzgün bir soru sordum sana işte
Atlas: Bu kadar mı sözelcisin be?!
Atlas: Neyse tamam sakinim.
Atlas: Olabilir.
Neşe: Atlas
Neşe: Çok tatlısın!
Neşe: Sadece şakaydı
Gördüğü mesajla kalp atışları birden hızlandı Atlas'ın. Tatlı mıydı?
Güya sakın olması için şaka yaptığını söylemişti Neşe. Ama daha da heyecanlandırmıştı, haberi yoktu.
Neşe ise anın verdiği hisle birdenbire öyle yazıvermiş şimdi de kendi kendine hayıflanıyordu.
"Tatlısın mı dedim ben? Niye dedim, nasıl dedim? Off of!"
Eliyle yüzünü kapatıp kendince utandı. Mesajı silecek vakti de olmamıştı, atar atmaz okumuştu Atlas. Elindeki telefonu korkunç bir nesneymiş gibi yatağının diğer ucuna fırlattı. Tam telefon hızını alamayıp yataktan düşecekken hızla atılıp telefonu yakaladı. Telefonu sadece yumuşak zeminlere düşebilirdi. Kahrolsun fakirlik! Düzgünce tribimizi bile yaşayamıyorduk!
Tereddütle mesajları açtı. Çevrimiçiydi, mesajı görmüştü ama cevap vermemişti. Üstelik dakikalar geçmişti.
Çevrimiçiydi çünkü hâlâ dakikalar önce atılan mesaja bakıyordu.


