"Sen yine niye geldin?" Atlas bütün kibarlığıyla sormuştu. Tuna sürekli yanındaydı onu hiç yalnız bırakmıyordu. Bazen zorla evine gönderiyordu bugün de o günlerden biriydi. Sadece birkaç saat önce gitmişti ve şimdi yine buradaydı. İkisi kuzen olsalar da kardeş gibi büyümüşlerdi.
"Sen boş ver beni, boşuna uğraşma. Gitmiyorum diyorsam gitmem alış artık." deyip etrafına bakındı Tuna. Kapalı perdeleri görünce gözlerini devirdi. Kalkıp perdeleri açtı. Açarken söylenmeyi de ihmal etmemişti. "Şu perdelerini bile açmıyorsun ben olmasam bir de git diyorsun."
Geri dönüp koltuğuna otururken imalı bakışlarla Atlas'a baktı. "Her şeyden soyutluyorsun kendini. Ya da soyutluyordun desem daha doğru olur. Son zamanlarda dünyaya dönmeye başladın."
Bu çok belirgin bir değişiklikti. Her zaman yanında olduğu için Tuna hemen fark etmişti. Birkaç haftadır yüzü gülüyordu Atlas'ın. Umutsuz hali hâlâ üzerinde olsa da bir nebze mutlu görünüyordu. Ve muhtemelen bu Neşe'nin sayesinde olmuştu.
"Nasıl gidiyor yenge hanımla?" Atlas'ı sinirlendirse de bu pek umurunda değildi.
"Yengen falan değil o senin, aramızda bir şey yok bizim." Atlas'ın önce kaşları çatılmış sonra ise yüzü hüzünle düşmüştü. Ne çok isterdi Tuna'ya Neşe'yi yengen diye tanıştırabilmeyi.
"Oğlum nasıl yok lan?! Az önce flörtleşiyordunuz? Konuşuyorsunuz, buluşuyorsunuz. Nesiniz siz o zaman?" Ellerini iki yana açmış isyanını beden diliyle bile yansıtıyordu Tuna.
"Flört falan yok! Arkadaşız biz." dediğinde bunu kendisi de kabullenmeye çalıştı Atlas. Halbuki daha az önce Neşe'nin duygularını yazdığı şiiri okumuştu. Bu nasıl arkadaşlıktı? Hiçbir şey planladığı gibi gitmiyor aksine sarpa sarıyordu.
"Ben böyle arkadaşlık görmedim yalnız!" Tuna arkasına yaslanıp bir ayağını diğer bacağının üstüne attı. Atlas'ın yüzünü dikkatle inceledi. Tespiti hâlâ geçerliydi, eğer Tuna kaç yıllık kuzenini tanıyorsa bu adam aşıktı.
"Yok yok sen aşıksın,"dedi yine dayanamayarak. Atlas'ın gözleri sert bir şekilde ona döndüğünde bir miktar tırssa da susmadı. Cesareti gelmişken konuştu. "Ve biliyor musun bence o da sana aşık."
Bunun düşüncesiyle bile kalp atışları hızlandı Atlas'ın. Oysa yüksek ihtimalle bu gerçekti. Bir süredir Neşe'nin tavırları değişmişti, daha yakındı. Zaten son yazdığı şiirle de bunu belli etmişti.
İnsan en çok kaçtığı şeylere yakalanıyordu. Bir şeylerden ne kadar uzak durmaya çalışsan da bazen başaramıyordun.
"Tuna," dediğinde artık düşünceleriyle baş edemiyordu. Hayal ettiği seyler haddinden fazla güzeldi. Bir şeyin hayali ne kadar güzelse hayal kırıklığı da o kadar can yakardı. "Sus artık."
"Susayım tamam ama önce bir şey daha söylemem lazım." Ne zamandır bunu Atlas'a söyleyip söylememek konusunda kararsızdı. Muhtemelen söylemesine gerek yoktu, Atlas zaten her şeyin farkındaydı.
"Öyle susmuş olmuyorsun yalnız,"diye itiraz etse de bunun bir faydası yoktu. Tuna ne isterse onu yapardı. Şu anda da Atlas'ın söylediğini umursamamıştı. Sadece kendi söyleyeceklerine odaklanmıştı. Kelimeleri nasıl birleştirmesi gerektiğini düşünüyordu.
"Ona söyledin mi?" dedi sonunda. Neyi kastettiğini Atlas gayet iyi anlamıştı. Can sıkıntısıyla ofladı. Bunları konuşmak istemiyordu.
"Söylemedim Tuna,"deyip bakışlarını az önce Tuna'nın açtığı pencereye çevirdi. Bulutlar bütün gökyüzünü sarmıştı. Derin bir iç çekti.
"Bence söylemelisin, eğer konuşuyorsanız ve ilişkiniz ilerliyorsa bunu bilmeli." Tuna, Atlas'ın sabrını fazlasıyla zorladığını farkındaydı.
Atlas penceredeki bakışlarını keskin bir hareketle Tuna'ya çevirdi. "İlişkimiz falan yok diyorum Tuna! Ona hiçbir şey söylemeyeceğim çünkü onunla olan arkadaşlığımı bitireceğim anlıyor musun? Bu yüzden bir şey bilmesine gerek yok."
Bu söylediklerine ne kendisi inanıyordu ne de Tuna. Gittikçe tutuluyordu Neşe'ye, ondan nasıl uzak duracaktı?
"Onu bırakabileceğine inanıyor musun gerçekten? Gözlerindeki aşkı ben görüyorum Atlas sen nasıl farkında değilsin?!"
Elleri yumruk şeklini alırken zorlukla yutkundu. Asıl bir şeyleri farkında olmayan Tuna'ydı. Belki de kabullenmek istemiyordu. Ama biz kabullenmesek bile gerçekler değişmiyordu.
"Şimdi ben onu kendi isteğimle bırakmasam ne değişecek Tuna?"dediğinde gözlerinin önü buğulandı. Kısa bir an havaya baksa da fayda etmedi. Yumruk olmuş elini açıp sertçe gözlerini sildi. "Eninde sonunda onu bırakacağım."


