Neşem: Atlas
Neşem: Ben bir şey yaptım
Neşem: Normalde hemen çevrimiçi olursun şimdi neredesin
Neşem: Atlas gelsene buraya
Atlas: Buradayım.
Atlas: Ne oldu kötü bir şey yok değil mi?
Neşem: Yok yok
Neşem: Aksine güzel bir şey var
Neşem: Şiir yazdım
Neşem: İnanabiliyor musun ben şiir yazdım
Neşem: Ben yaptım!
Atlas: Atomu parçalamış gibi bir hâlin var :)
Neşem: Ne
Neşem: Sen benimle dalga mı geçiyorsun yani
Neşem: İyi öyle olsun
Neşem: Oysaki ben o şiiri senin için yazmıştım
Neşem: Görmüş oldum ki hak etmiyor muşsun
Neşem çevrim dışı
Atlas yazıyor...
Atlas çevrimiçi
Atlas yazıyor...
Atlas: Öyle demek istemedim.
Atlas: Neşe seni üzmek istemedim özür dilerim.
Atlas: Lütfen gelir misin?
Atlas: Benim için yazdığın şiiri görmek istiyorum :)
Neşem: Biraz zor görürsün artık
Neşem: Ben konuşmuyorum seninle
Atlas: Konuşmadığına emin misin?
Neşem: Atlas!
Atlas: Tamam tamam sinirlenme, hadi şiiri gönder bana.
Neşem: Seninle konuşmuyorum ama sırf o kadar emeğim boşa gitmesin diye gönderiyorum
Neşem: Barıştım sanma yani
Neşem: İki saattir bunu yazmaya uğraşıyorum ben
Neşem: Atomu parçalamak kadar olmasa da benim için zordu
Atlas: Neşe yapma böyle seninle alay etmedim.
Neşem yazıyor...
Neşem çevrimiçi
Neşem yazıyor...
Neşem:
Aniden rastladım sana
Tutuştu kalbim bir bakışınla
Lâl oldu dilim hep karşında
Anla belki söyleyemem sana
Sen oldun bana bütün bir dünya
Neşem çevrim dışı
Atlas yazıyor...
Atlas çevrimiçi
Atlas yazıyor...
Atlas çevrim dışı
Neşe mesajı gönderir göndermez telefonunu kapatıp bir kenara atıvermişti. Hâlâ ne yaptığına kendi bile inanamıyordu, yazarken Atlas'a göndermek planları arasında yoktu aslında ama bir anda göndermeye karar vermişti.
Şimdi hem deli gibi telefona bakmak istiyordu hem de ne cevap vereceğini görmeye hazır hissetmiyordu. Günlerdir içinde olan heyecan neredeyse on kat artmıştı. Sonunda dayanamayıp telefonunu kontrol ettiğinde yaşadığı hayal kırıklığı gözlerine kadar ulaştı. Mesajını görmüş ama cevap vermemişti, derin bir nefes alarak sırtını geriye yasladığında elindeki telefon çalmaya başladı. Ani bir refleksle telefonu düşürdüğünde kısık sesle kendine söylenmeye başladı. Yere düşen telefona uzanıp aldığında yanlışlıkla aramayı cevapladığında kısa bir an gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı. Heyecan ona iyi gelmiyor aksine saçma davranmasına sebep oluyordu, gerçi heyecanın kimseye iyi geldiğini sanmıyordu ya neyse.
Birkaç saniyedir açık olan telefon ekranına düştü bakışları. Ansızın yakalanmıştı, çok hazırlıksızdı. O mesajın üstüne ne söyleyecekti?
Atlas okuduğu şiirin etkisinden kurtulamamıştı, mısralar zihninde sürekli dönmeye devam ediyordu. Verecek bir cevap bulamamıştı ama susmak da istemiyordu. O an içinden geldiği gibi davranmış ve Neşe'yi aramıştı. Sesini duymak istiyordu. Belki de bu mısraları onun sesinden duymak?
Sessizliği bozmak adına "Neşe?"diye seslendi Atlas. Telefonun karşısından gelen bazı sesleri duyuyordu ama hâlâ beklediği ses kulaklarına ulaşmamıştı.
"Efendim?" Neşe korkunun ecele faydası yok diyerek konuşmuştu. Doğaçlama gidecekti artık.
"Çok beğendim,"dedi Atlas direkt konuya girerek. Hissettiği beğeni sesinden anlaşılıyordu. Aslında ne yazdığı bile hiç fark etmezdi Atlas için, Neşe'nin Atlas'a yazması yeterliydi. O cümleler bir anda dünyanın en güzel cümleleri olurdu.
"Neyi,"diyerek afalladı Neşe. Konunun ne olduğu bile zihninden uçup gitmişti.
"Benim için yazdığın şiiri," dediğinde çoktan gülümsemeye başlamıştı. Neşe onu hep böyle etkiliyordu, daima gülümsetiyordu. Şiir yazması onu zaten mutlu etmişti bunu bir de kendisi için yapması ona göre bambaşkaydı.
Neşe alnını tutup başını iki yana salladı. Bu kadar heyecanlanacak ne vardı? İki saniyede ne konuştuklarını unutacak kadar heyecanlanacak ne vardı?
Kendine kızma aşaması bittiğinde Atlas'ın sözlerine odaklandı. Kaşlarını çatıp "Bu kadar mı yani?"diye mırıldandı. "Sadece beğendin mi?"
Atlas kastettiği şeyi bildiği için sırıttı. Yatağında sırtını iyice dikleştirirken "Evet,"dedi. "Beğendim işte daha ne diyeyim?"
"Atlas fark etmedin mi?!" Neşe üzgün bir şekilde yakınırken Atlas oldukça keyif alıyordu.
"Fark etmem gereken bir şey mi vardı?" Neşe'yi sinirlendirmeye bayılıyordu ve bu çok güzel bir fırsattı.
"Yoktu Atlas! Yoktu!" deyip ofladı Neşe. Karşıdan gelen kahkaha sesiyle çattığı kaşları düzeldi. Atlas'ın böyle sesli bir şekilde güldüğüne hiç şahit olmamıştı. İstemsizce dudakları yukarı kıvrıldı.
"Niye gülüyorsun Atlas, sana sinirliyim şu an ve ben komik bir şey göremiyorum," dediğinde kendisi de gülümsüyordu ama bunu Atlas'ın bilmesine hiç gerek yoktu.
"Sana gülüyorum Neşe,"diye açıklamasını yaptı Atlas ve kendini tutamayıp "Sinirliyken çok tatlı oluyorsun."dedi.
Neşe'nin dudakları düz bir çizgi hâline gelirken elini kalbinin üstüne yerleştirdi. Her zamankinden hızlı atıyordu. Dili kilitlendi, cevap veremedi. Ne diyebilirdi ki zaten? Böyle cümleler duymaya alışık değildi.
"Fark ettim Neşe," Sessizlikten Neşe'nin bir şey söylemeyeceğini anlamıştı. Daha fazla üzülmesin istedi. "Şiirini gördüğüm ilk anda fark ettim. Benim için akrostiş yazmışsın."
Sonunda fark etmiş olmasının verdiği rahatlamayla derin bir nefes aldı Neşe. Ciddi ciddi sinirleniyordu çünkü. Akrostiş yazmak kolay iş değildi, çok uğraşmıştı.
"Ama merak ettiğim bir şey var," dedi kısık ve kararsız bir ses tonuyla Atlas. "Yazdığın şiirin mısralarına anlam yüklemeli miyim?"
