İçeriğe geç

ÖTÜKEN GÜNEŞİ

Bölüm 3 · 10 dk okuma

ÖTÜKEN GÜNEŞİ

Bölüm 3

2. KORDELA

Karşılaşmadan ölseydik,yazık olurdu

pek çok şey yarım kalır,zaman bile dururdu

madem ki her olay kaderimizde belli

inan ki ,bu yürek,o yüreği bulurdu.

-Çanakkale

“Çanakkale içinde vurdular beni ölmeden mezara koydular beni oooo gençliğim eyvah”

bu mükemmel ses orkestramla beraber bir yandanda bavulumu hazırlıyordum nedenmi çünkü Hakkariye gidiyordum EVET BİLDİĞİNİZ HAKKARİ! Hemde ilk görevimi yapmaya ilk beyaz önlüğümü giymeye çok heyecanlıydım fakat annem bu durumdan mütmain değildi gitmemi pek istemyordu deli gibi heyecanla bavulumu toplarken değerli pamuğum annem odaya girdi ve herzamanki o konuşma döndü”Ayçin bal kokulum gidecekmisin illa”

“anne bu konuyu kapattığımızı düşünmüştüm söz veriyorum vallahi her durumddan habedar edeceğim seni hem gizemde benle olucak”

gizem ev arkadaşımdı hemde lise arkadaşımdı

“biliyorum ama keşke seninde yanında biri olsaydı”

“anne gizem varya?”

“yok öyle değil be kızım böyle nişanlın falan”

başlamıştı yine evlilik konusuna olayları birbirine bağlama konusuna hayranım

“anne ne alaka şimdi Allah aşkına ya lütfen daha fazla bu konuyla konuşup moralimi bozma”

mahsun mahsun bakmıştı pamuğum bende hemen sarıldım evet biliyordum haklıydı benim için en iyisini istiyordu ama emin olmalıki kızı onun yüzünü kara çıkartmıyacak

tam bu arada erkek kardeşim Ardam,mavişimm odaya girip “oo aile sarılmasımı iyi peki”diyip benle annemin üzerinden kollarını sarmıştı onun için aile sarılması bu 3 kişiden ibaretti ben,annem,o Arda babamın vefatından sonra doğmuştu babamı ne gördü ne sesini duydu nede oturup diğer erkek çocukları gibi babasıyla top oynadı babamın vefatıdan sonra annem ilk aylar çok kötüydü hatta Arda doğmaması için elinden geleni yapmıştı Arda şuan polislik okuyor ama annem izin verseydi harp okulunu okuyacaktıki aslında oraya daha meyilli fakat annem polisliğe zor izin vermişti diye zorlamıyor ama herşeye rağmen bu üçlü birbirini çok sevmişti,seviyordu,sevecektide derken içeriden Halil dayımın sesi geldi “Ayçoli hadi kız otobüs kaçacak”aile sarılmamıza son verip “geldim geldim”dedim bavulu kapatıp annemle ve kardeşimle son bir kere sarılıp annemin elinden öptüm ve “beni merak etmeyin” dedim

“Allah’a emanetsin bal kokulum” demişti pamuğumu ve mavişimi bırakıp evden çıktım ve dayımın yanına inip bavulu arabanın arkasına koyup arabaya bindim,arabanın camından annemle,kardeşime el salladım ve dayımla yola çıktığımız gibi dayım hemen“yenidende sevebiliriz akdeniz”1 şarkısını açmıştı dayım Ayna grubuna takıntılıydı gençlik zamanı olsun şimdi olsun imzalı cd si bile vardı Halil dayım çok kafa dengi komik biriydi hayat adamıydı bildiğin. dayım şarkının ritmine kapılmışken Damla aradı

“alo”

“alo şekerparem nerdesin”

“otogara yeni gidiyorum Damo”

“tamam şekerparem seni bekliyor olucamm görüşürüz”

“görüşürüzzz”

telefonu kapattım o sırada dayım

“kimdi o Ayçoli”

“arkadaşım damla dayı”

“hee şu düğünü olacak olanmı”

diyip güldü burda bana bir gönderme vardı sezmiştim

“dayı! Damla benden büyük zaten”

hala gülmesine devam ederken ilk aralıkta

“kaç yaş 10 mu”

diyip devam etti gülmesine oflamaktan başka bir cevap verememiştimki Otogara vardık ikimizde arabadan inince dayım bagajtan valizimi alıp taşımaya başlamıştı bende önden önden otobüse koşmaya başladım dayım ise arkadan “yav kızım bunun içinde ne var eşşek ölüsümü” diyerek sızlanmaya başlamıştıki bende otobüsün yanına gidip

“hadi dayııı çok yavaşsın iyice yaşlandın hee”

diyince dayımda valizle zorlana zorlana yanıma varmıştı

“yaşlandırdın yaşlandırdın beni sen yaşlandırdın”

diyince şımarık bir gülüş attım ve valizimi otobüsün bagajına koyup binmeden dayımla son kez sarılıp ,

“dayı annemle Arda sana emanet”

dedim dayımda gülümseyerek

“tamam tamam sen işine odaklan hee baktın birileri canını sıkıyor dayın buarada”

gülüp başımla onayladım ve otobüse binip koltuğuma oturdum aa ne şanslıyımki yanımda bir erkek çocuğu ve annesi varr ayyy şansa bak erkek çocuklarına bayılırım ama umarım deccal gibi bir şey değildir baya masum bakıyordu bu ama, otobüs kalkmaya başlayınca dayıma el sallamaya başladım ve yavaş yavaş otogardan çıkmaya başladı otobüs, dayımda otobüs otogardan çıkana kadar peşinden koşarak bana el sallamaya devam etti evet belki diğer arkadaşlarım gibi bir babam yok ama beni çok seven bir dayım var bunu hatırlamak beni çok mutlu ediyordu bunu düşünürken gözümden bir yaş süzülmüştü bile o sırada küçük bir el koluma dokunup

“siyah gözlü abla neden ağlıyorsun?”

yanındaki annesi onu durdurmaya çalışmıştı bende

yaşımı silip gülerek

“ben mutluluktan ağlıyorum çok sevdiğim birinin yanına gideceğim”

“bizde babamın yanına gidiyoruz demi anne”

diyip annesine döndü anneside onaylayıp

“eşim askerde oyüzden ablacım çocuk babasını çok göremediği için böyle heyecanlı kusura bakma”

“yok hayır anlıyorum onu bende şehit kızıyım”

bunun üzerine abla halime üzülür bir ifadeyle eli ile sırtımı sıvazlayarak

“başımız sağ olsun canım”

“vatan sağolsun abla”

biz şehit ve asker çocuklarının her zaman karşılaştığı o diyalogdu her “başınız sağolsun” a içimiz yana yana “vatan sağolsun” demek ama her ne kadar içimiz yansa da bu cennet vatanı her daim sağ olsun.

Biraz sonra kulaklığımı takıp telefonumdan “kafam senden bile güzel 2” dinlemeye başladım bu şarkıyı çok severdim ilk çıktığı zamanı asla unutmam deliler gibi gizemle dinlerdik gizem zaten fanatik kolpa hayranıydı bu şarkıyı sevmemesi mümkün değildi antremanlarında hep bunu dinlerdi söylemeyi unuttum gizem bi boks antrenörüydü güçlü erkek gibi bir kızdı korumacıydı oldukça beni çok sahiplenir hep birilerinden kıskanırdı bazen Damladan bile bu aslında hoşuma giderdi onun yanında kendimi kendim gibi hissederim derken telefon çaldı arayan gizemdi

“alo”

“alo gizem”

“ne yaptın çanakkale güzeli”

“ne yapiyim yoldayım geliyorum”

“iyi yanında kim oturuyor”

buna baya güldüm

“korkma karşı cins değil”

“he iyi güzel kapatıyorum ozaman otobüsten inince direkt eve gel hee”

“tamam tamam görüşürüz”

“görüşürüz”

çok yorulmuştum göz kapaklarım istemsiz kapanıyordu kapanmıştı bile

Hakkari’ye varınca

nazik bir dokunuşla uyandırıldım uykumdan

“canım uyandırmak istemezdim ama Hakkariye hoş geldin”

bu yanımda oturan ablaydı

“yerimden hafif doğrulup

“olur mu çok teşekkür ederim”

otobüs otogora girmeye başlayınca dikkatimi keskin çene hatlarına ve sinek kaydı traşa sahip, net 2 metre olan,yapılı,heybetli bir asker çekti ,yanında arkadaşıyla konuşuyordu sanırım , aslında gözlerinin sert bakışı çok tanıdık gelmişti ama nerden tanıyor olabilirimki?

Otobüs otogara park edilince hemen otobüsten inip valizimi almaya bagajın oraya gittim valizimi alıp otogardan çıkmak için çıkış tarafına ilerledimki arkamdan sert bir ses

“Ayçin!”

diye seslendi yok ya bi Ayçin ben mi varım yürü kızım sen

“AYÇİN!”

ses gittikçe sinirleniyordu ay kimse bu Ayçini şu adama bakabilirmi!?

Bu sefer arkamdaki ses derin bir nefes alıp sinirle

“SERÇE!”

dur birdakika serçe mi? Kesinlikle bana sesleniyordu ama nerden biliyordu bir yabancı bunu? Artık arkamı dönmeliyim sanırım

tam dönüyordumki birden dengemi kaybedip arkama doğru düşmeye başladım o kadar inanmıştımki düşeceğime gözlerimi kapatım elimi anlıma koyup “ah düştümm sırtımm”

diye sızlanırken sanki yerden daha yüksek bir yerde olduğumu hissettim tek gözümle çaktırmadan bakiyim dedim baktımki Ayçin kızım yerde değilsin hemen gözlerimi korkuyla açtıp karşıma baktımki

o ,evet o ,vardı karşımda, belimden tutup düşmememi engellemişti “rezil olduk babaaaa” dedim içimden birden adamın yüzüne odaklandım acaba bu adam benim kutup ayısı olabilirmiydi? Yok canım oda böyle sinirliydi ama kuru muru bir şeydi o onu baya süzdüğümü farkedince

“2 saattir sesleniyorum Ayçin insan dönüp arkasına bakar demi?!”

bana hemen bu şekil sinirlenmesine bende sinirlendim ve anladımki bu bizim Alparslan

“BAKTIM BE İŞTE NE BİLİM BANA SESLENDİĞİNİ HALLA HALLA”

“KIZIM DELLENDİRME BENİ SENİN İSMİN AYÇİN DEĞİLMİ?”

“ÖYLE!”

“EEEE!”

belimdeki elini tüm gücümle ittim ama pek bir fayda vermemişti bende çingene modumu açtım

“YA BIRAK BE BENİ HEM NİYE GELDİNKİ SEN ,SANA MI KALDI HEM NERDEN BİLİYORDUN BENİM BURAYA GELDİĞİMİ KİM SÖYLEDİ SANA HALİL DAYIM DEMİ AHH ANLAMALIYDIM ZATEN?!”

sinirim kelime çokluğundan anlaşılıyordu

“bence git dayının elinden öp yoksa böyle yerde seni tek bu kafayla yaşatmazlardı”

hıhı çok komik bakışımı atmıştım oda kolumu sımsıkı tutmuş, diğer eliylede bavulumu tutmuş benide bavul gibi sürüklüyordu sinire bak ya burda dayım tarafından ihanete uğrayan benim

“YA ALPARSLAN BIRAKSANA BENİ”

asla kulak asmadı burnundan bir nefes soldu,kolumu çekmeye çalıştım oda işe yaramamıştı

bir arabanın yanına geldik,arabada yakıyoo hee porshe’du içi kırmızı dışı siyahdı tam bi şey arabasıı ee piyasa:) hemen valizi bagaja koydu ve sinirle kapımı açtı yüzüne sadece bakakaldım oda kafasıyla binmemi işaret etti bende bindim oda binince hızla hiç bir şey demeden arabayı sürmeye başladı arabada kısık bir sesle “Ayna-ceylan” çalıyordu bu şarkıya bayılırdım aslında Alparslanda küçükken beni uyuturken hep bu şarkıyı söylerdi bana o zaman bile söylemesi çok hoşuma giderdi acaba şimdi istesem söylermi off ne diyorum saçmala Ayçin. tamam şimdi yalan yok Adamı baya süzdüm ama sorun bakıyım niye? E tabiki bizim Alparslan mı diye emin olmak için gözleri yola bile çok sert bakıyordu hiç normal baktığı zaman yokmuydu? Hep gözleri böyle soğuk mu bakardı?hiç birine sıcak bir tebessüm atmışmıydı? Yine sorularla boğulurken net bir sesle bir soru yöneltmişti bana

“konumu biliyormusun?”

heyecan yapmıştım çünkü bilmiyorum

“e şimdi şöyle bilmiyorum ama hemen açıyım navigasyondan”

“gerek yok yer ismi söyle”

bu neydi şimdi raconmu kestin Allah’ım ya zorla

“yüksekova”dedim hemen o yöne doğru sürmeye başladı arabayı mahallelere girince evin etrafını tarif ettim ve evin önüne varınca arabadan indik ve zümrüt yeşili,oldukça sert bakan gözlerini bana çevirdi bende yüzünü görebilmek için çenemi kaldırdım

“burada kimle kalıyosun?”

bu neydi şimdi anam mısın babammı?

“ilgilendirirmi?”dedim gülerek

“AYÇİN!”

“off tamam be Gizem,lisedeki arkadaşım onla kalıyorum”

çatık kaşlarıyla,şöyle bir süzdü beni

“sen yinede bir şey olunca ara”

“tamam saol”

valizi eline aldı binaya girdik asansöre bıraktı tekrar bana dönüp

“buarada hareketlerine dikkat et Ayçin burası Çanakkale’ye benzemez”

“pardon?! Alparslan ben 25 yaşındayım neyi nasıl yapmam gerektiğini biliyorum ben artık o 5 yaşındaki serçe değilim”

küçümseyerek

“belli otogardaki hareketlerinden,bak Ayçin burasının sana göre olmadığını zamanla anlayacaksın”

“saol canım hayat dersi için ama ben kolay kolay vazgeçmem bunu çok iyi biliyorsun”

tam saçımı savurmuş asansöre binecekken dönüp

“he buarada teşekkürler”

diyip bir hışımla asansöre binip kat 7 ye bastım yukarıya çıkınca Damla ve Gizem kapıda dedikoducu teyzeler gibi beni bekliyorlardı koşa koşa kapıya doğru gidince sarılmaya başladım ikisine birde, onlarda beni kollarımdan tutup hesap sorar gibi

“AYÇİN BU ADAM KİM?”

dalga geçerek

“müstakbel enişteniz,Ayy şakası bile korkunç”

gizem öne atılıp

“Ayçin doğru düzgün söylesene kızım”

“ya üff çocukluk arkadaşım işte,benim buraya geldiğimi duyunca gelip yardım edesi tutmuş”

Damla ve Gizem ile aramda 2 yaş olsada ikiside benden olgunlardı ablam gibilerdi ama Damla bu olaylara ne kadar da olumlu baksada Gizemde bir okadar olumsuz bakıyordu damla bu sözüm üzerine

“nasıl bir çocukluk arkadaşı yoksa aşkadaşımı demeliyim aşkparem hıh?”

“ya artık içerimi geçsek?”

diyip kendimi evin içine attım Gizem ise

“geç geç içeride derilerini çitilicem”

bende gülmüştüm içeri geçince kızlarla yatak odama gidip eşyalarımı yerleştirmeye başladık,Damla birden kıysfetlerimi düzeltirken şöyle dedi

“ayhh ben gidince ağlıyacakmısınız?”

gizemde

“yok valla Damlacım sen kaşındın şimdi sen orda Kaaanla fingirdeşirken bizim senin arkandan ağıtlar yakmamızı bekleme”

damla ters ters bakıp

“aşk olsun odun GİZEM!”

onlar didişirken bende bu hallerine gülmeye başladımki,Damla konuşmaya başladı

“onu bunu bırakında bizim prova yapmamız lazım”

bende

“ne provası?”

“e canım kına 1-2 gün sonra testi provası”

gizemde

“nasıl olacak?”

“bir fikrim var”

biraz sonra odaya sandalye ile geldi,

“gizem otur bakıyım”

“niye”

“sen kaanın modeli olacaksın”

“ya niye ben”

“e ben gelinim siz ikinizin arasındada en eril sensin hadi gel”

gizem oturmuştu sonra eline bir su şişesi aldı ben de arkadan Ebru yaşarın-seni anan benim için doğurmuş açınca hemen moda girdi Damla Gizeme sırnaşmaya başladı sonrada şişeyi çalkalaya çalkalaya etrafında dönmeye bende alkış tutuyordum

“aşk bir hastalıktır tabi anlamaz” diyede eşlik ediyordum

şarkı bitimine doğru Damla testiyi Gizemin önüne attı bende

“sen kaanın kafasına at ama”

dedim

“ayy psikopat sen onu kendi kocana yaparsın”

“yaparım ne var”

“kınandada karakola düşeriz artık”

buna toplu gülmüştük sonra Damla tekrardan konuşmuşdu

“sen kafkas oynuyacaksın ”

“hıhı”

“o da tamam o zaman yarın gelinliği almaya çıkıcaz”

“ben gelemem yarın hastanede göreve başlıyorum”

“yaa tüh neyse gizemle sana fotoğraf atarız”

“olurrr”

“bakın kızlar tekrar söylüyorum sakın siyah giymiyorsunuz”

gizem sorgularcasına

“nedenmiş”

“kız o ne ya yastaymış gibi anlıyorum üzgünsünüz ama bu kadara gerek yok”

gizem şaka yaparak

,”ayynen aynen nedemessin”

damla onu dürtmüştü saat 9’a geliyordu bende kalkıp

“eee ben yatıyım malum yarın yorucu olucak”

damlada

“tamam kuşum bende kaancığımı arıyım gelsin beni alsınn”

gizem ters ters bakmıştı sadece biraz sonra kaan gelip damlayı aldı ben ve Gizemde yarın için erkenden uyumaya başladık evet bugünü bu Ayıyla atlatabilmişdim daha zor günler beni bekliyor “RABBİM NOLUR ŞUNU BANA MUSALLAT” etme diye dua edip yavaşça gözlerimi kapattım.

1Ayna adlı grubun 1998 yılında çıkan eseridir

2Kolpa adındaki şarkı grubunun 2016 da çıkmış eseri

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.