bir gün, sadece bir gün diğer insanlar gibi normal bir şekilde işime gidip gelmek isterdim, başıma bir olay gelmeden, sıradan, sıkıcı geçireceğim bir gün yaşamak isterdim ama ne mümkün.. Hep olduğu gibi nedenini asla anlamasam da yine bir şeyler yaşandı ve o yaşanan şeyler yine benim üzerime kaldı, bunun nasıl mümkün olabildiğini sorgulamayı da çok isterdim ama öyle durumlara sokuyor ki beni bu otel, sorgulamaya bile zamanım kalmıyor.. Hem sorgulasam bile bu aksiliklerin sürekli neden beni bulduğuna asla anlam veremezdim. Son yaşadığım olayın üzerinden daha iki gün bile geçmemişken kendimi yeni bir vukuat işlemiş olarak buldum.. Hem de işlediğim bu vukuattan haberim bile yoktu..
Bugün güzel bir gün olacak diye çıktım evden, ki otele gelene kadar da her şey çok güzel gidiyordu, hava muhteşem derecede güzeldi, Kasım ayında olmamıza rağmen hem de. Evden çıkarken havanın böyle güzel ve güneşli olması düşüncemi desteklemişti, güzel bir gün olacaktı. Otele girdiğim an bana dönen bakışlarla olduğum yerde çakılı kaldım çünkü hepsi dönmüş canavar görmüş gibi bana bakıyordu. Mert ve Deniz dahil.
"Hayırdır arkadaşlar, yüzümde bir şey mi var?" Ortamın ciddiyetine aldırmak istemeden şakayla karışık bir soru yönelttim gözlerini dikmiş garip bir şekilde bana bakanlara ama hiçbiri cevap vermeye tenezzül bile etmedi, şakama bile gülmediler.. Oysa ben Erman abi güler diye beklemiştim.. Anlamayarak bende onlar gibi gözlerimi dikip bana dik dik bakanlara bakmaya başladım, ortam o kadar garipti ki. Sonunda Mert hareketlenip yanıma doğru gelmeye başladı sakin adımlarla, yüzünde o her zaman gördüğüm gülümsemesi bu ara çok fazla yerini ciddiyete bırakmıştı ve yine yüzünü ciddi ifade kaplamıştı, hem de diğer gördüklerimden çok çok daha sert ve korkutucu olanı. "Esma, seninle konuşmamız lazım." Kolumdan tutarak beni de kendisiyle birlikte asansöre doğru çekmeye başladı, kolumu tuttuğu eli o kadar sıkıydı ki biraz daha sıksa elini canımı acıtacak raddeye gelecekti neredeyse. "Ne oluyor burada, herkes neden bu kadar ciddi? Ne konuşacağız yine bir şey mi yaptım ben?" Bir yandan Mert'in hızlı yürümesine ayak uydurmaya çalışıp bir yandan da sonu olmayan soruları yöneltiyordum ama Mert hiçbirine cevap vermemekte ısrarcıydı.
Sonunda asansöre bindiğimizde sıktığı kolumu bıraktı ve -2'nin tuşuna basarak yanımda dikilmeye başladı. Mola için daha erkendi oysa ki.. "Mert bey neler oluyor?" Bana bir cevap vermesini istiyordum, ısrarla sorularıma devam ettim, en sonunda pes edip cevap verecekti bana nasıl olsa diye düşündüm ve tam düşündüğüm gibi de olmuştu. Mert yavaşça olduğu yerde dönüp gözlerini üzerime dikti "Konuşacağız, burası yeri değil." diyerek yeniden önüne döndü ve ne benim bir daha soru sormama fırsat bıraktı ne de o soruyu sorabilecek bir heves bıraktı bende. Merakım daha da artmıştı, tavırlarından kötü bir şeyler olduğu ve bu kötü şeylerinde benimle ilgili olduğu belliydi, beni yine ne bekliyor diye düşünerek açılan asansörden indim, Mert'i takip ediyordum sessizce. Biraz ilerleyip mola yerindeki sandalyelerden birine oturdu ve eliyle karşısındaki sandalyeyi benimde oturmam için işaret etti, hemen ardından bende karşısına oturup gözlerimi üzerine diktim söyleyeceği şeyleri merakla beklemeye başlayarak.
"Bugün biz bir şey öğrendik.." Gözlerini gözlerimden kaçırdı anlatmaya çalıştığı şeyi söylemeye çabalarken, zorlanıyordu. Birkaç kez yutkundu ve önünde birleştirdiği elleriyle oynamaya başladı. Devam etmesi için anlamayarak kafamı sağa sola sallayıp "Ne öğrendiniz?" diye sordum, onun tam tersine ben onun gözlerinin içine bakıyordum, her ne öğrendiyse benimle bir ilgisi olmadığına emindim. Derin bir nefes alarak devam etti, tedirginliği devam ediyordu ve bu anlatacağı şey her neyse onu son derece zor bir duruma sokmuştu. "307 numaralı odadaki misafir senden şikayetçi olmuş, odasında bıraktığı değerli bir eşyasının, mücevher bir kolyenin kaybolduğunu söylemiş ve hemen sen onun odasını temizleyip çıktıktan sonra bu olayın yaşandığını anlatmış Şule'ye.. Biz kadını ikna ettik ve bu olayın şuan müdüriyete taşınmaması gerektiğini anlattık.. Olay çok büyür.. Seninle konuşacağımızı söyledik.." Söylediği şeylerin devamını duymadım çünkü kulaklarıma bir perde inmiş, etrafımda olan biten şeylerin bana ulaşmasını engellemeye başlamıştı sanki, kafamdan aşağıya ne kadar kaynar su varsa dökülmüş, yer yarılmış üstüme dökülen kaynar suların içinde yanmış aynı zamanda da boğulmuştum sanki, o yer üstüme kapanmış kapanan yere de gelip kazık çakmışlardı sanki.
"Se.. Sen ne dediğinin farkında mısın? Beni neyle suçladığının farkında mısın?" Derin bir nefes aldım, sakin olmalıydım ama aldığım nefes duyduklarımın şokuyla boğazımı yakarak geçmişti adeta, gözlerimin dolmasına engel olmadım, şu an şuracıkta hıçkıra hıçkıra ağlardım bıraksalar ama böyle bir olayın karşısında kendimi savunmalı karşılarına geçip durabildiğim kadar güçlü durmalıydım karşılarında. Mert yüzüme bakamıyordu, başını önüne eğmiş söyleyeceklerimi bekliyordu sessizce.. Böyle bir olay yaşanmış olmasına mı şaşırmalıydım yoksa böyle bir olayın yaşanıp bu olayın benim üzerime kaldığına, üstüne bunu benim yaptığıma Mert'in inandığına mı şaşırmalıydım bilmiyordum.
"Mert cevap ver bana! Beni neyle suçladığının farkında mısın sen?" Aniden oturduğum sandalyeden bir hışımla kalktığım için sandalye arkaya devrildi, aynı şekilde sesimin bu denli yüksek çıktığına kendim bile inanamamışken Mert'in benim bu ani çıkışımla kafasını bana çevirmesi ve aynı benim gibi son derece yüksek çıkan sesime şaşkınlıkla bakması cevap bile verememesine neden olmuştu. Gözlerimin dolmasını engellemeye çalıştım yine, az önce kendimi olduğum yere bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlamayı düşünmüştüm ama şimdi karşılarına dikilip kendimi savunmam gerektiğini ve güçlü durmam gerektiğini kesinlikle çok iyi biliyordum.
"Bak Esma, ben suçlamıyorum seni, asla böyle bir şey yaptığına da inanmıyorum ama.." O da benim gibi sandalyesinden kalkıp karşıma dikildi, hâlâ gözlerimin içine bakmakta zorlanıyordu ama şimdi daha rahat konuşuyordu benimle. "Ama.." dedim devam etmesi için.
"Ama kadın senden şikayetçi olmuş, kolyesini senin aldığına emin.." İki elimi de saçlarıma geçirip şu an bu yaşadığım şeyin gerçek olup olmadığını sorgulamaya başlamıştım bir sağa bir sola durmadan yürürken. Otelde bir odada, tanımadığım bir kadının mücevher kolyesi kaybolmuş, ve kaybolmasının sebebi benmişim!
"Şaka yapıyorsunuz değil mi? Bütün bu olanlar şaka şuan da.. Şaka olduğunu söyle bana lütfen.." Her ne kadar engel olmaya çabalasam da böyle bir durum karşısında gözyaşlarımı tutmam benim için imkansız gibi bir şeydi, suçlandığım şey çok büyük bir şeydi, bana bir iftira atılmıştı, beni çok kötü bir şekilde itham etmişlerdi ve ben bunun doğru olmadığını şuan hiçbir şekilde kanıtlayamıyordum. Gözyaşlarımın akmasına izin verdim, bakışlarımı Mert'e dikmiştim ve o da sadece bana üzgün bir şekilde bakıyordu.
"Neler olduğunu anlat bana, bak ben sana inanıyorum tamam mı, böyle bir şeyi yapmış olduğuna inanmıyorum, sana inanıyorum ama bu olayı çözmemiz için her şeyi anlatmalısın.." Ellerimi tutup güven verircesine bakmaya başladı bu defa bana, içimi az da olsa rahatlatmıştı. Mert'in bu yalana inanmaması birazda olsa iyi hissetmeme neden olmuştu, eğer o yanımda olmasaydı, eğer bu yalana inansaydı ben nasıl bu işin altından kalkardım bilmiyorum, en azından şuan yanımda bana inanan birisi vardı. Olan biten her şeyi Mert'in beni tekrardan çekip düşen sandalyeyi kaldırarak oturtmasıyla ona anlatmaya başladım.
"307 numara.. Ben o gün, sen yoktun yanımda.. Bir işin vardı sanırım senin. Başka bir ablayla, adı Yasemin'di onunla o odayı temizliyordum, Deniz banyoyu temizliyordu o ara biz odada işimizi bitirdik Deniz'le.. Yasemin abla bize 'siz gidin' dedi 'ben son şeyleri halledip çıkacağım' dedi.. Biz Deniz'le odadan çıktık, bak yemin ederim ben hiçbir şey almadım.. Deniz'e sor, Yasemin ablaya sor ben hiçbir şey yapmadım.." Gözlerim yine dolu dolu olmuştu anlatırken ama Mert benim tersime bu defa yüzüne bir gülümseme yerleştirmişti ama bu öyle bir gülümsemeydi ki..
"Soracağız.. Zaten kadının senden şikayetçi olmasını sağlayan kişi Yasemin'miş, ona senin adını vermiş.. Bu işin altında Yasemin'in olduğuna eminim ben.. Anlattıklarından sonra, eğer odadan sizden sonra çıktıysa.. Deniz'le konuşalım önce, sonra güvenlik kameralarına bakalım, sana söz veriyorum halledeceğiz bu işi.."
İçime serpiştirdiği umut kırıntıları gözlerimdeki yaşların bu defa biraz da olsun mutluluktan akmasına neden olmuştu, bu işi halledecektik. Birlikte..