Stajımın beşinci ayındayım, böyle bir staj dönemi yaşayacağımı ne düşünebilir ne de hayal edebilirdim, aklımın ucundan dahi geçmezdi. Sadece yatak toplamak ve kirli bırakılan o odaları temizlemek olarak beynime kodlamıştım ben staj işini. Bana deselerdi ki, stajını yapmak için gittiğin o otelde hayatının dönüm noktası olacak olan o olayları yaşayacaksın ve tüm hayatın etkilenecek kendi benliğini yitirecek noktaya geleceksin, hadi oradan benimle dalgamı geçiyorsunuz diye terslerdim. Çünkü gerçekten dalga konusu olacak bir cümle bu, açıklaması olmayan, yaşadıklarımı anlattığımda bile bana inanmayı reddeden arkadaşlarım var etrafımda. Anlattıklarımı çoğu zaman uydurduğumu düşündükleri için artık anlatmayı bıraktım ama birilerine bu insanların, bu otelde yaşanan bu absürt olayların anlatılması gerekiyor. Ben de bir kişi değil, bir nesne seçtim anlatmak için. İnsanlar inanmıyorsa anlattıklarıma bende bana koşulsuz inanacak ve sorgulamayacak birine anlatırım dedim ve evet şuan tam olarak onu yapıyorum, anlatıyorum.
Yazıyorum.
Öyle olaylara şahit oldum ki, öyle şeyler duydum ve görmemem gereken o kadar tuhaf şey gördüm ki nasıl anlatacağımı dahi bilmiyorum. Ben sıradan bir meslek lisesinde okuyan, sıradan bir öğrenciyim. Turizm bölümünde okuyorum ve on ikinci sınıf olduğum için bu sene staj yapmam gerekiyordu, okulumun benim için ayarladığı staj yeri için görüşmeye gittim, ilk gittiğim anda gördüğüm devasa otelin filmlerde gördüğüm o otellere benzeyen normal bir otel olduğunu düşündüm, nerden bilebilirdim böyle şeyler yaşayacağımı.. Andaç Holding'in sahibi olduğu ve benim adını bile bilmediğim ama ülkenin en zengin işadamlarından biri olan Agâh Andaç'ın otelinde staj için işe başlamıştım. Sadece üç gün gidip yatak toplayıp evime geri döneceğimi düşünen ben, çok masummuşum. İlk gün staja gittiğimde aslında her şey çok normaldi, benim dışımda. Ben çok heyecanlandım çünkü ilk defa bilmediğim bir yerdeydim ve ilk defa bir işte çalışacaktım. Diğer çalışanlarla tanışma merasiminden sonra heyecanım birazda olsa azalmıştı ama tam olarak üzerimden attığım söylenemezdi. Çok tatlı ablalarla tanıştım, cana yakın bir sürü çalışan bir sürü güvenlik görevlisi tanıdım ama tabi ki hiç kimse göründüğü gibi olmuyor, bu otel bunu bana öğretti, insanların dışarıdan göründükleri gibi olmadığını ve sorgusuz sualsiz hiç kimseye güvenilmemesi gerektiğini. Ben sandım ki bana yardımcı olacak bir sürü tatlı abla ve iş arkadaşı edindim, tam tersiymiş. Beni kullanmak için bana yakın davranan, iki yüzlü insanlar toplanmış etrafıma. Kendi çıkarları için, hiçbir şey bilmeyen o stajyer kızı gözlerine kestirmişler. En sessiz gördüklerini, en yeniyi seçmişler kendilerine av olarak. Keşke en başta anlasaydım bu kötü düşüncelerini de hepsinden uzak durabilseydim. Ama ne yazık ki hayatın benim için çok farklı planları varmış ve yaşamamı istediği o hayatı bana yaşatmak için yoluma ne kadar engel bulabildiyse döşemiş. Tecrübe dedim ben her yaşadığıma, her yaptığım yanlışta bir daha yapmamam gerektiğini öğrendim, insanların niyetlerini, iyi veya kötü tek bir sözleriyle anlamayı öğrendim ve uzak durmam gereken insan modellerini tanıdım. Bu otel benim hayatımı, hayata bakış açımı değiştiren o yerdi işte.
**********
Sabah gözlerimi açtığımda önce gerçekliğe adapte olabilmek için bir kaç kez gözlerimi kırpıştırmak zorunda kaldım, sabah uyanınca böyle olmaz mı genelde, rüyalar aleminden ayrılmak ve benliğini gerçekliğe döndürmek birkaç saniyeni alır.
Saate döndüğümde gözlerimin fal taşı gibi açılması bir olmuştu çünkü bugün benim stajımın ilk günüydü ve ben geç kalmak üzereydim. Hemen hazırlanıp çıkmam gerekiyordu çünkü hem bugün ilk günümdü hem de trafik olma ihtimali yüksekti hem de ben aşırı heyecanlıydım ve en önemlisi bugün benim ilk günümdü!
Yataktan fırladığım gibi banyoya koştum ve olabildiğince hızlı bir şekilde elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım, saçlarımı olduğu gibi bırakıp banyodan koşar adım çıktım, dolabımda elime ne geldiyse rastgele bakmadan alıp üzerime geçirdim, şuan ne süslenecek vaktim vardı ne de elbise seçebilecek. Saat 06:22'yi gösteriyordu ve benim orda olmam gereken saat 07:30'du.
Evime çok uzak değildi ama toplu taşıma, yürüme mesafesi derken geç kalmam yeterince olası görünüyordu. Kahvaltı dahi yapmadan evden ayrıldım. Annem, babam ve kardeşlerim evde mışıl mışıl uyurken benim daha kargalar bile uyanmamışken kalkıp şafak operasyonuna gidermiş gibi bir saatte kalkmam bir miktar üzülmeme sebep olmuştu.
Dışarıya çıktığımda her yer o kadar karanlıktı ki, bir an için tedirgin etmişti beni ama neyse ki durak evime çok yakındı ve kısa bir sürede otobüsün kalkacağı yere varmıştım, benim dışımda durakta bekleyen iki kişi daha vardı, aynı kaderi paylaşıyor olmak ve belki de onların uzun zamandır bu saatlerde işe gitmek için kalkıyor olabileceklerini düşünmek sabahın bu erken saatinde içime büyükçe bir hüzün doldurdu, bu insanların bu saatlerde kalkıp daha güzel hayatlar yaşayabilmek için çalışmaları ve hak ettiklerinden az kazanmaları adaletsizliğin en büyük örneğiydi düşününce. Belki de ben çok karamsar düşünüyordum, yanımdaki insanlar işe değil de belki de gezmeye giden insanlardı.
Ben sabahın köründe bu derin mevzuları düşünürken çoktan otobüs gelmişti bile. Hızlıca atlayıp otelin yolunu tuttum, kısa süre sonra otelin yakınlarındaki bir durakta indim ve zamanında yetişebilmek için koşar adım otele doğru yürümeye başladım.
Otelin önüne geldiğimde nefes nefes kalmıştım ama yetişmiştim de. Geç kalmadığım için önce içimden kendimi tebrik ettim, sonra daha da derin nefes alarak önümde duran devasa oteli incelemeye başladım. Filmlerde gördüğüm otellere benziyordu, görüşmeye geldiğim günde bunu düşünmüştüm. Demek gerçekten böyle görünüyorlarmış, ellerinde valizleriyle içeriye giren insanlar ve aynı şekilde çıkmak için uğraşanlar. Tatlı bir telaş vardı aslında ortamda, alışkın olmadığım bu görüntü biraz etrafa boş boş bakmama ve meraklı gözlerle insanları dikizlememe neden olmuştu ama hemen kendimi toparlayıp, otele doğru sakin adımlarla ilerlemeye başladım, ellerim titriyordu ve kalp atışım ben kapıya yaklaştığım her saniye daha da artıyordu, sanki ne olacaksa.
Heyecanıma engel olma savaşını bir kenara bırakıp kapıyı ittim ama ben ne kadar itersem kapı o kadar ağırlaşıyordu, kapı açılmıyordu. Daha da güç uygulamam gerektiğini düşündüm ve tüm gücümü toplayarak kapıyı bir kez daha ittim ama açılması gerekirken kapı tam tersine bana inat açılmamak için diretiyordu.
Evet stajımın ilk gününe, ilk dakikasına hatta ilk saniyesine rezil olarak başlamıştım. Arkamdan birisi yaklaşarak "Excuse me, can ı pass?" diyerek benim var gücümle ittiğim kapıyı kendine çekerek kolaylıkla açtı ve içeriye girdi, bir karış açık ağızla geçen kadının arkasından bakakaldım, kadının yaptığına değil kendi aptallığıma şaşkındım ve içimden bu durumu hiç kimsenin görmemiş olması için dualar etmeye başladım.
Sakince hiçbir şey olmamış ve hiçbir rezillik girişiminde bulunmamışım gibi davranarak kapıyı kendime çektim ve bir sene boyunca bana hayatın zorluklarını öğretecek, gerçek yaşantıyı öğretecek, yeni insanlarla tanışmamı sağlayacak tanıştığım o insanların kötü olduklarını öğrenmeme neden olacak, olay üzerine olay yaşatacak, film gibi bir hayatın içine beni itecek olan o yere girişimi yapmıştım.