İçeriğe geç

Osmanlı sarayında olaylar bitmez

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Osmanlı sarayında olaylar bitmez

Bölüm 2

Sarayın hanımefendisi

Sıcak yaz akşamının güneşi, köyün üzerinde altın rengi bir ışık halesi bırakırken, Derya'nın kalbi hala Osmanlı sarayında sultanın önünde çarpıyordu. Gözlerim Sultan’ın derin bakışlarında kaybolmuştum ve içimdeki karmaşa, bir dizi duygunun birbirine neden oluyordu. “He!!?” diyerek kendime gelmeye çalıştım , utançtan yerin dibine girmek istiyordum “Lan fakir kezban, Sultan sana mı bakıcak ezik ne bu düşünceler aptall!!?” diye içimden geçirirken Bir an, kalabalık bir köyde, yardımseverliğiyle tanınan masum bir kız iken, şimdi bir sarayın KEZBANI REZİLLİĞİ olmuştu. gözde olma durumu, hayal gücünün çok ötesinde bir durum gibi gelirken. Hayallerinde Sultanın yanında dururken, kendisini bir masalda ki prenses gibi hissetse de, aslında sadece bir kasabalıydı. “Sultanım, affedin…” diyerek sanki altıma 10 kilo bırakmış gibi o sıcak korkuyla baktım, Sultan bu halimi anlamış gibi “Sanırım bugün yorgunsunuz, yolculuk sizi yordu buyüzden, dalgınsınız,” dedi yumuşak bir sesle. Sultanın anlayışlı tavırları karşısında şaşırmıştım içimden "ulan ben olsam köylü ne bakıyorsun gözümün gözümün içine içine fakir" derdim diye geçirirken İçimdeki kızgınlık ve utanç, bir nebze olsun hafiflemişti. “Belki de bu saraya gelmek, düşündüğüm kadar kötü olmayacak,” diye düşündüm

Fakat her şeyin bir bedeli vardı. Sarayda geçireceği günler, ona sadece yeni bir hayat sunmayacak, aynı zamanda bu ezik kasabalının sınırlarını zorlayacaktı. Şimdi ezik kasabalı diye dalga geçsekte onu olgunlaştıracak bir cok şey olucaktı zaten ne kadar böyle davransa da o olgun iyi kalpli güzel bir kadındı zamanı gelince çok doğru konuşan da biriydi Artık bir görev üstlenmişti; Şehzadeler için uygun eş adayları seçmek ve onları eğitmek. Ama bu görev, onun için sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda kendi kimliğini bulma yolculuğuydu yani ekmek kapısıydı belki ona da yakışıklı bir şey çıkar maksadıyla da gelmiş olabilir miydi bu ezik? sultan makamı gereği geri sert bakışlarıyla , Derya'nın gözlerine bakmaya devam etti. “evet herkes işlerine devam edebilir herkes hanımefendiyle tanışıp odasını göstersin" dedi

Olduğum yerin ciddiyetini biliyordum Saygıyla eğildim "teşekkür ederim sultanım" dedim ve huzurdan gittim yanımda yol gösteren kethüda vardı odamı gösteriyordu "öncelikle merhaba hanımefendi ben kethüda sultana en yakın kişilerden biriyim hem odanızı gösterip hemde tanışmak isterim" dedi odama gelene kadar heryere iyice bakıyordum saray büyüktü tabi.. "merhaba kethüda bey beni sanırım tanıyorsunuz zaten.. tanıştığımıza memnun oldum" dedim yürümeye devam ettik odamı gösterdi odam oldukça büyüktü sevmiştim tatlıydı içimde her ne kadar çirkef biri olsada aynı zamanda da iyi biriydim yani etrafın dediğine görevin ağırlığını düşündüm "elbette zor günler gelicek geçicem de" diyorum yani boş boş kendimi cesaretlendirdim aniden kapım çaldı "gelin lütfenn" dedim orta yaşlı bir hizmetli geldi "merhaba hanımefendi.. yemek vakti 7 de başlayacaktır her zaman 7 de başlar kahvaltı saati ise 8 de başlayacaktır haber vermek istedim" dedi " hazır olacağım o saatte teşekkür ederim" dedim kısaca ve kadın saygıyla eğilerek çıktı "ulan ben o saatte kaçıncı rüyamı görüyorum 8 ne bari 10 olsaydı" diye geçirirken havamız olsun be ilk günden diyerek en şık bordo renkli işlemeli kıyafeti giyindim ulan kıyafetlere bak lan demedim çünkü ne kadar köylü diye zorbalasam da kendimi orta gelirli bir kasabada yaşamıştım geçimi mi de sağlıyordum "fakirde değiliz yaniii" diye havalanırken olayın ciddiyetini anlayan yüzüm belirdi tekrardan biraz endişeleniyordum tabi her ne kadar böyle davransam da.. beni seçtiler görevimi iyi yapmalıyım diye geçirdim içimden süslendim ve yemek salonuna doğru ilerledim bu benim onlarla ilk akşam yemeğimdi ilk günden kötü bir izlenim verdim duygusuyla daha dikkatli olmaya çalıştım ileride daha kaç kere dikkatli olacağımı bilmeden.

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.