Sıcak bir yaz akşamıydı. Güneş, yavaş yavaş ufukta kaybolurken, köydeki insanlar gündelik işlerini tamamlamaya çalışıyordu. Ancak, senin hayatın bir anda değişmek üzereydi. Adın Derya, yirmi iki yaşında, yardımsever iyi bir bekar bir kadındın. Köyde herkes seni, cesaretin ve iyiliğinle tanıyordu. Ama hiç kimse, Osmanlı sarayının kapılarını senin için açacağını hayal edemezdi. Bir gün, köyün meydanında toplanmış, yine birilerine yardım ederken, Osmanlı muhafızları aniden belirdi. Merak dolu bakışlarla etrafa bakan kalabalığın ortasında, sen öne çıktın. İçinde göt korkusu biraz belirdi fakat bunu göstermemeye çalıştın Birinin seni çağırdığına dair fısıldamalar yükseldi. "Hanımefendi, Sultan’ın emri var dediğinde ne bok yedim ben diye götüm tutuşu ve muhafız devam etti namınızı çok duyduk ve Şehzadeler için en uygun eş adaylarını seçmek ve onları eğitmekle görevlendirildin." Kalbin bir an hızlandi. Bir şey yememişim! Diye sevinirken muhafızın dediğine şaşırarak ben mi!? Ben.. Dedim Saray hiç ummadığın bir yerdi, oraya gitmek demek, köyünden, sevdiklerinden uzaklaşmak demekti. Yine de, içindeki görev seni yüreklendirdi aslında aman be iki tane buluruz birini biter gider dedim masumca "Tamam sultanımız ne buyurduysa" diyerek, muhafızların peşinden gitmeye karar verdin. Artık bir görev vardı, ve bu görev seni bekliyordu.
Saraya ilk adımımı attım kocamandı ulan burda kaç oda vardır acaba diye hesaplarken Sultan'ın odasına gelmiştik bile huzura çıktım ve başıma eğerek selam verdim yanındaki muhafız "hanımefendiyi getirdik isteğiniz üzere sultanım" dedi Sultan kehribar gözleriyle bana baktı Sultan'ın 40 yaşında olduğunu duymuştum fakat yüzü bunu hiç belli etmiyordu sanki hala 30 yaşlarında gibiydi yüzü birde esmerdi.. esmer... sonra direkt kendime geldim bunu içimden düşünerek gözlerinin içine baktığımı sonradan anladım hemen başımı eğdim utançla daha geldiğim ilk günden saçmalık yapamazdım Sultan ise yaptığım şeyi görerek bir şey demedi ilk kez konuşacaktı "hanımefendi umarım ki buraya görevinizi öğrenip geldiniz" söylemi kızmak için değildi gerçekten öğrenip öğrenmediğimi merak ediyor gibiydi "evet sultanım" başımı eğdim "biliyorum" "ozaman kabul ederseniz göreviniz yarın başlayacaktır bugün ise sarayda ki kişilerle tanışıp sarayı gezebilirsiniz" "haşa sultanım emriniz başım gözüm üstünedir" dedim başımı eğerek "başınızı kaldırınınız ben bunu bir emir değil rica olarak istiyorum hanımefendi" dediğinde kızardım hafifçe verdiği saygı güzel birşeydi sonra "teşekkür ederim sultanım ricanız da kabuldur emriniz de " diyerek sultana baktım ve hafiçe gülümsedim Sultan artık herkesin dağılabiliceğini sonra herkesin benimle tanışacağını söyledi odada bir tek ben ile sultan kaldı "hanımefendi.. az önce gözlerimin içine bakıp kaldınız birşey demedim fakat merak ederim gözlerimde ne gördünüz" sultan bunu dediğinde utançla başımı eğdim "sultanım affedin.." diyebildim Sultan sadece "yaklaşınız" dedi ona doğru ilerledim ve biraz mesafe bırakarak önünde durdum başım hala eğikti Sultan ayağa kalkarak "başınızı eğmeyiniz bunu sizi utandırmak için söylemedim hanımefendi.." dedi ve çenemi hafifçe tutup başımı kaldırdı gözlerinin içine baktım şaşkınlıkla ve devam etti "amacım sadece meraktı eğer bu sizi utandırıyorsa utanmayınız" eli yavaşça çenemden yanaklarıma değdi o kadar utanmıştım ki yanaklarımda hafif kızarıklar oluşmuştu onlara dokunup parmağıyla okşadı "sultanım... titrek sesle size hayran olmamak mümkün değil.. gözleriniz beni başka yerlere götürdü.. buyüzden bakarak kaldım affınıza sığınırım" sultan hafifçe gülümsedi gülümsüyor mu çok anlayamadım sonuçta sert bir kişiliği vardı gülümsese bile fazla gülümsemezdi "demek hayransınız.. bu hayranlığınız hoş" *yanağımda ki kızarıklığı parmağıyla küçük küçük okşarken bu sefer biranda elini yanağıma tutarak yanağımı okşadı "sultanım utandırıyorsunuz.." dediğim an Sultan beni belimden kendine çekti...
Böyle ilerler diye mi düşündünüz!!!?
Hala Sultan'ın gözlerine salak gibi bakıp hayal kuruyormuşum sonra ki olanlar benim hayalimmiş kendime gelip gözlerimi çekmemişim LAN HAYALMİŞ BUNLAR!? sultan artık 5. Kez hanımefendi dediğinde kendime gelip anın etkisiyle "he!??" Dedim şokla utançtan yerin dibine girmek istedim başımı edebildiğim kadar yere eğdim içimden kendimden küfürler ediyordum ulan pis fakir sana Sultan nasıl baksın aptal!! Diye içimden çığlıklar atıp kendime küfürlere boğmaya devam ediyordum.
devam edecek..
