2.Perde açılıyor...
✨Eğlence Dünyası✨
Gözlerimi açtığımda artık her şey farklıydı.Kendimi yalnız hissetmeye başladım.Ruby'le konuşmuyorduk,Aqua ise tekrar bana sorular sorup durdu.Hepsini cevapladım ama garip bir şekilde buraya başka evrenden geldiğimi söyleyemedim.Başıma bir ağrı saplanıyor ve göğsüm acımaya başlıyordu,bunlara rağmen söylemek için uğraştım ama ağzım konuşmamak için benle inatlaşıyordu.Yazmayıda denedim ama karamalardan başka bir sonuç çıkmadı.Anlaşılan,hiç bir karakterin anime dünyasında olduklarının bilinmesi istenmiyordu.Bu da Aqua'nın kafasının karışmasını sağladı ama yine de çok üstüme gitmediği için minnatarım.
Günler,aylar ve yıllar geçti.Bu evrenden kurtulmamın bir yolu var mı diye bir sürü araştırma yaptım ama hiç bir sonuca varamadım.O kızla bir daha görüşmekten başka seçeneğim yok gibi görünüyor.Belki kendimi öldürürsem bu işe yarar diye düşündüm fakat bıçağı kendime saplamaya çalıştığımda bıçak büküldü.Bir binanın yukarısından atlamayı denedim,bu sefer yere süzülerek düştüm,denize gidip kendimi boğmayı denedim ama suyun üzerinde kaldım ve bir türlü batamadım.Bunlardan dolayı aklımda bir sürü soru oluşmaya başladı,bu evren ölmemi istemiyordu ve beni engelliyordu.
"Daha ne kadar geç kalıcaksınız?! Okulun ilk gününden geç kalmak istemiyorum."Aqua'nın bağırmasıyla bir an titreyerek,günlüğü hızla kapatarak yatağın altında kimsenin göremeyeceği bir yere sıkıştırdım.Yatağın üzerinden çantamı alıp,merdivenlerden hızla inerek kapıya koştum.
Eh,bugün liseye geçiyorduk.Bunca zaman zar zor katlandım diğer okullara,buna da katalanebileceğimi sanmıyorum.
"Bu etek biraz kısa değil mi?"Ayakkabılarımı giyerken,Aqua eteğime bakarak yorum yaptı.Ama içeriden bize doğru koşan Ruby'i görmesiyle daha fazla bir şey söyleyemedi.Çünkü onun eteğide benimle aynıydı...
" ~Nasılım ama,tatlıyım dimi abi?!"Ben evden çıkarken,Ruby kendini Aqua'ya gösterirken onları geride bıraktım.O günden sonra herkesle konuşmayı kestim,odama girip bilgisayarda oynamak hoşuma giden tek şeydi.Gerçi Miyoko zorla bilgisayarı kapatıp,beni içeriye sürükleyip biraz kardeşlerimle zaman geçirmemi söylerken tek yaptığım sessiz bir şekilde oturmak oldu.Ruby ara sıra beni gözetlediğini fark ediyordum,benim bu halimden rahatsız olsada hiç konuşmaya cesaret edemedi.Bana karşı garip davranıyor,çocukken o olaydan sonra bir daha benle hiç konuşmadı fakat artık büyümüştük ve bana eskisi gibi bakmadığını fark ettim.
•••••••••••••••••••
Lanet olsun,mihoyo bana karşı çok cimri,avareyi almam için daha kaç wish atmamı istiyorsun ha?!
Sinirle koltuğumun arkasına yaslanırken,içimden o kadar biriktirdiğim primogemlere üzülüyordum.Çok uğraşmıştım,o kadarını toplamak için bir sürü etkinlik yapmış hatta bazı günler uyumadım bile...şimdi hepsini harcamış ve tek çıkan şey 4 yıldızlı karakter ve silah oldu.
Eğer bir daha atttığımda bana avareyi çıkarmazsa hiç acımadan oyunu silecem,yeter be.Boşa mı primogem topluyom ben?!
Tekrar bilgisayar ekranına dönüp,sinirle primogem toplamaya başlıyacaktım ama kapının vurulması ile Miyoko'nun geleceğini düşünerek hayal kırıklığı geçirdim.Bilgisayarı kapatarak,hızla kapının oraya varıp,kapıyı açarak kim olduğunu görmeden konuşmaya başladım.
"Tamam,bilgisayı kapattım ve içe-"Gördüğüm şeyle gözlerim fal taşı gibi açıldı.Miyoko'yu beklerken karşımda Ruby vardı.Sözüm yarıda kesilerek,onun biraz mahcup bir şekilde baktığını fark ettim.Beni gözetliyordu ama hiç kendini belli etmemişti...
"Ş-şey,konuşabilir miyiz?"Ruby mahcup bir şekilde kekeleyerek söylerken,bir kaşımı havaya kaldırdım.
"içeri gel"Duygusuz bir şekilde arkamı dönerken söyledim.Bu ilk defa odama Miyoko'dan başkasını alıyordum.Genelde hiç odamdan çıkmadığım için kimsenin yanıma gelmesini istemezdim.Miyoko beni bilgisayardan kaldırmak için girer ara sıra benimle konuşmak için gelirdi.Yürümeyi bıraktığını fark ederek yarım bir şekilde arkama döndüm, kafasını hızlı hızlı çevirerek etrafı incelediğini fark ettim.
"Ne konuşmak istiyordun?"Onun dikkatini dağılmasını sağlayarak,hızla bana doğru baktı.Kafasını hafiften yere eğerek,bir parmağıyla çenesinin altını kaşıyordu.Bir süre ortamda gerici sessizlik hakimken,o sıra ayakta durmaktan yorulup oyuncu koltuğunu çekip oturdum.
"O gün...Sana karşı çok kötü davrandım.Senin annemizi bilerek ölüme terk ettiğini düşündüm fakat her şeyi çok yanlış anlamışım.Aqua ile konuştuğunda söylediklerini duydum,aslında annemizi kurtarmak neler yaptığını öğrenince,b-ben...."Sözünü devam ettiremeyince,kekelemeye etrafa bakmaya başladı.Gözlerimi kapatıp bir iç çekerek,koltuğu bilgisayarın önüne çekip,başlatma tuşuna basarak merakla bana bakmasını sağladım.
"Sorun değil,artık bunu kafana takma.Onu kurtaramadıktan sonra benden nefret etmeni anlayabiliyorum"Sözlerim yine duygusuz gelmesine rağmen göğsüm hafif sızlamadan edemedi.Ruby söylediğim şeyle telaşlanarak sesi yüksek çıkarak iki elini ve kafasını sallıyordu.
"HAYIRR! HAYIR! ÖYLE DEĞİL,BEN SENDEN NEFRET ETMİYORUM!"Koltukta dönerek,telaşlı Ruby'e baktım.Gözlerinde yaşların topladığını fark edebiliyordum.Gerçekten o gün bana söylediklerinden çok pişman görünüyordu.Ben zaten ona kızgın yada ona öfkeli değildim,zaten bunu hakettiğimi düşündüm.
"Ruby...Benden nefret ettiğin için hiç bir zaman sana kızmadım.Aksine bunu anlayışla karşıladım.Çünkü bende kendimden nefret ediyor-dum..."Koltuktan kalkıp,Ruby'nin önünde durarak kendimi açıklamaya başlamıştım ama aniden bana sarılmasıyla son sözcüğü kekeleyerek söyledim.
"LÜTFEN KENDİNDEN NEFRET ETME,ELİNDEN GELENİ YAPTIN BU SENİN SUÇUN DEĞİLDİ.O GÜN SENİ DİNLEMEDEN ÖYLE KONUŞMAMALIYDIM"Kafamı eğerek ona baktım,bana sıkıca sarılmış bir şekildeydi.Bağırdıktan sonra ağlamamak için burnunu çektiğini fark ederek,hafif gülümsemeden edemedim.Karşılık vererek,kollarımı bende ona doladım.Şaşırarak,hafif geri çekilerek bana baktı.
"B-beni affettin mi?"Yalandan gülümseyerek ona baktım.Başını okşayıp,ellerimle yüzünü avuçlayarak,baş parmağımla gözünün orda toplanmış yaşları sildim.
"Hiç bir zaman sana küs değildim"Ruby gözleri parlayarak,ağzı hafif açık kalmış bir şekilde bana bakıyordu.Tekrar sıkı sarılırken,kafasını kıyafetime gömerek ağlamaya başladı.Bir süre ağlamasının bitmesini beklerken,o sıra bizi dinleyen Aqua'dan haberimiz yoktu.
Masanın üzerinden mendil kutusunu alarak,oyuncu koltuğuma oturmuş,ağlayan Ruby'e uzatıyordum.Yarım saattir durmadan ağladığı için,onu oyuncu koltuğuna oturtup kendimde yatağa oturmuştum.Her bi kaç saniye elimdeki kutudan mendil alarak,teşekkür edip ağlamaya devam ediyordu.Etrafa saçılmış peçetelere bakarken,kaşlarımı çatarak gözlerimi kapattım.
Odayı daha dün silip süpürmüştüm...Kahretsin
"(Hıçkırır) S-sana Nee-san diyebilir miyim?"Sorusunu sorarken hala ağlamaktan dolayı sesi titriyordu.Kutudaki son mendili alıp burnunu silerken,artık ağlaması kesilmiş sadece nefesini hızlı hızlı geri çekiyordu.Mendili bir kez daha kullanıp,yere düşerken,gözümün sinirden seğirmesine karşı koymaya çalıştım.
"N-asıl istiyorsan öyle seslen"Sinirden fısıldayarak söyleyip,ayağa kaltım.Ona kendisine su getireceğimi söyleyerek odadan çıkıp,biraz olsun sakinleşmeye çalıştım.Ama faydası olmadı,cumartesi günüm tamamen odamı temizlemekle geçtiği için acı çekiyordum.
"Ha? Seni burda görmek nadir,odanda havasız mı kaldın?"Mutfağa girdiğimde,Miyokonun beni fark etmesiyle bulaşıkları yıkıyordu.Eli lavabodan ayrılmadan bir an şaşırarak baktıysa,sonra sırıtarak dalga geçti.,
Havasız kalsam buraya mı gelirim?...Ve odam da iki pencere var,burdan daha fazla oksijene sahip bir yer.
"Sadece su almaya geldim."O fark etmeden çoktan yanına gidip,yukardaki raftan bardak alıp,sürahiden su doldurmaya başlamıştım bile.Tekrar önüne dönüp,bulaşıkları yıkamaya devam ederken sessiz kaldı.
"Biraz dışarı çıkıp ha-"Hala önüne dönükken,sessizliği bozarak konuşmaya başladı.Ama ben mutfaktan çıkarken bağırarak sözünü kesip dışarı çıktım.
"Kolay gelsin!"Kafasını hızla gittiğim yöne doğru çevirerek,gözlerini kısıp bıkkınlıkla iç çekti.Önüne döndüğünde muhtemelen hakkımda mırıldanıyordu.Ama beni zorlamadığı için yinede minnattarım.Yaşadıklarımızı en iyi anlayan oydu,ve bize anlayışla yaklaşıyordu.Tek başına bizi bu yaşımıza kadar büyütüp,anne sevgisini göstermeye çalıştı.Aslında o zor günleri onun sayesinden hafifletebildiğimi söylemeliyim,o yüzden aramızda kan bağı olmasada annem olarak görüyorum.
Merdivenlerden çıkıp odama geldiğimde,Ruby'nin koltukta kıvrılarak uyuya kaldığını gördüm.O kadar ağladıktan sonra çok normal bir şey...Yavaştan parmak uçlarımla odama girerek,yatağımın üstündeki örtüyü alarak uyanmasın diye dikkatle serdim.Açık olan ama beni beklemekten yorulmuş bilgisayara kafamı çevirdim.Kapatma tuşuna basarak,masaya koyduğum su bardağını alarak odadan çıktım.
Ruby uyuduysa,anlaşılan bu suyu içmek bana düşüyor....
Bardağı kafama dikerek,merdivenlerden tekrar aşağı indim.Oturma odasına geçip,merak
ettiğim bir şey bakmak için masanın üzerinden dergiyi aldım.Yatma pozisyonunda,dergiyi havaya kaldırıp sayfaları çevirerek,kendi resmimin olduğu sayfaya gelince durdum.
Sarı peruk taksam bile yinede çok benziyorum...Ayrıca bu peruk bana hiç yakışmıyor.
Liseye başladığımdan bu yana paraya ihtiyacım olduğu için Miyoko bana bir iş buldu.Çünkü artık bir çok şeye ihtiyacım vardı ve bunlardan dolayı Miyoko'ya yük olamazdım.Mangalara verdiğim para 3000 yen civarında olduğu için kesinlikle bir işe ihtiyacım vardı.Kazandığım paranın yarısını bize uzun zamandır bakan Miyoko'ya veriyordum.İlk başlarda kabul etmedi ama zorla da olsa ikna edebildim.Bize borcunu asla ödeyemezdim ama yinede bunun biraz olsun katkısı olacağını düşündüm.Hafta sonları dergi için çekimler yoktu fakat her okuldan sonra çekime gitmek zorundaydım.Ve bu beni öldürüyordu....
"Hala o işine devam ediyor musun?"Aqua'nın sesiyle düşüncelerim arasında ne dediğini pek duymasamda sadece mırıldandım.Sayfalara bakmaya devam ederken,onun hemen önümdeki koltuğa oturduğunu fark etmedim.
"Sana sormak istediğim bir kaç şey var."Kollarını bacaklarına dayamış bir şekilde öne eğilmiş,bana dik dik bakıyordu.Kafamı dergiden çevirmeden gözlerimi ona çevirdim.Hep böyle dediğinde,içimde bir korku filizlenmiyor değil.Dergiyi kapatıp,masaya koyarak koltuktan doğrularak oturdum.
"Anladım,Söylediğim şeylerin hiç biri yeterli değildi anlaşılan"O daha cevap veremeden bende kollarımı dizlerime dayadım boyumuz aynı olduğu için yüz yüze gelmiştik.Gözlerimi kısarak ona dik dik baktım.
"Amacın ne?"Fısıltıyla söylerken kaşlarımı çattım.Bir an şaşırıp koltuğa yaslanarak yüzümden uzaklaştı.Bende doğrularak,kollarımı göğsümde bileştirip,bir şeyler demesini beklemeye başladım.
"Bana gelecek hakkında bilgi vermeni istiyorum."Aqua'nın çok hızlı bir şekilde konuya girmesiyle bir an şaşırsamda,söylediği şey kafamda birkaç kez yankılandı.Soracağı şeylerden korkuyordum ama direk korkutuğum şeyi talep edeceğini hiç düşünmemiştim.
Yani bana sormak istediği şeyler,gelecekte neler olacağı ile ilgiliydi.
Düşünceli bir şekilde masadaki dergiye dalmıştım.Onlara gelecek hakkında bilgi vermeyi kaç kez düşünsemde bu sadece daha kötü sonuçlar doğuracağını biliyordum.Zaten sadece animeyi biliyordum,mangayı okumamamıştım.Şuan buna çok pişman olsamda,sadece bir yere kadar olacaklar hakkında bilgi sahibiyim.Ortamda sessizlik hakimken bu konu hakkında biraz daha düşündüm,belki bu özelliğimi amacım doğrultusunda kullanabilirim.
"Neden bir anlaşma yapmıyoruz?"Sessizliğin ardından sorduğum soruyla,Aqua şaşkınlıkla bana baktı.Hızla kendini toparlayarak,bir kaşını havaya kaldırıp merakla sorguladı.
"Ne istiyorsun?"Amacım babamızı kendim bulup,onu çin işkencesine sokarak,yalvararak ölmesini istemesini sağlıcaktım.Ama bir yandan da Ruby'i ve Aqua'yı korumak içinde onları bu işten uzak tutmak ve onları korumak istiyordum.Bir yandan da bu evrenden nasıl kurtulacağımı bulmamda lazımdı ama bunun için kargalı kızın önüme çıkmasını beklemekten başka çarem yok...O yüzden işe girmemin nedenlerinden de biri bu,biraz para biriktirip babamızı bulmaları için bir kaç adam veya ajan falan tutmam gerekiyordu ve gerçekten araştırdığımda baya bir para gerekiyor.Çünkü bunu tek başıma bulmaya çalışmak,samanlıkta iğne aramak gibi olurdu.Ne kadar çok el,o kadar çok başarı şansı demek...Aqua'nın sorusuna geri dönerek,direk aklımdaki planda olan cevabı söyledim.
"Babamızı bulma amacından vazgeç,bende gelecek hakkında bilgi veriyim."Dediğim şeyle gözleri büyüdü.Muhtemelen böyle bir şeyi nasıl bildiğime şaşırmıştır,gözlerini kısıp,kaşlarını çatarak bana baktı.
"Bunu bildiğine göre,Ai'nin ölümüne sebep verenin o olduğunuda biliyorsun."Sesi sertti,söylediğim şey onu kızdırmışa benziyordu.Gözlerindeki siyah yıldız parlayarak,ne kadar ciddi olduğunu gösteriyordu.
"
Merak etme Aqua,babamızın ölmesini istemediğimden söylemedim.Sadece bu işe karışma...ikinizinde bu işten uzak durmanızı istiyorum."Kasvetli bir şekilde bakıp yumuşak konuşarak,sakileşmesini sağlamaya çalıştım.Dediğim şeyle yıldızın parlaklığı sönerken,daha da şaşırarak bana bakmaya devam etti.Ayağa kalkıp,odama doğru gitmeden son bir kez arkama bakıp,gözlerimi kısıp,yıldızlar simsiyah parlarken sesim sert çıktı.
"Gelecek hakkında bir şeyler bilmek istiyorsan,amacından vazgeçince yanıma gel..."Daha da kasvetli bakarak,korkmasını sağlayarak konuşmama devam ettim.
"Eğer beni kandırmaya kalkarsan,bir daha yüzüme bakacak cesaretin olmıcak."Önüme dönüp yürümeye devam ederken,onun sessizce koltukta endişeli bir şekilde kaldığını fark ettim.Aklında artık daha çok soru vardı ve özellikle korktuğu şey ne planı olduğunu bilememesiydi.Ve daha neleri bildiğini bile bilmiyordu.Bir an aklına tekrar o adamlardan birinin Aimi'yi öldürdüğü görüntüsü gelince daha tedirgin oldu,eliyle saçlarını karıştırırken,endişeyle onun gittiği yere baktı.O sırada merdivenleri çıkarken Aimi,aynı Aqua gibi onun için endişelendi.İkiside birbirlerinden haberleri olmadan aynı şeyi düşünüyorlardı.
Seni yaptığın şeyden vazgeçirdiğimden emin olacağım.