Kapının yanında duruyorum.
İçeri girdiler, konuşmaya başladılar. Sanki ben yokmuşum gibi. Harika Emir masaya eğilmiş bir şeyler anlatıyor. Bora arada laf atıyor. Alp sessiz ama dinliyor. Ayaz… sadece izliyor.
Konuşmalarından tek anladığım şey şu:Ben problemim.Teşekkürler.Durum kontrolü,” “risk,” “görülme ihtimali”…
Sanki ben eşya gibiyim.
Gözüm kapıya kaydı.
Açık.
Hiçbir şey söylemeden birkaç adım geri attım.
Kimse fark etmedi.Bir adım daha.Hâlâ konuşuyorlar.
Kalbim hızlandı.
“Şimdi,” dedim içimden.
Ve döndüm.
KoştumKapıdan çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Umurumda dedeğil.
Koşuyorum.Yine.Harika.
İki saniye sonra bileğimde keskin bir acı hissettim. Yanlış basmışım. Ayağım burkuldu.
“Ah SİKTİR YAA!”
Durmak zorunda kaldım.Topallayarak birkaç adım daha attım.Sonra tamamen durdum.
“Cidden mi ya…” dedim kendi kendime.
Arkamdan kapı açıldı.TaTabii.
Bora’nın sesi:
“Yine mi koşuyor bu?”
Emir.“Dur be ya ”
Alp zaten gelmişti bile.
Ben dönmedim,Dönmek istemedim.
Ama onlar yanıma geldi.
Bora bana bakıp başını salladı:
“Bu artık alışkanlık oldu.”
“Gitmek istiyorum!” dedim.
Alp yere baktı.
“Yürüyemiyorsun.”
“YÜRÜRÜM!”
Bir adım attım acı.Yüzümden belli oldu.
Bora:
“Yürüyemedin ki.”
Emir biraz daha sakin:
“İçeri dönmen daha mantıklı.”
“Ben sizinle hiçbir yere gelmek istemiyorum!”
Sessizlik.
Sonra Ayaz geldi.
Diğerlerinden daha geç. Daha sakin.Bana baktı. Ben de ona baktım.Bir şey demedi
Sadece… bekledi.Bu daha sinir bozucu.
“İyiyim,” dedim. Yalan.Bir adım daha attım.
Ayağım yine sızladı.
Dengeyi kaybettim.
Tam düşecekken refleksle kendimi tuttum ama artık yürüyemeyeceğim belli.
Bora fısıldadı:
“Plan yine çöktü.”
Alp:
“Plan yoktu.”
Emir derin nefes aldı.
Ayaz bir adım yaklaştı.
“Elinle tutun,” dedi.
Ne?
Bir saniye durdum.
“Ne?”
“Düşmemek için,” dedi, düz bir şekilde.
Sinir oldum ama… mantıklı.
İstemeye istemeye kolunu tuttum.
Ayağımı yere basmamaya çalışarak geri yürüdük.
Bora arkadan konuşuyor:
“Koşu performansı iyiydi ama iniş zayıf.”
“BORA SUS!” dedim.
Alp hafifçe güldü. İlk defa.
Eve geri girdik.
Ben hâlâ topallıyorum.
İçeri girer girmez sandalyeye oturdum.Derin nefes aldım.Sinir, yorgunluk, acı… hepsi aynı anda.
afamın içinden tek bir şey geçti:
“Bugün neden bu kadar uzun sürdü?”