İçeriğe geç

ORTAK

Bölüm 1 · 3 dk okuma

ORTAK

Bölüm 1

GİRİŞ

Ben Eflin Koral basit bir fizik öğretmeniyim yanlız yaşıyorum öğrencilerim dışında kimsem yok...

Sabah alarmım yine ilk çalmada susturuldu. İkinci alarm çalınca yataktan kalktım. Fizik öğretmeni olmanın en ironik yanı, zamanı en iyi anlatan insanlardan biri olup sabahları zamanla sürekli kavga etmek olabilir.

Mutfağa geçtim. Çay koydum. Aynı bardak, aynı masa, aynı sessizlik. Pencereden dışarı baktım, Ankara sabahı griydi. Zaten burada hava ya gri olur ya da daha gri.

Bugün 10. sınıflara hareket konusu anlatacağım. Tahtaya yazarken her zamanki gibi aynı cümleyi kuracağımı biliyorum: “Hareket, bir cismin zamana göre yer değiştirmesidir.” Çocuklar da her zamanki gibi ya deftere yazacak ya da camdan dışarı bakacak.

Okula giderken yol hep aynı. Aynı bakkal, aynı köşe, aynı sokak köpekleri. Bazen düşünüyorum, ben mi sabitim yoksa her şey mi benim etrafımda dönüyor. Sonra bunun fiziğini düşünmeyi bırakıyorum çünkü işim zaten bu.

Derse girdim. Sınıfın yarısı uykulu, yarısı telefona bakıyor. Arka sıradan biri sordu: “Hocam bu gerçek hayatta ne işe yarıyor?”

Klasik soru. Her yıl sorulur, her yıl aynı yerde sinir bozar.

“Şu an burada oturman bile hareketle ilgili,” dedim. “Dün geldiğin yerden farklı bir noktadasın.”

Çocuk anlamadı ama yazdı. Zaten çoğu şey anlaşılmadan yazılıyor bu hayatta.

Teneffüste öğretmenler odasına gittim. Herkes ya çay içiyor ya da şikayet ediyor. Ben de çay aldım. Konuşmadım. Konuşmayınca kimse de bir süre sonra sormuyor. İnsanlar sessizliğe çabuk alışıyor.

Akşam eve döndüm. Kapıyı açınca o tanıdık sessizlik yine karşıladı. Işığı açtım. Çantayı bıraktım. Bir an durdum. Gün boyunca onlarca insanla konuşup eve gelince kimseyle konuşmamak… garip bir denge.

Yemek basitti. Televizyon açık ama izlemiyorum. Ses olsun diye.

Sonra masaya oturdum. Yarın anlatacağım konuyu gözden geçirdim. İvme. Değişim. Hızın değişimi.

Kendi kendime gülümsedim.

“Benim hayatımda değişen pek bir şey yok,” dedim.

Ama yine de ertesi gün için not aldım.

Çünkü her ne kadar hayat sabit gibi görünse de… küçük küçük şeyler hep değişiyor. Sadece fark etmek için biraz dikkat gerekiyor.Akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkarken suyun sesi mutfağı doldurdu. O ses, evdeki sessizliği örtmenin en kolay yolu. İnsan bazen konuşmak yerine arka plan sesi tercih ediyor. Daha az yorucu.

Bulaşıkları kuruladım, yerine koydum. Her şeyin yeri belli. Belki de bu yüzden hayatım da fazla düzenli. Sürpriz yok, karmaşa yok. Ama bazen düşünüyorum… belki de biraz karmaşa fena olmazdı.

Salona geçtim. Koltuğa oturdum. Telefonu elime aldım, birkaç mesajlaşma uygulamasını açtım. Bildirim yok. Zaten çoğu gün olmuyor. Öğrenciler bazen soru sorar, o kadar. Onlar da genelde “Hocam bu çıkacak mı?” seviyesinde varoluşsal sorgulamalar.

Telefonu bıraktım.

Kitaplığa baktım. Üniversiteden kalma fizik kitapları hâlâ aynı sırada. Mekanik, elektromanyetizma, modern fizik… Hepsi yerinde. Sanki hiç dokunulmamış gibi. Oysa bir zamanlar her sayfasını ezberlerdim.

Bir kitap çektim. Açtım. Sayfaları çevirdim. Formüller, grafikler… Tanıdık ama uzak.

“Bilmekle yaşamak aynı şey değil,” dedim içimden.

Saat ilerledi. Yorgunluk geldi ama uykum yoktu. Televizyonu kapattım. Ev tamamen sessizleşti. O an sessizlik biraz daha ağır oluyor. Sanki fark edilmek istiyor.

Pencereye gittim. Dışarı baktım. Sokak lambası yanıyor. Bir kedi geçti. Hava soğuk. İnsanların çoğu evinde. Işıklar yanıyor ama içeride ne var, kim bilir.

Bir an düşündüm…

Ben de o ışıklardan biriyim. Dışarıdan bakınca sadece bir pencere.

İçeride ne olduğunu kimse bilmiyor...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.