Yavaşça dudaklarını ısırdı.
"Bir sorun mu var,Mila?"
İrkildi.Etrafına bakındı. Arkadaşını görünce
nazikçe gülümsedi.
"Ben iyiyim Ann, sadece yine..."
Tekrar dudağını ısırdı.Söylemeli miydi, yoksa sa-
dece susmalı mıydı?Belki de sadece "İyiyim." de-
meliydi.
"Önemli değil Mila, söylemek zorunda değil-
sin."
Ann, yavaşça yanına oturdu.Ellerini ellerinin içine aldı.
"Küçük bir gezintiye çıkalım mı?Belki neşen yeri-
ne gelir. Hatta elma bahçelerinden elma bile top-
layabiliriz.Hatta ve hatta..."
Gözlerini kıstı ve sesini alçattı;
"Tavşan bile görebiliriz!"
Mila şaşırdı.İlk başta inanmak istemedi ama son-
ra arkadaşının ciddi olduğunu görünce;
"Emin misin?" diye sordu.
Ann, ellerini ellerinden yavaşça çekti.Ardından sı-
kıca elini tuttu.
"Neden kendimiz gidip görmüyoruz?"
Hızlıca ayağa kalktılar. Birbirlerine bakıp kafala-
rını salladılar.
Koşmaya başladıklarında Mila kendini garip his-
setti.
* 1 Saat Sonra*
Sıcak bir rüzgar saçlarını yalarken, kırmızı renkli el-
masını yiyordu. Elmalar daha olgunlaşmamıştı, bu
yüzden tadları biraz kötüydü.
Ann ise elmanın tadını almak için dudaklarını yalı-
yordu.Lokmasını çiğnerken sordu:
"Elmaların tadını beğendin mi?"
Kafasını salladı.
"Tavşanları ne zaman göreceğiz, Ann?"
Ann bir süre durkasadı, ardından;
"Belki bugün ortaya çıkmazlar..." diye yanıtladı.
Mila hayal kırıklığına uğradı, ama belli etmedi. So-
nuçta tavşanlar ürkek hayvanlardı, onları görmek
her zaman olan bişey değildi, ama yine de kötü his-
setti.
Ann elmasını bitirip çöpünü toprağa gömerken,ka-
fasını kaldırıp Mila'ya baktı. Üzgün bir ses tonuyla arkadaşına;
"Afedersin Mila, seni boşuna umutlandırdım.Ben
etrafta onları görürüz diye düşünüyordum.Tekrar-
dan özür dilerim,Mila..."
Mila yavaşça gülümsedi.Sıcacık, biraz beceriksiz-
ce ama insanın içini ısıtan türden bir gülümsemey-
di. Ann, kendini daha iyi hissetti.
************************
"..Alisa, elindekiler de ne?"
Kız sinsice sırıttı.
"Oryctolagus.."
Hafifçe kıkırdamaya başladı.
Adam ellerini başının içine aldı.

