İçeriğe geç

ORMAN

Bölüm 4 · 10 dk okuma

ORMAN

Bölüm 4

DAVETSİZ MİSAFİR

Gayet güzel geçen ve iş dışında asla ayrılmadığımız iki günün sonunda annemleri güzelce orman evine taşımayı başarmıştık, Black ve White çok iyi anlaşamıyorlardı hatta White nedensiz bir şekilde sürekli diken üzerindeydi. Geceleri sürekli benim yanımda, ayak ucumda yatıyordu.

İki günün sonunda tekrardan işe gidiyorduk, White sürekli benim peşimdeyken Black sürekli abimi takip ediyordu, abim çıkmadan önce beni bırakacağını söylediği için hızlı hazırlanmaya çalışıyordum. Hızlıca güzel ve hafif ancak iddialı bir makyaj yaptıktan sonra güzel bir yırtmaçlı kot etek, üzerime de kırmızı bir bluz seçtikten sonra üzerime geçirecekken White'ın oda da olmadığını görmüştüm, genellikle odamdan dışarı çıkmadığı için kaçtığı korkusuna yakalanarak etrafa bakarken kapının az ötesinde yerde yatarken görmüştüm. İçimde ki ferahlamayla gülümseyerek odaya döndüm ve üzerimi değiştirdim. Yarın normalden biraz daha erken çıkmam gerekiyordu, çünkü White da Black de erkekti lakin Black her fırsatta White'a sataşıyordu, örneğin White benim ayak ucumda yatarken ve ortada hiçbir sebep yokken Black White'ın üzerine çıkıp onu rahatsız etmeye çalışıyordu. Allah'tan biz evde yokken birbirlerini öldürmüyorlardı, yine de Black White'ın kafasını kanattığı için veterinere götürmem gerekiyordu.

Kedilerimize sarıldıktan sonra evden çıktık ve iş yerlerimize gittik. Abimden öpücük aldıktan ve yolcu ettikten sonra kapıda ki baş belası "mevekkilimi" görmüştüm, hiç göz teması kurmak istemeden içeri girecektim ki kolumu sertçe yakalayıp "Duruşmaya az kaldı avukatım. Neden beni dinlemek istemiyorsun?" Dedi artık yüzleşmem gerektiğini anlamış ve derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başlamıştım "Beyfendi öncelikle siz benim müvekkilim değilsiniz dolayısıyla bana duruşmanızla ilgili bilgi vermenize gerek yok. Eğer sizi herhangi bir avukat istemiyorsa, bizim gibi özel avukatlar yerine sizin için tam olarak duruşma günü bir devlet avukatı seçilebilir. Duruşmadan önce avukatınıza gerekli bilgiler verilir. Lütfen bir daha benim adımı ağzınıza almayın, ayrıca bir daha yolumu kesmezseni de sevinirim" dedikten sonra içeri hızlı adımlarla girdim. Odamın kapısına geldikten sonra derin bir nefes aldım ve içeri girdim. İçeri girer girmez abimi aradım ve biraz muhabbet ettik. Ondan az buz bir fikir aldıktan sonra kapımın çalınması ile telefonu kapattım, gelen benim ayak işlerimi yapan, beni görmek isteyen kişileri bana söyleyen Elif'ti "Buyur Elif" dedim elinde ki evraklarla içeri giren Elif'e bakmadan "Seni dinliyorum" dedim ancak sesini çıkarmadığı için bakmak zorunda kaldım ve imzalamam gereken evraklardan başım kaldırdım "Elif niye konuşmuyorsun?" Derken Elif'in ağzını bir elin kapattığını gördüm, gözlerim açılırken bana sürekli "Avukatım" diyen adamın olduğunu gördüm. Sakin kalmalıydım "Sakin olun" dedim Elimden gelen en soğuk sesle, elinde ki parlak,metal ve kesici olduğuna emin olduğum alet gözle görülür şekilde açıktaydı. Kendime hakim olmalıydım, korkmamalıydım. Adam bana psikopat gibi bakıyordu, sanki değilmiş gibi. Gülümsemesini bozmadan konuşmaya başladı "Girişte ne demiştin? Hmm benim avukatım olamazdın öyle değil mi? Evet olacaksın, ben özel bir insanım ve devlet avukatlarıyla uğraşamam. Ayrıca bana basit insanlara davrandığın gibi davranazsın, kolunda ki elimi kolunu çekip kurtaramazsın. Ben ne dersem, ne yaparsam o olur" dediğinde gerçekten sinirlenmeye başlamıştım, ancak bu tür durumlarla ilk defa karşılaşmıyordum yani sakin kalmak zorundaydım. Derin bir nefes aldım ve "Bakın, beni istediğiniz gibi kullanamazsınız. Ayrıca şuan sizin teklifinizi kabul etsem dahi hapishaneye gideceksiniz çünkü bizim tarafımızdan bir elemanı esir almış bulunmaktasınız. Lütfen sakin ve mantıklı düşünün, eğer hanımefendiyi serbest bırakırsanız sizin teklifinizi kabul etmeyi düşüneceğim" diyerek Elif'i serbest bırakmasını sağlamaya çalıştım. Ancak tabii ki bir planım vardı. Bu konuşmayı yapmadan önce masanın altında duran düğmeye basmış ve güvenliği çağırmıştım, Elif'i tutan eli biraz gevşediğinde Elif koşarak benim arkama geçti, ancak adam verdiğim sözü unutmamıştı. Cebinden bir kağıt çıkartarak bana uzattı ve "İşte bu benim avukatım olduğunuza dair bir belge" dedi ve kafasını yan yatırıp gülümsedi "Arkadaşını kurtarmak için kendini benim gibi bir adamın kollarına bırakmak gerçekten ayakta alkışlanılması gereken birşey lakin, verdiğiniz sözden geri dönemezsiniz. Yani artık benim avukatımsınız ve bunu hiçbir şey değitirmez" diyerek tam bir şekilde gülmeye başladı, rolümü oynamaya devam etmiş ve "Peki, siz kazandınız" diyerek masama ilerlemiştim. Yaptığından GRUR duyan adamsa bana parlayan gözlerle bakıyordu. Derin bir nefes aldım ve "Ancak sizin de şunu unutmamanız gerekir. Şuan bu kağıdı bana zorla imzalatıyorsunuz, yani benim sizi savunacağım merak konusu. Sizin kurtulmanız benim ellerimde olur, ister bugün burada yaptığınız davranışı dosyanıza işlerim ister sizin kurtulmanız için bütün yaptığınız fedakârlıkları, neden yaptığınızı araştırıp geleceğinizi kurtarabilirim. Lakin bu yaptığınız davranışla bunu yapmam çok zor olacak" dedim ve gülümseyerek "Güvenlik!" Diye bağırdım. Neyse ki odamın yakınlarında dolaşan bir güvenlik vardı da benim söylediklerim karşısında dumura uğrayan adamı odamdan uzaklaştırmayı başarmıştı. Tanrım, şu düğmeyi yeniletmem gerekiyordu.

Adam çıktıktan sonra derin bir nefes aldım ve sandalyem adeta kendimi bıraktım "Sanırım sizi zor duruma soktum" dedi Elif mahçup bir ifadeyle "Hayır hayır, öyle düşünme. Dışarıdan hemen ezilebilecek bir kıza benziyorsun öyle olmadığını anlatman içinde yanında tehdit altında olmayan birilerine ihtiyacın vardı. Ancak bu sefer yanında ben vardım, yani eğer yanında ben olmasaydım bir şekilde kendini kurtarırdın. Kısacası işini zorlaştıran ben oldum" dedim ve yorgun bir şekilde gülümsedim Elif'te bana gülümsedikten sonra masama yaklaştı ve bir kağıt koyarak kapıya yöneldi. Bir evrağın olduğunu düşündüğüm kağıda o gittikten ve diğer evrakları imzalamayı bitirdikten sonra baktım, ancak bu sefer yanılmıştım. Elif'in masaya koyduğu kağıt bir evrak veya işle ilgili değildi, elime aldığım ve şaşkınlıkla baktığım kağıt Elif'in düğün davetiyesiydi. Vay canına aynı ayda iki düğün bakalım daha nelere şaşıracağım diye düşünürken bir mesaj geldi, gelen mesaj Elif'tendi "Sizi düğünümde görmek en mutlu olacağım şeylerden bir tanesi olurdu, lütfen kendinizi zora sokmayın gelebiliyorsanız en önde yeriniz var. Sizi ve abinizi mutlu günüme davet ediyorum" yazıyordu gülümsedim ve mesajı abime gönderdim. Abim de "Harika, bir ay da iki düğün. Çevremiz de hızlı bir gelişme var" diyerek başka bir mesaj gönderdi ve beni ikinci bir kez güldürmeyi başardı, abime bu tatsız olaydan bahsetmeyecektim. Zaten onun kulağına giderdi.

Akşam olduğunda evime gittim ve abime bugün hangi yemeği istediğini soran bir mesaj gönderdim. Abim de bana sorduğum sorunun cevabı yerine "Yemek yerine konuşacağız Aylin. Eve on beş dakika sonra varmış oluyorum çok geç kalmam" diyerek bir mesaj göndermişti, şaşkınlık içinde telefona baktığımda sabah yaşadığım olayı öğrendiğini anlamam uzun sürmedi ve abime "Abi bugün bu konuyu konuşmak için bayağı yorgunum. Lütfen izin günümüzde konuşalım" dedim ve cebimden motorumun anahtarını çıkarttım. Elbette ki arbam vardı ancak arabamı düğün gibi özel günlerde veya tatil tarzı yerlere giderken kullanıyordum. Eve vardığımda içeriden yine Black ve White'ın sesleri geliyordu. İçeri girdim ve bugün ün ikinci şokuyla karşılaştım, Black White'ın patisini kanatmıştı ve White patisini yere basamıyordu "Black! Sen ne yaptın?" Diyerek kapıdan içeri girdim. Büyük şoku üzerimden atmak uzun zaman sürse de hemen veterinere gitmem grektiğini anlamıştım. Gece gece açık bir veteriner bulabilirsem ne mutlu bana, söylenerek White'ı kedi kafesine koyarak Black'e bağırmaya başladım. Sesimden korkan zavallı hayvan ona hazırladığım gri kedi minderine gitti ve gözlerini kapattı, bu tür şeylere bakamadığımdan gözlerim kapalı bir şekilde White'ı kafese koyduktan sonra arabayı garajdan çıkardım. Çantamı da alarak evden çıktım, arabanın telefonluğuna koyduğum telefondan abimi aradım ve White'ı hemen yan tarafıma nazikçe koydum. Abim telefonu açtıktan sonra "Abi Black White'ı acayip derece yaralmış. Ben veterinere gidiyorum, lütfen eve hızlı gel, hayvanın yemini koymadan çıktım" dedim ve telefonu kapattım. Abim de yakalaşık beş dakika sonra eve gittiğine dair bir mesaj gönderdi. Abimden hemen sonra annemi aramış ve sakinleşmek için biraz konuşmuştum, yanında babam da vardı ve ona da bir selam göndermeyi ihmal etmemiştim. Yaklaşık yirmi dakikanın sonunda yorgun bir şekilde arabayı veterinerin önüne park ettim ve kapıdan içeri girdim.

Şanslıydım çünkü içeride sadece bir kişi vardı. Onun da sadece bir bakıma girmesi gerekiyordu. Sadece dört dakikanın sonunda kendimi muayenehane de buldum, veteriner bunun nasıl bir yara olduğunu anlamaya çalışırken bana sorular da soruyordu "Eviniz de olan kedilerin cinsiyeti nedir?" Dedi ve gözlerini acı içinde kıstı ona cevaben "İkisinin de erkek olduğuna eminiz. Ayrıca Black bizim yanımızda çok sakin ancak White'ın yanına geldiğinde tüylerini kabartmak yerine direkt saldırıyorlar. Bız de böyle bir facianın gerçekleşmesinden korkuyorduk" dedim ve korku içinde White'a baktım. Veterinerin acı dolu bakışlarına ve benim "fazla" tepkime rağmen kedinin gıkı çıkmıyordu. Veteriner de şaşkın bir şekilde asistanından aletlerini istedi ve bir buçuk iki saatin sonunda veterinerden ayrılamayı başardık. Bu sefer White'ı kafese koymak yetine sürücü koltuğuna kucağıma koydum, ancak White hızla yan koltuğuma geçti ve kuyruğunu yüzüne tutarak uyumaya başladı. Veteriner dikiş atmıştı ve kedinin umurunda olmamıştı sadece bir iki kere yarasının çevresune baskı uygulandığında miyavlamıştı o kadar. Bu iki kedide de bir gariplik vardı ancak ne olduğunu hiç kimse çözemeyecekti.

Eve geldiğimde abimin evde olmadığını görmüştüm. Odasına ve odama bakmama rağmen ortalıkta yoktu, Black bıraktığım gibi minderde uyuyordu. Mamasının dolu olduğunu görünce abimin yakın zamanda eve geldiğini ancak sonrasında tekrardan evden ayrıldığını anlamam zor olmamıştı.

Madem abim evde değil o zaman yemek yapmama gerek yok.

Bu yorgunlukla yemek yapmaktan kurtulmanın verdiği mutlulukla yatağıma gittim ve üzerimi değiştirirken abimi aradım. Bugün mesaj yazamayacak kadar yorgundum.

Telefon açıldığında abimin hızlı açıklaması boş evde yankılandı "Canım benim evden acilen çıkmam gerekiyordu,Black'in mamasını koydum ama suyunu koyamadım evdeysen onu bir hallet. Çetin sen arkadan dolan!" Bir yandan bana durumu açıklamaya çalışıp diğer yandan takım arkadaşına emir vermesi biraz komik bir durumdu, baskında olduğunu varsayarak telefona minik bir öpücük gönderip kapattım. Umarım sağ çıkabilirdi.

Üzerimi değiştirdikten sonra abimin de dediği gibi Black ve White'ın suyunu yeniledikten sonra yatağıma uzandım, biraz sosyal medyada gezindikten sonra alarm kurup yorgunluktan ağırlaşan gözlerime ayak uydurdum.

Yatmamın üzerinden kaç saat geçtiğini bilmiyordum ancak gelen patırtıyla gözlerimi açtığımda daha güneşin bile doğmadığını görebiliyordum. Patırtıyı yapanın önce Black veya White olabileceğini düşünmüştüm, ancak sonrasında gelen kıhlama veya miyavlama gibi sesler duymadığımdan onlardan gelmediğini içimi bir korku kaplayarak anlamıştım. Yatağımın baş ucunda ki geceliği üzerine geçirip elime lise döneminden kalan beyzbol sopasını alarak odamın kapısını açtım, tamam eğer kedilerim 1 metre boyuna çıkamıyorsa ve iki ayağının üzerinde durup el feneri ile içeriyi gözetlemeye çalışmıyorlarsa kesinlikle polisi -yada abimi- aramam gerekiyordu. Fener benim olduğum yeri aydınlatacakken elimden gelen en sakin şekilde telefonumun yanına gidip "Canım abim💘" yazan bölüme tıkladım, telefon çalarken White ve Black'in nasıl olduğunu veya onlara zarar gelip gelmediğini düşünüyordum telefon sonunda açıldığında korkudan kısılan sesimle durumu açıklamaya çalıştım. Abim birşeylerin ters gittiğini anlamış olacak ki "Hiçbir yere kıpırdama kendini koruyacak birşeyler bul ve sonra dolabına saklan. İki dakikaya oradayım" dedi. En yakın zamanda abimin burada olacağının verdiği mutlulukla kedilerimizi aramaya başladım, belki onları alabilirlerdi ve bu benim asla istemeyeceğim birşeydi. White her zaman ki gibi benim odamdayken Black abimin odasında olmalıydı, White'ı dolabın içine sokarken beni anlıyor olmasını dileyerek buradan çıkmaması gerektiğini tembihliyordum.

Dolabın kapağını kapattıktan sonra Black'i almak için kapıyı birazcık araladım, abimin odası hemen yanımdaydı ve bu kesinlikle benim açımdan avantaj sağlıgordu. Hırsızlardan uzun olanı "Evde kimse yok girebilirsin çıt bile çıkmıyor" dedi aşağıda ondan haber bekleyen arkadaşına, sesi yüksek çıktığı için kalın bir seste olduğunu anlamıştım kısa olan aşağıdan mahallelinin onları duymasını umursamadan "Ne bağırıyorsun ya, belki uyuyorlar sessiz ol!" Diyerke azarladı, bu ikili kesinlikle bana zarar veremezlerdi. Abimin odasına bir su misali ulaştıktan sonra Black'i tahmin ettiğim gibi abimin odasında ki yerinde, abimin yatağının üzerinde buldum. Ellerimi biraz uzatarak sanki beni anlıyormuş gibi durumu îza ediyordum "Black lütfen şuan bana saldırma, ses çıkarma. Evde istenmeyen bazı misafirler var ve çok tehlikeliler. Sahibini beklemek için dolaba girmemiz gerekiyor" Black normalden daha sakin bir şekilde işimi kolaylaştırıp bana geldi ve kendini ellerimin arasına bıraktı. Bingo!

Aynı sessizlikle odama girdikten sonra bir yandan da hırsızların nerede olduğunu anlamaya çalışıyordum.

Ciddi olamazsın, banyoda ne bulmaya çalışıyorlardı ki? Umarım bir çeşit banyo hırsızı falan değillerdir, sabah uyandığımda klozeti yerinde bulmak istiyorum

Black ile odaya döndükten sonra ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi bıraktım ve dolaba girdim. Tabii ki telefonu yanıma almayı unutmamıştım, elimde ki sessize alınmış telefonla kurtarıcımı beklemeye başlamıştım. Sadece üç-dôrt dakika sonunda dışarıdan silah sesleri duyuldu ve telefonum çaldı.

Ah lütfen silahı ateşleyen kişi o olmasın!

Telefonu açtıktan sonra sessiz bir şekilde abini azarladım "Millet uyuyor abi! Gecenin kaçı olduğunun farkında mısın?" Abim stresli sesi ile bana karşılık verirken içeride korku dolu dakikalar yaşanıyordu "Kimse umurumda değil, sana birşey yaptılar mı? Dolabın içindesin değil mi?" Benim için endişelenmesini anlıyordum ancak telefonla konuşurken sesini kapalı penceremden de duymamam gerekiyordu "Sırasıyla hayır ve evet abi" dedim. Abime göre çok çok çok daha sakindim. Abim "Şükürler olsun" derken diğer yandan da nereden geldiğini bilmediğim tıkırtılarla birşeyler yapıyordu. Birkaç saniyenin sonunda tekrardan karşımda ki odadan gelen "Abi basıldık!" Sesi uzun olan hırsızdan geliyordu, bu iki hırsıza gülmeden soyulmak gerçekten çok zordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.