"Hakan dikkat et! O ayna daha yeni alındı" annemin babama olan çığlıkları eşliğin de otları biçerken yaklaşan kamyonlar o gereksiz evden kalan antika eşyalarımızı taşıyordu. O gün annemleri alıp abimle ikimizin kaldığı eve götürdük. Orman evini sadece ben ve abim kullanıyordu. Bazen eve iş getirmek istemediğim zamanlar ormana gider kuşlarımla birlikte vakit geçirip sunumuma çalışır ve işlerimi yapardım. Ancak uzun zamandır sadece boşanma gibi önemsiz işlerle uğraştığım için buraya gelmemi gerektiren bir şey olmuyordu.
Yaklaşık sekiz saatin sonunda uzun otları budamayı başarmıştım, yorgunlukla arkamda duran taşa oturdum ve babamın cam, büyük ve kare olan masayı içeri taşımaya çalışmasını izledim. Bu izleyiş arkamdan gelen çıtırtı sesiyle bölündü, refleks olarak arkamı döndüm. İyi ki de dönmüştüm çünkü, arkamda acayip tatlı,bembeyaz,kehribar gözlü, yetişkin bir kedi ile karşılaştım. Daha yeni sokağa bırakılmış olmalıydı çünkü üzerinde tek bir toz taneciği bile yoktu. Elimi sakin ve zararsız bir şekilde uzattım, kedi sakince elimi kokladı ve tedirgin bir şekilde yaklaştı, bu beni biraz üzmüştü açıkçası kim bilir insanlar ona ne yapmışlardır.
Kediyi sevmeye devam ederken arkamdan adım sesleri geldi ve arkamı dönmek zorunda kaldım, abimi gören kedi de hızla kaçmıştı zaten. Abime doğru yürüdüm ve sarıldım "İşler bitti mi?" Dedi abim. Geleli daha on saat olmuştu nasıl işlerin bitmesini bekliyordu ki? "Geleli daha on saat oldu abi hangi işi bitirebiliriz? Annemler bugün de bizimle kalacaklar, biz de gece evle uğraşacağız. Hâlâ o herife sinirliyim" dedim ve "Sen de iznini kopara bildin sanırım hm?" Diyerek devam ettim "Evet, o adama ben de hâlâ sinirliyim. Ama hayır izin koparamadım, şuan boş zamandayım. Bir hırsız mı ne var buralarda oyanlanmam gerek. Baya tecrübeliymiş" dedi. Onun işine burnunu sokamayacak kadar cahildim "Bu insanları da anlamıyorum, yalandan iki öksürenlere izin verirler önemli bir olaya izin vermezler" dedim sinirle. Abim benim bu isyanıma gülerek "Tamam,sakin ol küçük hatun. Şuan zaten yerimde Yiğit abi var. O idare ediyor. Biraz yardım edeyim tekrar gideceğim" dedi ben de başımla masayı içeri taşımaya yardıma giden annemleri göstererek "Aslında yardım etsen iyi olur, şuraya baksana" dedim abim de gösterdiğim yere bakınca tekrardan gülümseyerek "Tamam, yardım edelim sonra istersen biraz ormanda dolaşabiliriz. Zamanım var daha" dedi "kesin bir şeyimi hissetti, acaba bahsetsem mi?" Diye düşünürken abimin "Hadi Aylin!" Diye bağırması üzerine kendime geldim. Bir şekilde masayı içeri taşıdıktan sonra annemlerde izin alıp ormana bildiğimiz taraflara doğru yürüyüşe çıktık.
Biraz sessizlikten sonra abim "Eeeee ağzında ki baklayı sen mi çıkartırsın yoksa ben zorla mı alayım?" Dedi, sinir bozukluğuyla güldüm "Yine bir şey olduğunu anladın ya helâl olsun abi" dedim gülmeye devam ederken "E tabii bileceğim. Konuşmak ister misin?" Dedi, küçükken benim derdimi dinlemektense annemlere hemen yetiştirirdi ama şimdi kendisi derdim varsa dinliyor bir de üzerine çare arıyordu. Derin bir nefes alarak anlatmaya başladım "Aslında işimle ilgili" dedim ve kısa kısa nefesler alarak devam ettim "Bir tane müvekkilim var. Aslında tam olarak müvekkilim değil, kendisi öyle olduğunu iddia ediyor. 30 yaşlarında bir adam. Kumar,adam kaçırma, adam öldürme, ruhsatsız silah kullanma adamda ne ararsan var. Diğer avukatlar bu adamı kendi himayeleri altına almak istemiyorlar, e ben de korkudan almak istemiyorum. Ama adam son zamanlarda beni koridorda gördüğü her an "Avukat hanım duruşmama sonra 58 gün kaldı artık sohbet etmemiz ve benim hakkımda iki bir şey öğrenmeniz mantıklı değil mi?" Diye bağırıyor" dedim abim söylediklerim karşısında sinir küpüne dönmüştü. Benden bir yaş dahi büyük olan birisinin bana dokunmasını,beni süzmesini veya dinlemesini istemiyordu. Ben bunları anlatırken yine arkamdan sesler geldi "Bu adama haddinin bildirilmesi gerekiyor" bu ses arkamdan gelmişti ancak arkamı döndüğümde arkamda bir kişi dahi yoktu, abim ve ben vardık yalnızca "Sen de duydun mu?" Diye sordum arkama bakerken acaba deliriyor muydum? Abim benim baktığım yere baktı ve "Evet, sen söylemedin mi onu?" Dedi. Delirmediğime sevinerek ayağı kalktım ve aramaya başladım, bu ses bücür bir insandan gelmediyse kesinlikle ikimiz de deliriyoruz demektir. Abimle aramaya devam ederken bir kedi ayağıma sürtündü, kediye baktığımda yine o güzeller güzeli kediyi gördüm. Abim sesi ararken ben oturdum ve "Merhabalar. Nasılsın?" Dedim abim kiminle konuştuğumu anlamak için arkasını döndü ve "A bu çok tatlı ama" diyerek kediyi sevmeye başladı. Ancak kedi abimi sevdirirken sürekli kıhlıyor veya değişik hareketlerde bulunuyordu, abim sonunda bu davranışlara sinirlenerek sevmeyi bıraktı ve yalnızca benim sevmemi izledi. Kedi biraz sonra kucağıma çıkmıştı, onu severken değişik birşey fark etmiştim. Yetişkin bir kediydi lakin çok hafifti hatta biraz sonra neredeyse kedinin üzerimde olduğunu unutacak ve ayağı kalkacaktım. Birkaç dakika daha sevdikten sonra abimin telefonu çaldı "Alo efendim Yiğit abi?" Dedi Yiğit abinin aradığını öğrenmek yakında abimin aramızdan ayrılıp göreve çıkacağına işaretti "Öylemi? İnsafa geldi diyorsun he?" Dediğinde meraklanmıştım telefonda bir iki dakika gülüştükten sonra abim "İyi hadi görüşürüz abi sen karını bekletme eve git" diyerek karşı taraftan da onay aldıktan sonra telefonu kapattı. Ben de durmamış ve neye bu kadar şaşırdığını sormuştum abim de bana bugün emniyet gelen müdürlerinin güzel gününde olduğunu ve herkese erken çıkmak için izin verdiğini söylediğini söyledi. Kediyi daha fazla sevmek için fırsat kollayan ben buna çok sevinmiştim. Sonunda hava kararmaya başlamıştı ben de kediyi severeken saatin ne kadar hızlı geçtiğini anlamamıştım. Abimin uyarısıyla kendime gelmiştim "E hadi Aylin saat geç oldu yarım saate hava kararır. Nasıl bu kadar hızlı geçti zaman onu da anlamış değilim gerçi ama. Neyse hadi kalk kalk kalk kalk" dediğinde yüzüne "Lütfen birazcık daha duralım" bakışları atıyordum. Abim ise benim bu tuzağıma düşmemiş ve "Hayır Aylin.... Bana öyle bakma hayır dediysem hayır" diyerek yerimden kaldırmıştı. Kediyi de kucağımda tuttuğumu görünce gözlerini devirdi ve "İyi tamam hadi al gel zaten evde hayvan yok güzel de olur" diyerek beni kırmadı. Mutlulukla dans ederken hava kararmıştı bile abimle didişmemiz uzun zaman sürmüştü belli ki abim bana bakarak "Evet, şimdi eve nasıl dönüyoruz?" Dedi. Haklıydı etrafta sadece bizim durduğumuz yeri aydınlatan ay vardı başımı "Bilmiyorum ki" anlamında salladıktan sonra affetmesi için abime sarıldım daha sonra kediyi alıp kulağına sakin ol kelimeleri sunduktan sonra abimin başına koydum, sonunda istediğim sonuca ulaşmış ve abimi güldürmüştüm "Ya tamam, ama gerçekten şimdi eve nasıl döneceğiz?" Dedi abim gülümseyerek "Bir şey bulunur dert etme. Hem biz buraları avucumuz gibi bilmiyor muyuz?" Dedim abimse bana "kızgın" gözlerle baktı. Gülümsedikten sonra gerçekten ne yapabileceğimizi düşündüm. İkimiz de evet evin yolunu çok iyi biliyorduk ancak gece olunca dışarıda dolaşmak hiç de iyi bir fikir değildi, yılanlar,zehirli böcekler, kızgın kuşlar ve saldırgan hayvanlarla karşılaşmak oldukça normaldi. İkimiz de ne yapacağımızı düşünürken kucağımda uyuyan kedi hareketlendi ve gözlerimin için baktıktan sonra kıpırdandı. Susuz olabileceğini düşünmüş ve derenin yanına götürmüştüm ancak içmemiş ve yine gözlerim tam odağına bakıp geldiğimiz yönün karşısına doğru koşmaya başlamıştı. Abimle ufak bir bakışmadan sonra kediyi takip ettik, evet bu belki çok tehlikeliydi lakin o kedinin bize bunu anlatmaya çalıştığına yemin edebilirdik. Biz koşmaya devam ederken kedi bir anda durdu ve boşluğa doğru kıhlamaya başladı. Biz de ne olduğunu anlamak için yere eğildik ve yerde duran yetişkin,simsiyah,mavi gözlü ve yine çok zayıf bir kedi gördük. Beyaz kediyi okşayarak "Sakin ol, şşşşsş, geçti sadece bir kedi" diyerek sakinleştirmeye çalıştım. Benim sesimi duyunca tüyleri tekrar eski haline döndü. Siyah kedi ile aralarında geçen kısa bir tehdit dolu olduğunu düşündüğüm sohbetten sonra siyah kediyi abime vererek ilerledik. İlerledik ilerlemesine ancak beyaz kedi sürekli arkasına,siyah kediye bakıp duruyordu. Sonunda eve vardığımızda hava epey kararmıştı kediyi takip etmemizin bizi kurtaraçağına adım gibi emindim zaten, annem bizi görünce boynumuza sarıldı ve "Size bir şey oldu zannettim kuzularım. Neden bu kadar geç kaldınız? Hani yarım saat oturup gelecektiniz?" Dedi, abime bakıp "Biraz uzun hikaye anne. Ama güzel bir haber getirdik sana iki evlat daha geliyor" dediğinde annemin yüzü görülmeye değerdi açıkçası. Onu içeri soktuktan sonra beyaz kediyi de kucağıma alıp içeri girdik.