İçeriğe geç

𝘚𝘤𝘢𝘳 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘵𝘦 | wlw

Bölüm 13 · 4 dk okuma

𝘚𝘤𝘢𝘳 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘵𝘦 | wlw

Bölüm 13

Boynundaki iz

Parkın sessizliğinde nefesleri birbirine karışmıştı. Küçük, boğuk inlemeler, kumaşın hışırtısı, parmakların ıslak ten üzerinde çıkardığı hafif sesler… hepsi geceye karışıyordu. Sena’nın parmakları Sude’nin içinde hâlâ yavaşça hareket ediyordu — iki parmak, kıvrılarak, o hassas noktayı bulup bırakıp tekrar bulan ritimde. Sude’nin kalçaları bankta istemsizce kalkıyor, Sena’nın eline bastırıyordu. Sude’nin eli de Sena’nın kotunun içinde kaybolmuştu. İç çamaşırını tamamen yana sıyırmış, parmaklarını Sena’nın ıslak kıvrımlarında gezdiriyordu. Orta parmağı klitorisin üstünden daireler çiziyor, sonra aşağı inip girişte hafifçe baskı yapıyordu. Sena’nın nefesi kesik kesik geliyordu, alnı Sude’ninkine yaslanmış, gözleri yarı kapalı. “Tanrım… Sude…” Sena’nın sesi boğuktu, neredeyse inlemeye dönüşmüştü. “Daha derine… lütfen.” Sude tereddüt etmedi. İki parmağını Sena’nın içine kaydırdı — yavaş, ama kararlı. İçerideki sıcaklık, kasılmalar, ıslaklık… hepsi Sena’nın bedeninin onu ne kadar istediğini anlatıyordu. Parmaklarını kıvırdı, o noktaya bastırdı. Sena’nın sırtı kavis yaptı. Bankın sırtlığına tutundu, tırnakları tahtaya geçti. “Isır beni,” diye fısıldadı, sesi yalvarır gibi. “Yine… boynumdan.” Sude eğildi. Sena’nın boynuna indi — aynı noktaya, daha önce Sena’nın ısırdığı, şimdi kızarmış ve hafif morarmış olan yere. Dişlerini deriye koydu. Önce hafifçe sıktı, sonra daha derine. Sena’nın inlemesi yüksek çıktı, boğazından yırtılarak geldi. “Evet… işte böyle… sert…” Sude dişlerini daha çok sıktı, aynı anda parmaklarını Sena’nın içinde hızlandırdı. Ritmi Sena’nın kalça hareketleriyle senkronize etti. Sena da karşılık verdi. Başparmağı Sude’nin klitorisine bastırdı, hızlı daireler çizmeye başladı. Diğer iki parmağı hâlâ Sude’nin içinde ileri geri kayıyordu — derin, ritmik, ıslak sesler çıkarıyordu. İkisinin nefesleri aynı anda hızlandı. Sude’nin diğer eli Sena’nın saçlarına gitti, sertçe çekti. Sena’nın başı geriye düştü, boynu tamamen açıldı. Sude dudaklarını oraya bastırdı, emdi, ısırdı, diliyle yatıştırdı. Sena’nın eli Sude’nin göğsüne geri döndü. Sütyeni yukarı sıyırdı, çıplak teni avuçladı. Meme ucunu parmaklarının arasında sıktı — hafifçe, sonra daha sert. Sude’nin inlemesi Sena’nın boynuna gömüldü. “Sena… geliyorum… durma…” “Ben de…” Sena’nın sesi titriyordu. “Birlikte… hadi…” Ritimleri aynı anda zirveye ulaştı. Sude’nin kasılmaları Sena’nın parmaklarını sıktı, ıslaklık eline taştı. Aynı anda Sena’nın bedeni kasıldı — parmakları Sude’nin içinde dondu, kalçaları havaya kalktı, inlemesi uzun ve boğuk çıktı. İkisi de aynı anda kırıldı. Titremeler, nefes nefese kalmalar, birbirlerine yaslanmalar… Sena parmaklarını yavaşça çekti, Sude’nin iç çamaşırını nazikçe düzeltti. Sude de aynısını yaptı — Sena’nın kotunu hafifçe yukarı çekti, fermuarı kapatmadı ama kapattı. İkisi bankta yan yana oturdu, alınları birbirine değmiş, nefesleri hâlâ düzensiz. Sude fısıldadı: “Bunu… daha önce hiç böyle hissetmedim.” Sena’nın eli Sude’nin yanağına gitti, başparmağıyla dudağını sıvazladı. “Ben de.” Birkaç dakika sessiz kaldılar. Sadece birbirlerinin kalp atışlarını dinlediler. Sonra Sena doğruldu, etrafı taradı. “Gitmemiz lazım. Tan hâlâ yakınlarda olabilir.” Sude başını salladı. Kotunu düzeltti, tişörtünü aşağı çekti. Boynundaki izler hâlâ yanıyordu — Sena’nın diş izleri, emme lekeleri… El ele kalktılar. Parkın arka çıkışına doğru yürüdüler — hızlı ama sessiz adımlarla. Sokak lambalarının olmadığı bir ara sokağa girdiklerinde Sena durdu. “Buradan benim eski daireme gidebiliriz. Kimse bilmiyor hâlâ orada kaldığımı.” Sude’nin gözleri parladı. “Güvenli mi?” “Şimdilik evet.” Koşmaya başladılar yine. Dar sokaklar, eski apartmanlar, paslı demirler… İzmir’in arka mahalleleri onları yuttu. On dakika sonra eski bir apartmanın önünde durdular. Sena anahtarı çıkardı, kapıyı açtı. Merdivenler karanlıktı. El ele çıktılar, ikinci kata. Kapı açıldığında hafif küf kokusu geldi. İçerisi loş, eski ama tanıdıktı: duvarda asılı gitar, küçük koltuk, tek yatak odası. Sena kapıyı kilitledi, zinciri sürdü. Işığı yaktı — sarı, yumuşak bir lamba. İkisi de bir an durdular. Adrenalin düşüyordu. Gerçeklik geri geliyordu. Sude’nin dizleri titredi. Sena hemen yakaladı, onu koltuğa oturttu. “Su iç,” dedi, mutfağa gidip bardak doldurdu. Sude içti, yarısını bir dikişte. Sonra Sena’yı kendine çekti, kucağına oturttu. Sena dizlerini Sude’nin iki yanına yerleştirdi, elleri beline gitti. Sude Sena’nın yüzünü avuçladı. “Teşekkür ederim… beni bulduğun için.” Sena’nın gözleri yumuşadı. “Senden vazgeçemem.” Öpüştüler — bu sefer yavaş, derin, keşfedici. Dilleri birbirine dolandı, nefesleri karıştı. Sena’nın elleri Sude’nin tişörtünün altına kaydı yine. Sırtını okşadı, omurgasını takip etti. Sude Sena’nın ceketini sıyırdı, tişörtünü çıkardı. Sena’nın çıplak teni ortaya çıktı — dövmeler, küçük yara izleri, sertleşmiş meme uçları… Sude parmaklarını Sena’nın göğsüne koydu, daireler çizdi. Sonra eğildi, dilini meme ucuna değdirdi — emdi, hafifçe ısırdı. Sena’nın nefesi kesildi. Eli Sude’nin saçlarına daldı, çekti. “Daha sert…” Sude ısırdı — dişleri deriyi sıktı. Sena inledi. Sonra roller değişti. Sude Sena’yı koltuğa yatırdı, üstüne çıktı. Kotunu tamamen çıkardı, iç çamaşırını sıyırdı. Sena’nın ıslaklığı gözler önündeydi. Sude eğildi, dilini klitorise değdirdi — yavaş daireler, sonra emerek. Sena’nın kalçaları havaya kalktı. “Sude… lütfen… içime…” Sude iki parmağını kaydırdı, dilini de ekledi. Ritmi buldu — ileri geri, emerek, kıvırarak. Sena’nın inlemeleri odayı doldurdu. Eli Sude’nin saçlarını kavradı, bastırdı. Sude hızlandı. Sena kırıldı yine — bu sefer daha uzun, daha derin kasılmalarla. Sonra Sena doğruldu, Sude’yi altına aldı. Aynı şeyi yaptı — dil, parmaklar, ritim… Sude’nin inlemesi Sena’nın adıyla bitti. İkisi de nefes nefese kaldı, birbirlerine sarıldı. Ter içinde, çıplak, birbirine dolanmış halde yattılar. Sude fısıldadı: “Artık ne olacak?” Sena’nın eli Sude’nin sırtında gezindi. “Bilmiyorum. Ama sensiz olmayacak.” Tam o sırada telefon çaldı. Ege. Hoparlörde: “Çocuklar… Tan polise gitmiş. Sizi kaçırdığınızı söylüyor. Videolar delil. Barın önünde polis var. Neredesiniz?” Sena ve Sude birbirine baktı. Sena telefonu kapattı. Sonra Sude’nin elini tuttu. “Kaçmaya devam mı?” Sude gülümsedi — korku ve kararlılık karışımı. “Seninle nereye olsa.” Ayağa kalktılar. Duşa girdiler — sıcak su altında birbirlerini yıkadılar, öpüştüler, dokundular. Sonra giyindiler. Kapıya yöneldiler. Ama kapının önünde durdular. Dışarıdan ayak sesleri geliyordu. Yavaş. Yaklaşan. Sena fısıldadı: “Tan.” Sude’nin eli Sena’nın eline kenetlendi. Ve karanlık onları yine yuttu — bu sefer birlikte, daha güçlü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.