İçeriğe geç

Ophelia

Bölüm 3 · 14 dk okuma

Ophelia

Bölüm 3

Bölüm 3

Cennet sizin için neyi ifade ediyor yaptığımız iyi işlerin ödüllendirdiği, güzel bir bahçesi olan ve her istediğiniz olduğumu, peki cehennem o sizin için nedir? Yaptığımız kötü şeylerin cezası olan yerimi heryerini acı çektirirken cennetin tersi olan mı? benim için cennet yaşamayı hak ettiğim hayat, cehennem ise hiç bir günahım olmamasına rağmen cezalandırdığın yerdi yani annem yani o görkemli evdi.

Aradan kaç saat geçtiğini bilmiyordum, ama bildiğim bir şey varsa o da aşırı yorgun oluşumdur.

Açıklığım için kat planını elime alıp yemek menüsünün ve yemek saatlerin yazılı olduğu tabloyu planda aramaya başladım ve bu katın hemen sonunda yer aldığını öğrenince, hemen içime beyaz bir gömlek onun üstüne siyah bir kazak hafif bol siyah kot pantolonumu giyip altıma beyaz bir Nike geçirdim ve makyaj yapmak için banyoya gittim.

İlk izlenimde çok iyimdir, ne kadar uyumsuz biri olsamda insanları bir şekilde etkilemek ve benimle tanışmak için kudurmalarını seyretmek harika bir duygu ve o aptalların benden red yiyince yüzünün aldığı şekil bana resmen haz veriyordu, resmen çikolatadan daha lezzetliydi.

Evet acımasız ve kaba biriydim piskologum bana hep bunu söylerdi ama neyse şuan hayatımda o yok hem para veriyodum hem de kadın beni terapisti gibi kulkanıyordu.

yüzümü güzelce temizleyip tam da bana uygun bir makyaj yaptım,sabahtan dalgalı yaptığım uzun saçlarımın dalgasını tazeledim ve sonunda anahtarımı alıp kapıdan çıkıp koridorun sonundaki yemek planına baktım ve 15 dakika önce bittiğini gördüm hemen kalan yemekleri yemek için koşturarak yemek alanına indim.

Yemek alanına gindiğimde bir tepsi alıp:

"Merhaba kalanlarını bana doldurabilir misiniz?"

"Tabi alabilirsin güzel kız şaşırıcı ilk defa biri o çocuktan önce geldi."

"Hangi çocuk?"

"Bak arkanda geldi bile."

Arkamı döndümde Amerikan Güney kore karışımı bir çocukla karşılaştım resmen, kendisi 185 boylarında, kahverengi gözlü, Kore saç kesiminden siyah düz saçlarına açıkçası fazlaca yakışmıştı bence, hafif kaslı kolları uzun kollu tişörtünden fırlamış gibi görünüyordu, bana açıkçası Song kang ve byeon-woo seok mixsi gibi bir izlenimi vermişti.

Ve evet çok fazla dizi izliyorum farkettim.

Çocuk yemeğe odaklanmış bir biçimde;

"Hilal abla kalanların hepsini doldur lütfen."

"Doldurdum çağrıcım ama önce şu güzel kıza doldurmalıyım" dedi dizilerin fırlamış çocuğu çağrı isimli şahıs bana baktı

"İyi, beklerim" cevabını verdi, ben ise hızlıca tepsimi doldurup koridora geçip oturdum ve katlayıp cebime sıkıştırdığım kat planını elime alıp Serap hanımın bahsettiği kuralları okumak için kat planının arkasını çevirdim.

Kurallar

Saat 10.30 da herkes odasında olucak ve herkes en fazla 7.00 uyanık olacaktı.

Dersleri ekmek okuldan atılmaya sebeptir.

Başka öğrencinin odasında en fazla 40 dakika kadar vakit geçirelibilir ve kızlar kızların erkekler ise erkekler odalarına gidebilir.

Reviri gereksiz yere rahatsizlik vermek yasaktır.

Ve bununla birlikte 30 kuralı okuduktan sonra yemek tabağımı hilal ablaya verip odama geri çıktım ve saatlerdir oriona yazmadığımı fark edince odama girer girmez ona yazacaktim ki odamın önünde büyük çapta bir koli vardi odama getirip içindeki eşyalara bakmak için kapağı açtım, üstünde bir A4 vardı üstünde de karalanmış bir kaç kelime vardı.

SEÇMELİ DERS

ASKERLİK- DÖVÜŞ SANATLARI

Kağıdı hemen elimden bırakıp masamın üstünde asılı der programına baktım ve haftada 2 gün ve full aynı ders vardı

"Allah kahretsin" diyerek fısıldadım ve daha fazla oyalanamadan kolinin kapağını açıp içindekilerine bakmaya devam ettim.

İçinden okul formam çıktı baya bir gömlek ve siyah bir kravat altına da çok minik olmayan siyah bir etek vardı, beden kıyafetim lacivert beyaz bir yağmurluk gibi bir şey vardı, tişörtü beyazdı onun dışında bir tane de lacivert pantolon bulunuyordu. son olarak da seçmeli dersim için siyah bir krop gibi bir şey altında da yeşil bir kargo pantolonu vardı. Kıyafetlerin altına ise ders kitaplarım vardı bunlar tarih matematik edebiyat Fransızca İngilizce ve İspanyolca kitapları bulunuyordu

Cuma gününe göre programına göre çantamı hazırladım ve hemen bilgisayarımın kapağını açıp oriona yazdım.

Ophelia.hell:Orion burda mısın?

Orion_099: buradayım.

Ophelia.hell: bir sıkıntın mı var?

Orion_099: yok da senin evinde balkon var mıydı?

Ophelia.hell: var da ben evde değilim ki.

Orion_099: neredesin peki?

Ophelia.hell:yatılı bir okuldayım. Annemleri çağırdığında bir okula kaydoldumu öğrendim haber veremedim üzgünüm.

Orion_099: önemli değil senin adına sevinmeliyim bilemedim peki okulunda teras falan var mı?

Ophelia.hell: olması gerek bekle de bakayım

Hemen elime kat planını aldım ve aradım terasın var olduğunu gördüm.

Ophelia.hell: var.

Orion_099: peki rica edersem oraya çıkar mısın?

Ophelia.hell:tamam 5 dakika bekle beni.

Dedim ve bilgisayarımı kapatıp spor ayakkabılarımı giyip, terasa fırladım.

Terasa geldiğimde, telefonuyla hiddetli bir şekilde oynayan bir çocuk vardı.

Bende onun oturduğu yerin tam karşısında tahta bir masaya oturdum, bilgisayarımı açıp hemen oriona yazdım.

Orion_099:çıktın mı?

Ophelia.hell: evet, ben de tam sana yazıyordum da sen neden terasa çıkmamı istedin?

Orion_099:bende bir terastayım ondan beraber aynı duyguyu yaşayalım istedim nasıl bari.

Ophelia.hell: iyi etmişsin.

Telefonuna küfür ederek oynayan çocuğa baktım ve bi an Orion olabileceğini düşündüm, çünkü orionda yatılı bir okulda okuyordu.

Ve ben onu test etmek istedim belki tam şuan karşımdadır diye ve hem gerçekten aşırı istediğim bir şeyi, belki odur diye elimi klavyenin üzerinde gezdirdim.

Ophelia.hell: Orion, ben buluşmak istiyorum.

Orion_099: ne, ne, ne, neeee?

Ophelia.hell:evet, buluşalım artık senin ile iki seneye yakın konuşuyoruz ama birbirimizin ne ismini ne de yüzünü biliyoruz.

Söylerimde dürüstüm orion ile aramızda sanki gizli bir antlaşma varmış gibi birbirimize hiç adımızı veya da yüzümüzün fotoğrafını istemedik ve ayrıca dip not karşımdaki çocuk hiddetle telefonlz oynamaya devam ediyordu.

Orion_099:olur da ne zaman?

Orionla buluşacağımız günün aşırı önemli olması gerikoyordu ve insaların dini dili farketmezsin kutladığı günü yaniyeni yılı seçtim.

Ophelia.hell: 1 Ocak 2024te.

Orion_099:Yeni yılı birlikte kutlayacağız yani.

³

Ophelia.hell: doğru, yeni yılın ilk gününü birlikte geçirelim.

Orion_099:tamam o zaman tam 82 gün sonra sonra görüşürüz opheliam ( yarın yazışmıcaz anlamına gelmez ;) )

Ophelia.hell: görüşürüz...

☆☆☆☆☆☆☆☆

Uyanalı bir saat kadar oldu, dersin başlamasına yarım saat vardı hala ve ben sınıfımı bunalana kadar o yarım saat hızlıca geçer giderdi.

Öğretmenler odasını bulup hocanın birinin yanına gittim, o da beni sınıf hocama yönlendirdi sınıfım 3-1 di yani başka bir tabirle 11- A mış.

" gel bakalım, seni sınıfına götürelim" diyip beni yeni sınıfıma götürdü

Sınıfa girdiğimizde sınıfta 16 kişi kadar insan vardı ve bir kızın yanı boştu.

"Haydi, seracım kendini tanıt"

"Neyi tanıtayım hocam, adımı zaten siz söylediniz"

"Ee, kaç yaşındasın onu söyleyebilirsin istersen ve doğum günün onları söylebilirsin dedi." Ne doğum günüm mü sanki kutluyacaklar alem kadın

"17 yaşındayım doğum günüm ise 25 aralıkya "

"Pekala, perinin yanı boş onun yanına otur" dedi yanı boş olan kızı işaret ederek.

Peri denen kızın yanına oturdum. Kız bana doğru gülerek:

"Merhaba, adım peri tanıştığımıza memnun oldum."

Peri; Sarı saçlı,mavi gözlü güzel bir kızdı.

"Sağol, bende"

'Hangi odadasın?''

''1007.''

''Aa, ne iyi benimki de 1006'' dedi mutlulukla.

''Hıhı, güzelmiş'' dedim. Perinin aksine umursamazcasına.

" odalarımızın yan yana olması ne büyük şans değil mi?"

"Aynen öyle peri ama dersi dinlemeliyiz."

"Ayyy tamam, zaten odalarımız yan yana gelirim arada yanına."

Olumlu anlamda başımı sallarak hocayı dinlemeye başladım.

Hayatımda ilk defa canlı kanlı bir arkadaşım olmuş sayılırdı içimdeki mutluluk duygusunu bastıramıyordum arsızca gülerek zıplamak istiyordum ne kadar dışarıdan belli etmemem gerekse bile...

☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆

Dersin zilinin çalması ile hocaya olan dikkattimi dağıttım. Sabah kahvaltıda bir şeyler yemediğim için kafetaryaya gidecektim.

Tam kapıdan dışarı çıkacak iken kapıda dün suçsuz telefonuna küfürler yağdıran çocuk vardı. Beni görür görmez, önüme gelerek.

''Selam prenses'' dedi hafif gülümseyerek.

''Prenses derken, ben nerden senin prensesin oluyorum bir diğeri de ben neden prensesim.''

Çocuk şaşırmış bir şekilde böm böm bana baktı dün akşam karanlıktan göremediğim yüzü artık daha netti. 187 boylarındaydı,true beautydeki han so-junun kişiliğine sahipti ve belki birazcık benziyordu.

''Üzgünüm, Adım alper.''

''Adını soran olmadı.''

''Amma sert birisin.''

''Olabilir .''

''Sana birşey sorucam siyah kılıklı.''dedi, kaşlarını hafiften çatarak.

''Siyah kılıklı ne be!''

''Prensenses daha mı iyidi?''

''Hayır.''

''Sen bana mı aşıksın?''

Aha beklenen soru geldi. Senin gibi bir tipin herkesin kendine aşık falan mı zannediyor, hangi devirdeyiz biz?

''Efendim!?''

''Dün gece gözlerini benden ayıramadın ondan sordum.''

Aman be bunu orion zannetmem, ona aşık sanmasına sebep oldu ahhh allahım başıma neler geliyor böyle, salın da tek yaşayım ya.

''Ben sana aşık falan değilim, bir yanlış anlaşılma olmuş,'' dedim ve onu iteklerek gidiyordum ki arkadan bana :

''Aaaa, oysaki ben herkesin tipiyimdir.''

Bu egoist,narsist, bencil artık sınırları aştı

"Bu kadar böbürlenmene gerek yok" dedim ve yürüyüp oradan uzaklaştım, çünkü daha fazla aç kalmaya takatim kalmadı.

Ben ordan sessiz sessiz uzaklaşırken arkadan bazı erkeklerin "oo"seslerini duydum, gerçekten aşırı sinir bozucuydu bu ve nedense bu tipler genelde de zaten hiç sevilmezdi.

☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆

45 dakikalık ders arasında okulun gizli yerlerine keşfe çıktım, çünkü bir alan ne kadar alan varsa o kadar da sır barındıyordur.

Okulu birkaç kere turladıktan sonra farkedemediğim, okulun arkasındaki kilitli gibi duran ama aslında kilitli olamayan demir kapıyı fark ettım ve hemen oraya doğru ilerledim.

Demir kapıdan içeri girdim, uzun dar bir beton koridordan oluşuyordu ve birazcık ilerledikten sonra taşların üzerine oturdum ve hemen elime telefonumu alıp instagramın mesajlar kısmına girip oriona yazdım.

Ophelia.hell:orion müsait misin?

Orion_99: maalesef,ama akşam 6 gibi müsait olurum o zaman konuşalım mı?

Ophelia.hell: tabii olur, beklerim.

Diyip telefonun ekranını kapattım oturduğum betondan hem kalkmaya üşendim hem de gereksiz bir huzur kaplamıştı içimi, sanırım insanlardan uzakta oluşum tek başına kafamı dinliyecek açık alan bulmanın verdiği bir huzurdu.

Bunaları kafamdan geçirirken arkadan çıtırtı sesi duydum, hemen irkilerek ayağa kalktım.

“Kim var orada?”

“Sera sen misin?” Dedi uzaktaki ses ve sorusunun hemen ardına ekledi.

“Bekle sera benim peri sabah tanışmıştık bekle yanına geliyorum.”

“Tamam, bekliyorum.”

Birkaç saniye geçmişti ki hemen yanıma gelmişti, peri yanıma gelip duvara yaslandı. önüne gelen sarı saçlarını savurarak cebinden bir sigara paketi ve çakmak çıkarak bana uzattı.

“Sağol ben sigara kullanmıyorum.”

“İyi peki” diyerek elindeki çakmakla sigarayı yakıp üfledi.

“Sigara içen bir tipe benzemiyorsun.” dedim pervazsızca.

“Sigara içmenin belirli bir tipi mi varmış.” dedi hafıf kıkırdayarak

“Yok aslında.”

“Hah, sen bide zehrayı görücen görsen bu kız sigaranın yanından bile geçmez dersin ama haftada en az 3 paket içer. Kızın ciğerleri isyan edicek en sonunda.”

“Zehra kim?”

“Ya hani şu bizim sınıfta,her şeyi pembe,siyah saçlı, mükemmel görünümlü kız hatırladın mı?

Hatılamıştım, en önde oturup ben kendimi tanıtıp yerime oturana kadar bana tip tip bakan kızdan bahsediyordu.

“Sana bir sorum olucak zehra herkese düşmanıymış mı gibi bakar?”

“Yok aslında sevecen kızdır fazla sosyaldir okuldada biraz da olsa pöpülerdir, ama klişe kitaplarda olduğu gibi zorba veya kibirli bir insan değildir ne oldu sana öyle mi baktı yoksa?”

“Evet öyle baktı” dediğimde peri kafasını düşünürcesine kaşıdı

“Belki de biraz uyuz olmuştur sana, anlamayadım.” Dediği anda arkadan birden biri seslendi.

“Gene mi sigara içiyorsunuz adi veletler.” diye haykırdığı anda peri elindeki sigarayı yere atarak peşimden gel dedi ve aynı anda koşmaya başladık,bir süre koştuktan sonra peri okulun arka kapısından bizi içeri soktu. Okulun depo gibi bir yerindeydik sanırım sandalyeler masalar ve daha nicesi vardi çöplük gibiydi.

Peri nefes nefese etrafı kontrol ederek “ucuz kurtulduk” dedi. Bende başımı sallayarak onu onayladım.

Sandalyelerin birinde yatan biri bir anda dikilerek kalktı.

“Siz de kimsiniz?” dedi erkek sesi ama ışık oladığından doğru düzgün göremiyorduk, sadece dılüşarının penceresinden hafif loş ışık sızıyordu.

Peri hemen sesi tanımış olacak ki kafasını yan tutarak ve hafifçe yüzünü buruşturarak

“Çağrı sen misin yoksa?”

Çağrı mı, yoksa dün kantinde karşılaştığım çocuk mu?

“Peri?”

“Hadi gel yanımıza seni biri ile tanıştıracağım.”

Çağrı yanımıza gelince peri bizi resmi olarak tanıştırdı.

“Sera bu benim kuzenim çağrı, çağrı bu da benim arkadaşım sera hadi el sıkışın şimdi.”

Çağrı elini uzatarak ve hafif gülümseyerek “tanıştığımıza memnun oldum sera, remiyetli bir şekilde tanışmamıza sevindim.”

Ben de elimi uzatarak “bende memnun oldum çağrı” dedim ve el sıkıştık, sonra peri birden aramıza girerek.

“Bir dakika siz birbirinizi tanıyormuydunuz?”

“Evet dün akşam kantinde karşılaştık belirli bir tanışmıştığımız yok.” dedi gülümseyerek, ben de periye dönüp başımla onayladım.

“İyi peki öyle olsun, hadi sera gel gidelim.” Dedi ve yürümeye başladı, ben de peşinden gittim sonra birden peri arkasına dönerek.

“ sanada görüşürüz çağrı." Dedi çağrı da “görüşürüz peri ve sera.” dedi peri gözlerini devirerek önüne bakıp yoluna devam etti.

“Çağrı bazen odun olabiliyor bence” diyerek hafif hafif kıkırdadı.

“ bence uykulu olduğundan öyle dedi” haklı olduğumu düşünüyordum, uykulu ve aç olduğumda ben benlikten çıkıyorum sessiz sakin seradan çılgın bir canavara dönüşüyorum.

Böyle böyle sohbet ederk yol alırken bağcılarımın açıldığını fark ettim ve geri bağlamak için eğildim, tam kalkar iken birden birine çarptım ve çarptığım kişinin kahvesi döküldü üstüme.

“ aah, çok üzgünüm inan bana bilerek olmadı.” dedi karşimdaki kişi pişman sesiyle, sonra birden pişmalığı silinip soğuk bir sesle:

“Sera?” Üstümdeki kahveyi silmekle meşgul ben kafamı kaldırdım ve zehrayı gördüm.

“Önemli değil ben iyiyim.” Dedim daha fazla orada kalmayarak ve hemen peri ve zehrayı arkamda bırakarak.

Sonra birden zehra önüme geçti ve “ biliyormusun aslında pişman değilim hatta mükemmel expressom üstüne döküldü diye kahveme üzülüyorum.” Dedi sesli bir şekilde gülmesini ekleyerek.

“ napabilirim zehra sen beni şuan üzgün değilsin diye haftalarca ağlamalı mıyım?” Dedim önceki laflarını umursamazcasına.

Zehra bana şaşırmış bir şekilde baktı ama hemen bu ifadesini silerek bana sabit ve sinirli bakışlar altında hiç beklenmedik şekilde bana yaklaştı ve sarıldı, sadece benim duyabileceğim sekilde, “ çok safsın sera inan bana sana bu kadar nazik ve şevkatli davramam bike bir lütuftur, bunu iyiliğim için yaptım ama unutma korkunç günlerib sandığın süreden bile yakın.” Diyerek benden uzaklaştı ve arkasına bakmadan yürüyüp gitti ve ben ise ne yapıcağımı şaşırdım, ben bu kıza daha önceden yanlış birşey mi yapmıştım bu kadar tepki verip beni yargılıyordu?

“Sera zehra sana birşey mi söyledi, neden sana sarılmış?” Diye merakla sordu peri.

“ bilmiyorum peri sarıldı ve gitti.”

“Anladım, neyse gel önce üztüni değiştir sonra gel kalan derslere girelim.”

Olumlu anlamda kafamı sallarak onadama doğru yol aldım.

☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆

Dersler sonunda bitmişti öğleden sonraki günün kalanında kitap okumakla ve çevreyi incelekle geçirdim şuan ise peri ile beraber odamıza dönüyorduk.

“Seni yarın yeni biriyle tanıştıracağım”dedi hevesle ben ise “kim peki?”demekle yetindim.

“Adı adela çok kafa dengi biri hatta seninle aynı seçmeli derste” dedi.

ben ise şaşkın bir şekilde “sen benim seçmeli dersimi nereden biliyorsun” dedim.

“Sapık değilim merak etme, adela klüp listesinde adını görmüş oradan yani başka sebep yok.”

“Anladım” dedikten sonra sessiz bir şekilde koridorda yürümeye devam ettik, tam asansörkülere denk geldiğimizde peri eli ile kafasına vurarak “ahh kahretsin neredeyse unutuyordum, ben gidiyorum sera sen yanlız gidersin oldu mu?” Ben başımı olumlu anlamda salladığım anda fırlatılmış roket gibi ortadan kayboldu ben ise asanöre bindim ve asansör kapanmadan hemen önce yanıma “bana aşık mısın?”diyen çocuk geldi ve asansörün kapısı kapandığı anda konuşmaya başladı.

“Eee, platonik kız nasıl geçiyor günün?”dedi çapkın bir gülümseme ile

“Sana aşık olmadığımı belirtmekten yoruldum.Ayrıca herkes sana aşık olmak mı zorunda bay çapkın.”Dedim sinirli bir tavırla ama hoşuna gitmiş olucak ki kahkalarla gülmeye başladı.

“iyimiş,”bay çapkın” bu lakaba bayıldım ama adım alper böylesi daha iyi olur tamam mı aşık prenses” dedi ve omzuma dokundu, ben de o elini çevirerek asansör kapısına yapıştırdım “ şimdi beni çok dikkatli bir şekilde dinle birincisi adım sera aşık prenses değil, ikincisi ben sana aşık falan değilim eğer birdaha bana bu şekilde tabirlerde bulunursan seni buracıkta öldürüm anladın mı?” Diyerek bağırıdım Acı çeken alper ise “ tamam tamam birdaha demem yeter ki kolumu bırak acıyor” dedi anda kolunu biraktım ve asansör kapıları açıldı içeri bu sefer çağrı girmişti.

Alpere çok mu tepki gösterdim diye kendime kızmaya başlamıştım ki, Çağrı alpere doğru “ iyi misin bir sorun mu var ?” Dedi kolunu sıvazlıyan alper ise “ şu deliyi görüyosun değil mi o benim kolumu çevirdi, canım yanıyor çağrıııııı” diyerek bir çocuk gibi sızlandı. çağrı bana baktı ve doğruyu mu söyluyor dercesine baktı ben ise önüme dönerek “ evet ben yaptım, çünkü hak etti.” dedim ve asansör kapısı açılır açılmaz dışarı çıktım, odama girip ayakkabılarımı çıkarıp telefonumu alıp yayağıma uzanıp bir süre tavana baktım ve sonra oriona yazmak için telefonumun kilidini açtım zaten mesaj ekranı direk karşımdaydı.

Ophelia.hell: selam tekrardan, bu sefer müsaitsin değil mi?

Orion_099: ahh, evet bu sefer müsaitim .

Ophelia.hell: eee, meşküliyetin neydi acaba.

Orion_099: doktor kontrolündeydim kolum için.

Orion basketbol ile ilgleniyordu ilk tanıştığımız zamanlarda bir maçında karşı taraf yüzünden kolunu sakatladı, kemik dokuları zedelendiğindi için bir daha basketbol oynayamıyacaktı ve hala arada doktoro gitmek zorundaydı.

Ophelia.hell:tekrar geçmiş olsun orion keşke yanında olabilseydim.

Orion_099:81 gün kaldı merak etme bundan sonra hiç birbirimizden ayrılmayacağız umarım.

Ophelia.hell: umarım…

Yazıp oriona mezaj attıktan sonra banyoda bir şeyin yere düştüğünü duydum ve telefonumla banyoya gittim, dolabın içinde olan yüz yıkama jelimin düştüğünü gördüm oysaki dolabın kapalı olduğuna dair iddaya bile girebilridim.

Telefonumun titremesi ile ekranını tekrardan açtım.

Orion_099:ne oldu yazmıyorsun?

Ophelia.hell: bakım malzemem düşmüş onu aldım ondan yazmadım.

Orion_099: anladım.

“Sen kime yazıyorsun öyle.”

Arkadan gelen ses ile korkudan yerimden sıçradım ve “ kimsin sen?” Diye bağırdım.

Arkadaki ses gene konuştu “kabusunum sera” dedi ben ise “kabusunum ne ya Allah aşkına kim olduğu söyle de kurtulalım, ayrıca ben yatağima gidiyorum sen de defol git.” Dedim ve kendimi yatağıma attım ve oriona yazacaktım ki bana binlerce mesaj attığını fark ettim.

Orion_099: ophelia geçen gün ne oldu inanamazsın .

Orion_099: ophelia.

Orion_099: ophelia.

Orion_099:ALOOOOOO

Orion_099:NERDESİNNNNNN?

Ophelia.hell: buradayım odamdaki kişiyle konuşuyorum.

Orion_099:kiminle? müsait değilmisin yoksa.

Ophelia.hell: bilmiyorum kendisi kendini göstermiyor.

Orion_099:NE ODANDA BİLMEDİĞİN BİRİ Mİ VAR.

Ophelia.hell:evet de , ne bu büyük harfler sakin ol.

Orion_099:OPHELİA SALAK MISIN KAÇSANA ORADAN YA KATİLSE.

Ophelia.hell: yo ben gayet zeki bir insanım ayrıca odamdaki katil olamaıyacak kadar gerizekalı.

Yazıp attım gerçekten telaş yapmıyordum ben iyice duygusuzlaştım mı yoksa kafayı mı yemiştim?

“ beş dakikadır seni izliyorum hiç korkmuyorsun ben seni bi korkutayımda aklın başına gelsin bakalım.” Dedi gülerek arkadaki ses ben de ona karşılık olark

“Yap da görelim hünerlerini.” Dedim.

Birden ışıklar yanıp sönmeye başladı ve bahçeden çığlık seslerini duydum hemen cama koştum bir kızın eteği tutuşmuş yanıyordu ama ondan çok dikkatimi çeken yerde ateşle yazılı olan kocaman bir “s” harfiydi.

“ şimdi korktun mu?” dedi arkadaki ses ve sonra ekledi:

“O gece ben de çok korkmuştum sera”…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.