İçeriğe geç

Onun Adı Ayça

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Onun Adı Ayça

Bölüm 2

2.bölüm

Kapıyı arkamızdan kilitledikten sonra oturma odasına yöneldik. Abim benim oturmam gerektiğini söyledi ve mutfağa geçti. Abimi onaylayıp tekli koltuklardan birine oturdum. Biraz sonra abim elinde pastayla geldi, pastanın üzerini şu gri havaifişeğe benzeyen çubuklarla süslemişti ve tam ortasında bi' tane beyaz mum vardı. Pastayı dibime kadar getirdi ve dizlerimin üstüne koydu ardından olduğu yere oturdu. İlk başta biraz korktum, gri çubukların kıvılcımlarından. Hep korkmuşumdur. Abim de bunu bilmesine rağmen gıcıklığına hep o çubuklardan alırdı sonra da getirir dibime koyardı pastayı. Benim yine yine ve yine tırstığımı gören abim gülmeye başladı.

--" Lan sen hâlâ korkuyon mu bunlardan? Onlar sadece süs süs, seni yemezler"

"Ayh çok komik, güleyim de boşa gitmesin bari. Yemezlermiş beni"

Ben kızgın kızgın bakarken o hâlâ gülüyordu. Cidden bunun neresi komikti.

"Sen görürsün, ben seni korkutabileceğim şeyi bi' bulayım. O zaman bakalım kim kimi yiyomuş!"

--"Kızım kaç yıldır arıyorsun, hâlâ bulamadın. Bence vazgeç ben korkusuzum."

"Son kısmı gereğinden fazla vurguladın abicim, bulucam diyosam bulucam!"

Biz böyle atışırken gri çubukların kıvılcımları da çok şükür bitmişti. O da bunu farkedince sırıtarak pastanın üzerinden aldı onları.

--"Hadi dilek tut!"

"Abi çocuk muyum ben."

--"Hadi hadi tut adettendir"

"Pff tamamm"

Önce gözlerimi kapadım ve ne dileyebileceğimi düşündüm. Aslında isteyecek pekte bişey yoktu. Sadece canım abimle böyle sıcacık bi evde özgürce yaşamak çok güzeldi. Hayatımızın kötüye gitmemesini dilemek iyi bir dilek olurdu. Bende bunu diledim. Derin bir nefes aldım, gözlerimi açtım ve muma doğru yaklaştım. 'umarım hayatımız hep böyle güzel kalır' dileğimi tuttum ve üfledim. Abim sanki ne dilediğimi anlamış gibi gülümsedi. Onun gülümsemesine bayılıyordum. Eşsizdi. İyi ki vardı. Sonra elini arkasına attı ve iki çatal çıkardı, birini bana uzattı.

--"İlk tadımı doğum günü kızı yapmalı" dedi coşkuyla.

Ardından elindeki çatalı pastaya batırdı ve büyük bi parçayla çıkardı ben de pastaya elimdekini batırmaya hazırlanırken abim elindeki çatalı benim ağzıma tıktı. Ağzımda zor hareket ettirebileceğim bi parçaydı.

"Yaw abiğ, sen neğ yağıyon"

O da kendi ağzına kocaman bi parça attı ardından

--"Bişwğ mi dediğn"

Daha ağzımızdakileri bile yutmamışken ikimizde gülmeye başladık. Abim gülmeye yerde yuvarlanarak devam etti. O güldükçe ben güldüm, ben güldükçe o güldü. Karnımız ağrıyana kadar güldük. Gülmemiz nihayet sona erdiğinde pastayı yemeye devam ettik. Bir o bir ben parçalar alırken bir kaç dakika sonra pasta yok oluvermişti. Pasta küçük olmasına rağmen ikimizinde karnı şişmişti. Abim yedikleri yatışsın diye yere uzanmış, ben de koltuğa yayılmıştım. Bir kaç dakika sonra abimin telefonu çaldı. Yattığı yerden doğruldu ve telefonunu çıkardı. Bende daha düzgün bir pozisyona geçtim.

"Kim?"

Ekrana baktıktan sonra bana döndü.

--"Güney abi, bişey mi oldu acaba."

Bu ev sahibiydi. Acaba kiraya zam felan yaptığını söylemek için mi aradı? Ama bunun için saat geçti. Ya da ne bilim bir şeye mi ihtiyacı var acaba? Düşüncelerime ara verdim ve abimi dinledim.

--"iyi akşamlar Güney abi"

--"iyiyiz iyiyiz saol siz nasılsınız "

--"evet de neden sordun ki abi şimdi bunu?"

Sesi biraz endişeliydi, hatta baya baya endişeliydi. Gözlerini bana çevirdi, ardından tekrar yere bakmaya başladı. Sonra hızlı adımlarla odadan çıktı. Bu benim duymamam gereken bir şey olduğunun göstergesiydi. Gecenin bir vakti ev sahibi arıyor. Abim endişeleniyor. Duymamam için odayı terk ediyor. Yine bacağım titremeye başlamıştı. Uzun bir soluk verdim ve zihnimi boşaltmaya çalıştım. Abim tekrar buraya gelene kadar sadece yerdeki kilimin desenlerini izlemeye karar verdim.

...

--"Ayça, konuşalım mı?"

--"Ayça?"

Kafamı kaldırdım, uykulu gözlerle abime baktım. Eliyle saçlarını karıştırdı.

--"Evden atıldık."

"Ne?"

Sanki bu onun suçuymuş gibi gözlerini kaçırdı. Onu ilk defa böyle görüyordum. O kadar çaresiz bakıyordu ki.

"Şaka yapmıyosun dimi?"

Başını iki yana salladı. Az önce gülmekten yerlere yatan biz şimdi ağlamamak için kendimizi zor tutuyorduk. Evden atıldık. Evden mi atıldık!?

Oysa ben daha demin hayatımız böyle kalsın diye dilek dilemiştim. Dileklerim gerçekleşmeyecek kadar kötü biri miydim? Abim kalkmam için elini uzattı, zar zor elini farkedebilmiştim. Uzanıp tuttum ve güçlükle ayağa kalktım.

"Nereye gidicez?"

--"Bilmiyorum"

İkimizde bir kaç dakika hiç konuşmadan düşündük. Bu sessizliği bozan kişi ben oldum.

"Dayımıza gitsek? Hem kalaba-"

--"Hayır!"

Hiç düşünmeden, cümlemi bile tamamlamama müsaade etmeden söyledi bu kelimeyi.

"Neden n'olduki direkt reddettin"

--"Ayça şimdi gecenin bir vakti gidipte onları rahatsız etmeyelim tamam mı?"

"Gecenin bir vakti gidipte mi abi hemen gidiyor muyuz? Güney abi hiç mi mühlet vermedi?"

--"Sabaha kadar çıkmış olun dedi, bende baya ısrar ettim gece gece ne yapalım dedim ama dinlemedi"

" Peki bi' fikrin var mı?"

--"Aslında şey düşündüm, Semih var ya ona gitsek?

"Abi iyi güzel düşünmüşsün de yani ne bilim yabancı sayılmaz mı? Ya da neden alsın ki bizi evine?"

--"Ben bi konuşayım olur mu, sende düşünmüş olursun."

Başımla onaylayıp abimi gönderdim. Güney abi çok iyi insandı neden bizim çıkmamızı istiyor ki? Of şikayet de edemiyoruz ki anlaştığımız kadar oturduk çünkü. Ellerimi kafama geçirdim. Keşke her şey bir saat önceki gibi kalsaydı. Derin bir nefes alıp verdim sonra bir daha aldım ve verdim, rahatlamalıydım son kez nefes alıp verdim şimdi Semih abinin evinde kalabilir miyim bunu düşünmeliydim. Semih abi tanıdığım kadarıyla iyi biri, doğru, dürüst, abimle iyi anlaşan ve kibar biri yani başka bir özelliğine hiç şahit olmadım. Düşüncelerimi böldüm ve o tanıdık melodiyi duydum. Bu benim zil sesimdi. Hemen telefonumun nerde olduğuna baktım. Yan koltukta idi. Kalkıp aldım ve kimin aradığına baktım. Ege arıyordu. Sınıftan biriydi, belki bugün bi olay olmuştur da haber vermek için arıyordur. Ama şuan hiç açasım yok, en iyisi mesajlardan sormak.

*Ege aradın ama konuşasım yok o yüzden yazsan olur mu?

İlla aramam gerek diyorsan arayabilirsin, ne oldu?

**Bişey olmadı yaa, bugün okula gelmedin iyi misin diye sormak istedim.

Ege beni her zaman destekleyen, bir sorun olduğunda da her zaman içimi rahatlatan biriydi. Beni iyi tanıyan bir insandı. O çok iyi bir dost.

**Ayça iyi misin? Cevap vermedin.

*İyiyim iyiyim sorun yok sadece düşüncelere daldım o kadar.

**Okul sensiz çok sıkıcıydı. Bir daha okulu aksatma lütfen!

*jsjsjsjjss olur olur aksatmam ;)

**Yarın kesin geliyorsun dimi, kesin gelmen lazım

*büyük ihtimal gelicem de n'olucak ki yarın??

**sen gel görürsün, mutlaka gelmen gerek

*tmm tmm gelirim

**bekliyorum bak ona göre

*yaw tmm dedim ya gelicem

**iyi

**bye bye

*bye bye

Abimin geldiğini bile fark edememiştim, Ege'ye yazmaktan.

--"kim di?"

"Ege, gelmedin bugün okula diyo"

--"hımm tamam o zaman"

"Eee sen ne yaptın konuştun mu Semih abiyle"

--" evet evet konuştum gelebilirsiniz gönül rahatlığıyla dedi, bizi almaya da o gelicek o yüzden biraz hızlı olmalıyız"

"Tamam o zaman başlayalım mı?"

--"evet hadi başlayalım"

İkinci bölüm de bu şekilde idi.

Umarim sevmişsinizdir. >

Bölümler sanırım biraz geç geliyor kusura bakmayın :(

Yorum bırakmayı unutmayın ♡♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.