İçeriğe geç

Onun Adı Ayça

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Onun Adı Ayça

Bölüm 1

Birinci bölüm

"Bana gülüyorlar ama kendi hallerinden haberleri yok, gözümün önünde yok olurlarken bile tek dertleri bana gülmek ve boş boş konuşmak!"

23/11/2023 perşembe

Ağaçların arasında yürürken, hafif bi' esinti çarpıyor tenime. Adımlarımı sayıyorum, "1-2-3-4...18-19-20...32-33-34-35" sonra duruyorum. Kafamı kaldırıp yapraklarını yere düşürmemek için onlara sıkıca sarılan ağaca bakıyorum. Yapraklarının renklerine odaklanıyorum. Ne kadar güzel renkleri var. Kırmızı, sarı, turuncu ve bu renklerin her tonu. Sonra adımlarımı ağaca yaklaştırıyorum ve elimi nazikçe ağacın kahverengi gövdesine dokunduruyorum. Ve rüzgar şiddetini arttırıyor. Gözlerimi kapatıyorum, rüzgarı hissetmeye çalışıyorum.

Bugün doğum günüm ve bu günü ağaçların arasında kutlamak gibisi yok. Doğum günümü bu şekilde 3. kez kutlayışım. 3,5 yıl kadar önce annem ve babamı trafik kazasında kaybettim. Neyseki abim hayatta. Beni ayakta tutan tek neden. Gözlerimi açıyorum ve adımlarımı eve gitmek üzere hareket ettiriyorum. Bi kaç dakika sonra ağaçların bulunduğu parktan çıkmış bulunuyorum. Yürümeye devam ederken sırt çantamı açıyorum, müzik çalarımı ve kulaklığımı çıkarıyorum. Rastgele bi şarkı seçip kulaklığı kulağıma takıyorum. Müzik her zaman beni mutlu etmiştir ve eminim ki etmeye devam edecek. SDM Nation'dan "You and Me" şarkısı çalıyor. Etrafa bakıyorum ve bu şehri ne kadar çok sevdiğimi düşünüyorum. Ağaçları, renkli evleri, hayvanları, insanları...

Bugün okula gitmedim, daha doğrusu gidemedim. Sabah alarm çalmasına rağmen uyanamamışım. Sonra da yarım gün okula gitmektense tüm gün gitmemeyi yeğlerim diyerek hiç gitmemeye karar verdim.

Onuncu sınıf öğrencisiyim ve 15 yaşındayım. Abim ise 21 yaşında ve üniversiteye gidiyor, ingilizce öğretmeni olucakmış. Onu tanıdım tanıyalı ingilizceyi çok seviyor bence gayet güzel bi plan. Ben gitarist olmayı düşünüyorum, tabii önce bi gitar sahibi olmam gerekiyor. Bunu düşününce ister istemez gülümsedim ardından bu düşünceleri bi kenara bıraktım ve yürümeye devam ettim. Bi kaç dakika daha yürüdükten sonra bi kedinin bana yaklaştığını farkettim. Bacağıma sürtünmesine izin vermek için durdum. Eğildim ve başını okşamaya başladım. Kedi ön patilerini bacağımın üstüne koydu ardından çeneme sürtündü. Gülmeye başladım çünkü garip hissettiriyordu ayrıca gıdıklandırıyordu. Kafamı kaldırdım, muhtemelen yaşıtım olan ve önümde dikilen çocuğa baktım, bana iğrenirmişcesine bakıyordu.

"Bi' sorun mu var?" diye sordum sesimi soğutarak.

Bi kaç saniye daha baktıktan sonra arkasına dönüp uzaklaştı.

Ben de kediyi sevmeyi bıraktım ve eve yürümeye devam ettim.

...(evin önünde)

Kapının önüne geldiğimde hava kararmak üzere idi. Zile bastım ve kapının açılmasını bekledim. Bir kere daha bastım ama açılmadı, 5 dakika kadar beklemiştim ayrıca endişelenmeye de başlamıştım. Kahretsin! Telefonum da evde, of abi of yine nerdesin! Kapının önündeki mermer zemine oturdum, mermer düşündüğümden daha soğuktu. Dizlerimi kendime çektim ve beklemeye devam ettim. Abimi beklerken hem endişem artıyordu hem de üşümeye başlamıştım. Acaba komşulara haber vermeli miydim? Ya kötü bir şey olmuşsa? Çekebildiğim tüm havayı ciğerlerime doldurdum, ve yavaşça geri verdim.

--"Ayça, sen misin?"

Kafamı kaldırdım ve abime baktım, bir eli arkasında bekliyordu.

"Oohhh, beyefendimiz sonunda teşrif edebilmiş, ayrıca benim ne bekliyordun acaba."

--"Ne bilim kızım ben senin bu kadar erken geleceğini"

"Erken mi? Normalden daha geç geldim"

--"Tamam tamam naz yapma, yukarı çıkalım da bi güzel pasta yiyelim"

Ayağa kalktım ve üzerimi çırptım.

"Pasta mı?"

Elini arkasından çıkardı. Büyük bi kutu tutuyordu, pasta kutusu olduğu her halinden belliydi. Aldığı fırının ismi bile yazıyordu. Nedensizce gülümsedim. Abim yanıma geldi ve sırtımdan iteleyerek yukarı çıkmam gerektiğini söyledi. Merdivenlerden çıkarken sürekli hızlı olmam gerektiğini söylüyordu. Dayanamayıp sordum;

"Abi, ben bile bu kadar heyecanlı değilim sen niye bu kadar heyecan yaptın ki?"

Bu sorumu cevapsız bıraktı,(klasik abim işte).

Bizim kata geldiğimizde elini cebine attı ardından anahtarla birlikte çıkardı. Anahtarı kapının göbeğine yerleştirdi ve çıt sesiyle birlikte kapı açıldı. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girdik.

Birinci bölüm bu kadardı, umarım ilginizi çekmiştir. >

Bi' şeyler yazma konusunda pek iyi değilim hatta hiç iyi değilim, ama geliştirebileceğimi düşünüyorum. :)

Yanlışlarım varsa lütfen belirtin ve ileride olmasını istediğiniz senaryolar varsa yazabilirsiniz.

Yorum yazmayı unutmayın, benim için çok kıymetliler..♡♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.