Althoren Veyr, hiçbir zaman şövalye olmak istemedi. O bir şifacıydı. Saray hekimlerinin yanında yetişmiş, bitkileri, damarları ve ateşin dilini öğrenmişti. Ellerini kılıç tutmak için değil, kan durdurmak için eğitmişti. Sarayda kalabilirdi. Ama bilgiyi bir ayrıcalık olarak görmedi; halkın arasına indi. Savaşlardan sonra kalanlarla ilgilendi. Yaralılarla. Ölmek üzere olanlarla. Bir gün, sınırda çıkan bir çatışmada kral soyundan bir çocuk ağır yaralandı. Umut yoktu. Althoren çağrıldı. Günlerce uyumadı. Bildiği her şeyi kullandı. Çocuk yaşadı. Bu bir mucize ilan edildi. Ve mucizeler, özgür bırakılmazdı. Tapınak Althoren’e Kutsal Yük verdi: Yaşayanların acısını dengeleme yemini. Bu yeminin mührü olarak ona bir yüzük takıldı. Sade, ağır, üzerinde hiçbir süs olmayan bir yüzük. Sessizlik Yüzüğü dediler. Anlamı açıktı: Althoren iyileştirdiği her acının bir kısmını kendi içinde taşıyacaktı. İnsanlar daha az acı çeksin diye, o daha fazla hissedecekti. İtiraz etmedi. Çünkü bu bir onur sayılıyordu. Zamanla yüzük ağırlaştı. Althoren iyileştirdikçe, geceleri inlemeler duymaya başladı. Dokunmadığı yaralar sızlıyor, görmediği ölümler rüyalarına giriyordu. Ama sustu. Çünkü yüzük, susmayı öğretiyordu. Kael Marveth’in göğü çatlatmasından sonra, Althoren kuzeydeki hasta köye gönderildi. Orada acı… Bir insanın taşıyabileceğinden fazlaydı. Çocuklar ateş içinde yanıyor, yaşlılar sessizce ölüyordu. Althoren bildiği her şeyi kullandı. Ama yüzük artık yalnızca acıyı topluyordu. Taşıyamıyordu. Gece olduğunda Althoren dizlerinin üzerine çöktü. Elini yüzüğe götürdü. İlk kez, yüzük ısındı. Sonra… Çaldı. Metal bir ses yoktu. Ama köydeki bütün inlemeler bir anda kesildi. Ağlayan çocuklar sustu. Ölmek üzere olanlar sustu. Rüzgâr bile sustu. Sabah olduğunda köy ayaktaydı. Kimse hasta değildi. Ama kimse konuşmuyordu. Gözler açıktı. Kalpler atıyordu. Ruhlar… susuyordu. Althoren titreyerek eline baktı. Yüzük artık bir yüzük değildi. Üzerinde ince çatlaklar vardı ve metalin içinde, görünmez bir titreşim dolaşıyordu. Sessizlik Yüzüğü, Sükût Yüzüğüne dönüşmüştü. O an Althoren anladı: Acıyı durdurmamıştı. Onu sessizliğe gömmüştü. Kutsal yük, lanetle birleşmişti. Ve Althoren Veyr, istemeden giydiği zırh ve parmağındaki yüzükle, ikinci lanetli şövalye oldu. Kael adalet adına buyruğu çiğnemişti. Althoren merhamet adına. Gökyüzündeki çatlaklar biraz daha genişledi. Tanrılar hâlâ susuyordu.
