İçeriğe geç

On Sekiz

Bölüm 3 · 4 dk okuma

On Sekiz

Bölüm 3

Boşluk

Kafamdaki asla birbiriyle bağdaşmayan fakat bir o kadar da uyumlu düşüncelerimden ötürü dünyadan koptuğum dakikalardan biri...

Bir anda anlam veremediğim gürültüyle irkildim. Ses telefonumdan geliyordu, ekranı kaldırdığımda alarmı erteledim ve kendi kendime yaptığım konuşmalarımdan biri gerçekleşti: ''Saat 16.00'da alarmın ne işi var? Hayır, dershanenin zili vardı zaten bu alarmın varlığını neden hiç sorgulamadıysam?'' Ben böyle sessiz sessiz söylenirken aralık olan odamın kapısından annemi gördüm. Yine o acıyormuş gibi bakışlarından birini takınarak bana bakıyordu. Eliyle kapıyı ardına kadar açtı ve yatağıma oturdu:

-Oğlum?

-Buyur validem?

-Bir çık, gez, yürüyüş yap, arkadaşlarınla buluş... Hadi yavrum, hadi!

Bu tavırlarına sinir olduğumu bildiği halde sürdürmesi ve üsteleyiş tavrı beni iyice gerdi. Ben de biliyorum kafa dağıtmayı fakat o sanki ruhani çöküşteymişim de bu durum bana zevk veriyormuş gibi davranıyordu.

''Birazdan çıkarım anne. Sen ne için gelmiştin?'' dedim ve bunu yalnızca konuyu değiştirmek için ortaya söylediğimi o da biliyordru. "Yarın dedenlere gideceğiz Barış!" diye hiddetlendi.

-E biliyorum zaten. Hayırdır babannemle bir husumet mi oldu yine?

-Olmadı, ne alakası var oğlum? Valizin nerde, kıyafetlerin niye hazır değil diyorum!

-Halamda geçen sefer bırakmıştım birkaç parça kıyafet hem Kürşat abi de verir iki gün bir şeyler giyerim.

-Senin bu tavırların beni öldürüyor! Vallahi aklımı delireceğim!

kapıyı sonuna kadar açıp: "Açık kalsın leş gibi kokmuş, pencereyi de aç hava alsın biraz!" diye bağırdı salona doğru sinirle yürürken.

Ertesi Gün

Yine o kulak kanseri garantili alarm çınlıyordu bedenimde. Gözlerimi zar zor açtığımda kız kardeşim Zehra'yı elindeki babamın telefonunu kulağıma tutar vaziyette gördüm.

-Abim oluyor mu ama hiç böyle?

-Uyan o zaman uykucu tavuk!

Alarmı parmağıyla reddetti ve odamdan çıktı. Yatağımda oturup çalışma masamdaki yarısı çözülmemiş test kitaplarıma baktım. Onları gördükçe aklıma sınav günü geliyordu ama belki bir sene daha hazırlanırım diye hiçbirini atamıyordum. Yine boş boş gözlerle duvara bakarken babam "Hemen valizini hazırlayıp 10 dakikaya aşağı iniyorsun uyuşuk herif!" diye haykırdı. Ona laf yetiştirmemem gereken zamanları kulağına bakarak anlayabiliyordum kıpkırmızı kesiliyordu çünkü... Baba korkusu denen şey inanılmaz bir motivasyon 10 dakika içerisinde jilet gibi aşağı indim bu konu hakkında makale falan yazılması lazım İsviçreli bilim insanları gelip bizim Türk babalarının ikna edici sinirini araştırsın. Tam arabaya bindiğim sırada babam arabayı sürmeye başladı ve yalnızca ikimiz vardık.

-Baba annemle Zehra'yı almadık!

-Sen bizimle Edirne'ye gelmiyorsun.

-Anlamadım?

-Seni bir Karadeniz turuna kaydettirdik...

Söyleyecek daha çok şeyi vardı biliyordum ve lafı bitmeden şaşırdığım tepkiler vermeme bile kızardı. Sakince konuşmasını bekledim. Tahmin ettiğim gibi 2 dakika sonra ışıklarda durunca devam etti:

"Gerçi ben çok masraflı diye pek gönüllü değildim fakat annen yok çocuğun psikolojisi bozuldu diyip durdu! Anlamıyorum bir yıl boyunca tonla para döktük sana fizikten birebir ders aldın hala utanmadan sınav kötü geçti diyebiliyorsun. Biz ne yapalım oğlum sana sen mutlu ol diye kalkıp burda takla mı atayım!"

Yine kendi kendine kavga ediyordu ve ben buna hiçbir zaman dahil olmayacaktım. Ne gerizekalı bir çocuksun diyerek susacağını bildiğim için bekledim. Söyledi, araba da durdu. Aşağı indim bagajdan valizimi aldım birlikte konuşmadan yürüdük. Ufak bir otobüsün önünde durduğumuzda babam orta boylu hafif toplu kırklı yaşlarında bir kadınla konuşmaya başladı bense biraz ilerdeki beyaz gömlekli benden birkaç yaş büyük gibi gözüken çocuğa bakıyordum. "E o zaman size emanet, iyi yolculuk Necla Hanım." diyerek gitti babam. Kadın bana bakarak muazzam samimi bir şekilde tüm sıcaklığıyla gülüyordu.

-Merhaba Barış kuzum!

-Merhaba Necl-..

-Necla abla diyebilirsin.

-Tabii... Necla abla.

-Hadi sen arkadaşlarınla tanış ben de geliyorum birazdan yola çıkarız kuzum.

Dedi fakat ben ne yapacağımı şaşırmıştım. Biraz önce gördüğüm gömlekli çocuk bana doğru ilerledi. Kumral saçları ve kirli sakalıyla gerçekten karizmatik duruyordu.

"Selam." diyerek sohbet başlatmaya çalıştığı çok belliydi benim de karşılık vermem uygun olacak gibiydi.

-Selam.

-Kerem ben. Senin adın ne bakalım baby face çocuk.

Hafifçe gülümseyerek "Barış ben memnun oldum." dedim. O da memnun olduğunu belirtti ve beni otobüsün içine yönlendirdi. Valizimi aldığı sırada ben de içeri geçtim. Etrafıma baktığımda hepsi benim yaşlarımda görünen insanlar en öndeki 1 koltuk boşta olacak şekilde oturuyorlardı. "Ekibin uykucusu da belli oldu." dedi yanı boş olan kız herkes sırıtarak hoş geldin dedi. "Hoş buldum fakat yanlışınız var... Eee hanımefend-.." "Defne." dedi tam zamanında. "Evet memnun oldum Defne Hanım lakin yanlışınız var, böyle bir etkinliğe katıldığımı 15 dakika önce öğrendim ve haberim olsaydı emin olun vaktinde kalkardım, beklettiğim için özür dilerim herkesten." En arkada oturan çocuklardan biri "Tanışalım o zaman ben Yusuf bilader seninki ne?" dediğinde afalladım burda 20 küsür insan vardı ve tanışsak bile herkesin ismini aklımda nasıl tutabilirdim?

Herkes ismini söyleyip tanış olduğunda Necla abla ile Kerem içeri girdi. Kerem: "Arkadaşlar amacımız şu birlikte geçireceğimiz günlerde her yeri tam anlamıyla gezmek ve tarihini hissetmek değil, bu kadar kısa sürede bu mümkün değil çünkü. Sizden isteğim keyifli vakit geçirip iyi bir ekip olmanız..." konuşması genel hatlarıyla nereleri gezeceğimiz nerelerde kamp kurup nerde otelde kalacağımızı içeren bilgilendirici bir konuşmaydı ve oldukça uzun sürdü. Konuşması bittikten sonra sorusu olan var mı diye kontrol ettiği sırada az önce tanıştığım fakat hafızam beni yanıltmıyorsa Furkan denen çocuk el kaldırdı:

-Evet Furki?

-Abi güzel konuştun da bu demir yığınını kim sürecek? Valla benim ehliyetim henüz yok dün on sekiz oldum.

Necla abla elini kaldırarak "BEENNN!" diye haykırdı. Az önce Kerem'in annesi olduğunu öğrenmemizle bu ikinci şok oluyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.