HASTANEDE KI OLAYDAN BIR HAFTA SONRA)

Ahgg neredeydim ben? Heryerim ağrıyor ve açlıktan midem bulanıyordu. Siktir! Dün gece olanlar... ben... nasıl olabilir? Doğru ya Abriella'nın lanet sevgilisi dedektif olan Christopher beni buraya tıktı. Buradan çıkamazdım. Bir anlaşma yapmıştık Chris'i öldürecektim ama Abriella'yı ona götürecektim. Beni buradan çıkarmalı umarım Jason beni bu çukurun içinde bırakıp gitmez. Eğer bunu yaparsa onu mahvederim. Kıyafetlerim aynıydı ama kan içindeydi. Etrafıma bakındım burası bir koğuştu. Uzun ama küçük bir odadaydık. Benimle birlikte 3 kişi daha vardı. Biri yemek için masayı kuruyordu. Kısa sarı kıvırcık saçları vardı. Çok uzun boyluydu. Baya kaslıydı da. Kolunda bir dövme vardı. Bir kadının ismi yazıyordu. "Elena" yazıyordu. kırmızı renkteydi. Nedense hikayesini merak etmiştim . Bir diğeri ise Sandelyeye oturmuş önündeki kağıtlara bakıyordu. O kâğıtlar önemli gibi duruyordu. Diğerlerine göre biraz daha yaşlı duruyordu. Çok uzun değildi. Uzun siyah sakalları vardı. Saçları biraz uzndu. Yapılı bir vücudu vardı. Üzerindeki tişörtü terden ona yapışmıştı . Bu çok iğrenç duruyordu.
DWİGHT:" Victor! Buraya gel!"
VİCTOR:" Ne var! Uyumaya çalışıyorum görmüyor musun?"
Victor aralarında en genç olanıydı. Onlar kadar yapılı bir vücuda sahip olmasa da oda fena değildi. Uzun sarı saçları vardı . Yüzünü göremiyordum. Boynunda bir dövme vardı ama tam olarak anlayamamıştım.
Sandalyede oturan adam Victor adında ki adama seslendi daha sonra gülümseyerek,
DWİGHT:" O zaman yemeğini ben yerim."
WILL:" Hey Dwight! Bırakın gevezeliği . bak sen kim güzellik uykusundan uyanmış. "
Hepsi bir anda bana dönmüşlerdi. Biraz tedirgin hissediyordum. Ben yeniydim sonuçta . İsimleri dışında kim olduklarını ve nasıl biri olduklarını bile bilmiyordum. Anlaşılan üstünde durduğum yatak benim yatağım dı. Burada olduğuma gerçekten inanamıyorum. Acaba Ailem bu durumu biliyor muydu? Hemen yatağımın yanındaki küçük komidine baktım . Üstünde birkaç giysi ve bir kitap vardı. Sanki okuyacaktım da. Yataktan kalktım, onlara doğru yürüdüm. Bela istemiyordum buyüzden gülümseyerek,
TRAVIS:" Herkese merhaba, ben Travis. Ben kaç saatir uyuyorum? "
Kıvırcık saçlı olan adam bana gülümseyerek,
WILL:" Ben Will, yatakta kıçını sana dönen kişi ise Victor ve son olarak ta bizim en değerlimiz kıç suratlımız Dwight. Bu arada hatırlamıyor musun gerçekten geleli 1 hafta oldu ama seni dün getirdiler ve dün geceden beri uyuyorsun. "
DWIGHT:" Hey! Benimle düzgün konuş bok surat!"
TRAVIS :" Ben sadece dünü hatırlıyorum demek 1 haftadır buradayım. "
Vıctor ayağa kalktı. Bana doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. Önünde durdu. Ciddi bir şekilde bakıyordu. Birden gülümsemeye başladı ve bana elini uzattı.
VİCTOR:" Naber adamım! Sen onlara bakma burada benden başka daha güzel kıç olunamaz . Tanıştığıma memnun oldum. "
Buradaki herkes kafayı yemiş olmalı. Kendimi berbat hissediyordum.
TRAVIS:" Bende memnun oldum. Kurt gibi acıktım yemek te ne var ?"
DWIGHT:" Buradaki aşçımız Will 'dir . Gerçekten çok güzel yemek yapar . Bugün kokudan anlaşıldığı gibi makarna var. "
WILL:" Bu arada bok gibi görünüyorsun dostum! Anlaşılan seni bi güzel becermişler."
TRAVIS:" Bilirsiniz s!ktiğimin polisleri işte. "
VICTOR:" Ahahahahga benim ilk geldiğim günü görmen gerek. O yavşaklar benim cazibeme dayanamayıp beni bi güzel-"
DWIGHT:" Tamam yeter. Çok acıktım. Getir şu yemeği Will."
Kotü birilerine benzemiyorlardı ama buraya nasıl düşmüşlerdi merak etmiştim doğrusu. Will'in yanındaki boş sandalyeye oturdum. Yemek gerçekten çok güzel kokuyordu yada belkide açlıktan ölmek üzere olacağım için böyle hissediyordum. Will herkesin tabağına biraz makarna koydu.
TRAVIS:" Burada herkes kendi yemeğini mi yapıyor?"
WILL:" Hayır, yani evet ama her gün böyle değil. Sadece pazar ve çarşamba günü kendi yemeklerimizi yapıyoruz eğer istersek."
TRAVIS:" Eğer istemezseniz?"
WILL:" Hhaha bak dostum, burada yeni olduğunu çok belli etmesen iyi olur. "
TRAVIS:" Neden?"
DWIGHT:" Çok soru soruyorsun evlat. Bunları daha sonra konuşuruz. "
Herkes yemeğe çoktan başlamıştı. Bende önümdeki çatala uzandım. Makarnadan biraz aldım. Birkaç lokma aldıktan sonra birinin adımlarını duyduk. Herkes bir anda ayağa kalktı ve Victor hızlıca yatağına koştu ve yatağının altındaki bir poşeti yemek masasının altına koydu ve o poşet bir anda yok olmuştu. Bende ayağa kalktım. Kapı açılmıştı. İçeriye 2 gardiyan girdi. Onları tanıyor olabilir miydim? Ahh lanet olsun beni bu hâle getirenler onlardı. Buraya benim için gelmişlerdi. Bana doğru 3 adım attı.
GARDIYAN 1:" Vay vay vay gece kuşumuz uyanmış . "
TRAVIS:" Bir sorun mu var?"
GARDIYAN 2:" Evet var ! Birde soruyor aptal . Bizimle geliyorsun."
TRAVIS:" Tamam"
Korkuyordum ama belli etmemeye çalışıyordum. Dediğini yaptım. Onlara doğru yürüdüm. Kollarımı uzattım. Bana ciddi bir şekilde bakmaya başladı. Daha sonra yanındaki diğer gardiyana baktı. Diğer gardiyan ona başıyla onay verdi. Neler oluyordu? Içimden bir ses kötü bir şey olacağını söylüyordu. Tekrar bana döndü. Cebinden çıkardığı kelepçeyi bileklerime doğru yavaşça doğrulttu.
VICTOR:" Onu götürürüyor musunuz?"
Bu Victor benden ne istiyordu anlamıyordum. Will ona bakarak omuz attı. Gardiyanlar korkunç bakışlarını üzerimden alıp Victor'a yönelmiş durumdaydı.
DWIGHT:" Siz ona bakmayın lütfen kendisi iyi değil bugün. "
GARDİYAN 2:" O zaman oda belki bizimle gelmek ister hem neden iyi olmadığını öğrenmiş oluruz. "
Aptal Victor , kendini nasıl bir ateşin içine attığını bilmiyor muydu? Ona döndüm bana baktı ve göz kırptı . Bu adam... Gerçekten iyi değildi. Benden mi .... hayır, Olamaz! Buradan gitmek için can atacağımı hiç düşünmezdim. Bileklerime kelepçeyi taktı. Kapıya doğru ilerledim. Son kez arkama baktım Dwight çoktan masaya geri oturmuş ve yemeğine devam ediyordu. Will de Victor'a dönmüş birşey ler söylüyordu ama sorun şu ki Victor gözlerini kırpmadan bana bakıyordu. İyice kafayı yedi bu adam. Hızlıca önüme döndüm ve kapıdan çıktım. Gardiyanlardan biri kapıyı kilitledi. Bana doğru yaklaştılar. Birkaç adım geriledim.
TRAVIS:" Neler oluyor? Nereye götürüyorsunuz beni!"
Biri pantolonuna sıkıştırmış olduğu siyah torbayı çekti ve bana doğru gelmeye başladı . Beni infaz edeceklerdi ama burada mı? Bunu Christopher yaptırmış olmalı eğer buradan çıkabilirsem onu öldüreceğim .
TRAVIS:" Yardım edin! Beni öldürmeye çalışıyorlar. Uzak durun benden ! Lanet olsun!"
GARDİYAN 1:" SESSİZ OL GERİ ZEKALI!"
Bana sessiz ol diyene bak . Biri kollarımı tuttu. Bir diğeri ise torbayı kafama geçirdi.
TRAVIS:" Bırakın lan beni! Beni nereye götürüyorsunuz!"
GARDIYAN 2:" Kes lan sesini eğer kesmezsen o dilini koparırım! "
Etrafımı göremiyordum. Her yer karanlık içindeydi. Derin nefes alıp verdim. Sakin olmalıydım. Kalbim çok hızlı atıyordu . Bileklerim kelepçelemiş ve kafama bir torba geçirilmişti. Her şey fazla garipti acaba rüyada olabilir miydim? Eğer rüyaysa hemen uyanmak istiyorum. Buradan nasıl kurtulacaktım ki ? O adam beni yarı yolda bıraktığına eminim . Tabi ya aptal olan benim ,neden bir katile güveneyim ki? Yaklaşık 10 dk sonra bir odaya girdik. Tüm yol boyunca etraf çok sessizdi. Sadece kapıların açılma ve kapanma sesleri hariç.
GARDIYAN 1:" Otur ve burada bekle!"
TRAVIS:" Görebilsem otururdum ama işte ne yazık ki sizler tarafından kafama bir torba geçirildi. "
Hiçbir şey demeden odadan çıktı. Hızlıca ellerimi torbaya doğru uzattım düğümleri açmaya başladım. Ellerimin kelepçeli olması beni zorlasada bunu yapabilirdim. Bir düğümü açtım. Bir tane daha... kaç tane atmışlardı bu aptallar. Sonuncusunu da açtıktan sonra kafamdan çıkarmaya çalıştım ama olmuyordu çıkmıyordu. Eğilip torbayı çektim ve sonunda kurtulmuştum . Torbayı alıp yere fırlattım. Sevinç çığlıkları atmaya başladım.
TRAVIS:" Sıçtığımın torbası! "
Bir torbaya bunları yaptığıma göre artık bende delirmiş olmalıydım. Arkama döndüm. Döndüğüm gibi geri adım attım. Jason o buradaydı ve beni sonuna kadar izlemişti. Lanet olsun.
TRAVIS:" Beni korkuttun adamım , hiç gelmeyeceksin sandım . Daha doğrusu gelemeyeceğini. Sahi buraya nasıl girdin? Aahh şimdi anlıyorum. O gardiyanlar senin adamların dı . Vay be -"
JASON:" Boktan sesini kes artık. Seslere katlanamadığımı bilmiyor musun Travis? Buyüzden kurbanlarımı sessizce ve aynı zamanda zevkle öldürdüğümü de bilmiyor muydun?"
Bu adam gerçekten çok korkunç. Buradan çıktığım zaman ilk işim Emma'yı alıp buralardan gitmek olacak. Sahi Emma neredeydi?
TRAVIS:" Bilmiyordum ama iyi yönden bak sende adamım en azından öğrenmiş oldum."
Bana ciddi bir şekilde bakıyordu. Bu adam hep böyle mi yada eskiden de mi böyleydi cidden çok sıkıcı .
JASON:" Sözümü tutmaya geldim evlat ama sen sözünü tutamadın."
TRAVIS:" Yemin ederim o flash'ı almıştım ama kızın Abri..."
Gülmeye başladı.
JASON:" Ha ha ha O mu evet, ne kadar eşsiz dimi ? Bana çekmiş annesi gibi aptal değil . Bak görüyor musun bunu o yaptı. "
Üstündeki siyah kazağı kaldırdı. Karnına dikiş atılmıştı. Abriella onu vurmuş muydu? Ben buradayken bir sürü şey yaşanmış anlaşılan .
TRAVIS:" Ahh Tanrım inanamıyorum . Nasıl yaptı?"
JASON:" Herşeyi anlatacağım evlat. Benim sana bir sözüm vardı. Başına birşey gelmeyecekti . Belki biraz geç kalmış olabilirim yüzün bok gibi görünüyor hahahha. Neyse... ama sen tutmadın ve bana hâlâ bir sözün var. "
Bana birkaç acım yaklaştı. Vücudum terlemeye başlamıştı.
TRAVIS:" Hey Heyyy adamım sakinleş biraz . Biliyorum sana bir sözüm var ve tutacağım. Söyle ne istiyorsun?"
Zorla gülümsüyordum çünkü korkuyordum her an cebinden bir bıçak çıkarıp birden bana batırabilirdi.
Sinirli yüzü biranda değişti ve bana alttan bakarak gülmeye başladı.
JASON:" Bak bunu sevdim."



