İçeriğe geç

Ölümün şiiri

Bölüm 11 · 2 dk okuma

Ölümün şiiri

Bölüm 11

11

Evinin kapısından geçince beni, üstünde yarı tamamlanmış bir tablo olan şövale karşıladı.

"Çok resim yapar mısın?" dedim.

"O mu? Yok çok değil ama başlamak istediğim için bu şövaleyi ve bir kaç malzeme aldım. Koyacak da başka uygun yer yoktu."

"Hmm anladım."

"Şöyle içeriye geçebilirsin."

Küçük bir evi ve bir kaç odası vardı. Gösterdiği odaya gittiğimde ise iki koltuk bir sehpadan oluşan bir oda karşıladı. Koltuklar koyu bir gri rengindeydi. Kendimi koltuklardan birinin üstüne attım. Odannın her köşesini incelerken yanıma gelip bir metre ilerime oturdu.

"Doğduğumdan beri burada yaşıyorum. Tam tamına 19 yıl." dedi, duvarları ilk kez görercesine.

Archie'ye göre anne ve babası ayrıydı ve tek kardeşti. Bu bilgilerin doğruluğu kesin olmasa bile bahsetmek istemedim.

O an aklıma bir soru geldi. Vücudumda yer alan hücrelerin her birinin, damarlarımda dolaşan kanın her damlasının, tüm varlığımın yapmamamı söylediği bir şeydi bu. Ama böyle hissetmek içimde konrolsüz bir istek oluşturuyordu ve en son yapmam gereken şeyi yaptım.

"A-ailen nerede yaşıyor?"

"A-aile mi? Üzgünüm ama o kelimeyi duymayalı baya olmuştu." dedi ve üzgünce gülümsedi. " 'A-ailem' öldü." dedi. Sesi git gide kısılıyor ve nefesleri kesikleşiyordu. Ona dönüp titrediğini fark ettim.

"H-hey söylemek zorunda değilsin. Böyle bir şey sorduğum için özür dile-"Hayır! Bana bir soru sordun ve normal bir insan gibi bu soruya cevap vereceğim. Bundan kaçıp durmam beni hiç bir yere vardırmayacak. Her bundan bahsedildiğinde ağlamak zorunda değilim ve böyle yaparak sana kendini suçlu hissettirmek zorunda değilim." dedi kendine sinirlenmiş bir şekilde. " Annem ve babam ben doğmadan ayrıldı ve annem, ben 14 yaşındayken cinayetle öldü." dedi. Cesaretini son parçasına kadar kullandığı besbelliydi. Ellerini yumruk yaparak sıkmaya başladı. Bana mı yoksa kendine mi sinirlendiğine karar veremedim. Sıktığı dişleri arasından "Bu kadar" dedi.

5 dakika boyunca gergin bir ortam vardı. Gözlerimi kucağımdan yukarı kaldıramadım. Söyledikleri üzerine düşünceler zihnimi esir almıştı. Annesinin cinayetle ölme kısmı çok dikkatimi çekmişti. Bu kadar çok acı çekmiş birisinin hala vaz geçmemiş ve pes etmemiş olması kısmı... Bunu nasıl başarıyordu. Tüm bunları nasıl geride bırakıyordu?

Solumdan duyduğum dengesiz nefeslere karşın o tarafa döndüm. Sol eliyle ağzını, sağ eliyle de kapalı olmayan gözünü kapatmıştı. Ona bakmaya başladım. Sadece ona bakmak bile beni sevindiriyordu. Benim bu kurtuluşumun böyle kötü durumda olmasına karşın hiç bir şey yapmıyordum. Hayır, ona bakmak bunu bile nötrlüyordu. İstemsizce yüzümde hafif bir gülümseme belirdi ve ona acıyarak gözlerimi hafif kıstım. Cebimden eski bir kağıt çıkardım ve etrafta bulduğum bir kalemi elime aldım. O hala kendini yiyip bitiriyordu. Şuan bunlar önemli gelmiyordu. Nasıl bu kadar dikkatsiz olabiliyorum. Birisi beni buna zorluyordu adeta. Galiba gerçekten de bir

exorcism'e ihtiyacım vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.