Sedef gece uyuyamamıştı, mutfağa su almak için gittiğinde kolidorda bir silüet geziniyordu. Ürkmüştü bu yüzden aşağı inmedi, gördüklerinin gerçek olmadığını düşünüp psikolojisinin bozulduğunu sadece hayal olduğunu söyleyip duruyordu. Hayal değildi...
Koridorda kimse olmamasına rağmen çocuk sesleri, yürüme ve koşma sesleri gibi sesler duyuyordu. Gece onun için tam bir kâbustu. Sabah odasından çıktığında gözleri mosmordu belli ki uyumamıştı. Sonra gece gelen sesleri Emre'ye sordu:
Sedef: Emre gece hiç ayak sesi veya ağlama sesi duydun mu?
Emre: Hayır duymadım, niye ki?
Sedef: Allah Allah çok garip...
Emre: Gece ses mi geliyordu, çok derin uyumuşum demek ki.
Aşağı kahvaltı için indiklerinde onları Halil İbrahim sofrası bekliyordu, iki kişi için büyük bir sofra mı? Gereksiz masraf değil miydi?
Sedef ve Emre uşağın zoruyla kahvaltı masasına geçtiler.
Emre: Hepsini Sedef ile yiyemeyiz, sizde gelin çok fazla yemek var.
Uşak:Yiyebildiğiniz kadar yiyin, gerisini biz hallederiz :)
Sedef: İyi o zaman.
Yemeklerini yedikten sonra Sedef yukarıya çıkar ve kilitli kapıyı inceler.
Duvarda bir çıkıntı vardır, duvar kağıdını soyduğunda kapının anahtarı yere düşer.


