İçeriğe geç

Ölümün kokusu

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ölümün kokusu

Bölüm 2

YENİ DOSYA: MİZİJONİST KATİL

YENİ DOSYA: MİZİJONİST KATİL

mizijonist: yunancada kadınlardan nefret eden anlamına gelir.

Bu katilin kadınlardan nefret ettiği apaçık ortadaydı, kurbanlarını hep kadınlardan seçerdi..

Katil Sedef'e bir konum göndermişti, katilin gönderdiği konum eski bir evin olduğu ormanlık alana doğru gidiyordu. Sedef bu durumdan şüphrlendiği için tüm ekipleri topladı ve ormana doğru gittiler. Ormana gittiklerinde katil bir mesaj daha gönderdi

"Neden tek gelmedin, sana tek gel demiştim. Her neyse yerdeki izleri takip edin sizlere büyük süprizim var :)"

Herkes izleri takip etmeye başlamıştı, izlerin sonunda kocaman bir ağaç vardı. Katilden tekrar bir mesaj geldi

"Ağacın tepesine bakın boşuna koymadım o dalları. Sonra yavaşça arkadaki deliğe bakabilirsiniz :)"

Sedef katilin resmen onunla dalga geçtiğini düşündü, ağacın arkasına bakana dek... Katil bu sefer Sedef'in ablasını öldürmüştü tam o sırada tekrar bir mesaj geldi

"Üzülme zaten ölecekti ama benim tarafımdan hahaha)

Sedef ağlamaklı bir biçimde "Ne istedin ablamdan..."

Sedef eğer tek gelseydi öldüreceği diğer kişinin kendisi olabileceğinden şüphelendi ki katilin amacıda buydu. Tek hedefi katili yakalamaktı, zor olacaktı ama ona göre imkansız diye bir şey yoktu. Ceset ise adli tıpa otopsi için götürüldü

Sedef, ormanda yıkık dökük bir ev olduğunu hatırlamıştı. Apar topar hazırlanıp dostu olan memur Emre'yide yanına çağırmayı unutmadı tabii ki. Yoldayken aklına katilin ilk attığı fotoğraf gelmişti, biraz daha detaylı düşününce ablası olduğunu fark etti ama artık çok geçti.

Emre: Ne oldu Sedef? Kara kara ne düşünüyorsun yine.

Sedef: Katilin ilk attığı fotoğraf ablama benziyordu, elimden bir şey gelmedi...

Emre: Senlik bir durum yok, bu acımasız itin teki ne bekliyorsun boşuna katil değil ya.

Sedef: Sende haklısın, elimden gelen tek şey katili tutuklamak olacak. Hızlı davranmalıyız daha fazla ölüm istemeyiz ya.

Ormana geldiklerinde evi bulmak biraz zor olmuştu, evin içine girdiklerinde görünüşüyle bir alakası yoktu. Cennete gelmiş gibiydiler, tertemiz ve çiçek kokulu bir ev karşılamıştı onları. İçeriden bir uşak karşıladı ve koltuğa oturttu, Sedef bu insanlar burada olduğu sürece evi inceleyemeyecekti.

Her yerden temizlikçi kadınlar, uşaklar ve bahçivan geçiyordu ikiside durumu kavrayamamıştı.

Uşak: Siz Mehmet Bey'in torunusunuz değil mi Sedef Hanım?

Sedef: Evet ta kendisiyim ama dedem ne alaka?

Uşak: Size kendimi tanıtmayı unuttum, kusura bakmayın. Adım Ahmet, Mehmet Bey'e 40 yıl boyunca uşaklık yaptım. Yakın dostu sayılırım.

Sedef: Haa öyle mi? Tanıştığıma memnun oldum..

Ahmet bey 70'li yaşlarında ak sakallı uzun boylu biriydi, yüzüne bakınca insanın mutlu olası geliyordu. Sempatik bir görünüşü vardı.

Uşak: Evi gezmeye ne dersiniz Sedef Hanım? Beyefendiye ve size odanızı da gösteririm.

Emre: Bana uyar.

Sedef: Bana da uyar, gezelim o halde.

Uşak evi gezdirirken Sedef bir kapının kapatıldığını gördü, uşağa sorduğunda ise:

Uşak: Burası babanızın çocukken kaldığı odaydı, rahmetli dedeniz bu kapıyı hep kilitli tutardı hatta temizlememize bile izin vermezdi. Kilidini nereye koyduğu hakkında bir fikrimiz yok.

Sedef ve Emre birbirlerine şüpheli gözle baktılar. Biraz daha gezdikten sonra odalarına çekilip tüm olayları gözden geçirdiler. Her şey üst üste geliyordu ve birbirinden aykırı çok parça vardı ya da aykırı değiller miydi?....

Bölüm sonu

7 yorum