"Peki ya sen ufaklık?"
"Asel ben 18 yaşındayım"
"Tüh ya kötü oldu bak, pekte güzelsin"
"Enes yeter" - Arasın kızgın sesi ve delici bakışlarını fark ettiğinde Enes sesini kesti ve önüne döndü.
"Eee plan ne gençler?" - diyerek gerginliği bozan Kaan'dı
"Valla sizi bilemem ama ben halimden memnunum. Zaten evsizim, yani sorun etmem burada kalmayı." - dedi Buğra
"Varya çok stratejik bi herifsin, sevdim" - diyerek söze atladı Enes
"Sende biraz akıllı olsan keşke Enes'cim"
"Sera senin benimle sorun ne arkadaşım"
"Ne arkadaşı be, nereden oluyormuşum senin arkadaşın"
"Ortamı geriyorsun işte, ne güzel sohbet ediyoruz bozmasana"
"Arkadaş senin kafan mı güzel, ortam zaten gergin ne söhbetinden bahs ediyorsun"
"Tamam kesin sesinizi, yaşınız büyük ama çoçuk gibisiniz" - diyerek sessizliği sağlayan Hakan'dı.
Kaan sorusunu tekrar sorar
"Bir soru sordum ya hani? Plan ne? Hala cevap alamadım"
Gelen sesle her kesin dikkati aynı yere yönelir. Uzun tavanın yan köşesindeki hoparlörden biri konuşmaya başlar.
"Merhaba. Neden burada olduğunuzu merak ediyorsunuzdur eminim. Gayet haklısınız. Kendinizi seçilmiş olarak göre bilirsiniz. Ama bunun iyi yönde olduğunu düşünmenizi istemem. Maalesef bu seçkinlik sizin iyiliğinize sonuçlanmayacaktır.
Öncelikle amacımızı merak ediyor olmalısınız. Amacımız çok basit. Sizler birer deneklersiniz. Üzerinde çalıştığımız projenin kurbanları olacaksınız. Ancak üzülmeyin, insanlar sizin sayenizde daha iyi bir hayat sürecek.
Bunun ölümle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı tamamen size bağlı. Hareketlerinize değil, vücudunuzun ne kadar dayanıklı olup olmamasından bahs ediyorum. Eğer deneyler sonucu hayatta kalırsanız ki bundan şüpheliyim, sizi bırakacağımıza söz veriyoruz.
Şimdi cebinize bakmanızı isteyeceğim. Burada 10 kişisiniz. Yarından itibaren numara sıranıza göre sizi alacak ve deneylerimizi gerçekleştireceğiz. Haksızlık olmaması için numaraları iyice karıştırdım. Hanginizin hangi numara olduğunu bizde henüz bilmiyoruz. Yarın akşam sizi uyutup tek tek numaralarınızı kontrol edecek ve 1. numarayı deney odasına alacağız. İyi şanslar çocuklar.
"Bu ne böyle, şakamı" - diyerek çığlık atan Beren'e döndüm. Korkmaya başlamıştım.
"Banane a*k insanların iyi hayatından çıkarın lan bizi" - diyerek bağıran Seraya hakk veriyordum.
"Herif gelmiş diyorki 'üzülmeyin'. Kafayı yicem abi" - dedi Enes sinirli bir şekilde
"Sen de kes be zırlamayı, şuan kendi derdimizdeyiz zaten" - Seranın Kiraza böyle davranması hoşuma gitmiyordu
"Şu kağıtmı ne cebimizdeydi dimi?"- Hakanın hatırlatması ile elimi cebime soktum. Gerçektende küçük bir kağıt vardı. Korkarak kağıdı açtım ve yazan rakam karşısında üzülmelimiyim yoksa sevinmelimiyim şaşırdım.



