İçeriğe geç

Ölümün eşiğinde

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Ölümün eşiğinde

Bölüm 2

"Meraklı gözler"

Asel'den~

Üzerime fırlatılan soğuk su ile gözlerimi açtım. Neler oluyordu? Aayakta durarak meraklı bir şekilde bana bakan insanlar da kimdi?

Kafamı kaldırdım ve etrafa baktım. O sırada baş ucumda duran meraklı gözler konuşmaya başladı .

"İyimisin?" - Cevap bile veremedim. Burası neresiydi? Bu insanlar kimdi? Neden hepsinin kıyafetleri aynıydı?

Başımı kaldırdım ve etrafa bakındım. Büyük ve beyaz bir odanın içindeydim.Yani içindeydik..

Sonra başımı öne eğdim ve üstümdeki kıyafetlerın kendime ait olmadığını gördüm. Buradaki her kesle aynı giyiniyordum. Ellerimle saçlarımı karıştırdım ve neler olduğunu hatırlamaya çalıştım. Birinin beni kaçırdığını ve kıyafetlerimi çıkardığını hatırladım. Ancak bu insanlar kimdi? Onlardamı kaçırılmıştı?

Sorularıma cevap ararken sağ köşeden bir ses geldi.

"Boşversene Kaan, sana cevap verme zahmetinde bile bulunmuyor hanım efendi." - İsmi Kaan'mıydı?

"Onu rahat bırak Sera"

"Aman be, ne halin varsa gör"

Konuşmam gerektiğini hiss ettim.

"Ben neredeyim" demekle yetindim

"Bizde bilmiyoruz, gözümüzü açtık buradayız. Ama sen çok geç uyandın endişelendik senin için" - Çok tatlı birine benziyordu. Biri benim için endişeleniyordu. Vay be bende sonunda yaşadım şu hissi.

"Kendi adına konuş Kaan, şuan kendi derdimizdeyiz yani anlayacağın umrumuzdu bile değilsin küçük bayan" - Bu da kimdi böyle? Şimdiye kadar kimse bana bu kadar kaba davranmamıştı.

"Sen kendi işine bak Enes"

"Bir-birinizi tanıyormusunuz?" - dedim

"Hayır tanımıyoruz. Sen uyurken tanıştık. Seninlede tanışalım o zaman . ben Kaan"

"Evet biliyorum"

"Nereden biliyorsun?"

"İsmini demin iki kez söylediler ordan anladım" - Haha biraz saf bir çocuktu ama niyeti kötü değildi.

"Ha doğru pardon" - Burnuyla güldü. Karşılık verdim.

"Ciddimisiniz siz ya? Görmüyormusunuz şuan kapana kısıldık ve ne olduğunu bile bilmiyoruz. Siz gülüyormusunuz? Şaka gibisiniz gerçekten." - Doğru söylüyordu. Şuan zamanı değildi.

"Beren salsana milleti abicim" - Karşımda oturan yeşil gözlü, kumral bir çocuk konuşmaya başlamıştı. Söze girme gereği duydum.

"Neden buradayız?" - dedim

"Gıcık oldum ben şu velete ya"

"Sen Seraya bakma o konuşuyor işte kendi kendine" - Kaanın bana olan nazik tavrı çok hoştu

"Tamam gençler. Haksızlık olmasın ufaklık daha yeni uyandığı için yeniden yapalım şu tanışma işini.Yaşlarınızı ve isminizi alayım" - diyerek söze girdi Enes

"Ya ne tanışması kardeşim, nasıl çıkacağımızı bulun yeterli kalsın tanışma işiniz" - Konuşan Berendi

"E tanışmassak buradan birlikte nasıl çıkacağız Enes haklı bence"

"Bak, Emineye benze bir az ne güzel özetledi"

"Peki o halde. Ben Beren 19 yaşındayım"

"Ben Emine 20 yim"

"Ben Kiraz 19 "

"Buğra ben 23 "

"Bende Hakan 24"

"Aras ben 21"

"Ben Kaan 19 yaşındayım"

"Ben Abuzettin 12 yaşındayım" - Kafamızı Seraya çevirdik. Kimsenin komiğine gitmemişken içimde gülmüştüm.

"Tamam ya bakmayın öyle. Sera ben de 21 im"

"Gerçekten anlamadınız dimi. Sapık işte şu Enes. Belli kız aramaya gelmiş. Ondan sordu yaşınızı. Yardımlaşmayla yaş ne alaka bi düşünün beyinsizler." - dedi Sera.

"Evet, bende Enes 23 yaşındayım çocuklar" - dedi pis bir sırıtışla Enes. Biraz gıcık olmuştum. Hatta baya. Bunu sezmiş olacak ki bana bakıyordu. Ama normal bakmıyordu. Sapık birine benziyordu.

Bölüm sonu

5 yorum