Rojda'nın aniden eve gelmesine mi şaşırmalıyım yoksa babamın Hazar gelsin seni benden istesin demesine mi şaşırmalıyım ?
Herkes Rojda'nın gelmesini es geçerek babama şok içinde bakıyorlardı. "Ne evlenmesi baba ne dersin sen böyle ben sana kızının yaptıklarını söyleyeyim sen evlilik diyorsun." Babam ilk güldü ve konuştu. "Ne deseydim oğlum? İyi yaptınız öpüştünüz mü deseydim? Ne güzel yaptıkları şey bizim barışmamıza neden olacak." Benim boyunum bükük bir şekilde utancımdan ne diyeceğimi bilemiyordum.
"Ne... Hazar ve... Dilan öpüştü mü?" diye sordu Rojda. Herkesi görmemezlikten geldim ve günün sinirini Rojda'ya patlattım.
"Evet, öpüştük. Beğenemedin mi? Ah, dur sen Hazar'a aşıktın değil mi?" nefes verdim ve devam ettim. "Ya ben böyle şeyi nasıl unuturum. Tüh. Evet öpüştük? İtirazı olan var mı? Varsa olmasın." Abim bana tiksinircesine baktı. Ben ne yaptım ki? Kendisi babama beni ispitledi.
"Senden nefret ediyorum Dilan!" dedi Rojda. "bende sana bayılıyordum biliyor musun?" dedim ve alayla güldüm. Rojda sinirden ne yapacağını bilmiyor oldu ve gitti.
"Baba sen ciddi misin şimdi Hazar, Berivan gilin Hazar'ı benim kardeşim Dilan ile... evlenecek mi?" dedi abim iğrenircesine. "Beğenemedin mi oğlum? He diyorsan baba Nurten ile evlenmek istiyorum diye, o biraz zor." dedi babam. Abim sorgularcasına baktı babama ve abim konuşmaya başladı. "Sebep? Neden zor baba? Dilan'ın hakkı varda benim mi yok?" babam başını iki yana salladı. "Hayır oğlum, sen anlamadın beni. Nurten seni hak etmiyor." dedi babam. İçimden hak etmeyecek ne yaptığını düşündüm ve babamın ne dediğini anladım. "Neden beni hak etmiyor baba! Ben ne yaptım ona."
"sen değil oğlum, Nurten yaptı yapacağını." babamın şifreli, abimin yüksek sesle konuşması... Hayra alamet olmadığı apaçık ortadaydı. "Nurten ne yapmış olabilir Allah aşkına ya!" dedi abim sesini yükselterek. "Ya oğlum senin bu öfken midir yoksa Nurten'e olan aşkın mı seni kör etti? Nurten, Memduh'tan hamile kalmıştı! Hatırlamazsan hatırlatayım. Ben seni o kıza yar etmem." dedi babam. Abim gözünü kapattı ve çok ağır yutkundu. "baba" dedi abim. "Baba biliyorum ama ben Nurten'e... Nurten'e aşığım baba." dedi, güldü. babam bir bana bir abime bakıyordu.
Öyle bir bakıştı ki... Bilmiyorum. Değişikti.
"Hadi herkes odasına. Daha çok yorulacağız." herkes gitti ama ben gitmedim. Babama soracaklarım vardı.
Babam bana baktı ve sırıttı. Tam gitmek üzereyken babamı durdurdum. "baba" dedim buruk bir sesle. Durdu yerinde. Bir bana bir etrafa baktı ve başını söyle dercesine salladı. "baba sen ciddi misin? Ya da ateşi-" lafımı kesti. "neden onunla öpüştün?" durdu ve ekledi. Ne diyeceğimi bilmiyordum ben. "Şehire ne diyeceğiz? 'Hazar ve Dilan öpüştü ey ahali!' mi diyeceğiz? Ha yoksa 'küçükler daha bilmiyorlar. cahilliklerine veriyoruz.' mu diyelim Dilan he sen söyle!" dedi. Daha fazla dayanamayarak. "Baba, kimseye bir şeyi söylemek zorunda değiliz. Hem baba sen söyle ya sen annemin üstüne iki tane kuma getirdin ve toplam dört karın var! Sende hata yaptın. Baba ben 28 yaşındayım ama annem daha 20 yaşındaydı seninle evlendiğinde. Yoksa senin de yaptığın cahillik miydi?" dedim tek nefeste. Babam haklı olduğumu anlamış olmalı ki tek başını salladı. "kızım ikisi aynı şey değil. Biz Berivan'lar ile düşmanız. Bunu Hazar'dan vazgeçmeyen beynine sok. Yoksa iş işten geçece-" lafını tamamlamasına izin vermedim. vermeyeceğim.
"Ya baba annemin geldiği aile ile de kavgalıydınız sen ve annem görücü usülü evlenip her şey düzeldi. Belki biz birbirimizi severek evleneceğiz..." devam ettiremedim. Babam fazla dayanamayarak gitti odasına.
Bende kendi odama geçtim.
Telefonumdan, bilgisayarıma aktardığım eski fotoğrafları açtım. Bir tanesi canımı çok yaktı.
Hazar ile olan küçüklük dans fotoğrafım.
Daha fazla dayanamadım ve hemen telefon ve bilgisayarımı kapattım.
Yatağımı açtım ve uzandım.
Uyudum.
Saat 06.50 bu gece hiç yatamadım.
Hemen kalkar kalkmaz odamı bir güzel topladım ve elimi yüzümü yıkamak için lavaboya doğru ilerledim.
Lavabo da abim telefon ile konuşuyordu.
"Her şey için teşekkür ederim Nurten" bu abimin sesiydi? Bir saniye neler oluyordu?
"Özellikle... Dün Hazar ve Dilan'ı basmam da yardımcı olduğun için teşekkür ederim." bunu abim planlamış mıydı...? Özellikle Nurten ile.
"Bu arada bir şey söyleyeceğin. Babama dün planladığımız gibi olayları anlattım. Babamın verdiği cevap ise Hazar ve Dilan evlensin. Böyle bir şey olabilir mi güzelim?" abi sen ne yapıyorsun ya?
"Evet evet bende aynısını dedim. Baba dedim Hazar ve Dilan evlenecekse ben ve Nurten' de evlenelim dedim ama beyefendinin varla yoku Dilan."
duyduklarıma inanamıyorum desem...
Abimin bunu planlamasını kaldıramıyorum. Abim telefonu kapattı ben de hemen odama geçtim, beni görmesini istemiyordum.
"Günaydın Dilan " abim dedi. Abi sana bunu en ağır şekil de ödeteceğim. "Günaydın " dedim ve hemen lavaboya gittim.
Hala anlamıyorum abim bunu bana nasıl yapar diye...
Hep içimden 'bana nasıl bunu yapar' gibi şeyler aklımdan geçirdim.
Ben elimi yüzümü yıkadım ve direkt odama geçtim. Abim tekrardan telefondan birisini aradı. "Nurten bir şey diyeceğim" dedi ve ben şok içinde abimi dinlemeye devam ediyordum. "Bugün, 10 yıl önce ilk gittiğimiz yer, Aşıklar Parkına gidelim mi?" sustu ve ekledi. "Hem açılmış oluruz" hâlâ anlayamıyordum. Aşıklar parkı, Hazar ile buluştuğum o çıkmaz sokağın aşağı kısımındaydı. "Süper saat kaçta buluşalım, ah yani saat kaçta çıkalım?" dedi o esnada saçını tarıyordu. "hmm uyar bana. Ben iş için çıkarım. Sende Mercan ile buluş. Yani öyle diyelim. Daha sonra yanlış anlaşılmasın." peki ya Mercan kimdi?
Kahvaltılar için evdeki çalışanlar hazırlık yapıyordu. Masalar , kahvaltılar... Gördüğüm an acıktım. Abim bana bakınca nefret bakışlarımı yolluyordum. Abim ise anlamadığı için sorgularcasına bakış atıyordu.
Kahvaltılar yapıldı, her yer temizlendi.
Babam "Dilan'ım güzel kızım bana kahve yapsana baba kız konuşalım bir şeyler." dedi ne diyeceğimi bilemedim ve "tamam babacığım " dedim.
Kahveleri yaptım ve babamın yanına geçtim.
"Al babacığım " dedim ve aldı.
İlk yurdumunu içtiğin de konuşmaya başladı.
"neden öpüştünüz?" sorusunun karşısında ağzım bir karış açıldı, nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Ama üstü kapalı anlatacaktım.
"Baba elimizde değildi" yanımdaki aynaya baktım gizliden, utancımdan yanağım kıpkırmızı olduğunu gördüm. "Özledik." dedim ve sustum.
"He tek bu mu?" sustu ve ekledi. Kızmasını, bağırması, dövmesini bekledim ama babam tam tersi; belimi sıvazladı. "Aferim kızım sana" dalga mı geçiyordu acaba?
"böylelikle iki aşiretin düşmanlığı gidecek." ne alakaydı şimdi? "baba sen ciddi misin?" diye sordum. Ben ne sorduğumu, ne ara sorduğumu hatırlayamadım. "neden ciddi olmayayım?" sustu ve ekledi. "He bu arada Hazar'a sakın söyleme seni gelip benden istemesin. Abin konusuna gelirsek de, Berivan aşireti gelip bizden özür dileyecek geçmişteki kızlarının yaptığı şey için." babamın bu konu da ciddi olduğunu düşünüyorum. "Ama baba Nurten çok çekti, yani biliyorsun hamile kaldı habersiz bir şekilde onun üstüne tam Memduh'u unuttun derken Memduh intihar etmesi... yani biraz da olsa şans vermez misin?" cevabını merak ediyordum.
sessizlik oluştu.
derin bir,
sessizlik.
Babam tam cevabını buldu ve benim gözlerime heyecan dolu baktı. "kızım şans verilir fakat onlarında pişmanlığı gerekir." daha fazla zorlamanın anlamı yok. "tamam baba"
Babam kahvesini içti, ben de içtim. Odama geçtim. Saçımı düzleştirici ile düzleştirdim. Makyajımı yaptım. Yeniden davalar vardı. Mahkemeye gitmem gerekiyordu.
Kartımı, çantamı ve araba anahtarımı aldım salona geçtim. "Kızım nereye?" Babam direkt sordu, ne ara salona geldi ki bu adam? "Mahkemem vardı bugün. Saat 17'de hakim bey erken gel demişti. O yüzden şimsi gideceğim." dedim. Abime bakmamaya çalıştım. "He iyi tamam kızım, şans senin olsun güzel kızım." dedi babam. Babamın varlığını hissetmek kadar özel bir şey yoktu.
"Baba" dedi abim. Tam kapıdan çıkmak üzereydim ki merak ettim ne diyeceğini. "Benimde işte bir kaç sıkıntılar çıktı çalışanlar tarafından. Bende Holding'e gidiyorum." abimin bu yalanları benim de aklımı karıştırıyordu. "Ne sıkıntıları benim oğlum? Daha geçen gün çıkmamış mıydı? Hem ben sana demedim mi sıkıntı çıkaranları kov diye? O zaman kovsaydın hiç bir olay olmazdı." babam haklıydı. Daha geçen gün çalışanlardan birisi yanlış bir fotokopiyi getirdi. "Ya dedin baba, bende bilmiyorum gidince sıkıntıları öğreneceğim. Kovsam sadece olanlar için mi kovacağım?" babam pes edercesine 'la havle vela kuvvet!'
diye içinden geçirdi. ama duydum.
"tamam git." dedi abim ise başını onaylarcasına salladı ve odasına geçti. Daha saat 14 idi. 3 saat vardı mahkemeye. Arabamı çalıştırdım ve konağın önündeki ağaçların yanına doğru ilerledim arabam ile. Abimin nereye gideceğini merak ettiğim için onu gözetledim. Abim konaktan çıktı ve etrafına baktı. Sonra birisine mesaj çekti. Nurten olduğunu hissediyordum. Telefonu cebine koydu ve etrafına tekrardan bakındı. Kimsenin olmadığını görünce arabaya bindi.
Araba ile uzaklaştı bende onu takip ettim. Öyle gizliden takip ediyordum ki aramızda 3 araba vardı. Durdu.
E burası gerçekten holding'di? Ne yani doğru mu söylüyordu? Benim gideceğim adalet sarayı, buraya yaklaşık yarım saatti. Abimi istediğim saatler boyunca bekleyebilirim.
Abim içeriye girdi ve bende diğer kapıdan girdim. Yangın merdivenlerinden direkt abimin bulunduğu kat 9. Kata çıktım. Kendime şal taktım. Üst başımı lavaboda değiştim kısa süreliğine. Abimin beni tanımaması için. Abim içeride olmalı ki sesi geliyordu. Gizliden gizliden abimi dinledim. "Saat 20.00 uygun mu Nurten?" o zaman abim ile Nurten saat 20'de buluşacaklar. bu saati öğrenmem harikaydı.
Abimin saat 20'de buluşacağını öğrendiğim için adalet sarayı'na yol alma vaktiydi.
İçeriden adım sesleri geliyordu. Neler oluyordu?
Kapı açıldı ve direkt kendimi yangın merdivenine attım. "Hey kim var orada?" Şeyda'nın sesiydi bu abimin sekreteri. Aslında Nurten abimin sekreteriydi fakat düşman olduktan sonra her şey değişti.
"Kimsin?" tekrardan konuştu. Kendimi direkt merdivenlere attım ve çıkışa ulaştım. Hemen araba anahtarım ile arabamı çalıştırdım ve bulunduğum yerden uzaklaştım.
Saat 17.00 mahkeme başlangıcı.
ve mahkeme bitti.
Boşanma davası için geldiler. Ama hakim bey mahkemeyi erteledi.
"Dilan!" diye ses geldi ve arkama baktım. Bu Mustafa'ydı! Çocukluk arkadaşım! "Mustafa!" dedim ve direkt ona koştum. Sımsıkı sarıldık. 2 yıldır görüşemedik. "Seni hangi rüzgar attı buraya be?" Çok özlemiştim. "Valla ben bildiğin üzere 8 yıldır hakim olmak istiyorum. ilk olarak dil okudum Üniversitemi bitirdim. Daha sonra hukuk kazandı-" mutlu olmuştum onun adına ve onu durdurdum. "Neee! gerçekten mi! iki üniversite birden.. gerçekten harika! Mustafa." dedim. Arkadan bir kız vardı ve o da mutlu olmuştu. "Bu kız kim?" diye fısıldadım kulağına. "kız arkadaşım yeni flörtüm." oha ama " e yuh ama ben daha birisini bulamamışken sen ay başı yeni kızlarla takılıyorsun." dedim gülerek. "Ya Dilan bu öyle değil yani ilk kez bir kızı böyle seviyorum." dedi. "vayy harika. peki ya adı ne?" diye sordum. "Rüya"
Mustafa; siyah saçlı ve kahverengi gözlü. Rüya ise, kızıl saçlı kahverengi gözlü. gerçekten yakışıyorlar.
Saat 19'30 yarım saat sonra saat 20.00 olacaktı.
Adalet sarayından çıktım eve doğru yol aldım.
Yolda hep düşündüm. Abim neden böyle yaptığını, neden planladığını, Nurten ile ne işi olduğunu... ve dahasını.
Kendime şarkı açtım son ses. Hadise'nin Superman şarkısı. 'denenmişi denemek yok hiç olmadı kitabımda olduramazsın' bağıra bağıra söyledim.
Hazar aradı. Acaba ne oldu ki? Açmadım. "Dilan" diye yazdı. "?" attım. Acaba ne diyecekti?
"Dilan, ablam ve abin bizi plan yapıp basmışlar. Abinle konuşmasını duydum. Bugün saat 20'de bizim o buluştuğumuz yerin aşağısı vardı ya Aşıklar Parkı onların ilk buluştuğu yerde buluşacaklar. Aklım ermiyor bizden ne istiyorlar?" diye yazdı. "Hepsini biliyorum." diye yazdım. ve gönderdim. "nasıl yani biliyorsun ve bana söylemiyorsun. Öyle olsun Dilan. "
"Ah, hayır manyak! Yanlış anladın. Ben de bugün öğrendim. Hem sana önemli bir şey diyeceğim." diye yazdım. "ne oldu?" dedi. ve anlatmaya başladım. " Abim öpüştüğümüzü babama söyledi. ve babam ise" yazdım ve gönderdim. "ise??" diye yazdı. "Hazar gelsin seni benden istesin. dedi. Ciddiydi." bir kaç dakika boyunca görüldü attı ve yazmaya başladı.
Tek tek yazıp gönderdi ve ben şaşırdım yolları onun yüzünden.
"Ne?
Baban ciddi mi ?
işi erkene almış desene..
tamam o zaman seni istemeye geliyorum.
sen orkideyi çok seviyorsun.
sen benim kullandığım o parfümü seviyorsun.
o yüzden çiçeklerini o parfüm ile koklatacağım.
10 yıl sonra...
o parfümü açacağım."
Huzur vericiydi. ve de değişikti. "babam ciddi ama o anlık sinirle de demiş olabilir." diye yazdım. ve ekledim. "orkideyi ve senin parfümünü seviyorum. Babam işi erkene almadı. İstemene gerek yok." ne yazdığımı bilmiyordum. "ne diyorsun kızım?" ne sen sor ne de ben söyleyeyim. "boş ver. Anlamadıysan sıkıntı bende değil, sende." yazdım ve o yazmaya devam ediyordu. "ya Dilan ya neyse." yazdı. ve devam ediyordu. "hani şimdi ablam ve abin planlayarak bizi bastı ya bizde onları basalım. ne dersin?" o sırada benim oraya gidişim... "Hazar inanır mısın bilmiyorum ama bende oraya gidiyorum." yazdım ve şaşkın emoji attım. "ben de yoldayım sen neredesin?" diye sordu. "dün ki yerdeyim. iki dakika içinde orada olurum." yazdım. o tekrardan şaşkın emoji attı. "ımmm güzel, ben de oradayım ve seni görüyorum. Heh tam orada park et arabayı. Daha sonra soluna bak." diye yazdı. Ağaçların arkasına park ettim arabayı ve soluma baktım. tam oradaydı. karşımda.
Yanıma geliyordu ama ona sağ elimdeki parmaklarımla durmasını belirttim ve durdu. Sonra beni aradı. Açtım. "neden durdum şimdi?" bazen cidden IQ'sü var mı diye şüphe ediyordum. "Hazar farkındaysan karşımızda ablan ve abim oturuyor." bana baktı ve "e ne olmuş" dedi. Öyle sessiz konuşuyorduk ki kimse duymuyordu. oturdukları yerde tek onlar vardı. Çünkü kimse yoktu.
Abim ayağa kalktı ve şarkı açtırdı DJ'ye.
Neler oluyordu?
Dans etmeye başladılar.
"lan Dilan bunlar ne yapıyor?" diye sordu Hazar. "ben nereden bileyim Hazar!" diye söylendim.
Etrafta mumlar vardı ve yanıyordu. Romantik ortamdı. İkisi aynı anda durdu.
Abim Nurten'e bir şeyler söyledi ve Nurten başını olumlu anlamda salladı. Abim, Nurten'in belini sıkıca kavradı ve kendisine çekti.
Bir saniye neler oluyordu?
Nurten gözlerini kapattı.
Abim, Nurten'i sımsıkı sarılıp dudağından öptü.
"lan" Hazar'ın söylenmesi ile korktum. Ne ara yanıma geldi ki?
"sessiz ol ve konuşma ki olacakları izleyelim."
"tamam" dedi.
Abim , Nurten'den dudağını ayırdı ve burnunu Nurten'in burnuna sertçe bastırdı ve ikisi de güldü.
Abim, Nurten'in önüne diz çöktü ve elini cebine koydu.
Yüzük kutusu çıkardı. evlilik teklifi mi edecekti acaba?
Abim yüksek ses ile boğazını temizledi ve yüksek bir ses ile "Düşman aşiretin kızı Nurten Berivan, benimle yarım kalan aşkımızı. Çocuklarımın anası evimin gelini olmaya hazır mısın? Nurten benimle evlenir misin?" hayır... duymamış olayım lütfen...
"evet!" dedi.
Hazar ve ben aynı anda,
"ne" dedik.
💜
Helööö ölümsüzlerimmmm nasılsınız
ilk olarak şunu diyeyim. Ailevi ve sağlık sorunlarım nedeni ile bundan sonra ki bölümler geç gelebilir ama uzun olacak bunu unutmayalım.
Vee gelelim Komşu Apartmanı'mıza. İlk bölüm nasıl geçti? Baya uzun yazdım mçüıszmülzsmüoz.
2. Bölümü ise dediğim gibi geç gelecek. Büyük ihtimal salı çarşamba gibi atarım veya daha da geç olabilir bana bağlı sonuçta.
Ve gelelim Ölümsüzler Aşkı'mıza.
Bu bölüm nasıl geçti?
Nurten ve Ertan'ın yaptığı plan nasıl buldunuz?
Hazar ve Dilan'ın sonu nasıl olacak sizce?
Ertan'ın yaptığı son hamleyi nasıl buldunuz? ben şahsen baya bi şaşırdım.
Elimden geldiğince bu bölümü uzun yazmaya çalıştım. Diğer bölümlerinde uzun olacağını düşünüyorum.
Siz gördünüz mü ben gördüm.
Ölümsüzler Aşkı'na parodi açmışlar ve ONAY verdim.
buraya bırakıyorum. Takibe alabilirsiniz.
@dilanmizginkozan
@hazarzozanberivan
@nurtenberivan
ig: @kelebegimsi1yazar
he bir de bu şarkıyı dinlerseniz sevinirim.
Hadise= Superman
yeni bölümde görüşmek dileği ile.
Hoşçakalın ölümsüzlerim.