Han Minhonun evine gitmeye çekiniyordu. Minho rahatlatmak için ''merak etme seni yemem'' Han tebessüm etti. 'yesen de olabilir aslında... neler düşünüyorum ben böyle' Han yanaklarını tokatladı. ''bu arabayı nasıl aldın'' Minho gülümsedi ''2 saat falan sürdü'' Han anlamamıştı. ''annem aldı... doğum günü hediyesi'' ''keşke annemde bir çılgınlık yapıp banada hediye olarak araba alsa'' biraz isyan etti kafasını cama yasladı, yolu izlemeye başladı ''bu devirde ya götünü vericen ya da sugar daddy bulucaksın'' Minho sesini çıkartmadı ''sugar daddy mi'' Han kafası ile onayladı ''benim gibi mi '' diye sordu Minho, Han yine kafasını salladı ''benimle mi sevgili olmak isterdin yani'' han yine kafasını sallamıştı daha sonra farkına varıp toparlamay çalıştı ''yani öyle değil demek istediğim öyle değil yani'' Minho gülerek tepki verdi Handa konuşursa sıvıyacağını fark edip gülümsedi.
Eve gelmişlerdi sonunda. Han arabadan inip uzaktan eve baktı ''way be'' çantasını alıp kapıyı kapattı Minho han hazır olduğunu düşünüp ''gidelimmi'' Minhonun peşine takılarak ilerledi. Etrafa bakınıyor olan eşyaları inceliyordu. Envayi çeşit zengin eşyaları varı. Kendiside zengindi ama bu kadar değildi. ''bu odada kalabilirsin'' Han çantasını yana koydu dolabı açıp içine baktı ''burada kıyafetler var biri dahamı kalıyor burada'' Minho kafasını hayır olarak hareket ettirdi ''burası benim odam'' Han şaşırmıştı ''senle b-ben aynı odadamı kalacağız başka oda yokmu'' Minho kafasını kaşıyıp ''tek yaşadığım için o odalarda yatak bile yok'' Duşu işaret edip ''duşunu al ben sana atıştırmalık bir şeyler hazırlayayım ihtiyacın olan her şey banyodaki dolapta var kullanmaya çekinme... birde jiletler en alt çekmecedeki kişisel bakım sepetinde olurda horozu yol-'' Han utancından Minhonun sözünü kesti ''tamam anladım''. Han dediği gibi dolaptan bir kaç kıyafeti kucaklayıp banyoya gitti. Banyo bile lüks gelmişti her şey düzenliydi. Kıyafetleri sepetin üzerine bırakıp suyu açtı, o sıradada dolaptan şampuan sabun aldı. Çekmeceyi açtığında direk önüne sepet çıkmıştı. Sepeti karıştırırken prezervatif kutusunu gördü ''bir tane ceplesem nolur ki'' Bir tanesini cepledi. Soyunup suyun altına girdi ''o kadar stresten sonra iyi geldi''.
Duştan çıkıp havlu ile bedenindeki ıslaklığı aldı. Rastgele aldığı kıyafetlere baktı. iç çamaşırları giydi ''yanlışlıkla tanga alsaydım çok gülerdim'' kısa şortu giydi, Pijamaya benzer gömleği giydi düğmeleri iliklemedi. Havlu ile saçını kuruttu. Aynaya bakarak ''hala nemli ama kurutmaya uğraşamam''.
banyodan çıktı ceplediği kondomu çantasına tıkıştırdı ''lazım olabilirdi''. Telefonunu alıp Minhonun yanına gitti. Bir eli kaslarındaydı. ''tam zamanında geldin'' Han dolu olan masaya baktı ''ne sevdiğini bilmiyordum o yüzden aklıma gelen her şeyi yaptım'' Han masaya oturdu ''sadece ramende olurdu'' ''ramen yemiyorum ben'' Han şaşkınca baktı ''nasıl'' Minho şampanya dolu bardağını masaya bıraktı ''baya baya yemiyorum'' Han gözlerini devirdi ''her şeye ramen yerim'' ''gerçekten kötüydü'' Han çubuklarını eline alıp ''evet kötüydü'' bir tabağa uzandı. ''woa'' gözleri açılmıştı ''woa gerçekten iyi'' ''afiyet olsun'' Minho bir şey yemiyordu sadece hanı izliyordu. ''bu arada'' ağızındaki yemekleri yutup devam etti ''sen neden yemiyorsun'' Minho şampanyasından bir yudum alıp ''aç değilim'' Han çok kafaya takmayıp tıkınmaya devam etti.
Yediklerinin üzerine biraz geniş kanepede uzandı. Minho ise çıkan bulaşıkları yıkıyordu. ''senin ailen nerede Minho'' ''ailem beni tek etti neredeler bilmiyorum'' Han masada bir defter gördü. İçini açıp karıştırmadı en arka sayfasını açıp kalemle bir şeyler karaladı. Parmağı ile ölçü alacakken gözleri Minhonun kalçalarında takılı kaldı. ''resmimi çiziyorsun'' Han afallayıp kalemi düşürdü. ''afedersin defter gördüm de gerçekten içine bakmadım'' Minho bulaşık eldivenlerini çıkarıp Hanın yanına doğru geldi ''bakalım ne çizdin'' Han çizdiğini gösteremezdi, bu erotik çizim... ''yok daha bitmedi'' Minho ısrar etti ''bittiğinde söz gösteririm'' Minho kafasını sallamakla yetindi. ''televizyondan izlemek istediğin bir şey varsa çekinme'' Han kumandayı alıp Netflixden Vampir bir doktorun dizisini açtı. Bağdaş kurup dikkatlice izlemeye başladı.
Dizinin 3. bölümüne çoktan gelmişti sayısız övgü yağdırıyordu başrol erkeğe ''way bee şöyle seven vampir olduda benmi sevmedim'' ''vampirlerden korkmuyor musun her vampir iyi değildir'' ''sen vampirmisin'' ''e-efendim'' ''dimi değilsin o zaman nereden biliyorsun'' Minho cevap vermedi''. ''üüf erkekk ya'' Minho sebebini anlamıyordu ama o çakma vampiri kıskanmıştı. ''daha ne kadar izlemeye devam edeceksin'' han dikkatini o kadar çok vermiştiki Minhoyu bile duymamıştı. ''ya sen vampirsinn kendine gel bu kadar çabuk yıkılamazsın'' Minho hanın çok bilmişliğine güldü. ''ya bu nasıl vampir'' televizyonu kapatmıştı ''hani erkeğindi ne oldu'' ''bu vampir salak sevdiğini koruyacaksın madem önüne niye atlıyorsun güçlerini kullansana'' ayağa kalktı kumandayı koltuğa fırlatıp ''ben uyumaya gidiyorum'' Han karnını kaşıdı. ''iyi geceler sana'' Minho tebessüm edip ''iyi uykular''.
Gece yarısı çoktan olmuştu Minho kitabını okuyordu, ama bir türlü odaklanamıyordu Hanın vampirler hakkında söylediği şeyleri düşünüyordu. 'bu kadar kafaya takmamalıyım' Bir anda Hanın çizimi aklına geldi deftere uzanıp sayfayı aradı. Çizimi inceledi ''demek bu yüzdendi''
''güzel bir resim hayal gücüne dahil olmam resmi daha güzel kılmış ama bana aşık olma Han... Ben sandığın vampirler gibi iyi biri değilim''
Minho ceketini alıp dışarı çıktı, Boş sokakta yürürken kendi kendine mırıldandı ''üzgünüm Han, sen iyi birisin benim aksime''