Bazen insanlar ait olmadığı yerlerde kendilerini bulabiliyorlar.
"Benim burda ne işim var?" diye sorabiliyorlar.
İşte bende oradaydım,ait olmadığım yerde.
Şarap kadehleri çarpışıyor,insanlar kahkaha atıyor.
Sanki her şey çok güzelmiş gibi.
Bu gece benim için bir hem çok güzel hem'de berbat bir gece.
Sevdiğim bir mesleğin ödülünü alıyorum,fakat ait olmadığım yerde,ait olmadığım insanların yanında.
Çocuklarına tecavüz eden,hem fiziki hem mental açıdan şiddet gösteren bir babanın davası vardı.
Emsal nitelikli bu davayı kazanmıştım,gurur doluydum fakat bir yandan'da acı.
Ne sevdiğim insanlar,ne sevdiğim yer hiçbiri yoktu.Meslegimde ki bu güzel anı kutlayabilceğim kimse yoktu.
"Şimdi, küçük yaşta tecavüze maruz kalan, fiziksel ve psikolojik şiddet gören çocuklar için verdiği mücadeleyle Almanya’daki ilk davasını kazanan ve ülke çapında değişime öncülük eden Arya Diren’i, ödülünü almak üzere kürsüye davet ediyorum."
Alkışlar yükseldi,sandalyemden kalktım yavaş yavaş adımlar atmaya başladım.
Aslında attığım her adım,kendi küçüklüğümün verdiği savaşın,mücadelenin ağırlığını taşıyordu.
Bazı gözler minnet,bazı gözler hayranlıkla bakıyordu.
Fakat tek bir çift göz ilgimi çekti,kıskançlık ve nefret duygusu besleyen tanıdık o göz.
Babam. Onu bilerek davet ettim,kendi davamı kazanamadım ama küçük çocukların geçmişini,geleceğini ve şimdisini kurtarabildim.
Sahneye çıktım,ödülü alıp mikrofona yaklaştım
"Bugün burada duruyorsam,bunun tek nedeni küçük aryanın kendisine verdiği sözlerdir."
Derin bir nefes çektim.
"Biz kadınların,küçük büyük fark etmez.Bu hayatta ki tek amacı yaşamak olmamalı,her kadının bir hayali vardır fakat bazı cani eller yüzünden biz hayalimizi bir kenara atıp,yaşamaya çalışıyoruz."
"Bizim şuan yapmamız gereken,küçük büyük fark etmeksizin kadınların sesi olmak!Çünkü biz sustukça onlarda susuyorlar,buna izin vermeyelim.Onların geçmişini değiştiremesek de,bugünlerini ve yarınlarını korumak için savaşalım."
"Bu ödül, bana değil; hayatları kararmış, hakkı gasp edilmiş ama asla pes etmemiş çocuklara aittir. Onların sesi olmaya devam edeceğim. Ve bilin ki, ne kadar engel, ne kadar acı olursa olsun, adalet ve umut her zaman kazanacak."
Alkışlar yükselirken gözlerimi salonun dört bir yanına çevirdim, ama aklım hala o tanıdık bakışta kaldı. Babamın öfkesine rağmen, ben artık kendi yolumda dimdik duruyordum. Bu ödül sadece bir plaket değil; mücadelemin, sesimin ve çocukların zaferiydi.
Ödülümü aldıktan sonra kürsüden indim. Alkışlar hâlâ salonu dolduruyordu ama adımlarımı kırmızı halıya çevirdiğimde, artık sadece kendi içimde bir sessizlik vardı. Derin bir nefes aldım; yılların yükü omuzlarımda hafifledi, ama tamamen gitmiş değildi.Basın mensupları hâlâ fotoğraf çekiyor, mikrofonlar sorular soruyordu. Bazıları zaferimi överken, bazıları da şaşkın bakışlarla izliyordu. Ben ise adımlarımı yavaşça, bilinçli bir ağırlıkla attım; her adım, geçmişteki küçük çocuk Arya’nın haykırışlarını taşıyordu.Koridor boyunca ilerlerken gözlerim yine babama takıldı. O, hâlâ öfke ve kıskançlıkla beni süzüyor, ama artık onun bakışı beni durduramıyordu. Çünkü ben yalnız değildim; arkamda, sessiz ama güçlü bir kitle vardı; sesini duyuramayan çocuklar, haklarını arayan kadınlar ve tüm umutlar.Kapıdan dışarı çıktığımda, soğuk Almanya rüzgârı yüzüme vurdu. Derin bir nefes daha aldım. Ödül, sadece sahnede duran bir plaket değildi; mücadelemin, cesaretimin ve değişim yaratan bir lider olarak yolumun simgesiydi. Ve ben artık, bu yolda durmadan yürümeye hazırdım.
Salondan çıkıp küçük bir bara gittim,ilk içkimi söyleyip masaya oturdum.
Bir adam gözüme çarptı tanıdıktı,ela gözleri geçmişten gelen bir yabancıya ait gibiydi.
Ne zaman 4. içkimi bitirdiğimi hatırlamıyordum,kalkıp 5. bardağımı almaya giderken adımlarım birbirine karışıyordu.
Bir adamla çarpıştım,bu o'ydu geçmişten gelen yabancı.
"Hey,sen bana çarptığının farkındamısın?Adi herif!"
Bana bakıp güldü.
"Özür dilerim."
"Sen neye gülüyorsun ha?Komik miydi,bak ben gülmüyorum sen neye gülüyorsun?"
"Hanımefendi,siz bana çarptınız."
"Siz bize çarptınız."
"Ayrıca hanımefendi sensin tamam mı,ben Aryayım."
"Tamam arya,özür dilerim biz size çarptık."
Kahkaha attı.
"Sen hangi hakla bana gülüyorsun,komik birşey mi var ha?Şuan istesem seni dava edebilirim,bu cinayete teşebbüstür.Kendi avukatımda kendim olurum,çünkü ben bir avukatım ve ödül törenimden geliyorum,seni dava edip kazanabilirim bana para ödemek zorunda kalırsın anladın mı?"
Bir daha kahkaha attı.
"Sen neden gülüyorsun bana?Komik mi gözüküyorum adi herif seni."
"Hayır tabikide sadece bi avukatın beni dava etmesi biraz garibime kaçtı."
"Neden garip ha?Kadın hakları diye birşey duymadın mı sen bende bir kadınım ve avukat olsam bile seni dava edip kendi avukatım kendim olabilirim.Bu seni asla ilgilendirmez."
"Evet haklısınız."
"Çabuk bana numaranı ver seni sava edeceğim hadsiz herif."
"Seve seve." diyip sırıttı.
"Sen bana mı yürüyorsun?Hangi hakla sapık mısın?"
"Arya hanım,sapık olsam şuan sizden faydalanabilirdim,oldukça güçsüzsünüz." "Güçsüz müyüm ha? Ödül töreninden geliyorum, dört içki içtim ama hâlâ kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum! Sen kimsin ki bana öyle diyorsun, hadi söyle bakalım!" "Sadece şaka yaptım, cidden. " "Gerçekten, gayet güçlü görünüyorsunuz." dedi. "Şaka mı?Kadın hakları, özgürlük, hukuk… Hiç duymadın mı? Ben seni dava edebilirim, hem de kendi avukatım kendim olacağım! Hem ödül törenimden geliyorum, hem de sen… sen böyle gülüyorsun bana!" "Evet, anladım… gerçekten cesursunuz. Ve oldukça etkileyici." "Etkileyici mi? Hadi canım sen de! Beni etkileyeceğini mi sanıyorsun? Bak, sana numaramı vereceğim ama unutma, bu bir savaş olacak, hadi hazır ol!" "Seve seve, Arya hanım… ama savaşınızı izleyeceğim kadar da meraklıyım." "Seni görmezden gelemem… ama şunu bil ki, bugün bana çarptın ve bunun bedelini ödeyeceksin, hem de gülmeden!" "Anladım, Arya hanım… söz veriyorum, gülmeden dinleyeceğim." "Ahh… hah, sonunda biraz ciddiyet gösteriyorsun! Ama bak, ben hâlâ sana güvenmiyorum. O bakışlarından belli oluyor!" Ve o an, hafif sarhoş, rimeli akmış ve kalbim hızlı hızlı çarparken, içimden bir “babam da burada olsaydı” fısıltısı geldi. Birden gözlerim doldu; adam hâlâ bana bakıyor, ama bu sefer gözlerim kendi kırılganlığımı saklamaya yetmiyordu.